WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2024/1570 E.  ,  2024/3244 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/26 Esas, 2022/77 Karar
BİRLEŞEN DAVA : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/306 E.
HÜKÜM : Asıl dava kabul, birleşen dava kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Asıl ve birleşen davada davalı vekili

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin keşidecisi olduğu bonoya dayalı olarak davalı tarafından müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava dışı mirasçılardan ... ve eşi ...'ün murisin ehliyetsizliğinden de yararlanarak diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı ile fikir birliği yaparak murise 490.000,00 USD ve 510.000,00 USD bedelli toplamı 1.000.000,00 USD bedelli senet imzalattıklarını, davalı ...'ın murise 1.000.000,00 USD ödeyebilecek güçte olmadığını, murisin 78 yaşında öldüğünü ve ölümünden 5 ay önce bu senetleri düzenlediğini, murisin terekesinde toplam 1.000.000,00 USD hareketi göremediklerini, yaşlı ve alzheimer hastası olan murisin fiil ehliyetinin bulunmadığını, senetteki imzanın ve yazıların farklı zamanda doldurulduğunun anlaşılabileceğini, müvekkillerinden ...'ın mirasçı ... aleyhine muvazaa nedeni ile tapu iptali davası açtığını, davanın kabul edildiğini ve kararın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, bu sebeple söz konusu senetlerin rakam hanesinin doldurularak icraya konulduğunu iddia ederek 510.000,00 USD bedelli bono sebebi ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini, bononun ve takibin iptalini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dosyasındaki iddiaları tekrarlayarak müvekkilinin 490.000,00 USD bedelli bonodan dolayı payına düşen 122.500,00 USD bedelden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin ehliyetinin tam olduğunu, yazılı belgeye karşı tanıkla ispatın mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davalının ceza dosyasında ve 16.09.2021 tarihli duruşmada 490.000,00 USD 'yi 2000 yılının 3 üncü veya 4 üncü ayının başında, 510.000,00 USD'yi ise yaklaşık 20-21 gün sonra ...'e teslim ettiğini ikrar ettiği, nakden kaydı içeren her iki bono nedeniyle muris ...'a herhangi bir para verilmemiş olduğu, bu senetlerin bedelsiz olduğu, 2007/3115 E. sayılı dosyada senedin 4/3'ünün ... dışındaki mirasçılar tarafından ödendiği şeklindeki açıklamanın da halin mutad cereyanına uygun olmadığı, davalının adli tahkikatta, senedin bu bölümünü ... vasıtası ile tahsil ettiğini ifade ettiği, ancak davacı mirasçıların ...'la hiçbir para alışverişlerinin olmadığı, davalının esas ilişkide olduğu kişinin dava dışı ... olduğu, davacılardan ... tarafından açılan muris muvaazası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında muris ...'ın kızı ... ile yaşadığı, taşınmazını satması için haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, murisin ölüm tarihi itibari ile ve temlik tarihinden sonra terekesinde paraya tesadüf edilmediği şeklindeki gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği, senetlerin düzenlendiği tarihte murisin 78 yaşında olduğu, tanık anlatımlarına göre bazı hastalıklarının bulunduğu, bu verilere göre dava dışı ... ve eşi ...'ün murisi etki altına alarak bu senetleri imzalattırdığı, özellikle birleşen davadaki takibin sadece ... hakkında yapılması ve ...'ın ise muvazaa davasının davacısı olmasının bu senetlerin murisin serbest iradesinin ürünü olduğunu kabul etmeye imkan bırakmadığı, murisin terekesinde herhangi bir para da çıkmadığı, senetlerin bedelsiz olması nedeniyle her iki davanın da kabulünün gerektiği, davalının senetlerin dayanağı olarak gösterdiği 01.04.1999 tarihli protokol yönünden ise 01.04.1999 tarihinde 1.000.00,00 USD bedelli bir turizm anlaşmasının, ancak turizm ve emlak işini meslek edinmiş, bu konuda uzman olan kişilerce ve tafsilatlı olarak yapılabileceği, ancak yarım sayfadan ibaret bu belgenin, 1.000.000,00 USD bedelli bir turizm sözleşmesinden daha çok, kırsal yörelerde sıklıkla karşılaşılan alelade menkul veya zilyetlik satış belgelerine benzediği, murisin belge altındaki imzasının, güçlükle atılmış izlenimini verdiği, bu imzanın okuma yazma bilmeyen yaşlı insanların yaşamlarında nadiren ve ancak güçlükle attıkları bir imza görünümünde olduğu, böylesi bir konumda olan muris ...'ın kendi serbest iradesi ile 1.000.000,00 USD değerinde bir sözleşmeye imza attığının kabulünün halin mutad cereyanına ve fiili karinelere uygun düşmeyeceği, böyle bir sözleşmenin taraflarının tacir kabul edilmesi gerektiği, tacirlerinse 1.000.000,00 USD değerinde bir sözleşmeyi teknik ve hukuki tüm ayrıntılarına yer vererek daha profesyonelce düzenleyecekleri, davalı ve dava dışı ... ile arasındaki ilişkinin, bu protokolün de murisin rızası ve iradesi hilafına düzenlenerek ona imzalatıldığını gösterdiği, davalının muris ve çocukları arasındaki ilişkileri bildiği, soruşturma dosyasında verdiği yazılı ifadede "hakkımda şikayetçi olan kişi son 20 yılını annesi olan ... ile düşmanca ilişkiler içinde geçiren bir kere bile annesini göremeyen hatta annesi ölmeden önce annesinin ismini taşıyan çocuğunun ismini dahi mahkeme kararı ile değiştiren bir kişiliğe sahip bir kişi imiş" şeklinde açıklamalarda bulunduğu, ailenin dışında yer alan onlarla ticaret yapan biri gibi değil, bir muvazaa davasında ailenin bir ferdi gibi açıklamaları olduğu, davanın bu yönden de kabul edilmesinin gerektiği, davalının ceza yargılamasında beraat etmiş olması karşısında kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Yargıtay Kararı
Dairenin 12.10.2023 tarihli, 2022/3372 E. ve 2023/5805 K. sayılı kararı ile Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; temyiz aşamasında ileri sürdükleri hususların irdelenmediğini, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, son verilen kararın usuli kazanılmış hak yönünden irdelenmesi gerektiğini, bu ve incelenmeyen diğer temyiz nedenlerinden dolayı karar düzeltme yoluna başvurduklarını belirterek Daire onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,

Aşağıda yazılı bakiye 891,50 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 5.010,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.