WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAIRESI

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2024/3819 E.  ,  2025/2512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.06.1998 tarihinden itibaren Ordu ilinde davalının yetkili satıcılığını/bayiliğini yaptığını, taraflar arasından en son 21.12.2006 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalandığını, davalının 10.02.2011 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin süresi sonunda yenilenmeyeceğini bildirdiğini, bu bildirim ve feshin haksız olduğunu, taraflarında sözleşmenin yenileneceği konusunda bir güven oluşturulduğunu, 2008 yılında konsept değişikliği ve yenileme nedeniyle yüklü miktarda yatırım yapıldığını, bu nedenle davalıya 60 ay süre ile borçlanıldığını, bu yatırımların geri dönüşünün sağlanamadığını, davalının 2011 yılında da yeni yatırımlar yapılmasını istediğini, davalının taraflarınca oluşturulan müşteri portföyünden halen faydalandığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL müşteri (portföy) tazminatının ve 1.000,00 TL karşılanmayan yatırım bedeline karşılık gelen maddi tazminatın 10.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 27.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla geri dönüşü sağlanamayan yatırımların tazmini için talep ettikleri 1.000,00 TL tazminat talebini 402.448,33 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğunu, sözleşme ile taraflara süre sonunda sözleşmeyi yenilememe hakkının tanındığını, bu hakkın kullanması suretiyle sözleşmenin süresi sonunda yenilenmediğini, haksız feshin söz konusu olmadığını, sözleşme ile davacıya tekel hakkı ya da tek satıcılık yetkisi verilmediğini, davacının Türkiye'nin tamamında satış yapma yetkisi bulunan bayi olduğunu, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının sözleşme süresi boyunca bayilik standartlarına uyacağını kabul ettiğini, 2008 yılındaki konsept değişikliğinin taraflarca birlikte yapıldığını, davacının yalnızca bir takım altyapı masrafının olduğunu, geri kalan ekipmanların taraflarınca sağlandığını ve davalıdan aylık olarak bir miktar kullanım bedeli alındığını, 60 ay boyunca yapılacak ödemelerin buna ilişkin olduğunu ve sözleşme sona erdirilmiş ve ekipmanlar davacıdan alınmış olduğu için başka bir ödeme taleplerinin bulunmadığını, davacının alt yapı çalışması olarak yaptığı yatırımları halen kullanmakta olduğunu, davacının yatırım maliyeti olarak sunduğu diğer faturaların ise kendilerince talep edilmiş yatırımlara ilişkin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 7.2. maddesinde davalı şirkete sürenin sona ermesinden en az 6 ay öncesinde yazılı ihbarda bulunma koşuluyla sözleşmeyi yenilememe hakkı tanındığı ve davalı tarafça bu hakkın kullanıldığı, dolayısıyla haksız fesih olmadığı, davacının servis ekipmanlarına ilişkin talebinin yerinde olmadığı, zira bunların faaliyetin devamı için zorunlu kalemler olduğu, öte yandan davacının Skoda bayiliğini de kapsar şekilde yapılan imalatlara ilişkin bir kısım hesaplamalar yapılmışsa da inşaat bilirkişisi tarafından yapılan incelemede 2008 yılında yaptırılan bu imalatlardan dış cephe giydirmesi ile ayaklı reklam panosunun dış görseli dışında herhangi bir imalat değişikliği yapılmadığının ve diğer imalatların sözleşmenin feshinden sonra da kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığının, yine elektrik elektronik mühendisi bilirkişi tarafından da imalatların sözleşmenin feshinden sonra da kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığının tespit edildiği, davalının davacı şirkette sözleşme ilişkisinin devam ettirileceği noktasında haklı beklenti oluşturduğu yönündeki iddianın ispatlanamadığı, davacının davalı şirketin bayiliğini imalat tarihinden fesih tarihine kadar 3 yıl, toplamda ise 13 yıl sürdürdüğü, halihazırda ise Skoda'nın bayiliğini yaptığı ve imalatları kullanılıyor olduğu, ayrıca sözleşmenin 7.6 maddesinde "Bu sözleşmenin haklı bir sebeple fesih olunması veya bu belgenin sona ermesi yetkili satıcıya, bu belgenin süresi boyunca yetkili satıcı tarafından kurulan itibar ile ilgili olarak bu belge gereği herhangi bir fesih ve ayrılma tazminatı veya ödemesi yetkisi vermeyecek veya yetkili satıcı tarafından kendi