11. Hukuk Dairesi 2023/90 E. , 2024/4177 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/27 Esas, 2022/1318 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/32 E., 2019/650 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... İnş. Petrol Taah. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden anılan şirkete kullandırılan kredinin teminatı için tapuda müvekkili adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine 20.11.2006 tarihinde 400.000,00 TL’lik ipotek tesis edildiğini, ancak işbu taşınmaz rehninin davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 14.02.2007 tarihinden sonra kullandırılan kredilerin teminatı olmadığını, hukuka aykırı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi sebebiyle müvekkilinin dava dışı ipotekli taşınmazın mahkeme ilamı ile yeni maliki olan ...’a ödeme yapmak zorunda kaldığını ve bu ödeme nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak, müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu ipoteğin mevcut ve gelecekteki kredi alacaklarına güvence oluşturduğunu, bankanın ipotek tesisinde iyi niyetli olduğu için sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin tapu iptal ve tescil davasının bankaya ihbar edildiği belirtilen 14.02.2007 tarihinden önce ve sonra diye ayrılmasının mümkün olmadığını, kredi kullandırım tarihi itibariyle kesinleşmiş bir mahkeme kararı da bulunmadığını, tapu iptal ve tescil davası ile ipotekli taşınmazın maliki olan dava dışı ...'ın müvekkili banka ile davacı aleyhine açmış olduğu ipoteğin kaldırılması davasında İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile davacı ...'ın 110.200,00 TL yönünden, müvekkili banka ile davacı ...'ı ise 119.800,00 TL yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verildiğini, bu ilamın takibe konulduğu icra dosyasına davacı tarafından yapılan ödemenin İlk Derece Mahkemesince ipoteğin kaldırılması davasında aleyhine verilen kararın infazı için yapılmış olup müvekkili bankanın yapılan ödeme ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kendisi aleyhine kesin hüküm ifade eden bir karar sebebiyle ödemekle yükümlü olduğu tutardan dolayı müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle davanın yasal dayanağının anlaşılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka ile dava dışı şirket arasında 29.09.2006 tarihli ve 500.000,00 TL limitli kredi genel sözleşmesi akdedildiği, kredi limitinin 21.11.2006 tarihinde 1.000.000,00 TL'ye yükseltildiği, sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacının kefalet limitinin sözleşmedeki kredi limitine eşit olduğu, ipotek verilen taşınmazın mülkiyet hakkının 15.08.2005 tarihinde ... tarafından kazanıldığı ve bu hakkın 30.10.2006 tarihinde satış yoluyla davacı ...'a devredildiği, 20.11.2006 tarihinde de taşınmaz üzerinde davalı banka lehine birinci dereceden ve 400.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği, dava dışı ... tarafından Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/605 E. sayılı dosyasıyla davalılar ... ve... aleyhine, kendisini vekil tayin ettiği ....'ın vekalet yetkisini kötüye kullandığı ileri sürülerek ve satış yoluyla ...'a devredilmiş olan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili için 29.12.2006 tarihinde dava açıldığı, tapu iptal ve tescil davasının 14.02.2007 tarihinde bankaya ihbar edildiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 10.06.2008 tarihinde davanın kabulüne, dava konusu ipotekli taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptaline ve üzerindeki sınırlamalarla birlikte davacı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bunun üzerine yine ... tarafından ... ve T. Vakıflar Bankası T.A.O. aleyhine 23.09.2008 tarihinde ipoteğin kaldırılması istemli dava açıldığı, yargılama devam ederken ipotekli taşınmazın banka tarafından paraya çevrilmesi üzerine ipoteğin kaldınlması davasının tazminat davasına dönüştürüldüğü, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 24.03.2015 tarihinde icra yoluyla satılan ipotekli taşınmazın itiraz edilmeyen değerini teşkil eden 230.000,00 TL’nin 119.800,00 TL’lik kısmının davalılar T. Vakıflar Bankası T.A.O. