11. Hukuk Dairesi 2024/1683 E. , 2024/2893 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/206 Esas, 2021/603 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarih, 2022/11-455 E. ve 2023/618 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek esas yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkillerinden ... aleyhine girişilen icra takibine konu çekteki imza ve yazının müvekkili ...’e ait olmadığı gibi, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibinin diğer müvekkilleri Hasan ve ... yönünden iptalinin gerektiğini, zira yapılan sahtecilikle çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, çekin ön yüzünden anlaşılacağı üzere müvekkili ...’ün çeki dava dışı şirket Söz-Pa Paz. İnş. A.Ş.'ye keşide ettiğini, ancak özellikle sahte imzayla borçlandırılmaya çalışılan ...'e müracaat edebilmek için lehtar kısmının çizildiğini, buradaki parafın ...'e ait olmadığını ileri sürerek öncelikle imza inkârına dayanan müvekkili ... yönünden imzanın kendisine ait olmadığının belirlenerek borçlu olmadığının tespitine, davalı şirketin takip ve dava konusu çekten dolayı müvekkilleri keşideci ... ile ciranta ...'e de müracaat kabiliyetinin olmadığının tespiti ile icra takibin her biri için ayrı ayrı iptaline, müvekkilleri lehine %40’dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılardan ...'ün takip konusu çekte bulunan cirosuna karşılık imza itirazında bulunmasının haksız olduğunu, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiğini, davacı borçluların mal beyanı dilekçelerinde takip konusu borcu kabul ettiklerini ve en kısa zamanda ödeyeceklerini beyan ettiklerini, buna rağmen dava açmalarının ve borçlu bulunmadıklarını ileri sürmelerinin kötüniyetlerini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen ilk Karar
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.03.2012 tarih, 2005/494 E. ve 2012/180 K. sayılı kararı ile; Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/62 E. sayılı dosyası incelendiğinde, davacılar ... ve ... tarafından davalı ... Petrol Ürünleri Akaryakıt ve Nak. San. Tic. A.Ş. ve Söz-Pa Pazarlama İnş. A.Ş. ile Kuveyt Türk Finans Kurumu A.Ş. aleyhine dava dilekçelerinde belirttikleri gerekçeler ile sahtelik şikayetinde bulunulduğu, yapılan yargılama neticesi alınan 05.07.2007 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre dava konusu çekin ön yüzündeki lehtar üzerindeki imzanın davacı ve keşideci ...’e ait bulunduğu tespit edildiği, ayrıca adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 13.11.2006 tarihli raporla da çekin arka yüzündeki ... adına atılan imzanın bu kişiye ait olmadığının tespit edildiği, bu dosyada tanık olarak beyanı alınan davacı ...’ün beyanında “Kardeşi ...’ün üç adet bono gönderdiğini ve kendisinin de arkasını imzaladığını” belirttiği, tüm bu deliller değerlendirilerek sanıklar hakkında beraat kararı verilerek bu kararın temyiz edilmeden kesinleştiği; Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince alınan raporlar karşısında davacı ...’ün iddialarının doğru olmadığı, lehtar üzerindeki imzanın kendisine ait olduğu, çekin kıymetli evrak olarak geçerliliğini koruduğundan, bu davacının davasının reddi gerektiği, diğer taraftan davacı ...’ün imzanın sahteliği yönünde bir itirazı bulunmadığı gibi ceza mahkemesinde ki beyanında kardeşi ...’ün talebi üzerine çekin arka yüzünü imzaladığını kabul ettiğinden çekte ciranta konumundaki bu davacının sorumluluğunu da ortadan kaldıran bir durumun bulunmadığı, davacıların talebi üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olup alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olunduğu görüldüğü gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın kabulüne, Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2002/4719 E. sayılı dosyanın konusu olan 31.06.2001 tarihli keşidecisi ... olan ve 67.500 DEM bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, adı davacının tazminat talebinin reddine; davacılar ... ile ... yönünden açılan davanın reddine, bu davacıların talebi üzerine takip durduğu anlaşıldığından harca esas değer olan 40.152,00 TL’nin %40’ı olan 16.060,00 TL tazminatın davacı ... ve ...’ten tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 16.04.2013 tarih, 2013/1823 E. ve 2013/6954 K. sayılı kararı ile;
