WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2019/7151 E.  ,  2023/2938 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/369 E., 2015/865 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama-bozma

Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu,
aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2015/369 Esas, 2015/865 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.05.2019 tarihli ve 2015/420246 sayılı, onama- bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteği;
Sanıkların cezalandırılması gerektiğine,İlişkindir.

B. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Sanıkların cezalandırılması gerektiğine,

3.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. "Yapılan yargılama sonucunda; iddia, sanık savunmaları, müşteki ve tanık beyanları, nüfus ve sabıka kayıtları, keşif ve bilirkişi raporları, müzekkere cevapları ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar hakkında Akşehir Gölü doğal sit alanı sınırlarında kalan bölgenin bir kısmına hububat ekmek, bir kısmını ise nadasa bırakmak suretiyle "2863 sayılı Kanun'a Aykırılık" suçundan 2863 sayılı Kanun'un 65/1-b. maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; Mahkememizce keşifte dinlenen zabıt mümzi beyanında da belirtildiği üzere ihbar üzerine suç tutanağının tanzim edilmiş olduğunun ve suçüstü olabilecek şekilde tespit sırasında sanıkların suç mahallinde bulunmadıkları anlaşılması ve sanıkların tüm aşamalarda inkâra yönelik savunma yapmaları karşısında; yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında soyut beyanlar haricinde sanıklar hakkında ceza hükmü kurabilmeye elverişli, her türlü kuşkudan arınmış, inandırıcı, somut delil elde edilemediği, şüphenin de sanıklar lehine değerlendirillmesi gerektiği anlaşıldığından CMK'nın 223/2-e hükmü uyarınca sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir." denilmektedir.

2. Sanık ... savunmasında; "Ben konu ile ilgili olarak daha önceden karakolda ifade vermiştim o ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Ben üzerime atılı suçlamayı anladım ve bilgi sahibi oldum. Devamla, ben savunmamı yazılı olarak hazırladım, savunmamı yazılı olarak sunmak istiyorum, suçsuzum, beraatimi istiyorum benim üçkuyu köyü haklıhöyük ve boklu höyük mevkiinde tarlalarım vardır, bu tarlalarımın tapusunu sunmuştum yine sunuyorum, burası sit alanı içerisinde değildir, ben hayvancılıkla uğraşırım oğlum Mehmet Gençer'in bu olayla bir ilgisi yoktur." demiştir.

3. Sanık ... savunmasında; "Ben konu ile ilgili olarak daha önceden karakolda ifade vermiştim o ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Ben üzerime atılı suçlamayı anladım ve bilgi sahibi oldum. Devamla, müşteki ... ile aramızda husumet bulunmaktadır yersiz olarak bizi şikayet etmiştir, hayvancılıkla uğraşırım, tarla bahçe işlerine babam ... bakar, benim üçkuyu köyü haklıhöyük ve boklu höyük mevkiinde tarlam yoktur, kesinlikle sit alanına müdahale etmedim, suçlamayı kabul etmiyorum, bu olayla bir ilgisi yoktur." demiştir.

4.Keşifte dinlenen tutanak mümzii tanık... beyanında; "Ben olay tarihinde ve halen Sultandağı ilçe jandarma komutanlığında uzman çavuş olarak görev yaparım. Olayı hatırladım, olayla ilgili tutmuş olduğumuz 05/05/2015 tarihli tutanak tarafımdan tanzim edilmiştir, tutanak içeriği doğrudur, aynen tekrar ederim, komutalığımıza müracat eden ..., ... ve ...'in oğlu ...'in bokluhüyük ve haklıhöyük mevkiinde bulunan sit alanındaki tarlaları ekip biçtiğini ve ekip biçtiği yerleri gösterebileceğini söylemesi üzerine, beyan etmesi üzerine bahse konu yerlere geldik, koordinatlarını aldık, bokluhöyük mevkiinde bulunan yerin sürülü boş olduğu, ancak geçen yıllarda hububat ekilmiş olduğu, üzerinde bulunan anızlardan anlaşıldı, haklı-höyük mevkiinde bulunan yerde ise hububat ekili olduğu ve hububatın yeşermiş olduğu her iki yerde de, hem ...'in ve ...'in oğlu ...'in olay yeri tarla başında bulunmadığı, tarafımızdan gözlemlenip iş bu tutanak tutuldu, suça konu yerleri keşif heyetine gösteriyorum." demiştir.

5. Mahkemece mahallinde 07.10.2015 tarihinde keşif icra edilmiş olup, keşif neticesinde alınan fen bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazların 200 ada 30 parsel ve 229 ada 40 parseller olduğu, Akşehir Gölü doğal sit alanı içerisinde kaldıkları tespit edilmiştir. Dosya kapsamında bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinde her iki taşınmazın da sanık ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

6. Keşif neticesinde alınan çevre mühendisi bilirkişi raporu ile; müdahaleler nedeniyle doğal sit alanındaki bitki örtüsüne zarar verildiği, doğal yaşama ortamının tahrip edildiği tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden katılan ... ve Su İşleri Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
1.Müşteki ... tarafından sanıklar Hilmi ve Mehmet'in sit alanı içerisindeki arazilerden birini sürdükleri, diğer araziyi de sürüp ekim yaptıkları yönündeki şikayeti üzerine kolluk ekiplerince müşteki ile birlikte olay yerine intikal edildiği, arazilerden birinin sürülü olduğu, diğerinde de hububat ekili olduğu, olay yerinde kimsenin olmadığının tespit edildiği, mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan fen bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazların 200 ada 30 parsel ve 229 ada 40 parsel nolu taşınmazlar olduklarının, Akşehir Gölü doğal sit alanı içerisinde kaldıklarının tespit edildiği, dosya kapsamında bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinde, bahse konu taşınmazların sanık ...'in babası olan sanık ... adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'in savunmasında, dava konusu yerlere müdahale etmediğini, babasına ait olduğunu, olayla ilgisi olmadığını beyan ettiği, sanık ...'nin de savunmasında, olayla oğlunun alakası olmadığını beyan ettiği dosya kapsamında, sanık ...'in, üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanık ...'in beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

3. “05/05/2015” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.

C. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 25.09.2017 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden katılan ... ve Su İşleri Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2015/369 Esas, 2015/865 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2015/369 Esas, 2015/865 Karar sayılı hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2023 tarihinde karar verildi.