12. Ceza Dairesi 2020/5011 E. , 2024/3763 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1020 E., 2016/284 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; temyiz iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
...'ın 10.03.2013 tarihinde gece saat 00:30 sularında Aralık Devlet Hastanesi Acil Servisine delici alet yaralanması ve şiddetli karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu, ilk müdahalenin yapılarak nazogastrik sondası ve nazal oksijeni takılıp 112 Hızır Ambulans ile Igdır Devlet Hastanesine akut batın? (iç organ perforasyonuna sekonder?) ön tanısı ile sevk edildiği, saat 01:07'de acil servise giriş yaptığı, sanık pratisyen hekim Dr. ... tarafından takibe alındığı, hemoglobin değerinde düşme gözlenen hastanın saat 04:55'te genel cerrahiye konsulte edildiği,saat 06:20'de konsultasyona cevap verildiği, acil ameliyat önerilerek , saat (06:27 – 09:27) arasında opere edildiği, ameliyattan sonra genel durumunun kötüleştiği, saat 10:45'te adrenalin desteğiyle başlanan CPR 11:30 gibi istenen yanıt olmaması medeniyle sonlandırıldığı ve hastanın ex kabul edildiği olayda, Mahkemece;
''Delici alet yaralanması öyküsü ile getirilen ölen ...'ı genel cerrah uzmanı ile zamanında konsülte etmediğinin, vital bulguların takibini uygun ve sık aralıklarla yapmadığının, tıbbi takip ve tedavi kayıtlarını yapmadığının bu sebeple uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığının ve kusurlu olduğunun İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 14/05/2014 tarihli raporu ile tespit edildiğinden bahisle sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sırasında sanık tarafından sunulan 04/05/2015 tarih ve 2015/33 sayılı bilimsel mütalaada ...'ın ölümü ile sanığın tıbbi uygulamaları arasında nedensellik bağı kurulmasının mümkün olmadığının belirtildiği, yine yargılama sırasında mahkemece Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimat sonucunda Genel cerrah uzmanı, Adli Tıp Uzmanı ve Anestezi Uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda sanığın hastaya acilde gözleme aldığı ve devrettiği süre içerisinde gerekli takip ve tıbbi müdahaleleri yapmış olduğu, ancak hastada bulunan yaralanmanın retroperitoneal bölgede olmasının karın bulguları takibinde doktoru yanıltıcı bir tablo oluşturabileceği, bu nedenle bir gecikmenin söz konusu olmadığı, sanığın acil servis koşullarında vermiş olduğu tıbbi hizmet ve takibinde kusurlu olmadığının belirtildiği, İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 14/05/2014 tarihli raporunda sanığa atfedilen kusurun, ölen ...'ı genel cerrah uzmanı ile zamanında konsülte etmediği, vital bulguların takibini uygun ve sık aralıklarla yapmadığı, tıbbi takip ve tedavi kayıtlarını yapmadığı gerekçelerine dayandığı,
Acil serviste hemşire olarak görev yapan tanık ...'in, talimatla alınan beyanında sanığın, kendisine uzman doktoru aramasına rağmen ulaşamadığını söylediğini beyan ettiği, hastane polisi olarak görev yapan tanık ...'ün talimatla alınan beyanında tahlil sonuçları çıktığında sanığın genel cerrah uzmanını aradığını, 02:30 - 05:00 saatleri arasında nöbetçi doktor telefonunu açmadığını beyan ettiği, sanığın acil nöbetini saat 04:00'de devrettiği doktor olan tanık Ulaş'ın talimatla alınan beyanında sanığın nöbetçi genel cerraha ulaşamadığı hususuna beyanında yer verdiği, ayrıca hastayı devraldıktan sonra hasta ile konuşabildiklerini, hastanın dediklerini yapabildiğini, ancak bilincinin bulanık olduğunu, hastanın karın muayenesinde aktif bir dış kanamanın olmadığını, karın muayenesinde palpasyonla sertlik mevcut olmadığını, hatta hastanın bir ara yakınlarının yardımı ile kalkıp tuvalete gittiğini belirttiği,
Sanığın savunmasında özetle; saat 04:00' de hastayı tanık Ulaş'a devrettiği sırada durumunun stabil olduğunu, icapçı genel cerrahı yine de bilgilendirmek amacıyla 4-5 kez aradığını, ulaşamadığını, hastanın durumunun stabil olması nedeniyle bilgisayara konsültan düşme gibi bir yöntemi tercih etmediğini belirttiği, anılan tanık beyanlarının da sanığın savunmasını destekler mahiyette olduğu, 01/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere sanığın hastaya müdahale ettiği zaman zarfında durumunun stabil olduğu; hastanın ölüm zamanı ile sanığın hastayı diğer acil doktoruna devrettiği zaman arasında geçen sürede diğer acil doktorunun da hastaya müdahale etmiş olduğu, ardından genel cerrahın da hastayı tetkikinden sonra ameliyata alındığı, sanığın kusur durumunun hastayı devrettiği ana kadar olan süre bakımından değerlendirmek gerektiği, tüm dosya kapsamı ve 01/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtilen denetime elverişli gerekçeler de dikkate alınarak oluşan vicdani kanaat ile hastanın ölümünde sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-c maddesi gereğince sanığın üzerine atılı suçtan beraatine verilmiştir.''
