12. Ceza Dairesi 2020/4922 E. , 2023/2646 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/482 E. 2016/86 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2016 tarihli ve 2015/482 Esas 2016/86 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 25.800, 00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,27.09.2020 havale tarihli ve 2016/131642 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri
1.Kusuru olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Cezanın fazla olduğuna, ödeme gücü olmadığına,
3.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
"Kaza tespit tutanağı, mahallinde yapılan keşif, keşif sonrası tanzim olunan bilirkişi raporunda sanığa asli kusur izafe edilmesi, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda fiil nedeni ile sanığın asli kusurlu olduğuna dair rapor içeriği, kazanın gerçekleştiği yerin yaya geçidi olduğuna dair tüm taraflar tarafından kabul olunan beyan içerikleri de nazara alındığında sanığın fiil sırasında müteveffanın telefon ile konuştuğu sırada kazanın gerçekleştiğine dair beyanının suçun sübutuna etki edecek bir husus olmaması, olayın gerçekleşme şekli de nazara alınarak sanığın asli kusurunu değiştirecek bir husus da olmaması gözetilerek savunmaya itibar edilmemiş ve yukarıda belirtilen delillerden anlaşıldığı üzere fiil tarihinde sanığın hakimiyetindeki ... ile trafikte yol aldığı sırada yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffaya çarpmak sureti ile kazaya neden olduğu ve sanığın asli kusurlu olduğu da gözetilerek, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunu işlediği yapılan yargılama sonucu sabit olmakla, eylemine uyan TCK 61 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer, eylemin özellikleri, sanığın taksire dayalı asli kusuru nazara alınarak sanığın takdiren ve teşdiden 5237 sayılı TCK’nın 85/1 maddesi gereğince 4 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir." şeklindedir.
2.Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene ve otopsi tutanağında ...'ın trafik kazası ile husulü mümkün kafa ve göğüs travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve sonrasında gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü tespit edilmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otobüs ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş üç şeritli karayolunda orta şeritte seyir halindeyken yaya geçidine geldiğinde , yaya geçidinden geçen ...'a orta şeritte aracının ön kısmı ile çarptığı, kazanın oluşumunda sürücünün Karayolları Trafik Kanununun 52 nci maddesinde yer alan araçların hızlarını yaya geçidine girerken azaltmamak kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir.
4.Mahallinde keşif sonucu düzenlenen trafik bilirkişi raporunda, sanığın asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
5.İstanbul trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18.01.2016 tarihli raporda kusur dağılımı;
"A)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile seyri sırasında olay mahalli yaklaşımında ve olay mahallinde bulunan trafik levhaları ile yaya geçidini dikkate alıp, hızını her an tedbir alabileceği seviyeye düşürmesi ve istikametine göre sağ tarafından yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffa yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, mevcut hızıyla seyrini sürdürmesi neticesinde almış olduğu fren tedbirinde yetersiz kalarak yayaya çarptığı,olay mahalli özelliklerini dikkate alarak seyrini seyretmesi halinde olayı önleme imkanı bulnduğu kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurludur.
B)Müteveffa yaya ... olay mahalli yaya geçidinden geçişini; her ne kadar ilk geçiş hakkına sahip ise de istikametine göre sol tarafından gelmekte olan sanık sürücü idaresindeki otobüsün hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile alt düzeyde tali derecede kusurludur." şeklindedir.
6.Ölenin eşi olan ... sanıktan şikayetçi olup davaya katılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Kusuru olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiği yönünden;
Dosya içeriğine göre, sanık ...'in sevk ve idaresindeki otobüs ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş üç şeritli karayolunda orta şeritte seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde yaya geçidi üzerinden karşıya geçmek isteyen ...'a orta şeritte aracının ön kısmı ile çarpması sonucu asli kusurlu olarak ölümüne neden olduğu olayda mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.Cezanın fazla olduğuna, ödeme gücü olmadığı yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alındığında, asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında belirlenen ceza miktarı bakımından isabetsizlik görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
5.5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği; sanığın sürücü belgesi bilgileri incelendiğinde, aynı belge numarası adı altında hem E sınıfı hem de A2 sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, aynı zamanda mevcut sürücü belgesi sınıflarının birbirleri yerine ikamesinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otobüs ile yaptığı ve bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle öldürme suçu sebebiyle A2 sınıfı sürücü belgesinin geri alınamayacağı gözetilmeden, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden ve ilgili madde hükmünün amacına aykırı şekilde geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2016 tarihli ve 2015/482 Esas 2016/86 Karar sayılı kararına yöneliksanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün üçüncü fıkrasında yer alan "hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına çevrilmesine" ibaresinden sonra gelmek üzere "5237 sayılı Kanun'un 52 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 1290 tam gün olarak belirlenmesine;" ibaresinin eklenmesi ve hükmün beşinci fıkrasında yer alan "sürücü belgesinin geri alınmasına" ibaresinden önce gelmek üzere "E sınıfı" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!