WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2020/3886 E.  ,  2023/2941 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/212 E. 2015/867 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/212 Esas, 2015/867 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.09.2020 tarihli ve 2016/44665 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,

3.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1-"Mahkememizce yapılan yargılama sonunda değerlendirilen tüm delillerden; Kocaeli Kültür Varlıklarının Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 25/11/2015 tarih 1787 sayılı yazısında "... Müdürlüğümüz arşivinde yaptığımız incelemede; Sakarya ili Adapazarı ilçesi, Semerciler mahallesi, 213 ada, 15 sayılı parselde kayıtlı tekel binasının Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 22/10/1987 tarih ve 3700 sayılı kararı ile tescil edildiği; Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 23/12/1994 tarih ve 3855 sayılı kararı ile tescilinin devmına karar verildiği, Bursa KTVKBK'nın 28/07/2005 tarih ve 782 sayılı kararının, '...17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde yıkılan tescilli yapının, KTVKYK'nın 05/11/1999 gün ve 660 sayılı ilke kararı doğrultusunda eldeki mecut belgelerden (yapı kalıntısı fotoğrf, her türlü özgün, yazılı sözle görsel arşiv belgesi) yararlanmak suretiyle özgün plan şeması, malzeme, yapım tekniğine dayalı kapsamlı restitüsyon etüdünün hazırlanarak Kurulumuz tarafından değerlendirilmek üzere getirilmesine karar verildi.' şeklinde olduğu, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25/09/2013 tarih ve 1198 sayılı kararının, '...58 pafta 213 ada, 15 parseldeki yıkılan tescilli Tekel Binasının koruma alanında Kurulumuz izni alınmaksızın gerçekleştirilen inşai faaliyetlerle ilgili olarak Müdürlüğümüz raportörlerince yapılan yer incelemesinde; söz konusu tecilli yapının koruma alanında 213 ada, 18 parselde inşası tamamlanmış yeni yapı, 18 ada 42 parselde inşası tamamlanan yeni yapı, 214 ada 21 ve 22 parsellerin tevhit edilmesi ile oluşan 24 parselde yapımına başlanan yeni yapı inşası bulunduğu görülmüştür. Yapılan dosya ve arşiv araştırmasınad bahsi geçen yapılarla ilgili olarak Kurulumuz görüşü alınmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu yapıların mimarı projelerinin; yıkılan tescilli tekel binasının silüet çizimlerini de içerecek şekilde, arsa hukuki belgeleriyle birlikte kurulumuza iletilmesine karar verildi.' şeklinde, 05/11/2014 tarih ve 1731 sayılı kararının '...214 ada, E:21-22, Y:24 parselde bulunan, 213 ada, 15 parsel tescilli koruma alanında ve sit dışı, tescilsiz, mülkiyeti şahsa ait yapı ile ilgili olarak 21-22 parsellerin tevhit işlemi ve binanın tescilli bina ile olan cephe ilişkisi hususunda projenin teknik açıdan uygun olduğuna, bununla birlikte yapılan idari işlemlerin kurul izni alınmadan yapılması nedeni ile suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi' 25/02/2015 tarih ve 1901 sayılı kararının '... 14 ada, E:21-22, YY:24 parselde bulunan 213 ada 15 parsel tescilli koruma alanında ve sit dışı, tescilsiz, mülkiyeti şahsa ait yapı için çizilen mimari proje tadilatının teknik olarak uygun olduğuna karar verildi.' şeklinde olduğu görülmüştür. Konu ile ilgili; 2863 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 'Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi' başlıklı 8. maddesinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 gün ve 664 sayılı 'Sit Alanları Dışındaki Üzerinde Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı Bulunan Parsellerin Koruma Alanı' başlıklı ilke kararında, Koruma alanı belirlenmemiş sit alanı dışındaki tescilli parsellerde, bu parsele komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren parsellerin koruma alanı olarak kabul edilmesine, bu alanlarda gelecekte yapılacak uygulamalarda aksaklıklara neden olunmaması içi Koruma Kurulundan karar alınmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağına; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 gün ve 660 sayılı 'Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları' başlıklı ilke kararının 'Yok Olan Tescilli Yapılara İlişkin İşlemler' başlıklı IV. bölümünde 'Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen yapıların herhangi bir şekilde (yıkılmaları, yanmaları, koruma kurulundan izin alınmadan yıktırılmaları vb.) yok olmalarına sebep olanlar hakkında ceza mahkemelerinde yasal soruşturma açılmasına, bu soruşturma sonucu, yargı organlarınca verilen kararlar, kişisel yükümlülüklerle ilgili olduğundan, taşınmaz kültür kültür varlığnın korunmasına yönelik işlemlerin devamlılığını etkilemeyeceğine, bu nedenle koruşturma nedeni olan eyleme konu taşınmaz kültür varlığıyla ilgili alınmış koruma kurulu kararlarının geçerli olduğuna, ayrıca ilgili yasaların hükümlerine göre işlem yapılmasına, denilmektedir.

Sonuç olarak, Sakarya ili Adapazarı ilçesi, Semerciler mahallesi, 213 ada, 15 sayılı parselde kayıtlı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 22/10/1987 tarih ve 3700 sayılı kararı ile tescil edilen tekel binasınının 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde yıkıldığı ancak taşınmaz kültür varlığı niteliğinin devam ettiği; Sakarya ili Adapazarı ilçesi, Semerciler mahallesi, 214 ada, E:21-22, Y:24 parselde bulunan yeni yapının kurulumuzdan izin alınmadan inşasına başlanmasının tespit edilmesi üzerine Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25/09/2013 tarih ve 1198 sayılı kararı ile ilgili Belediyesinden Mimari proje ve arsa hukuk belgelerinin iletilmesinin talep edildiği; 05/11/2014 tarih ve 1731 sayılı kararı ile de yeni yapının mimari projesinin uygun bulunarak yapımına izin verildiği ancak 2863 sayılı Yasa gereği Tescilli Yapı Komşuluğunda kuruldan izin almadan inşai faaliyette bulunulması sebebiyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuldugu görülmektedir; denilmektedir.

