11. Hukuk Dairesi 2023/935 E. , 2024/4337 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/963 Esas, 2022/1900 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI :2019/28 E., 2021/105 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 04.01.2016 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Şirketler Yasası tahtında tüzel kişiliğe haiz bir şirket olarak kurulduğunu, davacı şirketin halı hazırda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Resmi Kabz Memurluğu ve Mukayyitlik Dairesi M.Ş. 11121 sicil numarasında kayıtlı olduğunu, Uluçay Sokak No:21 Çatalköy Girne KKTC adresinde ... ... HOTEL&SPA olarak turizm alanında faaliyet gösterdiğini, 13/02/1989 tarihli 20079 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma, Tanıma ve Tenfiz, Suçluların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Sözleşmesi" uyarınca mütekabiliyet ilkesi gereği koruma sağlandığından ve bunun yanında Türkiye'de irtibat ofisi bulunduğunun da gözetilerek müvekkili şirketin Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçekleştirdiği ticari faaliyetler gereği de müvekkili şirket markasının korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu, ... Hotel'in 2015 yılındaki açılışının ardından binlerce misafiri konut ettiğini, ulusal ve uluslararası alanda tanınmışlık elde ettiğini, müvekkili şirketin 21.04.2015 tarihinde markasını ticari unvanını koruma altına almasına karşın Türkiye'de aynı şekilde markasını koruma altına almak ve turizm sektöründe yine aynı marka ticari unvan ile yatırım yapmak isterken ticari unvan olan ... markasının ve birebir şekilde kopyalanan logosunun davalı tarafından 14 numaralı NICE sınıflarında tescil edildiğinin ve davalının 26.11.2015-29/11/2015 tarihlerinde müvekkili şirket bünyesinde "... Hotel ... And SPA'da konaklama yaptığının 4 gün sonrası olan 03.12.2015 tarihinde ... ibaresinin kendi adına tescili için başvuru yaptığının tespit edildiğini, davalının kötü niyetli ve haksız olarak rekabet hükümlerine aykırı şekilde hareket ettiğini, müvekkili şirketin davalı adına tescilli markasını ivedi şekilde kendi adına tescilini sağlamak amacıyla markanın devri hususunda davalı ile görüşme yapıldığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda markayı kötü niyetli olarak tescil eden ve markayı depolayarak haksız kazanç elde etmeye çalışan davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin ... ... Hotel&SPA olarak tescilli olan ticari unvanını işletme adı ve markası olarak fiilen ticari hayatta kullandığını, müvekkili davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olarak davalının başvuru tarihinden önce markayı kullanmakta olduğunu, markayı piyasada maruf hale getirdiğini, müvekkili şirket markasının tanıtım ve yatırım faaliyetleri nezdinde tanınmış bir marka statüsü kazandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat ile her türlü alacak ve yasal yollara başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla 2015/98975 başvuru numarası ile 24.05.2016 tarihinde tescil edilen "..." markasının hükümsüzlüğüne, davalı yönünden marka sicilinden terkinine, müvekkili şirkete ait ve KKTC'de tescilli ayırt edici nitelikte "..." işletme unvanı markasının davalı veya 3. şahıslar tarafından marka, ticari unvan ve sair şekilde kullanımının teminatsız veya teminatlı olarak engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın iddiasının haklılığını kabul ettirebilmek adına markalarının tanınmış marka düzeyinde olduğunu, genelde Türkiye'deki müşterilere hitap ettikleri için markanın Türkiye'de bilinir olduğunu, bu nedenle de markanın kullanılmadığı sınıflarda da korunması gerektiği öncelik hakkı sahibi olduklarını ileri sürdüklerini, ancak bu iddianın kabul edilemeyeceğini, hem ülkesellik prensibine hem de SMK ve mülga 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin 14. sınıfta bilhassa kuyumculuk eşyaları ve saat için