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, geriye kalan 110.200,00 TL'lik kısmının ise davalı ...'dan münferiden tahsil edilerek davacı ...’a verilmesine karar verildiği, bu kararın icraya konu edilmesi üzerine icra dosyasına banka tarafından 11.12.2015 tarihinde 213.454,03 TL, ... tarafından ise 14.12.2016 tarihinde 169.903,17 TL tutarında ödeme yapıldığı, eldeki davada davacının 20.11.2006 tarihinde banka lehine tesis edilen taşınmaz rehninin 14.02.2007 tarihinden sonra banka tarafından kullandırılan kredilerin teminatı kapsamında kalmadığının iddia edilerek tapu iptali ve tescil davasının bankaya ihbar edildiği 14.02.2007 tarihinden sonra davalı bankanın ipotek teminatı kapsamında kredi kullandırmaya devam etmesi nedeniyle, ipotek veren taşınmaz maliki sıfatıyla dava dışı üçüncü kişiye ödemek zorunda kaldığı meblağdan kaynaklanan zararının tespitini ve tazmininin talep edildiği, davalı bankanın ise ipoteğin mevcut ve gelecekteki kredi alacaklarına güvence oluşturduğunun, ipotek tesisinde iyi niyetli olduğu için sorumluluğu bulunmadığının savunulduğu, ...'ın davacısı olduğu ve tapu iptali ve tescil talebiyle davalılar ... ve ....’a karşı açılan davada Mahkemece tapu kaydının iptali ile taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile üzerindeki sınırlamalarla birlikte davacı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, mahkeme kararının gerekçesinde davanın ihbar edildiği T. Vakıflar Bankası T.A.O.'nın iyi niyetli olduğu gözetilerek taşınmaz üzerinde banka lehine kurulan ipotek hakkının korunması gerektiği sonucuna varıldığı, tapu iptal ve tescil davasının bankaya ihbar edildiği 14.02.2007 tarihine göre mahkemece iyi niyet değerlendirmesi yapılmak suretiyle kusur ve sorumluluğun paylaştırıldığı, bir başka deyişle bankanın 14.02.2007 tarihinden sonra kullandırdığı krediler bakımından iyi niyetli sayılamayacağı kabul edilmek suretiyle bankanın müteselsilen ödemesi gereken tazminat miktarının (119.800,00 TL) belirlendiği ve anılan tazminatın dava dışı ...’a ödenmesine karar verildiği, ipotek sözleşmesinin tarafı olmayan dava dışı ...'ın mülkiyet hakkının korunması açısından davalı bankanın iyi niyetli olup olmadığına göre bir kusur ve sorumluluk değerlendirmesi yapılması mümkün ise de aynı durumun ipotek sözleşmesinin tarafları açısından geçerli olamayacağı, davanın ihbar edildiği 14.02.2007 tarihinden sonra kullandırılan krediler nedeniyle davalı bankanın taşınmaz maliki dava dışı ...'a karşı sorumlu tutulması mümkün ise de ipotek veren davacıya karşı sorumluluğuna gidilmesinin mümkün bulunmadığı, davalı bankanın ipotek sözleşmesi kapsamında taşınmaz rehninin doğmuş ve doğacak kredi alacaklarına güvence teşkil edeceğini bilerek ve bu duruma güvenerek kredi kullandırdığı, üçüncü kişi taşınmaz maliki tarafından açılan bir tazminat davasında bankanın davanın ihbarı tarihinden sonra kullandırdığı krediler bakımından iyi niyetli sayılmamasının ipotek sözleşmesinin tarafını teşkil eden ipotek veren davacıya karşı sorumluluğunu gerektirmeyeceği, ipotek resmi senedine göre ... İnşaat Petrol. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin T. Vakıflar Bankası T.A.O.’ya karşı doğmuş ve doğacak bütün borçlarına teminat teşkil ettiğinin açıkça belirtildiği, bu durumda tapu iptali ve tescil davasının ihbar edildiği 14.02.2007 tarihinden sonra kullandırılan kredilerin de bahse konu ipoteğin güvencesi kapsamında sayılması gerektiği ve davalı bankanın dava dışı şirkete kullandırılan krediler nedeniyle davacıya karşı herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca kefaletin şahsi, ipoteğin ise ayni teminat olması nedeniyle T. Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından davacı ...’