“…Dosya içerisinde borçlu ... vekillerinin icra dairesine hitaben verdikleri müşterek imzalı mal beyanı dilekçesinde açıkça borcu kabul beyanları bulunmaktadır. Mahkemece borçlu vekillerinin anılan dilekçede ki borcu kabul beyanı üzerinde durulup tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.01.2014 tarih, 2013/249 E. ve 2014/20 K. sayılı kararı ile; icra dosyası mal beyanı dilekçesi incelendiğinde, davacılar ... ve ... yönünden bir bozma kararı olmadığından bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına; davacı ... yönünden ise Yargıtay bozma ilâmına konu mal beyanı dilekçesinin aslının Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kasasında olduğu, dilekçenin Av. ... ile Av. ... tarafından verildiği, her iki vekilin de icra dosyası içinde borçlu ... tarafından verilen bir vekâletin bulunmadığı, keza 05.11.2013 tarihli duruşmada beyanda bulunan Av. ... mal beyanı dilekçesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, diğer imzanın ise Av. ...’a ait olduğunun bu kişi tarafından mal beyanı verilmesinden sonra ... tarafından vekâlet verilmediğini beyan ettiği, bir avukatın herhangi bir taraf için beyanda bulunabilmesi için öncelikle noter tarafından verilen bir vekâletinin olması gerektiği, başlangıçta vekâletsiz iş yapılması durumunda sonradan verilen vekâlet ve muvafakatın da yapılan işlemi geçerli hale getirebileceği, ancak icra dosyasına konulmuş bir vekâletname bulunmadığı, vekâletsiz olarak verilen beyanların da adına verilen kişiyi bağlamayacağı, nitekim davacı ... tarafından bizzat verilen 30.09.2002 tarihli dilekçede borç ile bir ilgisinin bulunmadığının açıkça belirtildiği, bu iki beyan birlikte değerlendirildiğinde bu kişi adına iki avukat tarafından verilen dilekçenin vekâletname olmadan verildiği, daha sonrada vekâletname eklenmediği ve bu beyana muvafakat edilmediği, ceza mahkemesinin dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise çekin arkasındaki cironun bu davacıya ait bulunmadığı tespit edildiğine göre çekten dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ... ve ... yönünden bir bozma kararı olmadığından bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına, davacı ... yönünden davanın kabulü ile Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2002/4719 E. sayılı dosyada takibe konu edilen 31.06.2001 tarihli keşidecisi ... olan 67.500 DEM bedelli çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davacı ...’ün tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.05.2014 tarih, 2014/6271 E. ve 2014/9512 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı borçlu ... vekilleri Av. ... ve Av. ... imzasını taşıyan mal beyanı dilekçesindeki imza vekil Avukat ... tarafından inkar edilmiştir. Bu durumda öncelikle bu imzanın adı geçen vekile ait olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Öte yandan ... vekili olan Avukat ..., avukat ...'a avukatlık yetkisini yetki belgesi ile devretmiş, bu yetki belgesinde mahkeme başkanının 14.11.2007 havale tarihi ve imzası bulunmakta olup, anılan mal beyanı dilekçesinde Avukat ... imzası da bulunduğundan, adı geçeninde imzasının incelenmesi gerekir.
Bu durumda imza incelemesi sonucu borcun kabulüne ilişkin imzanın vekillere ait olduğu tespit edilirse bu beyanın davacıyı bağlayacağı gözetilmelidir. Şayet, imzalar vekillere ait çıkmaz ise, bu halde, senetteki ciranta imzasının sıhhati yönünden inceleme yapılması gerekir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. Mahkemenin Üçüncü Kararı
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.02.2019 tarih, 2014/1185 E. ve 2019/132 K. sayılı kararı ile; davacı ...'ün, takibe ve davaya konu 31.06.2002 tarihli, keşidecisi ... olan 67.500 DEM bedelli çek üzerinde yer alan ciranta imzasının kendine ait olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunduğu, Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2002/4719 E. sayılı takip dosyasına tarihsiz dilekçe ile davacı ... vekilleri tarafından takibe konu borcun kabulüne ilişkin dilekçe sunulduğu, bu dilekçe altındaki imzaların davacı vekilleri olan Av. ... ve Av. ...'a ait olup olmadığının tespiti için dosya kapsamında imza incelemesi yaptırıldığı, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından ilgili mal beyanına ve borcun kabulüne ilişkin dilekçedeki imzaların ... vekillerine ait olmadığının tespit edildiğinden dilekçe içeriğinin davacı ... yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu aşamadan sonra takibe ve davaya konu 31.06.2001 tarihli çekteki ciranta imzasının davacı ...'e ait olup olmadığının tespitinin gerektiği, imza incelemesine esas olmak üzere davaya konu çek aslının temini için yapılan araştırmalara rağmen çek aslının bulunamadığı, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/62 E. sayılı dosyasında 13.11.2006 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekte yer alan ciranta imzasının davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, mahkemece çek aslının temin edilememesi nedeniyle yeni bir imza incelemesi yaptırılmasının mümkün olmadığından 13.11.2006 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği, ilgili rapor ile çek üzerinde yer alan imzanın davacı ...'e ait olmadığının tespit edildiği, imza inkârının mutlak def’ilerden olduğu gerekçesiyle davacı ... ve davacı ...'ün davaları yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davacı ...'ün davasının kabulü ile, Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2002/4719 E. sayılı dosyada takibe konu edilen 31.06.2001 tarihli, keşidecisi ... olan 67.500 DEM bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı ...'ün tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
