11. Hukuk Dairesi 2024/2200 E. , 2024/3262 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/618 Esas, 2022/886Karar
HÜKÜM : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2021/127 E., 2021/911 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2014 yılında davalı ...'den 10 adet altın aldığını, bu altınlara teminat olarak davacının kardeşi ... tarafından davacıdan borç senet alındığını, senetteki sadece imzalar davacıya ait olup, borçlu bilgilerinin ... tarafından doldurulduğunu, senet metninin kim tarafından doldurulduğunun bilinmediğini, davacı tarafından altınlar iade edilmiş ise de, boş senedin davacıya teslim edilmediğini ve davalı tarafça icra takibine konu olduğunu, davacının bu nedenle suç duyurusunda bulunduğunu, ancak takipsizlik kararı verildiğini, davaya konu edilen senedin davacı tarafından verilen 3 adet senetten biri olmadığını, alınan altınlara teminat olarak verilen borç senedi olduğunu, davacının sadece boş senede imza attığını, borçlu bilgileri kısmı ile senet metni kısmının davalıca doldurulmadığını, takibe konu olan senet bedelinin 700.000,00 TL olduğunu, senet metninde bedel kaydının da bulunmadığını, yani senedin nakden mi yoksa malen mi verildiği hususunun belirli olmadığını ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı aleyhine yürütülen takibin iptal edilmesini, davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği konularla alakalı herhangi bir başvurusunun, suç duyurusunun yahut şikayetinin olmadığını, davalının söz konusu senedi icraya koyduktan sonra davacının bu davayı açtığını, davacının borçtan kurtulma çabası içinde olduğunu, davacının davalı ...'dan borç para istediğini, davalının da biriktirdiği 700.000,00 TL davacıya vereceğini ancak karşılığında senet yapacağını söylediğini, bunun üzerine 15.10.2017 tarihinde Kayseri'de dava dışı ve davacının kardeşi olan .....'ın da bulunduğu esnada davaya konu senedin düzenlendiğini ve düzenlenen senedi de davacı tarafın imzaladığını, senetteki diğer kısımların ise ....'ın tanıdığı üçüncü bir kişinin yazdığını, senedin taraflar huzurunda imzalandığını, senedin ödeme tarihinin de 15.10.2019 olduğunu, senet imzalanırken veya öncesinde tarafların yanında davalı ...'ın olmadığını, ...'ın sadece davalının davacıya borç vereceğini bildiğinisavunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili takipte takip alacaklısının davalılardan ... olduğu, takip borçlularının ... ve ... olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereği menfi tespit davasının takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerektiği, davalılardan ... ve ...'ın takip alacaklısı olmadığı, bu nedenle bu davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği, davalı ... yönünden, davacı tarafından senedin teminat olarak verildiği, ilgili senedin sonradan doldurulduğu, senedin teslim edilmediği, davacı tarafından boş senede imza atıldığı, tarafların akraba olduğu ve senetle ispat kuralının istisnasının mevcut olduğunun ileri sürüldüğü, bonolarda da uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 680 inci maddesi uyarınca açık bono düzenlenmenin mümkün olduğu, açık olarak düzenlenen bir bononun sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davalı ... ile davacı arasında ki akrabalık ilişkisinin kanundaki istisna kapsamına girmediği, davacının iddiasını ancak yazılı delille ispatlayabileceği anlaşılmış olup taraflara verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hususunda davacı yana usulüne uygun süre verildiği, yemin metni davalılara tebliğ edilmiş olup, usulüne uygun şekilde yemin eda ettirildiği, kesin delil niteliğinde olan yemin delili karşısında davacının davasını kesin delil ile ispat edememiş olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olan icra takibinde alacaklı olarak yer alan kişinin müvekkilinin yeğeni olduğunu, takibe konu edilen senette lehtar olan kişinin ise müvekkilinin ablasının eşi olduğunu, müvekkilinin ablasının ise davalı ... olduğunu, davalı ... senette lehtar olan icra takibinde borçlu olan ...'ın oğlu olduğunu, yerel mahkeme kararında menfi tespit davasının sadece takip alacaklısına yönetilmesi gerektiğinden bahisle davalı ... ve ... açısından davanın usulden reddine karar verdiğini, davalı tarafın müvekkilinden almış olduğu boş senedi hukuka aykırı olarak doldurarak icra takibine konu ettiğini, bu sebepten dolayı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/26055 soruşturma dosyası kapsamında soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin kardeşi olan ... 'ın ise senedi boş olarak verildiğini bildiğini, müvekkilinin 10.04.2017 tarihinde davalılar hakkında Avanos Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunduğunu, kendisinden boş senet alındığını belirttiğini, tarafların yakın akraba oldukları için yaptıkları borç alıp verme işlemlerini diğer yakın akrabalarının da bildiğini, takibe konu senet bedelinin 700.000,00 TL olduğunu, senet metninde bedel kaydının da bulunmadığını, dava dilekçelerinde de belirttikleri üzere taraflarınca dava ve icra takibine konu olan sendin boş olarak müvekkilinden alındığını ve hukuka aykırı olarak doldurularak icra takibine konul edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı her ne kadar takibe dayanak senedin teminat amaçlı (davalıdan aldığı altınlar karşılığında) boş bir senet olarak imzalandığı ve altınların davalı tarafa iade edilmeyerek daha sonra kötü niyetli olarak doldurulup icra takibi yapıldığını ileri sürmüş ise de somut olayda davacının sebepten mücerret olan bonodan ötürü borçlu bulunmadığını yazılı delillerle ispatı gerektiği ancak davacının bu konudaki üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği, ayrıca; davanın bonoya dayalı takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davası olması hususu gözetildiğinde takip alacaklısı olmayan davalılar yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden ret kararı verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 680 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!