12. Ceza Dairesi 2020/1742 E. , 2024/1710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/483 E., 2016/383 K.
SUÇLAR : Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yerel mahkemece sanık hakkında kurulan hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel mahkemece sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 43/1, 62/1, 53/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe, hakaret suçundan, TCK'nın 125/1, 43/1, 62/1, 53/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe, tehdit suçundan, TCK'nın 106/1-1.cümlesi, 43/1, 62/1, 53/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığına, zincirleme suç hükümlerin uygulanmasının hatalı olduğuna, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı tanınması gerektiğine ve resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; bir dönem birliktelik yaşadığı katılan ile aralarında husumet oluşması üzerine değişik zamanlarda katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edici ve hayatına ve vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğine ilişkin mesajlar çekip sözler söyleyen ve katılanın özel yaşam alana ait çıplak görüntüsünü katılanın annesi ve yeğenine gönderen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 125/1, 106/1. maddelerindeki görüntü veya seslerin ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret ve tehdit suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2012 tarihli, 2011/792 Esas, 2012/1132 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 253/1-b bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 155. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, CMK'nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 7188 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-b bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!