12. Ceza Dairesi 2020/4911 E. , 2023/2876 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/288 E., 2016/60 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aksaray 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının atfıyla birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2020 tarihli ve 2016/131470 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; sübuta, aracı kendinin kullandığına dair delil olmadan cezalandırılmasına karar verildiğine, ATK raporuna göre kusuru da bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Olay günü saat 20:17 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresindeki...... plakalı kamyonet ile Selçuk Bulvarını takiben Acem Bulvarı istikametinden Askerlik Şubesi istikametine seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre sağdan, Küçük Kargi Caddesini takiben gelerek kavşağa giren sürücü ... yönetimindeki .... plakalı motosikletin ön kesimi ile aracının sağ ön çamurluk ve ayna kesimine çarpması sonucu sürücü ...'nün öldüğü, ölen sürücünün yanında yolcu olarak bulunan ve şikayetçi olmayan tanık A.A.'nın nitelikli şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır.
2.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2013 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında, maktulün kesin ölüm nedeninin trafik kazası sonucu gelişen kafa içi travmaya bağlı kanama nedeniyle olduğunun bildirildiği görülmektedir.
3. Kaza tespit tutanağının incelenmesinde; sanığın yönetimindeki aracın kavşakta motosikletle çarpıştığı, akabinde kamyonetin orta refüj üzerindeki ağaca çarptığı çizilen krokide gösterilmiş, kamyonet sürücüsü kamyonetin camlarının görüşü engelleyici nitelikte olması sebebiyle tali, motosiklet sürücüsü asli kusurlu olduğu belirtilmiş olup, soruşturma aşamasında alınan 16.04.2013 tarihli trafik bilirkişi raporunda da, ölen sürücünün "kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kusurunu işlediğinden asli kusurlu olduğu, kamyonet sürücüsünün ise aynı Kanun'un 30/b maddesinde belirtilen " Araçların,esasları yönetmelikte belirtilen şekilde ve tarzda teknik şartlara uygun durumda bulundurması zorunludur. Görüşü engelleyecek veya bir kaza halinde içindekiler için tehlike olabilecek süs ve akseuar olan araçları kullanmak yasaktır" kuralına uymadığından tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.
4.Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 20/08/2015 tarihli raporda;
"A- Sürücü ... yönetimindeki kamyonet ile gece vakti, meskun mahalde orta refüjle bölünmüş yolu takiben seyri sırasında aydınlatmanın olmadığı olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre sağdan "DUR" levhasına rağmen kontrolsüz biçimde kavşağa girip kendisine ilk geçiş hakkını bırakmayan sürücü ...'nün kullandığı motosikletin ön kesimi ile aracının sağ yan çamurluk kesimine çarpması sonucu meydana gelen olayda, oluş şartlarında hatalı tutum ve davranışı bulunmasığından sonuçta atfı kabil kusuru yoktur.
B- Sürücü ... yönetimindeki motosiklet ile gece vakti seyri sırasında aydınlatmanın olmadığı olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi istikametine "DUR" levhası bulunmasına rağmen, durup trafiği kontrol etmeden, solundan gelen kamyonete rağmen, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girmesiyle, bölünmüş yolu takiben solundan gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücü ...’ın kullandığı bu kamyonete sağ yan çamurluk kesiminden aracının ön kesimi ile önlemsizce çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur..." şeklinde görüş bildirilmiştir.
5. Yargılama aşamasında alınan ve İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 14.12.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda;
"...Kazanın meydana geldiği yer ana yol ile tali yolun kesiştiği dörtlü kavşak olup ana yolda kamyonet sürücüsü yolun icap ve şartlarına uygun süratle seyretmesi, kavşağa yaklaşırken yavaşlaması, dikkatli olması, sağdan çıkan motosiklet sürücüsünü korna çalarak ikaz etmesi, çarpmayı önlemek için zamanında tedbir alması lazımıken bunlara tiayet etmediği,tedbir almada geciktiği anlaşılmış, Karayolları Trafik Kanunun 52/b, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101/b maddelerini ihlal ettiği anlaşılmakla sanık sürücü tali kusurlu görülmüştür. Maktül ... ..... , yönetimindeki motosikletle seyredip kavşağa geldiğinde DUR ikaz levhasına uyarak durması, ana yolda seyreden kamyonete geçiş önceliği vermesi lazımken bunları yerine getirmediği, mevcut sürati ile kavşağa girdiği, kamyonetin yolunu kapatarak kazanın meydana geldiği, Karayolları Trafik Kanunun 47/c, 5V/a maddelerini ihlal ettiği , bu hareketinin aynı kanunun 84/lı maddesinde asli kusur kabul edildiği anlaşılmakla ...kendisinin ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu..." olarak tespit edilmiştir.