ın kefaletinin 18.04.2007 tarihi itibariyle kaldırıldığının bildirilmiş olmasının, bankanın ipotek hakkından kaynaklanan alacağına herhangi bir etkisinin olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu iptal ve tescil davasında ihtiyati tedbir kararı verilerek tapuya şerh düşüldüğü gibi 14.02.2007 tarihinde de davalı bankaya ihbar edildiği, buna rağmen davalı bankanın kredi borçlusu şirkete ihbar tarihinden sonra da dava konusu ipotek akdinin teminatı kapsamında kredi kullandırmaya devam ettiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda “Bankaya ihbarın yapıldığı 14.02.2007 tarihi itibariyle dava dışı firmanın borcunun toplam 16.309,06 TL olduğu” şeklinde tespitte bulunulduğunu, davalı bankanın ihbar tarihinden sonra kullandırdığı krediler nedeniyle iyiniyetli olmadığının ve 20.11.2006 tarihli taşınmaz rehninin 14.02.2007 tarihinden sonraki kredilerin teminatı olmadığının Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/53 E. ve 2015/48 K. sayılı ilamı ile sübuta erdiğini, buna rağmen itiraza konu bilirkişi raporunda işbu karara atfen “İpotek Sözleşmesinin tarafı olmayan dava dışı ...’ ın mülkiyet hakkının korunması açısından davalı bankanın iyi niyetli olup olmadığına göre bir kusur ve sorumluluk değerlendirmesi yapılması mümkün ise de aynı durum ipotek sözleşmesinin tarafları açısından geçerli değildir. Bir başka deyişle, davanın ihbar edildiği 14.02.2007 tarihinden sonra kullandırılan krediler nedeniyle davalı Bankanın taşınmaz maliki dava dışı ...’a karşı sorumlu tutulması mümkün ise de ipotek veren davacıya karşı sorumluluğuna gitmek mümkün değildir.” denilerek sözleşme akitleri arasında iyiniyet kuralının uygulanmasına gerek olmadığı şeklinde hukuken kabulü mümkün olmayan bir yorumda bulunulduğunu, oysa bilirkişi raporunda belirtilenin aksine sözleşme akitlerinin 3. kişilere karşı iyiniyetli davranma sorumluluğu olduğu gibi birbirine karşı da iyiniyet kuralları çerçevesinde davranmaları gerektiğini, aksi halin kabulünün karşılıklı sözleşme akteden tarafların birbirleri aleyhinde ve zarar verici fiillerde bulunmalarının yolunu açacak ve bundan sorumlu olmamaları sonucunu doğuracağını, dolayısıyla dava konusu olayda da müvekkil davacı ile ipotek sözleşmesi akdetmiş olan davalı bankanın ipotek teminatı olan taşınmaz hakkında açılmış olan tapu iptal ve tescil davasının kendisine ihbar edilmiş olmasına rağmen kredi kullandırmaya devam etmesinin tümüyle kötüniyetli olup hukuken korunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkili davacının, dava dışı ... İnş. Petrol Taah. Ltd. Şti. ile 18.04.2007 tarihi itibariyle herhangi bir kefalet ilişkisinin kalmadığının davalı bankanın yazısı ile de sabit olduğunu, davalı banka tarafından verilen işbu yazının müvekkilin davalı bankadaki tüm borç, kefalet ve ipotek taahhüdünü kapsadığını, banka tarafından müvekkilin bilgisi ve rızası dışında kullandırılan işbu kredilerden davacının sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmayıp davalı banka tarafından yapılan hukuka aykırı ve usulsüz bu işlem müvekkilin de zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususun açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin sorumluluğunda olmayan ancak müvekkilin kusuru olmaksızın hukuka aykırı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi sebebiyle dava dışı ...’a mahkeme ilamı gereği ödemek zorunda kaldığı ve sorumluluğunda olmayan meblağın tespit edilerek davalıdan tahsili gerekmekte iken bilirkişi raporunda tamamen hukuk dışı ve sübjektif değerlendirme yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı 3. kişi ...'ın maliki olduğu taşınmazın vekalet yoluyla 30.10.2006 tarihinde davacı ...’a tapuda satıldığı, 20.11.2006 günü kayıt maliki olan davacı ... tarafından davalı banka lehine ... İnşaat Petrol Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti’nin doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 400.000,00 TL kredi için ipotek tesis edildiği, davalı banka lehine taşınmaz üzerinde ipoteğin tesis edildiği 20.11.2006 tarihinde kayıt maliki davacı ise de bu tarihten sonra 29.12.2006 tarihinde dava dışı ... tarafından açılan tapu iptal tescil davasında 10.06.2008 tarihinde tapu iptal ve tescil davasının davalısı olan davacının vekili...'