12. Ceza Dairesi 2020/353 E. , 2024/3891 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1366 E., 2019/1998 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık,
HÜKÜM : ... Yönünden; Beraat
... Yönünden; İstinaf başvurusunun esastan reddi
Temyiz talebinin reddine dair ek karar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : ... Yönünden; Bozma,
... yönünden; Temyiz isteminin esastan reddi
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/348 E. 2018/159 K. sayılı kararı ile, sanık temyiz dışı sanıklar ..., ..., ... hakkında 2863 sayılı yasının 74/1.1.cümle, TCK'nın 62/1, 53/1 ve CMK'nın 231/5. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, temyize konu sanıklar ... ve ... hakkında 2863 sayılı Yasının 74/1.1.cümle, TCK'nın 62/1, 53/1 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş karara karşı sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılarak yürütülen yargılama neticesinde; sanık ... hakkında ilk derece mahkemesinin kabulü yerinde görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında sanığın kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçunu işlediği sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, kararı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik temyiz etmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma ve istinaf başvurusunun esastan reddine görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi: ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin nitelikte olduğu belirtilmiş ise de, sanık ile ilgili temyiz talebinin suç vasfına yönelik olduğundan temyizi kabil kararlardan olduğuna, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin 2863 sayılı yasanın 74. maddesi kapsamında değil, 2863 sayılı yasanın 65/1 maddesi kapsamında sit alanında izinsiz fiziki müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince sanıklara yüklenen eylemin yanlış vasıflandırıldığı, 6. Ceza Dairesince de aynı yanlış vasıflandırılmanın yapıldığı, bu vasıflandırılmanın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ... ile eylemi birlikte gerçekleştiren ...'in dosya kapsamına göre sit alanına izinsiz fiziki müdahalede bulunma eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olmasına rağmen 6. Ceza Dairesince sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamından; olay günü 15:00 sıralarında sanık ... adına kayıtlı Kula ilçesi ... Mah. 42 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmazda kazı yapıldığı ihbarı üzerine kolluk görevlilerinin olay yerine intikal edildiği, olay yerinde temyiz dışı haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar ..., ..., ... ile temyize konu sanık ...'un yakalandığı, temyize konu diğer sanık ...'in ise olay günü Bursa'da olduğu, olay yerinde yapılan incelemede 2 metre ve 4 metre derinliklerinde açılmış iki adet çukur tespit edildiği, her iki çukur etrafındaki toprağın yumuşak olması nedeniyle kazının yakın tarihte yapıldığı tespitinin kolluk tarafından yapıldığı, olay yerinde su pompası, benzinli matkap, jeneratör, balyoz, kazma, hilti gibi suç eşyalarının ele geçirildiği, temyize konu sanıklar ile haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanıklar hakkında kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İddianame içeriğinde davaya konu taşınmazın bahçesinde 2 adet kazı çukuru açıldığından bahsedildiği, yine sanık ...'in kültür varlığı olarak tescilli taşınmazı yangından ve yıkım kararı verilmesinden sonra satın aldığı ancak İzmir Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun yıkım kararına uyulmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; kazı çukurlarının bulunduğu taşınmazın İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Kanunun Koruma Bölge Müdürlüğünün 09.04.1993 tarihli ve 3243 sayılı kararı ile tescilli yapı statüsünde olduğu, yine aynı kurulun 02.02.1994 tarihli ve 3792 sayılı kararı ile koruma amaçlı kentsel sit alanı içerisinde kaldığı, yine aynı kurulun 27.06.2014 tarihli ve 4046 sayılı kararı ile, parsel ve parselde yer alan röleveleri uygun bulunan taşınmazın bahçesinde bulunan betonarme yapının tescilli yapıda çıkan yangın sonrasında, taş duvarlarına zarar vermeme koşulu ile belediyenin denetiminde yıkılmasına sakınca olmadığına ve restorasyon projesinin kurula iletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu sanık ... ve temyiz dışı diğer sanıklar aşamalardaki savunmalarında; sanık ...'e ait taşınmazın yıkım işlemleri için olay günü tadilat tamirat amacıyla orada bulunduklarını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmedikleri, sanık ... aşamalardaki savunmasında suçlamaya konu taşınmazda yıkım işlemleri sonrasında pansiyon yaptırmayı düşündüğünü, bu işlerle ilgilenmesi amacıyla temyiz dışı sanık ...'ye vekaletname verdiğini, kimseye define amaçlı kazı yaptırmadığını, olay günü Bursa'da olduğunu, taşınmazdaki çukurların daha önceden kazılmış fosseptik çukurları olduğunu üzerine atılı beyanla suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılarak yürütülen yargılama kapsamında Kula Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 24.05.2019 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 11.06.2019 tarihli arkeolog bilirkişi raporuna göre; taşınmaz içerisinde yapılan inceleme neticesinde 2 metre ve 4 metre derinliğinde iki adet kazı çukuru olduğu, çukur ve çevresinde herhangi bir kültür varlığının bulunmadığı belirtilerek İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca öngörülen şartlara aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu ve izinsiz olarak kazı çalışmalarında bulunulduğu tespitine yer verildiği anlaşılmıştır.
