WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/10557 E.  ,  2023/5545 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/5608 E., 2020/1390 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 15.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 07.12.2016-28.02.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 60.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın 07.12.2016 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 29.05.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen tazminatın yüksek olduğunu, devletin kusurlu omadığını, vekalet ücretinin maddi tazminata konu olamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

3. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2019/375 Esas, 2019/304 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/5608 Esas, 2020/1390 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2021 tarihli 2020/80181 sayılı tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi; kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı gelirin, ceza davasında ödediği avukatlık ücretinin, cezaevinde yapılan harcamalar ile gelir kesintisi nedeniyle aldığı borçların kur değişikliğinden dolayı artması nedeniyle oluşan zararların maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde "Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 07/12/2016 tarihinde göz altına alındığını, 13/12/2016 tarihinde tutuklandığını, 28/02/2017 tarihine kadar ceza evinde tutuklu olarak kaldığını, İzmir 13. Ağır Ceza mahkemesinin 28/02/2017 tarih ve 2017/26 esas sayılı tahliye müzekkeresi ile tahliye edildiğini, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/8 Esas, 2019/40 karar sayılı ilamı ile 24/01/2019 tarihinde beraat edildiğini, ve bu kararın 01/02/2019 tarihinde kesinleştiğini, davacı vekili 15/04/2019 havale tarihli verdiği dilekçe ile haksız olarak tutuklulukta ve gözaltında geçen günlerinden dolayı davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek, bu sebeplerle tazminat talep ettiği anlaşılmış olup davacının CMK 141 vd. maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleriyle tazminat davası talep etme hakkının olduğunun ve davayı zamanında açtığının anlaşıldığı ancak davacının maaşında 2/3 oranında ödeme yapıldığı, ödenmeyen kısmının ise idareye başvurularak temin edilmesi gerektiği, bu sebeple davacının maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmişse de manevi tazminat yönünden nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlarda gözetilmek üzere hak ve nefaset kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiğinden 7.500,00 TL manevi tazminata hükmedilip, haksız fiilin başlangıcından itibaren faiz talebi olması sebebiyle haksız gözaltı tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olup davalı vekilinin yapmış olduğu savunmaların yerinde olmadığı görülerek savunmaya itibar edilmemiş olup yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki biçimde hüküm kurmak gerekmiştir." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/8-2019/40 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 07.12.2016-28.02.2017 tarihleri arasında 83 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 01.02.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.

1.Davacının kamu görevinden çıkarılmasının koruma tedbirinden kaynaklanmayıp idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından mahrum kalınan kazanç kaybının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeği anlaşıldığından mahrum kalınan kazanç kaybının maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre cezaevinde yapılan harcamaların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından, bu harcamaların maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4. Davacının borçlanmak zorunda kaldığından bahisle oluştuğu iddia edilen maddi zararın koruma tedbirleri sebebiyle tazminat davası kapsamından talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunnmadığından davacının kur farkından kaynaklanan miktarın maddi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

5.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/5608 Esas, 2020/1390 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.