WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/957 E.  ,  2024/4424 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/982 Esas, 2022/1891 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 E., 2021/202 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ahır yapımında kullanılmak üzere davalılardan ... Met. San. Tic. Ltd. Şti.’den poliüretan çatı malzemesi aldığını, söz konusu malzemenin tedarikçisinin de diğer davalı ... San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, çatı uygulaması yapıldıktan sonra poliüretan maddelerde kararma olduğunu, davalılarla yapılan görüşmeler sonucunda kararmaların normal olduğunun belirtildiğini ve boya ile kapatılmasının önerildiğini, Malatya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/275 D.İş sayılı dosyasında çatı malzemelerinin ayıplı olduğunun, üretim hatası bulunduğunun tespit edildiğini, ayıplı ürün nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilince çatı malzemesi için ödenen bedel ve işçilik için 20.000,00 TL, ayıplı malzemenin tekrar sökülüp, taşınması için harcanacak olan işçilik ve taşıma ücreti için 5.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 152.725,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacıya herhangi bir ürün satılmadığını, müvekkili şirketin tedarikçi olduğunun iddia edildiğini, müvekkili şirketin poliüretan çatı malzemesinin tedarikçisi/üreticisi olduğuna dair somut hiçbir delilinin bulunmadığını, sunulan faturaların davacının diğer davalıdan bu ürünü kendisinin satın aldığını gösterdiğini, diğer davalı şirketin müvekkili şirketten atermit düz levha, eps, ısı yalıtım levhası, sandviç paneller satın aldığını, aynı zamanda diğer davalının başka şirketlerden yapı malzemeleri ve sandviç paneli alımı yaptığını, ayrıca panel poliüretan sandviç panelin bölgedeki ana bayisi olduğunu, müvekkilinin diğer davalıya hiçbir zaman poliüretanlı sandviç panel üretim ve satışı yapmadığının ticari defter ve belgelerin incelenmesi ile ortaya çıkacağını, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmadığını, aksi kabul edilse dahi davanın zamanaşımına uğradığını, davacının usulüne uygun bir şekilde ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkilince üretilen malzemelerin CE, TSE, İSO standartlarına uygun olarak imal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 2018/142 E., 2018/701 K. ve 13.12.2018 tarihli davanın kabulüne dair kararının Dairenin 2019/636 E., 2021/43 K. sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında yapılmış bir satış sözleşmesinin bulunmadığı, ancak satış faturalarının 01.08.2016, 31.08.2016 ve 27.09.2016 tarihlerinde düzenlendiği, en erken tarihli faturanın düzenlenme tarihinin 01.08.2016 tarihi olduğu dolayısıyla bu tarih itibariyle satım sözleşmesinin kurulduğunun, son faturanın düzenleme tarihinin ise 27.09.2016 tarihi olması nedeniyle davaya konu ürünlerin de en geç 27.09.2016 tarihinde davacıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, keşifte dinlenen davacı şirket yetkilisinin 2016 yılının ekim ayından itibaren ürünlerdeki kararmayı fark ettiklerini bu nedenle davalılar ile konuşmaya başladıklarını beyan ettiği, söz konusu ürünler ile ilgili olarak Değişik İş dosyası ile 05.12.2017 tarihinde tespit talebinde bulunulduğu, bu dosyaya sunulan 26.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise ürünlerin ayıplı olduğunun belirtildiği, bu durumda dava konusu ürünlerdeki kararmaların ve ayıpların esasında 2016 yılının ekim ayından itibaren davacı şirket tarafından fark edildiği, buna rağmen davalılara her hangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, 05.12.2017 tarihinde tespit talebinde bulunulduğu, oysa alıcının ayıbı satıcıya uygun süre içinde derhal ihbar etmekle yükümlü olduğu, bildirimde bulunmayı ihmal ettiği takdirde ise satılanı kabul etmiş sayılacağı, bu çerçevede davacı tarafından satılan ürünlerdeki ayıbın 2016 yılının ekim ayında fark edilmesine rağmen davalılara uygun süre içinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, 26.12.2017 tarihli bilirkişi raporundan sonra dahi davalılara ayıp ihbarında bulunulmadığı, ayıp ihbarında bulunulduğuna dair davacı tarafından somut yazılı hiçbir delil de sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ... San. Tic. A.