11. Hukuk Dairesi 2023/960 E. , 2024/4471 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1162 Esas, 2022/1235Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1275 E., 2019/939 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, tekstil ürünleri alım-satım alanında faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda davalı şirkete 2008 yılından 2012 yılına kadar ürün satışı yaptığını, davalının bu satışlardan doğan 550.951,33 TL ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, alacağın tahsili için Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2015/14427 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan tedarikçi sözleşmesinde, satıştan ödeme sisteminde 75 günlük vadeler üzerinden çalışılacağının kararlaştırıldığını, 2010 yılı tedarikçi sözleşmesinde ise faturadan ödeme sisteminde 90 günlük vadeler üzerinden çalışılacağının kararlaştırıldığını, davacının müvekkilden 550.591.33 TL alacağı bulunduğunu iddia etmiş ise de, 02.02.2012 tarihli cari hesap mektubunda 31.12.2011 tarihi itibariyle 589.764,11 TL alacaklı olduğunun bildirildiğini, müvekkil şirketin de davacı tarafa bu tutarda mutabık olmadığını, şirketin cari hesap kayıtlarına göre 113.326,00 TL alacaklı olduğunu bildirdiğini ve 2012 yılında davacı şirketin alacağı olan 113.326,00 TL'nin ödendiğini ve başka herhangi bir fatura düzenlenmediğini, müvekkil şirket kayıtlarında yapılan incelemede cari hesap kayıtlarındaki farkın, iskonto, borç faturaları ve iade faturalarının davacı şirketçe kayda alınmamasından kaynaklandığının görüldüğünü, oysa ki bu faturaların, sözleşmeye uygun olarak davacıya kesildiğini, davacının dayandığı özel amaçlı Yeminli Mali Müşavirlik raporunun ise kabul edilmesinin mümkün olamayacağını savunarak davanın reddini ve % 20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 17. İcra Müdürlüğünün 2015/14427 E. sayılı takip dosyasında, "01.08.2008-31.12.2012 dönemine ilişkin fatura ve cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 550.951,33 TL asıl alacak ve 128.647,13 TL işlemiş faizinin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itiraz ettiği ve davanın süresinde açıldığı, davacının defter kayıtlarının, davacı aleyhine delil teşkil ettiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 174.081,75 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 174.081,75 TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda yasal faiz üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin 376.869,58 TL asıl alacak ve 128.647,13 TL işlemiş faiz istemlerin reddine, davacı vekili, icra takibinde 128.647,13 TL işlemiş faiz isteminde bulunduğu davalıyı 02.02.2012 tarihli cari hesap mutabakatında 589.764,11 TL alacaklı olduğunu bildirmek suretiyle temerrüde düşürdüğünü iddia etmiş ise de, davalı şirket, davacıya "davalı şirket kayıtlarına göre alacak tutarının 113.326,00 TL olduğunu bildirmiş" olduğu, cari hesap mutabakatı bir ödeme talebi içermemekte olduğundan davacının davalıyı temerrüde düşürmediği ve bu nedenle davacının, takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı, alacağın likit olmadığı ve alacak miktarı yargılama sonucunda belirlendiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebi taraflar arasında hukuki ilişki olduğunun her iki tarafın kabulünde olduğu, davacı sadece davaya konu borcun bir kısmının varlığını ispatlayamadığı, davalının davacının icra takibini yaparken veya dava açarken kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığından kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığında karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı şirket nezdinde ödenmemiş herhangi bir cari hesap alacağının bulunmadığını, davalı şirket kaytılarında yapılan inceleme neticesinde, cari hesap kayıtlarındaki farkın, alış, işkonto, borç faturaları ve iade faturalarının davacı şirketçe kayda alınmamasından kaynaklandığının görülmüş olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan inceleme neticesinde, davacı firmanın alış, iskonto ve borç faturalarının hiçbirini; iade faturalarının da bir kısmını kayda almadığının tespit edildiğini, oysa belirtilen faturalar, tedarikçi sözleşmelerine uygun olarak düzenlemi ve davacı tarafından herhangi bir itiraz ve ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, bilirkişi incelemelerinde de bu hususların tespit edildiğini, davacının defterleri sahibi lehine delil olma niteliğine haiz olmadığını, ticari kayıtların tasdiksiz ve bu hususların bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, 2009 ve 2012 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun sunulmamış defterler olduğunu ve delil niteliği taşımadığını, 2008, 2010 ve 2011 yılı defterlerinin ise bilirkişilerce süre verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından sunulmadığını,
bilirkişi raporunda davacının delil niteliğine haiz olmayan 2012 defter kayıtları dikkate alınarak davacının 174.081,75 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmasının kabul edilemeyeceğini, davalı defterlerinin lehine delil niteliğine haiz olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, davalı şirket tarafından kesilmiş faturaların tamamının tedarikçi sözleşmelerine uygun tanzim edildiğini, faturaların tamamının listeye uygun olarak dosyaya sunulduğunu ve hepsinin sözleşme koşullarına uygun olarak tanzim edildiğini,
mahkemeye sunulu tedarikçi sözleşmelerinde açıkça iskonto faturalarına konu olacak prim kesinti ve oranlarının düzenlendiğini, davacının bu yönde itirazı olmadığını ve böyle bir düzenleme bulunmadığı itirazında bulunmadıkları halde bilirkişilerin eksik inceleme ile bu yönde tespitte bulunmalarının objektif değerlendirmeden uzak bir yaklaşım sergilendiğini,
2007- 2008- 2009 yıllarında; davacının firma tedarikçi sözleşmelerinde koşulsuz iadeyi kabul ederek sözleşme imzalandığını, primlerin ne şekilde kesildiği, dosyada sunulu sözleşmelerde açıkça mevcut olduğunu, davacı aleyhine reddedilen kısım bakımından kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı alacağının bulunup bulunmadığı ve davalının iskonto faturaları, iade faturaları ve borç faturalarının davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava, ticari satım (tedarik) sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!