2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinin b bendinde düzenlenen suçu oluturan fiil; sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapılmasıdır. Suçun kanuni unsurlarından birincisi inşaai faaliyetin öngörülen şartlara aykırı olması, ikincisi ise izinsiz olarak yapılmasıdır. Ve her iki unsurun birlikte gerçekleşmesi durumunda fiil suç kapsamında değerlendirilebilir. Buna göre sanığın inşai faaliyetini ilk başta belediyeden izin almakla birlikte koruma kurulundan izin almadan başlatmış ise de inşai faaliyetin başlangıçtan itibaren koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı olmadığı koruma kurulundan gelen 25/11/2015 tarihli yazısından anlaşılmasına göre atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, uyuşmazlığın suç oluşturmayan idari işlem eksikliği niteliğinde olduğu mahkemece kabul edilerek aşağıda hüküm fıkrasında belirtilen şekilde karar vermek gerekmiştir." denilmektedir.

2-Sanık savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben inşaata başlamadan önce 2 parselin tevhidini yaptırdım ve Adapazarı Belediyesine müracaat ederek imar durumunu aldıktan sonra inşaat ruhsatını aldım. Elimdeki hiç bir belgede taşınmazın üzerindeki herhangi bir kayıtta Koruma Kurulunca koruma altına alındığına ilişkin herhangi bir kayıt yoktur. Ben Belediyenin bu ruhsat iznine güvenerek inşaata başladım, 14 ay sonra Belediyece bana inşaatı durdurmamın gerektiği, Koruma Kurulundan görüş sorulduktan sonra inşaatın devam edebileceğini belirttiler. Ben Belediyenin benden istediği tüm hususları yerine getirerek bir dosya oluşturdum ve Belediyeye teslim ettim. Belediye bunu Koruma Kuruluna gönderdi. Koruma kurulu, projenin uygun olduğuna dair Adapazarı Belediyesine görüş gönderdi, Adapazarı Belediyesi de tekrar bana 25 Mart 2015'te inşaat ruhsatı kesti, bunun üzerine inşaatımıza devam ettik ve bitirdik. Benim suç teşkil eden herhangi bir eylemim yoktur, bir eksiklik varsa benim değil idarenin eksikliğidir. Savunmam bundan ibarettir." demiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanığın kendi adına kayıtlı 214 ada 24 parsel nolu taşınmazda yapı inşası için belediyeye başvurduğu, belediye tarafından 20.05.2013 tarihinde yapı ruhsatı verildiği, Koruma Kurulu uzmanları tarafından 13.09.2013 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda; yapımına yeni başlanan yapı inşası için kuruldan izin alınmadığının belirtildiği, Kurulun 25.09.2013 tarihli kararı ile bahse konu yere ilişki mimari projenin kurula sunulmasına karar verildiği, belediyenin 17.07.2014 tarihli sanığa hitaben yazısında da; dava konusu yer tescilli yapı karşısında kaldığından koruma kurulundan onay alınacağının belirtildiği, kurulun 05.11.2014 tarihli kararı ile; koruma alanında ve sit dışı, tescilsiz, mülkiyeti şahsa ait yapı ile ilgili olarak tescilli bina ile olan cephe ilişkisi hususunda projenin teknik olarak uygun olduğuna, idari işlemler kurul izni alınmadan yapıldığından suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, 25.02.2015 tarihli kurul kararı ile de mimari proje tadilatının teknik açıdan uygun olduğuna karar verildiği,19.08.2015 tarihinde Koruma Kurulu tarafından belediyeye yazılan yazıda, yapıya ilişkin yapı kullanım izin belgesi alınmasında bir sakınca bulunmadığının belirtildiği ve 24.11.2015 tarihinde de belediyece yapı kullanım izin belgesi düzenlendiği dosya kapsamında, sanığın savunmasında, dava konusu yerin koruma alanında kaldığına dair bir bilgilendirme yapılmadığını, belediyenin ruhsat iznine güvenerek inşaata başladığını, 14 ay sonra belediyece inşaatı durdurması gerektiği, Koruma Kurulundan görüş sorulduktan sonra inşaatın devam edebileceğinin söylendiğini, belediyenin istediği tüm hususları yerine getirerek dosya oluşturduğunu ve teslim ettiğini, belediyenin bunu Koruma Kurulu'na gönderdiğini, Koruma Kurulunun da projeyi onayladığını belirttiği, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada sanık adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki koruma alanı şerhinin suç tarihinden sonra 23.07.2017 tarihinde konulduğunun görüldüğü, sanığın inşaatı belediyeye başvuruda bulunarak başlatıp, taşınmazın koruma alanı olduğuna dair bilgilendirme sonrasında kurula projenin sunulduğu ve kurul tarafından proje onaylanarak yapı kullanım izni verilmesinde sakınca bulunmadığının belirtildiği anlaşıldığından mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yukarıda açıklanan gerekçelerle sanığın suç işleme kastının olmadığı anlaşılmakla, mahkemece sanığın üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/212 Esas, 2015/867 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci paragrafı çıkartılarak yerine "Sanığın yüklenen suç açısından kastının bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.09.2023 tarihinde karar verildi.