Ş.'nin dava konusu malı kendilerinin satttığını inkâr ettiğini, ancak daha sonraki dinlenen davalı tanığı müdürünün bu malın polistren madde olduğu ve müdürü olduğu ... San. Tic. A.Ş. tarafından davacıya teslim edildiğini kabul ettiğini, bu beyan gereği malın esas tedarikçisinin ve üreticisinin ilgili davalı olduğunu, diğer davalı ... Met. İnş. Pet. Gıda Tar. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise davaya hiç cevap vermeyerek durumu diğer davalı ... San. Tic. A.Ş.'ye yüklediğini, dolayısıyla diğer davalı sessiz kalarak ve herhangi bir itiraz ve zamanaşımında bulunmayarak davayı zımnen kabul ettiğini, taraflarına fatura edilen malların poliüreten olup, yapılan tespitteki malın ise polistren mal olduğunu, dolayısıyla ortada aldatma olduğunun bilirkişi raporunca tespit edildiğini ve davalı taraf müdürünün de bu malların polistren mal olduğunu tanık beyanında itiraf ettiğini, dolayısıyla ortada bir aldatma varsa söz konusu ayıp ihbarı sürelerinin uygulanmayacağını, tazminat davası açma konusunda bu sürelerin geçerli olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin 2016 yılının Ekim ayında ayıbı öğrendiği hususunun doğru olmadığını, müvekkili firmanın bu tarihte aldatıcı-iğfal edilmiş ürünü bilmediğini, davalılar ... San. Tic. A.Ş.'nin ve ... Met. İnş. Pet. Gıda Tar. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin iyi niyetli olmayıp müvekkili firmayı aldattığını, aynı firmanın müvekkilini kötü niyetli olarak ayıplı, iğfal edilmiş ürünü boyamayla kamufle ederek aldatma hileli işleme dayandığını, mahkemenin bu konularda dosyadaki mevcut durumu hiç değerlendirmediğini, bir an için yerel mahkemenin kararı doğru olsa dahi davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca söz konusu vekalet ücretinin nispi değil maktu olması, ayrıca bu davayı açmaya davalıların sebep olmasından dolayı vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp ihbar sürelerinin mahiyeti itibariyle hak düşürücü süre niteliğinde olup makemece re'sen nazara alınacağı, 2016 yılı ekim ayında üründe kararmaların farkedilmesine rağmen tespit tarihi olan 05.12.2017 tarihine kadar herhangi bir bildirim-ihbar yapılmadığı, keşif mahallinde dinlenen tanığın da davacı ile davalı şirket arasında geçen konuşmaların 2017 yılı içerisinde yapıldığını belirttiği, tespitten sonra da bildirim olmadığı, malzemedeki kararmaların açık bir şekilde görüldüğünün tarafların kabulünde olduğu gibi yapılan tespit ve keşifte de göründüğü, bu durumda ağır kusur ya da iğfalin de varlığının söz konusu olamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığı, kaldı ki somut olayda iğfal (ağır kusur) bulunduğu da iddia ve ispat edilemediğine göre davanın reddinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından satılan üründe gizli ayıp olduğunu, üründe maydana gelen kararmaların davalıya sözlü olarak bildirildiğini, boya yapılınca geçeceği bildirildiğinden boyama yapıldığını, üretici firmanın ağır kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunda da ayıbın gizli ayıp olarak nitelendirildiğini, gizli ayıbın da ancak yapılan tespitte öğrenildiğini ve davalıya bu şekilde bildirim yapıldığını, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun 14.03.2018 tarihinde taraflarına tebliğ olunduğunu ve ürünlerin durumunun ancak 14.03.2018 tarihinde öğrenilebildiğini, 2016 yılının ekim ayında ayıbın öğrenildiğinin doğru olmadığını, sadece kararma olması nedeniyle durumun davalı şirket yetkililerine bildirildiğini, davalının müvekkilini hile ile aldattığını, diğer davalı ... şirketinin herhangi bir savunma yapmadığını, en azından davanın bu davalı açısından kabulü gerektiğini, mahkeme kararı doru dahi olsa davanın usulden reddi ile maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı ......Ltd. Şti.'nin zamanaşımı itirazında bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.