acentelerine veya çalışanlarına yapılan ödemeler de dahil olmak ve yalnızca bunlar ile sınırlı olmamak üzere yetkili satıcı tarafından maruz kalınan veya yapılan harcamalar, yatırımlar veya mükellefiyetler için veya beklenen kar kaybı için olan zararlar için şirketi sorumla duruma getirmeyecektir. Yetkili satıcı bu fesih veya ayrılma tazminatı veya zararları ile ilgili olarak yerel kanunlar, kurallar ve yönetmelikler ile yetkili olabileceği bütün haklarından feragat etmeyi bu belge ile kabul eder." şeklinde düzenleme bulunduğu, denkleştirme isteminin, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanacağı, ancak somut olayda sözleşmenin 5 yıl süreli olarak akdedildiği ve tekel hakkı veren bir sözleşme niteliğinde olmadığı, taraflar arasında salt bayilik ilişkisi bulunduğu ve bayiliğin de münhasır bölge bayiliği şeklinde tesis edilmediği, davalı şirketin davacının meydana getirdiği müşteri çevresinden yararlanmaya devam ettiğinin ve onlardan önemli menfaatler sağladığının somut olarak ispatlanamadığı, davacının aynı sektörde devam ederek müşteri portföyünü kullanmaya devam edebileceği, davacının sözleşmenin feshinden sonra Skoda'nın bayiliğini yapmaya başladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan ve 21.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğu ve sözleşmenin 7.2. maddesi ile taraflara sürenin bitiminden 6 ay öncesinde yazılı olarak ihbarda bulunmak koşuluyla sözleşmeyi yenilememe hakkının tanındığı, bu hakkın kullanılması halinde sözleşmenin 7.3. maddesi uyarınca 5 yıllık süre sonunda kendiliğinden sona ereceği, davalı tarafın anılan sözleşme maddesi kapsamında davacıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi yenilememe iradesini açıkladığı, bu şekilde sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiği, davalı tarafından feshedilmediği, dolayısıyla haklı/haksız feshin tartışılamayacağı, sözleşme ile davacının Ordu ili, Merkez ilçesi olarak belirlenen bölgede yetkili satıcı olarak tayin edildiği, davalının acentesi ya da tek satıcı olmadığı, sözleşme ile belirlenen bölgede davacıya münhasırlık yetkisi verilmediği, bu sebeplerle denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı vekilinin bu minvalde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ve bilirkişi heyetince incelenmediği iddia edilen hususların sonuca bir etkisinin bulunmadığı, Mahkemenin denkleştirme tazminatının koşullarının oluşmadığına yönelik kabulü karşısında, davacı tarafından talep edilen konularda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasının yerinde olduğu, davacının yetkili satıcılık sözleşmesinin 4.1. maddesi ile sözleşmenin süresi boyunca her zaman, bu sözleşme ve eklerinde belirtilen Toyota standartlarını ve hedeflerini yerine getireceğini kabul ettiği, bu kapsamda davalı tarafından 2008 yılında yapılan konsept değişikliği nedeniyle bir takım yatırımlar yapmış olmasının olağan ve sözleşme gereği olduğu, bu yatırımları sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar kullandığı gibi bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere sözleşmenin sona ermesinden sonra da kullanmaya devam ettiği, davacının, davalıdan kullandığını iddia ettiği 60 aylık kredinin, davalı tarafından sağlanan ve mülkiyeti kendisine ait olan ekipmanların aylık kullanım bedeli olduğu, davalı tarafın sözleşmenin sona ermesi ile davacıya teslim ettiği ekipmanları geri aldığı ve ticari defterlerinde 60 aylık ödemeye ilişkin hesabı kapattığı, davacıdan bu ödemelere ilişkin herhangi bir talepte de bulunmadığı, davalının 2011 yılında yeni yatırımlar yapılmasını istediğine dair soyut iddia dışında bir delil sunulmadığı, davacının sunduğu 2011 yılına ilişkin faturaların davalının talep ettiği yeni yatırımlara ilişkin olduğunun ispat edilemediği, Mahkemece de kabul edildiği üzere tüm bu hususların sözleşmenin 7.6. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının, davalıdan talep edebileceği bir yatırım bedelinin bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğinden bahisle denkleştirme tazminatı ile sözleşmenin uygulanması sırasında yapılan ve geri dönüşünün sağlanamadığı iddia edilen yatırım bedellerinin iadesi talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.