WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/948 E.  ,  2024/4360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/1728 Esas, 2022/1434 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Burdur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2021/325 E., 2022/85 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27 Aralık 2002 tarihli dava dışı ... Sigorta A.Ş ile ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. adına... arasında aktedilen sözleşmeye müvekkilinin kefil sıfatı ile dahil olduğunu, müvekkilinin 2006 yılında ... Sigorta A.Ş 'yi devralması ile aynı yıl...'a yeni bir sözleşme gönderildiğini, davalının tanzim edip gönderdiği yeni sözleşmenin yalnızca... tarafından imzalandığını ve kefalete ilişkin işlem yapılmadığını, bu hususta daha önce açılan itirazın iptali davası sonucunda itirazın kaldırılarak takibin devamına dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ilamında müvekkilinin 2006 yılı öncesi ... Sigorta'ya ait borcun ortaya çıkarılması gerektiğinin belirtildiğini ancak mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından önceki bazı yıllara ilişkin defterlerin olmadığını beyan edildiğini, daha sonra da davacı tarafından bu belgeler sunulmadığı için son cari borçtan müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin imzaladığı kefalet sözleşmesinin ... Sigorta ile yapıldığını, müvekkilinin davalı ile imzalamış olduğu herhangi bir sözleşme olmadığını, bozma ilamı gereğince giderilmesi gereken eksikliğin hem hatalı hem de eksik belgelerle giderilmeden müvekkili aleyhine yeniden borç çıkartılarak karara bağlandığını, müvekkilinin kefalet sözleşmesi imzaladığı ... Sigorta A.Ş.'nin 17.04.2006 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile en yüksek teklif sahibi ... Sigorta A.Ş.'ye satıldığını, kefalet sözleşmesinin müvekkiline sıkı sıkıya bağlı olduğu gibi lehtarının da sıkı sıkıya bağlı olduğunu, karşı tarafın kefalet ilişkisinin özelleştirilme ile sona erdiğini, karşı tarafın bundan sonra hak iddia edebilmek için müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi mahkemeye sunmak zorunda olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yaşadığı olumsuz durum nedeniyle menfi tespit davası açmasının zorunlu hale geldiğini, müvekkilinin davalı şirkete borcu bulunmadığını, 01.10.2012 tarihli Beyoğlu 17. Noterliği'nin 24.09.2012 tarih ve 16703 yevmiye nolu ödeme ihtarnamesi ile Burdur 1. Noterliği'nin 27.12.2002 tarih ve 011437 yevmiye nolu acentelik sözleşmesinin feshi ihtarı devamında Burdur İcra Dairesi 2013/6646 esas sayılı dosyasındaki alacak nedeninden ve alacak miktarından sorumluluğu olmadığını ileri sürerek davalı şirkete, dava dışı ... Sigorta Aracılık hizmetleri Ltd. Şti'nin borcundan dolayı kefalet sözleşmesinin öncelikli olarak 2003 yılı itibari ile sona erdiğinin tespiti, aksi halde 2006 yılında davalı şirketin özelleştirilmesi ile müvekkilinin kefaletinin sözleşmenin tarafının değişmesi nedeniyle sona ermesi ve alacağın 5 yıllık zamanaşımına nedeniyle müvekkilinin borcunun olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uyuşmazlık konusu ve tarafları aynı olan Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/62 esas 2019/70 karar sayılı dosyası bulunduğunu, anılan dosyanın Yargıtay bozma sürecinden geçip karara bağlandığını, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 08.12.2021 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafın kesinleşme tarihinden hemen sonra işbu davayı ikame ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin i fıkrası uyarınca aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğunu, davanın her aşamasında gözönünde bulundurulacak aynı konuda mevcut bir davanın bulunduğunu savunarak davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı ve dava dışı 3. kişiler aleyhine davalı acente tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine ödenmemesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan Burdur İcra Dairesi'nin 2013/6646 esas sayılı takip dosyasında davacı ve dava dışı kişilerce yapılan itiraz üzerine davalı tarafından Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/48 