12. Ceza Dairesi 2020/5054 E. , 2023/3871 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/190 E., 2016/235 K.
SUÇLAR : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/190 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 27.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2020 tarihli ve 2016/240965 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istekleri; eksik incelemeye, kusur tespitine, olaya konu panonun sanık ... tarafından üretilmediğine, alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, sanıklar arasındaki adli para cezası miktarlarına ilişkin kararların farklılığının hakkaniyete aykırı olduğuna, sanık ... hakkında adli para cezasına çevrilmesine ilişkin talebin olmamasına rağmen şartları oluştuğu halde erteleme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Maktul ...'ın ... Mermer Ocağı'nda ... Sanayi Limited Şirketi bünyesinde işçi olarak çalıştığı sırada, mobil vinçle elektrik panosunun mobil vinç kasasına yüklenmesi esnasında, elektrik panosunu kaldırmak için kullanılan kulak tabir edilen parçalarının, ağırlığa dayanamayarak, kaynak yerinden kopması ile birlikte (vincin taşıma halatının kopması) yükün ...'ın üzerine düşmesi sonucu öldüğü anlaşılmaktadır.
2.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2013 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; maktulün ölümünün künt genel beden travmasına bağlı kosta, omurga ve etraf kemik kırıklarıyla karekterli iç ve büyük damar harabiyetinden gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği görülmüştür.
3.Soruşturma aşamasında üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 20.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu kazanın oluşumunda ve maktulün ölümünde ... Mermer San. Tic. AŞ.'nin kusuru bulunmadığının tespit edildiği, böylece bu şirketin yetkilisi olan şüpheli ...'in somut olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, yine ... Sanayi Limited Şirketi yetkilileri olan şüpheliler ... ve ...'nün de maktulün ölümünde kusurlu olmadıklarının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
4.Soruşturma aşamasında, Çay Cumhuriyet Başsavcılığınca maktulün ölümüne neden olan olayda kimlerin kusurlu olduğunun tespiti amacıyla üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda; suça konu kazanın oluşumunda ve maktulün ölümünde ... Mermer San. Tic. AŞ.'nin kusuru bulunmadığının tespit edildiği, böylece bu şirketin yetkilisi olan şüpheli ...'in somut olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı yine ... Sanayi Limited Şirketi yetkilileri olan şüpheliler ... ve ...'nün de maktulün ölümünde kusurlu olmadıklarının tespiti ile şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararlara karşı katılan vekili tarafından yapılan itirazın da 08/05/2014 tarihinde kesin olarak reddine karar verildiği görülmektedir.
5. Yargılama aşamasında suçun unsurlarının tespiti için mahallinde 04/03/2015 tarihinde iş güvenliği uzmanı bilirkişiler ile makina mühendisi marifetiyle keşif yapıldığı, keşif sonrası hazırlanan bilirkişi 16.03.2015 tarihli heyet raporunda; meydana gelen olayda ... Mermer San. Tic. A,Ş'nin .... San. Tic. Ltd. Şti ile elektrik yapım işi sözleşmesine istinaden olayla bir ilgisinin olmadığını, ..... San. Tic. Ltd. Şti'nin sahibi sanık ... tarafından üretilen panonun ölüme sebebiyet vermesinden dolayı kazada asli kusurlu olduğu, maktül ...'ın pano vinç kasasına indirilmesini beklemeden vinç kasasına çıkmış olduğundan dolayı 1. dereceden tali kusurlu olduğu, Operatör ...'in maktul ...'ın vinç kasasına çıkmasına engel olmadığından dolayı 2. derecede Tali kusurlu bulundukları bildirilmiştir.
6. Yargılama aşamasında alınan 05.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ile 04.01.2016 tarihli ek raporda; sanık ...'in Elektrik panosunun vinçle kaldırılması taşınması işinin yetkili bir eleman denetimi gözetimi ve sorumluluğunda yapılmamış olması, Yapılan çalışmanın yetkili teknik eleman denetimi ve gözetiminde yapılmamış olması, İş güvenliğinin çalışan işçilerin inisiyatifine terk edilmiş, ölen işçiyi mesleki yönden ve iş sağlığı güvenliği yönünden gereği gibi eğitmemiş (bilgilendirmemiş, bilinçlendirmemiş, emniyetli çalışma alışkanlığı kazandırmamış), denetlememiş (geniş anlamda denetim mekanizması oluşturmamış, emniyetsiz şekilde çalışmasını engellememiş) olmasından dolayı, asli kusurlu olduğu, Vinç operatörü ...'in (ölen işçinin kaldırılan yükün altında durmasına engel olmamış olmasından dolayı) tali kusurlu olduğu, Kazalı ...’ın (Vinçle kaldırılan yükün altında durarak, dikkatsiz ve tedbirsiz hareket etmiş olmasından dolayı) tali kusurlu olduğu, olayda bilinçli taksir niteliğinde kusur olmadığının bildirildiği görülmüştür.