Yine keşif üzerine dosyaya sunulan 19.06.2019 tarihli çevre mühendisi bilirkişi raporuna göre; açılan çukurlardan 2 metre derinliğinde olanın foseptik çukuru için açıldığı anlaşılmakta ise de; taşınmazın girişinde sol tarafta ve iki katlı evin bitişiğinde yer alan 4 metre derinliğindeki çukurun foseptik amaçlı açılmasının olağan akışa uygun olmadığının belirtildiği, ve 08.07.2019 havale tarihli inşaat bilirkişi raporuna göre ele geçirilen malzemelerin betonarme binanın birinci kat tabliye betonunda kullanılmış olduğu ancak eşyaların parselde açılan çukurlarda da kullanılmış olabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince olayın meydana geliş şekli, sanıkların savunmaları, ihbarın niteliği ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında 4 metre derinliğinde açılan çukurun; kültür varlığı bulmak amacıyla kazı ve sondaj yapmak niteliğinde olduğu kanaatine varılarak olay yerinde yakalanan sanık ... yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... yönünden ise; "...sanığın olay yerinde bulunmadığı, kendisine ait taşınmazda pansiyon yapabilmek için sanık ...'na vekalet verdiği, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27/06/2014 tarih ve 4046 sayılı kararı ile yıkım yapılması yönünde sanık ...'yü görevlendirdiği, sanık ...'nun taşınmazda bulunan foseptik çukurunu temizleyeceklerini söylemesi üzerine, tavalet ihtiyacı için çukuru genişletmesini kabul ettiği, taşınmazda foseptik için açılan bir çukurun da olduğu, ancak 4 metre derinliğinde olan ve kültür varlığı bulmak amacıyla kazı ve sondaj yapılan çukurun açılması yönünde sanık ...'in talimatı ve/veya bilgisi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı somut delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır kanuni ilkesinin geçerli olduğu anlaşılmakla sanığın istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarına göre açılan çukurlardan 2 metre derinliğinde olanın foseptik çukuru için açıldığı anlaşılmakta ise de; taşınmazın girişinde sol tarafta ve iki katlı evin bitişiğinde yer alan 4 metre derinliğindeki çukurun foseptik amaçlı açılmasının çukurun gerek derinliğinin gerekse konumu itibarıyla olağan akışa uygun olmadığının belirtildiği, söz konusu kazı nedeniyle kültür varlığına veya sit alanına verilen bir zarara dair tespitin yer almadığı, olayın meydana geliş şekli, sanık savunmaları, ihbar niteliği ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında 4 metre derinliğinde açılan çukurun; kültür varlığı bulmak amacıyla kazı ve sondaj yapmak niteliğinde olduğu, sanık ...'in diğer sanıklara kültür varlığı buldurmak amacıyla kazı yaptırdığına dair dosya kapsamında mahkumiyetine yeter delil bulunmadığı değerlendirilerek yapılan inceleme neticesinde;
1-Sanık ... hakkında verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile temyiz isteminin reddine dair ek karara yönelik temyiz istemi bakımından;
Sanık hakkında, Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/348 E. 2018/159 K.kararı ile kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçundan, 2863 sayılı Kanunu’nun 74/1 inci maddesi uyarınca kurulan “1 yıl 8 ay ” hapis cezası ile mahkûmiyet hükmüne konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemi bakımından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kula Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE
11.07.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!