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen davanın reddi kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8390 E., 2017/7618 K. sayılı 26.12.2017 tarihli kararı ile davacı yönünden verilen kararın bozulduğu, taraflarca karar düzeltme yoluna başvurulmadığından mahkemece bozma sonrası 2018/62 E. sayılı dosyada yapılan yargılama neticesinde davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verildiği, eldeki dosya davacısı vekilince temyiz başvurusu üzerine mahkemece temyiz harcı ve temyiz giderlerinin yatırılması için tebliğ edilen muhtıraya rağmen söz konusu masraflar yatırılmadığından mahkemece temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına kanun yolu açık olarak karar verildiği ve söz konusu kararın da tebliğ edildiği ve temyiz başvurusunun yapılmamış sayılması kararına karşı kanun yoluna başvurulmadığından dosyanın kesinleştiği, eldeki davanın ise dava dışı ... sigorta şirketi ile akdedilen ve davacının kefil olarak yer aldığı sigorta sözleşmesine istinaden davalı şirkete borçlu olunmadığının tespitine ilişkin belirtilen dosya kesinleştikten sonra açıldığı, kesinleşen dosya ve iş bu dava dosyasında her iki davanın dayanağı olan olay ve olguların, bir başka deyişle davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıaların yani dava sebeplerinin, taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olduğu ve davacı taraf itirazın iptali davasının kesinleşme tarihinden hemen sonra işbu davayı ikame ettiğinden ve davacının talep sonucuna ilişkin kesin hüküm niteliğinde bulunan dosya dikkate alındığında aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması şeklindeki dava şartının eldeki dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının i bendi gereği kesin hüküm dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin 2013 yılında başladığını ve uzunca süren yargılama sonucunda müvekkilinin faiz külfeti altına sokulduğunu, teknik hesaplama ve faiz bakımından hesap yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibi nedeniyle müvekkilinin üzerine kayıtlı taşınmazların icra yoluyla satışına gidilmesi ile mülkiyet hakkının ihlali ile karşı karşıya kalındığını, müvekkilinin imzaladığı kefalet sözleşmesinin ... Sigorta ile yapıldığını, müvekkilinin davalı ... ile imzaladığı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, mahkeme tarafından delillerin ve zamanaşımı itirazlarının dar yorumlandığını, müvekkilinin kefalet ilişkisinin ... Sigorta A.Ş.'nin, ... Sigorta A.Ş.'ye satılarak özelleştirilmesi ile sona erdiğini, davalının hak iddia edebilmesi için müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi mahkemeye sunması gerektiğini, sunmadığı takdirde herhangi bir karşı talepte bulunamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/62 E. sayılı dosyası ile bu dava dosyasının dava sebeplerinin, taraflarının ve talep sonucunun aynı olduğu, davacı tarafın itirazın iptali davasının kesinleşme tarihinden hemen sonra işbu davayı ikame ettiğinden ve davacının talep sonucuna ilişkin hükmün, kesin hüküm niteliğinde olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın isabetli bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen dava değerinin 107.090,00 TL olarak kesinlik sınırında kaldığı şeklinde yanlış değerlendirme yapıldığını, dosya kapak hesabı ve ödeme emrinden de anlaşılacağı dava değerinin tam olarak belli olmamakla beraber dosyanın kesinlik sınırında olmadığını, bu nedenle verilen kararın açıkça usule aykırı olduğunu, tam hesabı yapılmamakla beraber ödeme emrinde takip çıkışının yaklaşık 222.000,00 TL olduğunu belirterek temyiz başvurularının kabulüne, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere istinaf mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı şirket ile imzalanan sigorta sözleşmesine istinaden davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ilişkin açılan menfi tespit davasında Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/63 esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen hükmün, somut uyuşmazlıkta kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının i bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.