WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2020/9102 E.  ,  2024/359 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli 2013/171 Esas, 2016/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 18.200TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.10.2020tarihli ve 2016/117286 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanlar vekilinin temyiz isteminin sanık hakkında verilen cezanın az olduğuna ve adli para cezasına çevrilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

2. Sanık müdafinin temyiz isteminin kusur raporuna itiraz edildiğine, sanığın gözaltında ve tutuklukta geçirdiği sürelerin mahsup edilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.15.01.2013 günü saat 14.40 sıralarında sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki 34 DL 8427 plaka sayılı kamyon ile Gebze istikametinden İnönü caddesi istikametine doğru seyrini sürdürerek olay mahalline (Nilüfür sokak ile Arzu sokak kavşağına) geldiğinde, kavşak alanı dahilinde duraklayıp harekete geçtiği sırada, seyir yönüne göre yolun sağından soluna geçmek üzere yola giren ve aracın önüne kadar yürüyen yaya ...’a çarpması neticesi ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.

2.Olay mahallinde yol 10 metre genişlikte, asfalt kaplama, iki yönlü ve meskün mahal ve dört yönlü kavşaktır. Olay anında vakit gündüz, görüş açık ve zemin kurudur. Çarpma kavşak alanı dahilinde, sağ kaplama kenarına 4,10 mt mesafede meydana geldiği, araca ait fren izine rastlanılmadığı, olaya karışan vasıta yola giren yayaya ön kesimi ile çarptığı, olay akabinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı, olay yeri krokisi ve CD’de kayıtlı görüntülerden anlaşılmıştır.

3.Kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın oluşumunda sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca "trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen kural ve zorunluluklarına uymamak" kuralını ihlal ettiği, yayanın ise kusursuz olduğu belirlenmiştir.

4. Mahkemece keşif üzerine alınan 17.04.2015 bilirkişi raporuna göre, sanık sürücü ...’nın asli derecede kusurlu, ölen yaya ...’ın kusursuz olduğu belirtilmiştir.

5. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 29.06.2015 tarihli raporuna göre,
a-Sanık sürücü sevk ve idaresindeki vasıta ile durakladığı yerden harekete geçmeden evvel; mahallin meskün ve kavşak olduğunu dikkate alarak her an bir yayanın karşı tarafa geçmek üzere yola girip aracın önüne kadar yürüyebileceğini ön görerek, çevresel alanını gerektiği şekilde kontrol etmesi, çevresel alanı yaya trafiği itibariyle müsait olduğundan emin olduktan sonra aracı hareket geçirerek seyrini sürdürmesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, durakladığı yerden” özellikle ön tarafını gerektiği şekilde kontrol etmeden” aracını harekete geçirerek önündebulunmasına rağmen fark edemediği yayaya tedbirsizce çarpmış olup dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı seyri ile olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla asli derecede kusurlu olduğu,

b-Ölen yaya; ...'ın ... trafiğine açık yol içerisinde bulunan ve her an harekete geçecek olan vasıtanın önünden (yakınından) karşı tarafa geçmek üzere kaplamaya girmiş ve bu tavrı ile can güvenliğini tehlikeye düşürmüş olmakla tali derecede kusurlu olduğu belirlenmiştir.

6. Yapılan otopsi raporuna göre kişinin kesin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa, kosta, sternum kemik kırıkları ile birlikte kafa içi değişimler sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun'un 61 nci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3 ncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim uygulanma gerekçesinin yerinde olduğu, sanık hakkında verilen hapis cezasının seçenek yaptırımına çevrilirken dayanak olan gerekçenin yerinde, yeterli ve kanunî olduğu belirlendiği anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Kaza tespit tutanağı, keşfe binaen tanzim olunan bilirkişi raporunun, Adli Tıp Kurumu raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz isteminin reddi ile hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması ile sanığa verilen taksitli adli para cezasına ilişkin olarak taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline karar verileceğinin ve ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratı ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde ibarelete yer verilerek 5237 sayılı Kanunun 52 inci maddesinin dördüncü fıkrasına muhalefet edilmesi ve sanığın tutuklulukta geçirdiği sürenin 5237 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmemesi, hukuka aykırılık bulunmuş olup, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli 2013/171 Esas, 2016/26 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının 4 ve 5 numaralı paragrafların çıkarılarak yerine "Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK'nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 910 tam gün olarak belirlenmesine; TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 52/4. maddesi gereğince adli para cezasının birer ay ara ile 24 eşit taksitte sanıktan tahsiline ve yine TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratına'' ibaresinin eklenmesine ve hükmün 7 numaralı paragrafından sonra gelmek üzere "Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin 5237 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi uyarınca mahsup edilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2024 tarihinde karar verildi.