11. Hukuk Dairesi 2023/933 E. , 2024/4441 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1391 Esas, 2022/2042 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/728 E., 2020/193 K.
Taraflar arasındaki davaya konu markaların davacıya ait olduğunun tespiti ve hükmen davacıya devri davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... ve ...'nun, davacı şirkete bağlı vakfın çalışanı iken, ihtiyaca binaen 07.12.2004 tarihinde kurulan ve şeklen var edilen davalı şirketin görünüşte hissedarı yapıldıklarını, davalı şirketin ... Medya Grubu içinde yer alan şirketlerden biri olduğunu, sermayesinin de şekli ortakları tarafından değil tamamının davacı ... tarafından karşılandığını, şeklen kurucuları ve halen eşit paya sahip ortakları olan Mehmet Kutlular ile diğer ortaklar olan, davalılar Çelebi ve Zaimoğlu'nun üçünün de davalı şirkete kuruluşta herhangi bir sermaye katkısı olmadığını, esasen davalı şirketin hiçbir zaman sermaye gerektiren bir iş yapmadığını, şeklen var görünen sermayesinin gerçekte hiç olmadığını, davalı şirketin, davacı şirketin yayıncılık faaliyetlerinde kullandığı dava konusu 2005/28743 sayılı ... 2014/101119 sayılı İlme İrfana Ümrana Köprü markaların şeklen maliki yapıldığını ancak davalılar ... ve ....'nun vakıftaki, görevlerine son verildikten sonra, şeklen sahibi göründükleri şirkete gerçekte hakim ortak gibi davranarak, davalı şirketi ...'dan bağımsız bir şirket gibi göstermeye çalıştıklarını, davalı şirketin sahibi olduğu markaları da kendi arkadaş çevreleri ile birlikte kurdukları dernek faaliyetlerinin bir malzemesi haline getirmeye çalışmak suretiyle hem şeklî ortaklık haklarını, hem de markaları kötüye kullandıklarını, bu nedenlerle şeklen davalı şirkete ait olan; 2014/101119 nolu "İlme İrfana Ümrana Köprü" ve 2005/28743 nolu "... Enstitüsü" ibareli markaların ve Köprü Dergisinin yayın haklarının davacıya ait olduğunun tespitine ve hükmen devrine kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın konusu teşkil eden devir ve hükmen tescil talebinin zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirket ile davacı şirketin ayrı tüzel kişilikler olduğu hususunun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1025 E. sayılı dosyasında sübuta erecek olduğunu bu nedenle bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı şirketin 2014/101119 başvuru numaralı "İlme İrfana Ümrana Köprü" ve 2003/28743 başvuru numaralı "... Enstitüsü" ibareli markaların tescilli hak sahibi olduğunu, davacı ve ... Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfının müvekkili şirket adına tescilli markaları haksız ve hukuka aykırı olarak kullanmaları nedeniyle, işbu ihlallerine son vermeleri konusunda marka tecavüzleri nedeniyle şikayette bulunulduğunu, bu şikâyetler nedeniyle zaman kazanabilmek adına dayanaksız iddialarla huzurdaki davayı açtıklarını, hiçbir haklı nedene dayanmayan işbu davadaki talep ve iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, zira 2005 yılında kurulan ve ... ile ...'nun 2009 yılında ortak oldukları bir şirketin 28 Şubat süreciyle bir ilgisinin olamayacağını, davacının davaya konu markaların devri ve tescili ile ilgili taleplerinin de hukuka aykırı olduğunu, çekişmeli markaların gerek tescil öncesi gerekse sonraki süreçlerde davacı şirketin yayın ve hizmetleri ile düzenlediği organizasyonlar içinde yer aldığına yönelik davacı tarafça dayanılan delillerin gerçek hak sahipliği bakımından bu davada kabul edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının yemin teklifi üzerine izahı yapılan mevzuat kapsamında yemini edaya yetkili davalı şirket yetkilisi ...'nin 12.03.2020 tarihli celsede "Davaya konu 2005-28743 nolu ... Enstitüsü ve 2014-101119 no.lu "İlme İrfana Ümrana Köprü" ibareli markaların davacı ... ile herhangi bir hak ve alakasının olmadığına bu markaların tamamen şirketimiz tarafından oluşturulmuş tescil edilmiş markalar olduğuna herhangi bir suretle davacı tarafa ait olmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim." şeklinde usulünce yeminin eda edildiği, davacı vekilinin şirket ortaklarına da yemin teklif edilmesine yönelik talebinin yemin edecek kişilerin kanunda açıkça düzenlendiği dikkate alınarak reddolunduğu, yeminin kesin delil olduğu, ispat yükü altındaki davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, ticaret mahkemesinde açtıkları davada terditli talepte bulunduklarını, ancak mahkemenin bu talebi iki bağımsız talep gibi görerek iki dava haline getirdiğini, dosyada yeterli delil bulunduğunu, Köprü Dergisinin davalı şirketin 2005 tarihinde