F. Üçüncü Bozma Kararı
Dairemizin 27.01.2021 tarih, 2020/3558 E. ve 2021/509 K. sayılı kararı ile;
“…Dava icra takibine konu 1 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2013/1823 esas ve 2013/6954 karar sayılı ve 16/04/2013 tarihli ilamında belirtildiği üzere, icra dosyasında davacı borçlu ... vekilleri Av. ... ve Av. ... imzasını taşıyan mal beyanı dilekçesinde açıkça borcu kabul beyanları bulunmaktadır. Mahkemece bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda dilekçe altındaki imzaların borçlu vekillerine ait olmadığı tespit edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de aynı bilirkişi raporunda 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesindeki imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında ise uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. 18.06.2008 tarihli duruşmada beyanı alınan davalı borçlu vekili ..., 3 adet mal beyanı ve borç ikrarını içeren dilekçelerdeki ismi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olup bu durumda artık söz konusu dilekçeler altındaki imzanın borçlu davalılar vekiline ait olduğu kabul edilmelidir. Av. ... tarafından da Av. ...’a 14/11/2007 havale tarihli yetki belgesi ile yetki verildiğinden ... imzasının bulunduğu dilekçelerdeki borcu kabul beyanı davacıları bağlar. Bu nedenle mahkemece borcun kabul edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
G. Direnme Kararı
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/206 Esas, 2021/603 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 76 ncı maddesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 56/5 inci maddesi, Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 18/1 inci maddesi ile bir kısım Hukuk Genel Kurulu ve Özel Daire kararlarına atıf yapılmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çek keşidecisi ..., ilk ciranta ... ve son ciranta ...'ün kardeş olup, hep birlikte aynı işyerinde iş ortağı olarak oto galeri işi yaptıklarını, davacıların hep birlikte hareket edip, aynı işyeri için borçlandığını, tüm mal varlığının ise ... adına kayıtlı olduğunu, borçlara karşılık düzenlenen çeklerin üç kardeşin bilgisi ve onayı ile düzenlendiğini, dolayısıyla davaya konu çekteki imza ...'e ait olmasa dahi onun bilgisi ve rızası dahilinde atıldığını, aksi kabulün hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığını, nitekim Hasan ve ...'ün de çekteki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini, kaldı ki davacılar vekilinin icra dosyasına sunduğu dilekçeyle, her üç davacı bakımından da icra dosyasına konu borcu kabul ettiğini, söz konusu beyanın bozma ilamındaki gerekçeler doğrultusunda davacı ... bakımından bağlayıcı olduğunu, nitekim sözü edilen mal beyanında imzası bulunan Avukat ...'ın Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde, imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini belirterek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarih, 2022/11-455 E. ve 2023/618 K. sayılı ilâmı ile;
".... eldeki dava, takip konusu çekte keşideci (...) ve ciranta (... ve ...) konumunda bulunan davalılar hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2002/4719 Esas sayılı takibi ile davalı ... Petrol Ürn. Aky. ve Nak. A.Ş.nin 31.06.2001 keşide tarihli ve 67.500 DEM bedelli çeke istinaden davacı ...'ün de aralarında bulunduğu takip borçluları aleyhine icra takibi başlattığı, icra takip dosyasına Av. ... ile Av. ... tarafından imzalanan takibe konu borcun kabulü içerir bilâ tarihli mal beyanı dilekçesi sunulduğu ancak takip dosyasında davacı takip borçlusu ... tarafından Av. ... ile Av. ...'a verilen bir vekaletnâme bulunmadığı gibi, davacı ... tarafından avukatlarca yapılan işlemlere icazet edildiğine ilişkin bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
24. Avukatın icra dosyasında işlem yapabilmesi için vekâletname ibraz etmesi zorunlu olup, avukat tarafından vekâletname ibraz edilmeden yapılan işlemlere asılın icazet göstermemesi hâlinde bu işlemler geçersiz olacaktır. Bir başka deyişle bu işlemler asıl yönünden bağlayıcı nitelikte olmayacaktır.
