WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/10159 E.  ,  2023/4003 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/575 E., 2020/465 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.08.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 20.01.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 22.01.2019 tarihinde tutuklandığını, yapılan yargılama neticesinde 3 yıl 4 ay hapis cezası verilerek tahliyesine karar verildiğini, verilen bu kararın 22.02.2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin 3 yıl 14 gün tutuklu kaldığını, mahsup işlemleri yapılmadan ceza fişi düzenlendiğini, müvekkilinin14.06.2019 tarihinde yakalanarak cezaevine götürüldüğünü, verilen hükmün infaz edildiği anlaşılarak 19.06.2019 tarihinde tahliye edildiğini, davacı hakkında verilen ceza neticesinden koşullu salıverme süresinin 2 yıl 6 ay hapis cezası olduğu, yine müvekkilinin 1 yıl 6 ay hapis cezasının infazı görüldükten sonra denetimli serbestlikten yararlanıp tahliye olmasının hukuki şartları varken 3 yıl 4 ay hapis cezası aldığı dava dosyasından 3 yıl 14 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye olduğunu, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 10 aydan fazla bir süre cezaevinde kaldığını belirterek; müvekkilinin tutuklu kaldığı 20.01.2016-06.02.2019 tarihleri arasındaki dönemin infazından mahsup edildikten sonra cezaevinde haksız şekilde tutuklu kaldığı dönem ile aynı infaz hükmü çerçevesinde yakalanıp cezaevine götürüldüğü 14.06.2019 -19.06.2019 tarihleri arasında süre için 200.000 TL maddi ve 400.000 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 06.09.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılıp açılmadığı, mahkemenin yetkili olup olmadığı, davacı vekilinin tazminat davası açma yetkisinin olup olmadığı, ceza davasının kesinleşip kesinleşmediği hususlarının araştırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinin yüksek olduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden, daha sonra esastan reddine karar verilmesi gerektiğini" beyan etmiştir.

3.Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/408 Esas 2020/24 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.06.2020 tarihli 2020/575 Esas 2020/465 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/144 Esas sayılı dosyasında 20.04.2017 tarihinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın 22.02.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltında kalınan sürenin mahsup edildiğine dair bir bilgiye ulaşılamadığı ve davacının mükerrer nitelikte açmış olduğu başkaca tazminat davasının bulunmadığı, davacının müddetnamesinde yapılan inceleme de hak ederek tahliye tarihinin 16.04.2020 olduğu, davacının 3 yıl 4 ay hapis cezası ile mahkum edildiği, davacının 3 yıl 15 gün tutuklu kaldığı, mahkum olduğu cezadan daha az bir süre cezaevinde kaldığı değerlendirilerek koruma tedbirleri nedeniyle bir zararının mevcut bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; reddedilen toplam tazminat miktarına göre karar tarihi itibari ile davalı kurum lehine 6.810 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesi istinaf edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmayarak eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek; hukuka aykırı koruma tedbiri uygulanması sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında; yukarıda eleştirilen husus dışındaki yargılama işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen ve re'sen dikkate alınan esasa ilişkin tüm delillerin hukuka uygun yöntemler ile toplandığı, toplanan deliller ile taraf vekillerinin beyan ve iddiaların gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının dosyadaki belgelere ve toplanan delillere uyumlu olduğu, mahkemece verilen hükmün kesin delillere dayandırıldığı, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/144 Esas 2017/207 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahli örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 20.01.2016–06.02.2019 tarihleri arasında 3 yıl 13 gün gözaltı/tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, 14.06.2019-17.06.2019 tarihleri arasında 3 gün hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, yapılan yargılama sonunda atılı suçtan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 22.02.2019 tarihinde kesinleştiği, yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının silahli örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 20.01.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 22.01.2019 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama neticesinde Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2017 tarih, 2016/144 Esas ve 2017/207 Karar sayılı kararı ile 6 yıl hapis cezası cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına ilişkin verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 30.05.2017 tarih, 2017/931 Esas ve 2017/921 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.06.2018 tarih, 2018/672 Esas ve 2018/1830 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacının 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verildiği ve hükmün 22.02.2019 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle davacının 14.06.2019 tarihinde yakalanarak cezanın infazına başlanıldığı, 17.06.2019 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmıştır.

5271 sayılı CMK’nın 141/1-f maddesinde “Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan” şeklideki düzenlemeye göre bihakkın tahliyeden fazla olan tutukluluk süresinin tazminata hak kazandıracağı dikkate alındığında, somut olayda;
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/7-6482 numaralı müddetnamesine göre; davacının koşullu salıverme tarihinin 17.06.2019, bihakkın tahliye tarihinin 16.04.2020 olduğu, davacının ise 17.06.2019 tarihinde tahliye edildiği, bu suretle davacı hakkında infaz edilen sürenin mahkumiyet hükmünün bihakkın tahliye tarihinden fazla olmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.06.2020 tarihli 2020/575 Esas 2020/465 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.