7. Demmer ... Mermer San. ve Tic. A.Ş. ile .... San. Ltd. Şti. arasında elektrik hattı yapımı ile ilgili 02.01.2013 tarihli istisna sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede iş güvenliği tedbirlerinin alınması yükümlülüğünün işi yüklenene ait olduğunun belirtildiği, sanık (vinç operatörü) ...'in 15.04.2007 tarihli vinç kullanma operatörlük belgesine sahip olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
8. Olayın tanıkları .....'nin anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri tespit tutanağı, olay yeri krokisi, sertifikalar ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
9. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları inkar ettikleri ve savunmalarında;
Sanık ...'in, "Ben olay hususunda daha önce savunmada bulunmuştum. O savunmamın içeriğini aynen tekrar ediyorum. Olay günü ve saati ben olay yerinde değildim. Olay günü saat 12.00-15.00 arasında iş yerinddeydim. saat 15.00 'de ayrıldım. Oradaki çalışanlara panoyu yerinden çıkartarak başka bir yere montajı yapılacaktı. Trafoyu alıp vincimize koyduk, panoyu alırken panonun üzerinde bulunan orjinal kulplarının kopması sonucunda maktülün beline düşmüş. Ben olay sırasında olay yerinde değildim. Panonun üzerinde bulunan orjinal fabrika çıkışı ile kulpların normal taşıma kapasitesinin yönetmelik gereği 2-3 katı olması lazım. O kulpların amacı sadece panoyu taşımak amaçlıdır. Ancak olay günü vinç ve halattan kaynaklanan bir hata olmadığı gibi tamamen panonun kulplarıyla alakalı bir olaydır. Ayrıca vincin halatı ile panonun kulplarına bağlantı yapan maktülün kendisidir. Vinci bağladıktan sonra operatöre kaldır işareti verdikten sonra hiç bir şekilde ne vincin yanında ne panonun altına girmemesi gerekirdi. Vincin üzerinde her türlü uyarı levhaları, yaklaşmaması gereken uyarılar vardır. Kendisine daha önce bu eğitim verilmiştir. Buna ilişkin evraklar esas dosyasına sunulmuştur. Ayrıca maktülün olay günü işi olduğu için tarlasındaki ekinini sulamak için aceleci davrandığını düşünüyorum. Buna ilişkin tanıklarımız vardır. Asıl mahkemesine tanık listemizi avukatım ibraz edecektir. Suç işleme gibi bir kastım yoktur. Suçsuzum beraatime karar verilmesini talep ediyorum. mahkeme aksi kanaatte ise HAGB uygulanmasını talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık ...'in, "Ben bu konuda daha önce savunmada bulunmuştum. O savunmamı aynen tekrar ederim. Olay günü saat 15:00 sıralarında iş sahası dışında 15-20 tane sigarayı kapalı vincin içerisinde içerken gördüm. Kafası oldukça dalgındı. Olay esnasında da bulunmaması gereken yerde bulunuyordu. Ben suçsuzum. Başka bir diyeceğim yoktur beraatime karar verilmesini talep ediyorum. mahkeme aksi kanaatte ise HAGB uygulanmasını talep ediyorum. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
10. Katılan ...'ın sanıklardan şikayetçi olduğu ve duruşmada alınan ifadesinde;
" Maktul eşimdi. İş kazası nedeniyle vefat etti. Bu olay nedeniyle sanıktan ve kusuru bulunan diğer kişilerden hem kendi adıma hem de çocuklarım Sultan, Haydar ve Hilmi adına şikayetçiyim. Dava ve duruşmalara katılmak istiyorum. Maddi zarar konusunda avukatım Nurettin Demir ayrıntılı olarak beyanda bulunacaktır. Şuana kadar hiçbir maddi zararımız giderilmedi, " şeklinde beyanda bulunduğu ve Mahkemece 15.07.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
11. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden;
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanağı, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları, tanık anlatımları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Kusur Durumu Yönünden
Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.Cezanın Alt Sınırdan Tayin Edilmesi Gerektiği Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık ... hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ve teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, tali kusurlu olduğu Mahkemece kabul ve tespit edilen sanık ... hakkında da cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak cezanın alt sınırdan tayin edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4. Erteleme Hükümlerinin Tartışılmaması Yönünden
Mahkemece sanıklar hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen; "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, basit taksirle öldürme suçunu işleyen sanıklar hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği, sanık ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesine ilişkin olarak da, Mahkemece, "Sanığa verilen cezanın niteliği (adli para cezası) dikkate alınarak cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi gereğince yasal imkansızlık nedeniyle ertelenmesine yer olmadığına" şeklinde karar verildiği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.06.2021 tarihli 2018/ 185 Esas, 2021/279 Karar sayılı ilamında ayrıntısı açıklandığı üzere; sosyal ve ekonomik durumunu tespit ettiği sanığı bizzat gözlemleyen Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanu'nun 51 inci maddesi ile ilgili olarak ayrıca bir değerlendirme yapılmadan takdir hakkının adli para cezası yönünde kullanılmasında herhangi bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ise de, gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.
6.Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin sanıklardan "1/2 şer oranında" tahsiline karar verilmesi sebepleriyle, hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
B.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/190 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve gerekçe bölümünde yer verilen (A-6) numaralı paragraf dışında, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/190 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafinin temyiz istemleri kısmen yerinde görüldüğünden yargılama giderlerine ilişkin hüküm yönünden, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün yargılama giderlerine ilişkin paragrafında yer alan "1/2 şer oranda" ibaresinin, "sebebiyet verdikleri oranda" olarak değiştirilmesi suretiyle tüm hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!