tescilli ... ibareli markanın varlığının da iltibas oluşturmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına ... markasının 2015 yılında K.K.T.C'de ticaret ünvanı olarak tescilli olduğu, davalının davacı otelinde konakladıktan sonra Türkiye'de bu markayı adına tescil ettirdiği, markların görsel ve işitsel olarak birebir benzer olmasının, davalının davacının markasını tescilden önce bildiği, bu durumun hukuk düzeni sınırları içinde korunamayacağı, davalının başvurusunun iyiniyetli olmadığı, davalının davacının Türkiye'de bir tescilininin olmamasından faydalanarak bu başvuruyu yaptığı ve tescil korumasını elde ettiği ancak bu tescilin SMK m.6/9 kötü niyetli bir tescil olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... markasının SMK m.25/1 ve m.6/9 uyarınca hükümsüzlüğü yönünde aşağıdaki şekilde karar davalı adına tescilli 2015/98975 tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yanlış değerlendirme yapılarak Türkiye'de tescili ve kullanımı olmayan bir marka için kötü niyet koşullarının oluştuğu kanısıyla davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın usul ve SMK 6/9 uncu maddesi hükmüne açıkça aykırı olduğunu, SMK'nın 6/9 uncu maddesi gereği kötü niyet iddiasının markaların kullanıldığı sınıfların aynı ayırt edilemeyecek derecede benzer ise ileri sürülebileceğini, davacının faaliyet alanının konaklama ve eğlence hizmetleri olup, markayı kendisinin de kabulünde olduğu gibi 41. ve 43. sınıfları kısmen kapsar şekilde kullandığını, bu kullanımın da Türkiye'de gerçekleşmediğinin davacının yine kendisinin ikrar ettiğini, bilirkişi raporunda da ayrıca tespit edildiğini, mahkemenin gözünden kaçan esas hususun markanın reddedilebilmesi hükümsüz kılınabilmesi için temel iki şartın olduğunu, bunlardan birincisinin markaların aynı veya benzer olması ikincisinin ise markanın sınıflarının aynı veya benzer olması olduğunu, her markanın tescil edildiği sınıf için koruma kazanacağını, müvekkilinin dava konusu 2015 98975 numaralı ... ibareli markasının 14. sınıfta tescilli olup, davacının ise otel hizmeti veren bir firma olduğunu, Türkiye'de tescilli olamayan ve kullanımı bulunmayan markasının 41. ve 43. sınıfı kapsadığını, bu nedenle her iki marka arasında iltibastan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin ... markasını Türkiye'de sadece ticari faaliyet alanı ile sınırlı olmak üzere 14. sınıfta tescil ettirdiğini, bu markasını ağırlıklı olarak tescil kapsamındaki saat ürünü üzerinde kullandığını, davacının iddiasının kabul edilebilmesi için hükümsüzlüğü istenen davalıya ait markanın tescil edildiği tarihte davacının markasının Türkiye'de de tanınmış marka olmasının gerektiğini, bu tarihten önce davacının markasını Türkiye'de markasal olarak kullanılmasının gerektiğini, oysa markanın Türkiye'de kullanıldığının davacı tarafça ispat edilemediği gibi tanınmış marka olmadığı hususlarının da rapor ile tespit edildiğini, davacının markasının tanınmış marka olmadığından yedekleme, satma, şantaj gibi kötü niyet iddialarının da müvekkiline karşı ayrıca ileri sürülemeyeceğini, davacının ... ibareli markayı otelcilik için kullanıyor alması karşısında müvekkili adına 14. sınıfta aynı markanın tescil edilmesinde hiçbir yasal engelin bulunmadığını, davacının markasını sadece KKTC'de kullandığını, mahkeme hükmünün ülkesellik prensibine aykırı olduğunu, Türkiye'de ... markasını herhangi bir sektörde dahi kullanımının davacı tarafça olmadığını, davalı tarafın davacının markayı Türkiye'de kullanmadığını iddia ediyor ise davacı taraf dava tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması gerektiğini, aksi halde bu markaya dayanarak açtığı hükümsülük davasının dinlemeyeceği ve reddedileceğini, davacı tarafın markayı Türkiye'de kullandığını zaten ispat edemediğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; bilirkişi raporu, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!