12. Ceza Dairesi 2021/10527 E. , 2023/4024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/94 E., 2020/1654 K.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 24.06.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 26.05.1980 tarihinde gözaltına alınıp, 04.06.1980 tarihinde tutuklandığını, 02.05.1980 tarihinde tahliye edildiğini, davanın süresinde olduğunu, tutuklukta geçen sürede davacının işkence, kötü muamele, eziyet gördüğünü, gelir durumu tespit edilemediğinden asgari ücretten maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, haksız tutuklama nedeniyle 50.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihinden işleyecek faiziyle ödenmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 28.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava açma süresinin geçtiğini, kanuni şartların gerçekleşmediğini, mükerrer dava olup olmadığı ile mahsup durumunun araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
3.İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2019 tarihli ve 2019/206 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2020 tarihli ve 2020/94 Esas, 2020/1645 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2021 tarihli 2020/90890 sayılı tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının tutuklanmasına neden olan suçun 765 sayılı Kanun 146 ncı maddesinin 1 inci bendi olduğunu, sanık hakkında anayasal düzeni yıkmaya çalışmak teşebbüsten açılan davada amaç suç için işlenen suçlardan ayrıca tutuklama müzekkeresi düzenlenmemesi, sanığın ... suçlardan tutuklanmadığı, anlamını taşımadığını, sanığa isnat edilen adam öldürme suçunu anayasal düzeni yıkma amacıyla işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının 765 sayılı Kanun 146 ncı maddesinin 3 üncü kapsamında olduğu ve bu suçun zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, diğer suçlardan ise beraat kararı verildiğinden davacı hakkında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 04.06.1980 tarihli tutuklama kararı ile 765 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin 5 inci maddesi, 258 ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından tutuklandığı, 01.11.1991 tarih 1991/12 karar ile ...'ın öldürme suçundan beraatine karar verildiği, 765 sayılı TCK'nın 146 ncı maddesinin 3 üncü bendi uyarınca 7 sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve diğer suçlardan beraatine karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekili tarafından temyizi sonrasında Sıkıyönetim Mahkemelerinin kapatılması üzerine Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 esasına kaydedildiği, mahkemece 2009/390 karar ile ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 146 ncı maddesinin 3 üncü bendi kapsamında kalan suç nedeniyle açılan davanın dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, diğer suçlardan ise beraatine karar verildiği oysa beraatine karar verilen suçlardan aleyhe temyizin bulunmadığı, söz konusu Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 esas 2009/390 karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin davacı yönünden 18.05.2011 tarihinde kesinleştiği, davacı hakkında derdest dosya bulunmadığı, davacının 04.06.1980 tarihinde tutuklandığını, 30.04.1984 tarihinde tahliye kararı verildiği, ancak fiili tahliye kararının 02.05.1984 olduğunu, tutuklama ve tahliye tarihlerine göre davada uygulanması gereken kanun hükümlerinin 5320 sayılı Kanun'un 18 maddesi göndermesi gereği 466 sayılı Kanun hükümleri olduğunu, davacı 765 sayılı TCK'nın 141 inci maddesinin 5 inci bendi, 6136 sayılı kanuna aykırılık suçlarından tutuklanmış olup, beraatine karar verilen suçlardan tutuklanmamış mahkemece sanığın 26.05.1980 tarihinde polisler tarafından gözaltına alınmak istenirken silahla ateş ederek kaçması 765 sayılı TCK'nın 146 ncı maddesinin 3 üncü bendi uyarınca suç olarak kabul edilmiş başlangıçta Sıkıyönetim Mahkemesince buna göre mahkumiyet kararı verilmiş ise de, Üsküdar 1.ACM ce yukarıda belirtildiği üzere zamanaşımı nedeniyle davanın düşürüldüğünü, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi halinde 466 sayılı Kanun Hükümleri uyarınca tazminat talep ve hakkı bulunmadığını, 26.05.1980 tarihinde kendisini yakalamak isteyen polis memurlarına ateş açarak karşılık vermesi ve kaçması nedeniyle 765 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin 5 inci bendi, 258 ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından tutuklanmış olup iki kişinin öldürülmesi iddiasıyla açılan davada ise tutuklanmamış mahkemece eylem 765 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesinin 3 üncü bendi kapsamında suç olarak kabul edilip dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmüş olduğundan bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393-2009/390 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının 26.05.1980 - 02.05.1984 tarihleri arasında 1437 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacı hakkında 765 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçtan açılan kamu davasının aynı Kanun'un 102 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, diğer suçlardan ise; beraatine karar verildiği, düşme kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.01.2013 tarihli 2012/7907-2013/128 sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği, davanın gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 Sayılı Kanun hükümlerine tabii olduğu anlaşılmıştır.
466 sayılı Kanunun birinci madddesinde tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayıldığı; söz konusu kanunun birinci maddesinin altıncı fıkrasındaki "...Kanuna dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen... kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir." şeklindeki düzenlemeye göre somut olaya bakıldığında, davacı hakkında tazminata konu ceza davasında 765 Sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki suç hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine rağmen, davacının hakkındaki diğer suçlardan beraatine karar verildiği, davacının hangi suçtan beraatine karar verildiğinin, beraatine karar verilen suçtan tutuklanıp tutuklanmadığının anlaşılamadığı, bu sebeple öncelikle davacının hangi suçtan veya suçlardan gözaltına alınıp tutuklandığının tespit edilip, gözaltı, tutuklama ve tahliye evrakların Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınarak 466 sayılı Kanun'un birinci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde davacı tazminat koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve bu nedenle tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.06.2020 tarihli ve 2020/94 Esas, 2020/1645 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!