WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/945 E.  ,  2024/4136 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1152 Esas, 2022/1991Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/248 E., 2020/819 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı Pakten Sağlık Ürün. San. ve Tic. A.Ş. arasında 19.07.2017 tarihinde HCG PKT600 Çocuk Bezi Makinesine ilişkin satış sözleşmesinin imzalandığını, satış sözleşmesinin bedelinin 1.500,000,00 USD+KDV olduğunu, sözleşmenin bir diğer hükmü gereğince de satım bedeline mahsuben 12.07.2017 tarihinde 75.000,00 USD ve 14.09.2017 tarihinde 75.000,00 USD olmak üzere toplam 150.000,00 USD'nin Garanti Bankası İpekyolu Şubesi nezdinde bulunan hesap numarasına müvekkili tarafından davalı şirketin hesabına gönderildiğini, satış sözleşmesinde ek olarak cezai şart kuralının da konulduğunu, buna göre tarafların bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde zarar ve ziyanın karşılanmasının yani 150.000,00 USD bedelinin cezai şart olarak birbirlerine ödeyeceklerinin kararlaştırıldığını, satış sözleşmesinin taraflarca imzalanmasından sonra müvekkilinin gerekli finansman temini için Garanti Leasing ile irtibata geçtiğini, gerekli resmi başvuruların yapıldığını, işlemlerin devam edebilmesi için davalı Pakten firmasından 19.07.2017 tarihli satım sözleşmesinin konusu oluşturan makinelerden paketleme makinesinin ilk alım faturası, gümrük giriş beyannamesinin ve alınacak olan ekipmanların teşvik kapsamını gösteren evrakların kendilerine gönderilmesinin istenildiğini, davalı şirket tarafından sözleşme konusu paketleme makinesine ilişkin bilgilerin bir türlü gönderilmediğini, taraflarınca Gaziantep 11. Noterliğinin 04.10.2017 tarihli ihtarname ve Gaziantep 6. Noterliğinin 09.10.2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarname ile 19.07.2017 tarihli satım sözleşmesine konu olan üretim, paketleme üniteleri ile ekipmanları ile ilgili olarak satılmasında veya kullanılmasında kamu hukuku veya özel hukuk yönünden bir kısıtlama, yasaklama veya maddi olarak çalışmasını engelleyici veya verimini azaltıcı veya ortadan kaldırıcı bir durum veya arıza vb hususlar var ise davacı şirkete bildirilmesi, aksi halde 19.07.2017 tarihli satım sözleşmesine konu yapılan ve ayrıntıları belirtilen makinelerin ve ekipmanlarının hukuki veya maddi ayıplı olduğunun kabul edileceği, aksi halde 6 nolu başlık altında belirttikleri üzere satış sözleşmesinin fesih edileceğinin belirtildiğini, davalı şirkete ihtarnamelerin tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından Gaziantep 11. Noterliğinin 10.07.2017 tarihli ihtarnamesi ile müvekkili şirkete 09.10.2017 tarihli 1.770.000,00 USD bedelli fatura düzenlenerek gönderildiğini, müvekkili şirketin bu faturaya Gaziantep 11. Noterliğinin 11.10.2017 tarihli ihtarname ile itiraz ettiğini, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taraflarına Gaziantep 11. Noterliğinin 23434 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile toplam 1.620.000,00 USD'nin ödenmesi aksi halde de sözleşmenin şartların yerine getirilmemesi nedeniyle uğradıkları menfi, müspet tüm zararların talep edilmesi ile cezai şartların uygulanacağının belirttiklerini, esasen kusurlu olanın davalı şirket olduğunu, mevzuat hükümleri çerçevesinde ayıp kavramının satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o malda tümüyle veya gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürler olarak tarif edilebileceğini, mevzuat genel hükümlerine göre satıcının sattığı ürünü ayıpsız bir şekilde temin etmenin yükümlülüğü altında olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü talep, hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin kusurlu davranışları ve ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince feshine sebebiyet verdiği 19.07.2017 tarihli satış sözleşmesi nedeniyle verilen 150.000,00 USD'nin şimdilik 5.000,00 USD'sinin ve 150.000,00 USD'sinin cezai şart alacağının şimdilik 5.000,00 USD'sinin dava tarihinden fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faizlerinin hesaplanarak davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirket ile satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklı olan borcu ödemediğini, bu nedenle kurulum işleminin yapılmadığını, müvekkili şirketin 18.09.2017 tarihli maili ile ödenmesi gereken KDV dahil 1.620.000 USD'nin ödenmediğini bildirdiğini, davacı tarafın da mail ile cevabında ilk alım faturalarının kesilmesini makinelerin seri numaralarını taraflarına bildirilmesinin istenildiğini bildirmiş olduğunu, müvekkili şirketin faturayı kesip gönderdiğini, davalı şirketin kesilen faturaya karşılık iade faturası düzenlediklerini, müvekkillerinin e fatura mükellefi olmadığını bildirdiğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, hukuki ayıbın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi haklı bir nedene dayanmamakta olup davalı yan burada sözleşmenin m.9.1. ile öngörülmüş olan 150.000,00 USD miktarındaki cezai şartı almaya hak kazandığı, davalı yanın davacı tarafından ödenmiş olan bedelin cezai şarta mahsuben alıkonulması ve iade edilmemesi her iki alacağın da aynı