WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/974 E.  ,  2024/4679 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1155 Esas, 2022/1292 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/505 E., 2019/957 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %97,5 paya sahip olan dava dışı Has Otomotiv Yatırım ve Pazarlama A.Ş.' de yaklaşık % 17 hisseye, davalı şirkette de doğrudan %0.4 hisseye sahip olduğunu, 28.03.2018 tarihinde davalı şirketin olağan genel kurulunun yapıldığını, müvekkilinin genel kurula katılarak kararlara muhalefet ettiğini, toplantının 7 nci maddesinde kar dağıtımı yapılmamasına karar verildiğini, şirketin 10 yıldır kar dağıtmayarak müvekkilini mağdur ettiğini, gündemin 8 inci maddesinde şirket sermayesinin artırılmasına, gündemin 9 uncu maddesinde ise şirketin yönetim kurulu üyelerine aylık 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, alınan kararların kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek 28.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar sermaye artırımı kararı alınmışsa da bu karardan dönüldüğünü ve sermaye artırımının gerçekleşmediğini, bu hususun ticaret sicil gazetesinde yapılan ilanda da görüleceğini, huzur hakkının, yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, kar etme şartının, huzur hakkı ya da prim verilmesi için geçerli olmadığını, huzur hakkı ödemesi için şirketin kar etmiş olmasına dahi gerek olmadığını, şirketin kuruluşundan bu yana profesyonel yönetici istihdam etmediğini, iptali talep edilen huzur hakkı bedelinin 2012 yılında tespit edilen rakam ile aynı olduğunu, hissedarlara kar payı ödenmeyerek banka borçlarının artmasının önlendiğini ve şirketin sermaye yapısının güçlendirildiğini, şirketin borçlanmasını önlemek ve karlılığını sağlamak amacı ile kar payı dağıtımı yapılmamasının tüm ortakların yararına olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava konusu kararlar bakımından dava açma şartının gerçekleştiği, kârın dağıtılıp dağıtılmayacağı ve dağıtılacaksa ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu yetkinin kullanılmasının keyfiyete bağlı olamayacağı, bilirkişi raporunda davalı şirketin çok riskli bir finansal yapısının bulunduğu, varlık ve kaynak dengesinin yüksek oranda borçlu bir mali yapıyı gösterdiği, şirketin özkaynak artışına ihtiyacının olduğu, ortaklara kâr dağıtımı yapılması durumunda ise şirketin özkaynaklarının daha da azalacağı ve finansal risklerinin çok daha fazla artacağı yönünde tespitte bulunduğu, buna göre kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, sermayenin artırılmasına ilişkin gündemin 8 nci maddesiyle alınan kararın tescil edilmediği ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde de ilan edilmediği, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların bir kısmının tescil ve ilanı zorunlu iken (sermaye artırımı kararı ve yönetim kurulunun seçimine dair karar gibi) bazı kararların tescil ve ilan koşulu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince sermaye artırımı kararı üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmedikçe geçersiz hâle geleceği, somut olayda da sermaye artırımına ilişkin kararın üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmediği için geçersiz hâle geldiği, bu durumda 8 inci maddenin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde yönetim kurulu üyelerine tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin riskli bir mali yapısı bulunması nedeniyle kâr dağıtımı yapmamasının haklı olduğu yönünde varılan sonuç dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerine aylık net 10.000,00 TL ücret ödenmesine ilişkin alınan kararın şirketin kârlılık oranıyla ve piyasa koşullarıyla uyuşmadığı, fahiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.03.2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurulunda gündemin 9 uncu maddesi ile alınan kararının iptaline, gündemin 8 inci maddesi ile alınan karar tescil ve ilan edilmediğinden konusuz kalan bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, bu davadan daha önce açtığı davalı şirketin 25.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine aylık 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine dair kararın iptali davasının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.10.2017 tarihli, 2016/594 E., 2017/990 K. sayılı kararı ile reddedildiğini ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, aradan geçen sürede enflasyon vs hususlar da gözetildiğinde yine aynı meblağda huzur hakkı ödemesine ilişkin bu defa davalı şirketin 28.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararın yerel mahkemece iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, huzur hakkı ödemesinin davalı şirketi zarara uğratacağına ilişkin iddianın mesnetsiz kaldığını, mahkemece yönetim kurulunun şirketin borçlarına şahsi kefil olmalarını hiç irdelemediğini, pay sahiplerinin arasında taşıdıkları sorumluluk açısından eşitlik bulunmadığını, davacının hiçbir riski yokken, diğer pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin tüm malvarlıklarının risk altında olduğunu, mahkemece bu husustaki itirazlarının da dikkate alınmadığını, huzur hakkının yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, delillerin toplanmadan, deliller arasında yer alan emsal ücret araştırmaları yapılmadan dosyanın bilirkişiye verildiğini, mahkemece davacının kötü niyetine ilişkin hiçbir tespit, yorum yapılmadığını, açıkça azlık hakkının kötüye kullanıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