25. Her ne kadar eldeki davada davacı ... tarafından Av. ...'a verilen vekâletname bulunmakta ise de; vekâletnamelerin her dosya için ayrı ayrı sunulması gerektiğinden bu dava dosyasına sunulan vekâletnamenin icra dosyasına sirayet etmesi mümkün olmayıp, aksi kabul edilse dahi mal beyanı dilekçesinde Av. ...'a atfen yer alan imzanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi 24.08.2017 tarihli raporu ile Av. ...'a ait olmadığı tespit edildiğinden, bu borç ikrarını içerir dilekçenin davacı ... yönünden bağlayıcı olmadığı kabul edilmelidir.
26. Önemle vurgulamak gerekir ki; Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görevli mahkeme başkanının havalesini taşıyan 14.11.2007 havale tarihli yetki belgesinde Av. ...'ın yetki belgesi veren, Av. ...'ın ise yetkili kılınan avukat olarak yer aldığı, yetki belgesinin vekil eden, dayanak vekâletname, noter tarih ve yevmiye no kısmının boş olduğu, bu bakımdan yetki belgesinin 1136 sayılı Kanun'un 56/5 inci ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 18 inci maddelerinde belirtilen şartlara haiz olmadığından geçersiz kabul edilmesi gerektiği açıktır.
27. Başka bir ifadeyle; 14.11.2007 havale tarihli yetki belgesi ile yetkili kılınan avukatın kim adına yetkili kılındığı, Av. ...'ın hangi vekâletnamedeki yetkilerini devrettiği belirsiz olduğundan, bu yetki belgesi Av. ...'a davacı ...'ü eldeki davada dahi temsil etme yetkisi veremeyecektir.
28. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; icra dosyasında yer alan takip talebi ve ödeme emrinin düzenlenme tarihi 01.07.2002 olup, dava dilekçesine ekli davacı vekili Av. ...'ın davacı ...’ün vekili olduğunu gösteren vekâletnamenin ise 17.05.2001 tarihli olduğu, buna göre her ne kadar Av. ... yargılama aşamalardaki beyanlarında icra dosyasında davacı ...'ü temsilen vekâletnamenin icra dosyasında bulunmadığını ve adı geçen davacının vekili olmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dava davacı hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğundan, eldeki dava dosyasında yer alan vekâletnamenin icra dosyasında geçerli olmadığını ileri sürmenin dava dosyası ile icra dosyası birbiriyle bağlantılı olduğundan çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturacağı, mahkemece Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen ikinci kararda, davacı ... tarafından bizzat verilen 30.09.2002 tarihli dilekçede borç ile bir ilgisinin bulunmadığının açıkça belirtildiği vurgulanmış ise de, beyanda bulunan kişi dava ve icra takibiyle ilgisi olmayan 1952 doğumlu ... olup, eldeki davada davacı olan ... ise 1950 doğumlu olup, bu hususların icra dosyasında açıkça belirtildiği, her ne kadar Av. ... dava konusu icra dosyasında davacı ...’ün vekili olmadığını ve buna ilişkin bir vekâletnamenin dosyada bulunmadığını iddia etse de, bu icra dosyasında; Av. ...’ın davacı-borçlu ... vekili olarak 25.11.2002 tarihli dilekçeyle Konya İcra Mahkemesi nezdinde kıymet takdirine itiraz ettiği; 02.08.2003 tarihli dilekçeyle de icra takibi konusu alacakla ilgili olarak imza inkârına dayalı borca itirazda bulunduklarını iddia ederek satışın durdurulması talebinde bulunduğu anlaşılmakta olup, davacı- borçlu asıl ...'ün bu işlemlere karşı herhangi bir itirazı da bulunmadığından, yetki belgesindeki imzanın Av. ...’a ait olduğu bilirkişi raporuyla sabit olduğu dikkate alındığında Av. ...’a daha sonradan verilen yetki belgesi ile daha önceden davacılar adına yapmış olduğu tüm işlemlere icazet verildiğinden, Av. ... tarafından verilen mal beyanı dilekçesindeki beyanlar davacı ...’ü bağlayacağı ve onun aleyhine sonuç doğuracağı, başka bir deyişle; davacı ... ile vekili Av. ... arasında geçerli bir vekâlet ilişkisi kurulduğunu kabul etmek gerektiği, bu hususlara ilâveten dava dosyasında yer alan vekâletnamede vekilin davayı kabul ve tevkil gibi yetkileri bulunmakta olup, borcu kabulün de davayı kabul yetkisi içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
29. Hâl böyle olunca; mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeler kapsamında Av. ... imzasını taşıyan borç ikrarını içerir mal beyanı dilekçesinin davacı ... yönünden bağlayıcı olmadığı yönünde verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.
30. Ne var ki, Özel Dairece esas yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir." gerekçesiyle direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
2.1086 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 6100 sayılı 6100 sayılı Kanun'un 76 ncı maddesi, 1136 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin beşinci fıkrası, Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 18 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!