WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/10528 E.  ,  2023/3787 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/700 E., 2020/2254 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 24.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 15.10.2006 tarihinde tutuklandığını, 17.03.2009 tarihinde tahliye olduğunu, yapılan yargılama sonunda beraat ettiğini, mahkeme gerekçeli kararında müvekkiline haksız tutuklama nedeniyle tazminat hakkını bildirmediğinden davanın süresinde açıldığını, müvekkile haksız tutuklama tazminatı talep etme hakkı olduğu bildirilmemesi dolayısıyla müvekkilinin yasal süre içinde tazminat isteminde bulunamadığını, bu nedenle eski hale getirme talebinin kabulü gerektiğini, maddi ve manevi zararının bulunduğundan haksız tutuklama nedeniyle 50.000,00 TL maddi tazminat 80.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini, talep etmiştir.

2.Davalı vekili 16.09.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, eski hale getirme müessesesinin bu mahkemeden istenemeyeceği gibi şartları da bulunmadığını, dava kabule şayan olmasa da talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının zararını ispatlaması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, öne sürmüştür.

3.İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/58 Esas, 2019/325 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2020/700 Esas, 2020/2254 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin, davalı vekilinin ve mahalli Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz talebi;
Yerel mahkeme duruşmasında iddia makamının davanın kabulüne yönelik mütalaada bulunmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, hak arama hürriyetinin şekli bir nedenle kısıtlanmış olması adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, ilk derece mahkemesinin eski hale getirme talebini değerlendirmemiş olması gerekçeli karar alma hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zararı bulunduğundan süresinde açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/44 Esas, 2016/74 Karar numaralı dosyası kapsamında davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapma suçundan, 15.10.2006 – 17.03.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda davacı hakkında beraat kararı verildiği, kararın 10.10.2016 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci bendi gereğince tazminat isteminin; karar ve hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay, her halde karar ve hükmün kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde yapabileceği nazara alındığında davacı vekili tarafından süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/44 Esas, 2016/74 Karar numaralı dosyası kapsamında davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapma suçundan, 15.10.2006 – 17.03.2009 tarihleri arasında 884 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda davacı hakkında beraat kararı verildiği, kararın 10.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendine göre, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nispî avukatlık ücreti ödeneceği ancak ödenecek miktarın Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı dikkate alınarak davalı lehine 5.450,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı hazine lehine 1.056,00 TL olarak eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma yapılmamıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Her ne kadar davacı vekili, dava dilekçesinde beraat kararında başvuru makamı ve süresinin açıkça karara yazılmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen sürelerin başlamayacağını iddia etmişse de, bu eksiklik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 aylık dava açma süresinin başlangıcı bakımından etkili olup, koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davasının her halükarda kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde açılması gerektiği, tazminat davasının hükmün kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında
tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörülerek düzenlenmiş olup, somut olayda davanın hak düşürücü bir yıllık süre geçtikten sonra 24.05.2019 tarihinde açılması karşısında ilk derece mahkemesince davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle verilen davanın reddi kararına ilişkin davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkmesince esastan reddedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2020/700 Esas, 2020/2254 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.