sözleşmeden kaynaklanması durumu ve Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak mahkemece hukuken "mahsup işlemi" olarak nitelendirildiği ve resen dikkate alındığı, bu haliyle de davalı yanın davacı tarafın kendisine ödemiş olduğu bedeli hak kazanmış olduğu cezai şarta mahsuben iade etmemesinde hukuka aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin esasen kusurlu olduğunu, davalı şirket tarafından Garanti Leasing tarafından davacı şirketten paylaşılması istenilen evrakların kuruma gönderildiğini, ancak davalı şirketin bizzat kendi gönderdiği evraklar içerisinde sözleşme konusu makinelerin teşvik durumu ile ilk alım faturalarının yine gönderilmediğini, bu nedenle .... firması tarafından kredi finansman dosyasının kapatıldığını, bu durumun hem maddi yönden hem de ticari itibar yönünden müvekkili şirketin aleyhine olduğunu, tüm hususları içerir Gaziantep 11. Noterliğinin 17.10.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafa bildirildiğini, 19.07.2017 tarihli satış sözleşmesinin fesih edilerek davalı şirkete ödenen 150.000,00 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte iadesinin istenildiğini, 19.07.2017 tarihli satım sözleşmesine konu yapılan malların ve özellikle de paketleme ünitesinin ayıplı olduğunu, dava dilekçesinde söz konusu hukuki ayıbın ayrıntılı şekilde açıklanmadığını, bu ayıbın müvekkili şirketten bilerek gizlendiğini, Paketleme Ünitesinin yatırım teşvik belgesi kapsamında alındığını, 19.07.2017 tarihli sözleşmenin akdedildiği ve fesih edildiği süreç arasında da 5 yıllık yatırım teşvik süresini doldurmadığını, müvekkilinin davalı şirketin aynı makineyi ve ekipmanlarını yurt dışından almak zorunda kaldığını, ayıba karşı tekeffül borcunun satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısı olduğunu, aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetinde olduğunu, taraflar arasında yapmış oldukları sözleşmede açıkça bu borçtan söz etmeseler de satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun olduğunu, satıcının sözleşmeye konu makineyi ve bunun eklerini satarken bunlara ilişkin her türlü ayıbın varlığını alıcıya bildirmekle mükellef olduğunu, dava konusu olayda var olan ayıbın kamusal kısıtlamalara neden olan gizlenmiş bir tür hukuki ayıp olduğunu, teşvik kapsamında alınan bir makinenin bir başkasına devri için gerekli bir prosedür ve belli devlet kurumlarından izin alınmasının gerektiğini, bu durumun 19.07.2017 tarihli satış sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yani makinelerin devredilemeyeceği, devir yapılmak istense bile bunun belli bir süre prosedür ve izne tabi olduğu davalı firmanın satıcı tarafından bilindiği halde bunların davacı alıcıya bildirilmeden ve alıcıdan gizlenerek sözleşme imzalandığını, somut olayda makinelerin gerekli kamusal izinler alınmadan alıcıya devredilmek suretiyle hukuki değil fiili bir durum yaratılmaya çalışıldığını, davacı şirket ile davalı firma arasında akdedilen satış sözleşmesine konu olan paketleme ünitesinin davalı şirket tarafından teşvik belgesi kapsamında alındığını, 19.07.2017 tarihinde yapılan satım sözleşmesi sırasında da 5 yıllık teşvik süresinin dolmadığını, bunun yanı sıra hazine müşteşarlığından da herhangi bir izni almadıklarını, bu durumun müvekkilinden gizlendiğini, mevzuat ve Yargıtay kararları karşısında müvekkilinin suça iştirak etme ihtimalinin kabullenmesinin beklenemeyeceğini, basiretli bir tacir olarak davalı tarafa gerekli ihtarnamelerin gönderildiği ve haklı taleplerinin kendilerine iletildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin tarihi 19.07.2017 iken karara esas alınan ve defaatle noter yoluyla banka kanalıyla e maille talep etmiş oldukları ve hatta cevap dilekçesinde de sunulmayan ve taraflarınca tebliğ edilmeyen davanın temeli olan bu belgenin 06.10.2017 tarihli olduğunu, dava sırasında öğrenilebildiğini, sadece sözleşme tarihi ile karara esas alınan belge tarihinin tetkik edilmesinde dahi yapılan hukuka aykırılığın anlaşıldığını, tarihlerden de anlaşıldığı üzere davalı şirketin müvekkiline hukuki ayıplı malı sözleşme ile sattığını, davalı tarafın sözleşmeye konu malın satış izninin olmadığını müvekkiline bildirmediğini, satış izni yönünde olduğu beyan edilen belgede müvekkiline verilmediğini, sözleşmenin feshinin nedeninin bu belgenin taraflarınca verilmemiş olması olduğunu, sözleşmenin feshinin de davalı tarafın bilgi ve belge gizleyerek sebebiyet verdiğini, belgenin sözleşmenin imzalanması aşamasında var olmayıp sözleşmenin imzalanmasının yaklaşık 3 ay sonrasında düzenlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamında davacının satış sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayandığı ispatlanamadığından davacının sözleşmenin 8. maddesine dayanarak cezai şart alacağını talep edemeyeceği, davalı yanın ise haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 9.1 maddesi gereğince cezai şarta hak kazandığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı da herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin haklı nedenle feshine dayalı olarak ödenen bedelin iadesi ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.