kuruluşundan çok önce müvekkili tarafından çıkarılmaya başlandığını, üstelik 1984'ten bu yana da müvekkilinin tescilli markası olduğunu, dava konusu ettikleri ve davalı şirketin 2014 tarihli KÖPRÜ markasının tescili için işlem parasının davalı şirketin değil müvekkilinin ödediği bu durumun bilirkişi tarafından ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu kesin olarak tespit edildiğini, fax mesajlarının delil başlangıcı sayılabileceğini, Mahkemenin bu husustaki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davalı şirketin paravan bir şirket olduğunun şahit beyanları ile ödeme belgeleri ile bilirkişi raporu ve zaman delili ile sübuta erdiğini, gerçek bir şirket ve sermayenin bulunmadığından yazılı sözleşme gerektiren inançlı işlemin de söz konusu olmadığı, yemin delilinden doğru şekilde yararlanmalarının sağlanmadığını, davalı temsilcisinin maddi gerçeğe ve delillere aykırı yalan yere yemin ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 237 nci maddesinde yeminin açıklattırılması hususunun düzenlendiğini ancak bu hususun davada uygulanmadığını, davalı şirket ile ilgili iddiaların değerlendirilmesi bakımından diğer ilgililerin de yemine dahil edilmesi gerektiği, yemin beyanının dosyadaki şahit beyanları ve bilirkişi raporlarına açıkça aykırı olduğu, "... Enstitüsü" markasının 2005 tarihinde oluşturulduğunu ancak "İlme İrfana Ümrana Köprü" markasının davalı şirkete kuruluşundan çok önceden beri ....Yayın Grubunun çıkardığı bir derginin markası olduğunu, 83961 tescil numaralı KÖPRÜ markasının da ilk tescil hak sahibinin ve kullanıcısının da müvekkili olduğunu, davalı temsilcisinin ve vekilinin bu kesin delilleri inkâr etmediğini ancak yalan yere yemin edildiğini, uzman mütalaasının Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, uzmanın tarafsız olduğunu, davalı temsilcisinin ve vekilinin davaya siyasi bir görüntü vermeye çalıştıklarını, bilirkişilerin yapılan hisse devirlerinin şekil şartları bakımından geçerli olduğu yolundaki kanaatinin dava ile ilgisinin olmadığı, zira bu davada devrin geçersizliğine dayanmadıklarını, 6100 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi gereğine uyulmadığını, yemin metninin dışında bir metin okunduğunu, yemin dilekçesindeki hususların yemin teklif edilen davalı ...'ye okunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın iddia ettiği hususların inançlı işlem mahiyetinde olduğu, davacının iddialarının yazılı ve usule uygun deliller ile ispat etmesi gerektiği, davanın başlangıçta hem markalar ile ilgili olarak hem de şirket hisselerinin gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespiti ile hükmen devir ve tescili talepli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, Asliye Ticaret Mahkemesinin ise markalar ile ilgili talep yönünden tefrik ile görevsizlik kararı verdiği ve markalar ile ilgili talebin istinafa konu kararı veren mahkemece yargılamasının yapılıp sonuçlandırıldığı, şirket hisselerinin devri ile ilgili olarak ise İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde yargılamaya devam edildiği, istinaf aşamasında yapılan araştırmada şirket hisseleri ile ilgili davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, istinaf isteminin esastan reddedildiği, bu kararın temyiz edildiği ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5365 E., 2020/3295 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz talebinin sair yönlerden reddi ile konu ile ilgili olarak yemin teklif etme hakkının hatırlatılması bakımından davacı yararına bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkemece davanın reddine dair karar verildiği, somut olay bakımından davacının inançlı işlem iddiası yönünden yazılı delil sunmadığı, yemin deliline dayandığı ve yemin teklif hakkını kullandığı, davalı tarafça da usulüne uygun bir şekilde yeminin eda edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri tekrar etmiş, inançlı işlem iddialarının bulunmadığını, hukuki tavsifin Mahkemeye ait olduğunu, inançlı işlemin bir işlem türü olduğunu, ancak eldeki davada bir işlem olmadığını, fikir ve sanat eserinden kaynaklanan ayni bir hak talebi olduğunu, yemin hususunun ayni hakkın ispatına ilişkin aynen kullanılmasını emreden bir hukuk kuralının bulunmadığını, yemin hususunda da istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri tekrar ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu markaların davacıya ait olduğunun tespiti ve hükmen davacıya devir taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 225 ve 226 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!