ın vekalet yetkisini kötüye kullanarak davacı adına tapuya kaydetmiş olması nedeniyle davanın kabulüne dair verilen ve kesinleşen kararla dava dışı ...'ın hükmen taşınmaz maliki olduğu, adı geçen malik tarafından, ipoteğin tesis tarihinde kayıt maliki olan davalı ... ile davalı banka aleyhine açılan ipoteğin kaldırılması davası sırasında taşınmazın satılması üzerine tazminat davasına dönüşen davada, icra müdürlüğünce belirlenen taşınmaz satış bedelinden; tapu iptal ve tescil davasının ihbar edildiği 14.02.2007 tarihinden itibaren kredi kullandırmaya devam eden davalı bankanın, vekalet ilişkisini kötüye kullanarak taşınmazı satın alan ipotek tesis tarihinde kayıt maliki olan davacı ise taşınmaz satış bedelinin tamamından sorumlu tutulduğu, davalı bankaca işbu tapu iptal ve tescil davasının ihbar edildiği 14.02.2017 tarihinden itibaren dava dışı asıl borçluya kredi kullandırılmasa dahi artık tapu maliki olmayan ve kayıt maliki iken taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis ettiği ipotek işlemi sebebiyle sorumlu tutulacağı, davacının kayıt maliki olduğu dönemde taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis edilen ipotek işlemine ait ipotek akit tablosunda ipoteğin açıkça dava dışı asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince davalı bankaca bu tarihten sonra dava dışı asıl borçlu şirkete kredi kullandırılması sebebiyle dava dışı hükmen tapu maliki olan ...'a ödeme yapılması sebebiyle zarara uğradığı iddiasıyla açılan bu davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ipoteğin fekki istemiyle açılıp taşınmazın cebri icrada satılması sebebiyle tazminat davasına dönüşen davada, davalı banka tapu iptal ve tescil davasının kendisine ihbar edildiği tarihten sonra hükmen taşınmaz maliki olan ...'a karşı sorumlu tutulmuş ise de davalı bankanın kredi kullandırmaya devam etmiş olmasının ipotek tesis tarihinde kayıt maliki olan davacıya karşı herhangi bir sorumluluk doğurmasının mümkün bulunmadığı, diğer bir anlatımla kesinleşen mahkeme ilamıyla davacının ipoteğin kaldırılması sebebiyle hükmen taşınmaz malikine ödemekle sorumlu tutulduğu taşınmaz satım bedeli sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın işbu davada davalı bankaca dava dışı asıl borçluya kredi kullandırma işleminden kaynaklanmadığından zarar ile işlem arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, aksine, davacının zarar olarak ileri sürdüğü mahkeme ilamına dayalı işbu ödemenin kesinleşen tapu iptal ve tescil davasında kabul edildiği üzere o davanın davalısı olan davacı ...'ın vekili ile birlikte hareket edip vekalet ilişkisini kötüye kullanarak taşınmazı kendi adına tescil ettirmesinden, eş deyişle davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklandığı, kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereğince davanın reddinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankaya yapılan ihtara rağmen ihtar tarihinden sonra da dava dışı şirkete kredi kullandırmasının hukuka uygun olmadığını ve kötüniyetli bir davranış olduğunu, bankanın usulsüz işlemi ile müvekkilini zarara uğrattığını, iyiniyet kuralının sözleşme akitleri arasında da uygulanması gerektiğini, davacının kefaletinin 18.04.2017 tarihi itibariyle bittiğinin banka tarafından verilen yazı ile sabit olduğunu, müvekkilinin kusuru olmaksızın ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle dava dışı Yaşar Başarana kesinleşen mahkeme kararı uyarınca ödenmek zorunda kalınan meblağın davalıdan tahsili gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini ve hükme esas alınmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 20.11.2006 tarihli taşınmaz rehninin davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... İnş. Petrol Taah. Ltd. Şti. arasında 14.02.2007 tarihinden sonra akdedilen kredi sözleşmelerinin teminatı olmadığı iddiasıyla hukuka aykırı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi sebebiyle davacının dava dışı ipotekli taşınmaz maliki olan 3. kişiye ödemek zorunda kaldığı meblağın davalı bankadan tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!