2.Katılma yoluyla davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mehkemece karın dağıtılmamasına ilişkin kararın iptali talebinin reddinin yerinde olmadığını, kar payı dağıtımının istisnai olarak sınırlanabileceğini, kar payı almanın ortaklığın temel amacı olduğunu, şirketin kurulduğundan beri ortaklara hiç kar dağıtmayıp yüksek huzur hakları ödeyerek bazı yöneticilere haksız kazanç sağlandığının dikkate alınarak kar dağıtılmaması kararının iptali gerekirken aksi yöndeki kararın şirketin fiili durumuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin çok riskli bir finansal yapısının bulunduğu, varlık ve kaynak dengesinin yüksek oranda borçlu bir mali yapıyı göstermesi karşısında şirketin özkaynak artışına ihtiyacının olduğu, bu gereklilik nedeniyle genel kurulun kar payı dağıtılmaması kararının 6102 sayılı Kanun'un 523 nci maddesindeki düzenleme çerçevesinde Kanuna uygun olduğu, şirket sermayesinin artırılması kararının iptali talebinin konusuz kaldığı, ancak dava açılmadan önce sermaye artırımına ilişkin kararın tescilinden vazgeçildiğine göre bu taleple ilgili olarak yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği, yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durumu açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerektiği, bilirkişilerce şirketin finansal yapısının riskli olduğunun tespit edildiği, kar payı dağıtılmasına ilişkin olarak ifade edilen bu tespitin huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın şirketin riskli finansal yapısında, riski daha da arttırabilecek nitelikte olduğunun da belirtildiği, yönetim kurulu üyelerine aylık 10.000,00 TL ödenmesine ilişkin kararın şirketin karlılık oranıyla ve piyasa koşullarıyla uyuşmadığı, her ne kadar şirket yöneticilerine aylık 10.000,00 TL ödenmesine ilişkin önceki yıllarda alınmış kararlar bulunsa da şirketin mali yapısı, şirketin net karı ile yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretin şirkete yıllık maliyeti ve kar payı dağıtılmaması yönündeki şirket kararı nazara alındığında karalaştırılan ücretin fahiş olduğu, bu halde şirket yönetim kurulu üyelerine 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olup iptali şartları oluştuğu, mahkemece verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptaline yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zira şirketin kurulduğundan bu güne kadar hiç kar payı dağıtmadığını, ancak kurulduğundan beri hep huzur hakkı dağıttığını, kar dağıtılmaması kararının iptali gerektiğini, sermaye artırımı hakkındaki gündem maddesi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderinin müvekkili üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu, tescil ve ilan ile dava açma süresi 3 ay olduğuna göre dava açmak için son günü bekleme zorunluluğunun bulunmadığını, yargılama giderinin sermeye artırımını tescil etmekten vazgeçen tarafa yani şirkete yükletilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece iptaline karar verilen huzur hakkı alacağı yönünden kararın temyiz edildiğini, zira yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesinin kanundan kaynaklandığını, davacının daha önceki yıllarda alınan huzur hakkı ödenmesine dair kararlara karşı açtığı iptal davasının reddedildiğini, davacının kötüniyetli olarak dava ikame ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 394, 445, 456, 523 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı vekilinin 28.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı karara yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince yönetim kurulu üyelerine aylık 10.000,00 TL huzur hakkı verilmesine dair 9 numaralı gündem maddesinin şirketin karlılık oranıyla ve piyasa koşullarıyla uyuşmadığı, fahiş olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.

Şirket genel kurul karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi (6762 sayılı Kanun'un 333 üncü maddesi) uyarınca yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verilir. Huzur hakkı ana sözleşmeyle tayin ve tespit edilebilir. Ücret tutarı ana sözleşmeyle gösterilmemişse genel kurulca tayin olunur. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret şeklinde de tespit edilebilir. Bazı ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm bulunmamakta veya yönetim kurulu yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar alınmamaktadır. Ancak bilindiği üzere T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olmaktadır. O halde, bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD.'nin 04.03.1991 tarih 1991/9421E., 1464 K. ve 17.11.2008 tarih, 2007/9664 E., 2008/12866 K. Sayılı kararları)

Bu durum karşısında mahkemece, huzur hakkı alacağı konusunda yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılarak, gerekirse bilirkişi aracılığıyla yönetim kurulu üyelerinin ne kadar ücrete hak kazanacağının tespit ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.