WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2019/11691 E.  ,  2024/1520 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
MÜŞTEKİ : Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürlüğü
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün mahalli Cumhuriyet savcısı ve müşteki vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2014 tarihli ve 2013/143 Esas, 2014/36 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 74/1, 74/1.2.cümle, 5237 sayılı TCK'nın, 62, 54 ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 05.06.2014 tarihinde kesinleşmesine müteakip Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesi 26.05.2015 tarihli ve 2015/379 Esas, 2015/776 Karar sayılı ilamı ile sanığın denetim süresi içerisinde 09.02.2015 tarihinde kasten basit yaralama suçunu işlediği ve yargılama sonucunda mahkumiyetine kesin olarak karar verildiğinden bahisle ihbarda bulunmuştur. İhbar üzerine Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231/11 inci maddesi uyarınca açıklanmasıyla, sanığın 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1.2.cümle, 5237 sayılı Kanunun 62/1, 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 1yıl 1ay 10 gün hapis cezası ile cezaladırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; HAGB kararında suçta kullanılan eşyaların TCK 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiş olmasına rağmen açıklanan hükümde müsadereye ilişkin hüküm fıkrasına verilmemesi ve sanık hakkında şartları oluştuğu halde TCK 51. maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Müşteki vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde şartları oluşmadığı halde 62. madde uyarınca indirim uygulandığına, sanığın asgari hadden cezalandırılmasının ve cezasından kazı yapılan alanın sit alanı ya da korunması gerekli kültür varlığı olmadığı gerekçesiyle 1/3 oranında indirim uygulanmasının yerinde olmadığına, suçta kullanılan eşyaların müsaderesine karar verilmediğine, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
10.06.2012 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre, Körteke köyü Sarnıç mevkiinde saat 18.05 sıralarında izinsiz kazı yapıldığının ihbar edilmesi üzerine ilgili kolluk görevlilerince olay yerine intikal edildiği, olay yerinde park halinde yeşil renkli Ford transit minibüs aracın tespit edilmesi üzerine ... yanına gelindiği, bu esnada kazma kürek seslerinin duyulduğu, seslerin geldiği yöne doğru gidildiğinde sanık ...’in boynunda dedektör ile yüzey taraması yaptığı ve yanında da hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık Himmet’in bulunduğu, şahıslara burada ne yaptıklarının sorulması üzerine, maden aradıklarını beyan ettikleri, olay yerinde 1 metre uzunluğunda 10 cm derinliğinde kazı çukurunun tespit edildiği, yine kazı yapılan yerden yaklaşık 1 metre uzaklıkta kazma, kürek, levye,tahra ve balyozun ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek maden aramak amacıyla olay yerinde bulunduklarını, daha önceden de maden araması yaptığını, dedektörü maden aradığı için aldığını, beyan etmiştir.

Mahkemesince 17.01.2014 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 03.02.2014 havale tarihli arkeolog bilirkişi raporunda, emanette kayıtlı define arama sırasında ele geçirilen Delta Pulse2 adlı cihazın define aramaları sırasında kullanılan bir cihaz olduğunu, kazı yapılan yerde 2863 sayılı Kültür ve Tabıat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamından herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı, kaçak kazı çukurunun yaklaşık 50 cm derinliğinde olduğunu, söz konusu alanın tespit edilerek tescil edilmiş korunması gerekli alanlardan olduğuna dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı belirtilmiştir.

03.02.2014 tarihli maden mühendisi teknik bilirkişi raporunda, kaçak kazı yapılan yerin 70x50x50 cm ölçülerinde toprak örtü tabakası olduğunu, bu şekilde maden aramasının mümkün olmadığı, Delta Pulse 2 adlı cihazın maden araması ile bir alakasının olmadığı ve maden aramak için Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nden 3213 sayılı Maden Kanununa göre maden arama ruhsatı alınması gerektiği belirtilmiştir. Kadastro teknik bilirkişi raporunda kazı yapılan alanın Süleyman Sevin adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçunu işlediğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı Kanunun 231/11 inci maddesi uyarınca açıklandığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Mahkemece yürütülen yargılamada Aydın İl Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürlüğü vekilinin 08.05.2013 ve 04.12.2013 havale tarihli dilekçeler ile davaya katılma talebinde bulunduğu halde, adı geçen kurumun katılan olarak kabulüne yönelik bir karar verilmediği anlaşılmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/11/2006 tarihli, 2006/2-249-247 sayılı, 15/07/2008 tarihli, 2008/9-95-195 sayılı ve 19/10/2010 tarihli, 2010/9-149-105 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, Kültür ve Turizm Bakanlığının suçtan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına anılan kurumun açılan davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;

Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 53 üncü maddesinin bazı hükümlerini iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı kararının infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda adli emanette bulunan eşyaların müsaderesine karar verildiği ve 10.06.2014 tarihinde hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının kesinleşmesi nedeniyle müsadere kararının infazı için müzekkere yazıldığı ancak incelemeye konu temyiz denetimine açık olan hükümde, bu hususta herhangi bir karar verilmediğinin anlaşılması karşısında, müsadere kararının yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre zamanaşımı süresince bir karar verilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak; kendisini vekil ile temsil eden katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün yargılama giderlerine ilişkin paragrafına “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” cümlesinin eklenmesi suretiyle, hükmün isteme uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2024 tarihinde karar verildi.