IV. GEREKÇE ve KARAR
Delici alet yaralanması ve şiddetli karın ağrısı şikayeti nedeniyle iç kanama şüphesiyle Iğdır Devlet Hastanesine saat 01B07 'de sevk edilen ...'ın sanık tarafından takibe alındığı, saat 06:27 – 09:27 arasında genel cerrahi uzmanı Dr. ... tarafından opere edildiği, ameliyattan sonra genel durumunun kötüleştiği, saat 10:45'te adrenalin desteğiyle başlanan CPR 11:30 gibi istenen yanıt olmaması medeniyle sonlandırıldığı ve hastanın ex kabul edildiği;
Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığının 12.04.2013 tarih ve 160 sayılı Otopsi Raporunda; kişinin ölümünün delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar harabiyetinden gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu"nun belirtildiği,
İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 14/05/2014 tarih ve 2210 numaralı kararında şüphelinin delici alet yaralanması öyküsü ile getirilen hastayı Genel Cerrahi Uzmanı ile zamanında konsülte etmediğinin, vital bulguların (tansiyon, nabız) takibini uygun ve sık aralıklarla yapmadığının, tıbbi takip ve tedavi kayıtlarını yapmadığının, bu sebeple de uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığının ve kusurlu olduğunun tespit edildiği,
Genel cerrahi uzmanı, Adli Tıp Uzmanı ve Anestezi Uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanığın hastaya acilde gözleme aldığı ve devrettiği süre içerisinde gerekli takip ve tıbbi müdahaleleri yapmış olduğu, ancak hastada bulunan yaralanmanın retroperitoneal bölgede olmasının karın bulguları takibinde doktoru yanıltıcı bir tablo oluşturabileceği, bu nedenle bir gecikmenin söz konusu olmadığı, sanığın acil servis koşullarında vermiş olduğu tıbbi hizmet ve takibinde kusurlu olmadığı, ameliyat sırasında retroperitaonda aktif sızıntı şeklinde kanaması olan hastada retroperitonun açılmadığı ve dolayısıyla kanama odağının görülemediği, hastanın ölüm sürecinde etkili olan durumun ameliyat sırasında ve sonrasında kanamanın kontrol altına alınmaması olduğu, konsultasyonla ameliyat arasında geçen sürede bir gecikme yaşanıp yaşanmadığı, ameliyat süreci ve sonrasının tıbbi uygulama hatası ve sistem eksikleri açısından değerlendirilmesi gerektiği,
Sanık tarafından sunulan 04/05/2015 tarih ve 2015/33 sayılı bilimsel mütalaada ...'ın ölümü ile sanığın tıbbi uygulamaları arasında nedensellik bağı kurulmasının mümkün olmadığının belirtildiği, ayrıca karın zarı arka kısmının açılarak kontrol edilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğu, nitekim ameliyat sonrası takiplerde kanamanın devam ettiğinin görüldüğü, bu durumda yeniden ameliyat ile olası arter yaralanması için gerekli müdahalenin yapılmış olmasının hastanın yaşamını kurtarma olasılığı bulunduğu belirtilen olayda;
1. Sanığın kusur durumuna ilişkin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi,
2. ATK raporunun sonuç kısmında ölüm olayı ile sanığın eylemi arasında nedensellik bağı kurulmadığı,
3. Ölenin tüm tetkik ve tedavi evraklarının dosyaya eklenerek Adli Tıp Üst Kuruluna yollanıp, konsultasyonla ameliyat arasında geçen sürede bir gecikme yaşanıp yaşanmadığı, ameliyat süreci ve sonrasının tıbbi uygulama hatası ve sistem eksikleri açısından değerlendirilmesinin sorulması, ameliyat süreci ile ilgili kusur var ise kusur ve ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığının sorulması, illiyet bağının varlığı halinde diğer kusurlu(lar) hakkında suç duyurusunda bulunulup, dava açılması halinde eldeki dosya ile birleştirip karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.07.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!