6.Soruşturma aşamasında kaza yapan aracı tanık N.T. ve tanık H.T.'nin kullandığının iddia edildiği, sanığın aracın kendisine ait olduğunu, kazanın olduğu gün kendisinin Konya Merkez ilçesine bağlı Karadona köyünde çalıştığını, aracı sanığın kardeşi olan tanık N.T.'nin kullandığını, kaza ile ilgisinin olmadığını, olay tarihi itibariyle 0535 069 87 69 nolu telefonu kullandığını belirtmesi üzerine, söz konusu hatta ilişkin alınan iletişimin tespiti tutanaklarının incelenmesinde suç tarihi olan 03/03/2013 günü saat 14.07'de Aksaray ilinde olduğu, kazanın ise saat 20.00-20.30 civarlarında gerçekleştiğinin değerlendirildiği, tanık anlatımları ve iletişimin tespiti tutanaklarına göre sanığın Konya ilinde olduğu yönündeki savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun kabulü ile tanıklar N.T. Ve H.T. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu kararın itirazın reddi ile 29/05/2015 tarihinde kesinleştiği, soruşturma aşamasında Aksaray Emniyet Müdürlüğünce alınan uzmanlık raporunda, direksiyon simit kılıfı üzerinden kontrol amaçlı alınan sürüntü örneği ... ve ... isimli şahıslardan alındığı belirtilen kan örneklerinden farklı olup erkek genotipik özellikte olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
7.Olayın tanıkları D.K., O.E., O.G.T., M.C.T., İ.K., A.A., N.T., H.T.'nin anlatımları, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokileri, HTS kayıtları, uzmanlık raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
8. Sanığın aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları kabul etmediği ve savunmasında özetle;
"...Söz konusu olayla ilgili olarak daha önce savcılıkta ayrıntılı olarak beyanda bulunmuştum, önceki ifademe ekleyeceğim yada çıkaracağım husus yoktur, önceki beyanım doğrudur. Söz konusu aracı olay tarihinde ben kullanmıyordum. Olay günü aracı kardeşim Nuh kullanıyordu. Benim kullanmakta olduğum herhangi bir telefon yoktur. Daha önceki beyanımda belirtmiş olduğum 0535 069 87 69 nolu telefon hattı eşimin adına kayıtlı telefon hattı olup, söz konusu telefon hattını da eşim kullanmaktadır. Bana ulaşmak isteyenler de eşimi arayarak bana ulaşırlar. Olay günü eşim benim yanımdaydı. Ben eşimi Konyadan Aksaray a gönderdim. Ben Konya da kaldım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Suçlamayı kabul etmediğim için de zarar talebi olursa zararı karşılamak istemiyorum. Suçsuzum. Öncelikle beraatime karar verilsin mahkeme aksi kanate ise lehime olan hükümler uygulansın. Savcılık tarafından beyanım alınırken bana kullanmış olduğum bir telefon olup olmadığını sordular ben de zorda kaldığım için eşimin kullanmış olduğu telefon numarasını söyledim. Ben olay günü eşim adına kayıtlı olan ve eşimin kullanmış olduğu telefon hattından kardeşim Nuh u aramadım. Benim şimdiki beyanım doğrudur..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
9.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 15/05/2015 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
10. Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A.Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Olay günü saat 20:17 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresindeki 68.HN.121 plakalı kamyonet ile Selçuk Bulvarını takiben Acem Bulvarı istikametinden Askerlik Şubesi istikametine seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre sağdan, Küçük Kargi Caddesini takiben gelerek kavşağa giren sürücü ...'nün sevk ve idaresindeki .... plakalı motosikletin ön kesimi ile aracının sağ ön çamurluk ve ayna kesimine çarpması sonucu sürücü ...'nün öldüğü olayda; tanık anlatımları, uzmanlık raporları, iletişimin tespiti tutanaklarına göre Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, yargılama aşamasında alınan ve İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 14.12.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın sübuta, aracı kendinin kullandığına dair delil olmadan cezalandırılmasına karar verildiğine, ATK raporuna göre kusuru da bulunmadığından beraat kararı verilmedi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, "Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde mahkumiyet kaydının olduğunun görülmesi, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin görülmesi, sanığın bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkememizde olumlu kanaat hasıl olmadığından..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların denetim süresi içerisinde sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi halinde açıklanacağının düzenlenmesi ve atılı suçun taksirli bir suç olması karşısında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yeniden ele alınması amacıyla ihbarda bulunulamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
B. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Aksaray 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, sanık hakkında verilen daha önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının açıklanmasına yönelik ihbarı içeren hükmün (7) numaralı paragrafının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!