WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/884 E.  ,  2024/4451 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/706 Esas, 2022/2102 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/628 E., 2021/714 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, buna istinaden mal alış verişinde bulunduklarını, müvekkilinin ön alım amacı ile davalı yana senetler verdiğini, ön alım niyeti ile verilen senetlerin davalı yanca 30.09.2011 tarihinde İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2011/21091 E. numaralı dosyası ile 10.12.2009 tanzim tarihli ve 29.04.2011 vade tarihli 42.298,00 USD miktarlı bono ve 10.12.2009 tanzim tarihli ve 29.04.2011 vade tarihli 53.770,00 USD miktarlı 3 adet bonodan dolayı icra takibi başlattığını, bu takip sonucu hukuka aykırı olarak müvekkiline haciz yapıldığını, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin davalıya sadece cari hesaptan kaynaklanan 109.842,58 TL borçlu olduğunu, takibe dayanak bonolar nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, davalı yanın kötü niyetli olduğu iddiasıyla %20 oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki nedeniyle başlattıkları takibe konu bonoların 3 değil 2 adet olduğunu, davacının huzurdaki davasını 20.000,00 TL üzerinden açtığını, bu sebeple bu tutar üzerindeki miktarı kabul ettiğini, beyanlarının talepleri ile örtüşmediğini, davacının ön alıma ilişkin verildiği iddiasının ve bonoların mal karşılığı verildiği iddiasının ispata muhtaç olduğunu zira bonoların üzerinde nakden kaydı bulunduğunu, davanın alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak için açıldığını savunarak davanın reddiyle davacı aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığa konu senetlerde nakden kaydı mevcut olup, davacının ise yapılacak bir iş için önceden ödeme amaçlı (avans olarak) ön ödeme şeklinde verildiğini iddia ettiğinden; davacının senedin sebebini talil ettiği, bu nedenle davacının bu husustaki iddiasını ispatla yükümlü olduğu, bu nedenle davacı tarafa yemin delili hatırlatılarak kesin süre verilmişse de verilen sürede davacı tarafın yemin teklif etmediği ve iddiasını kesin delil ile ispat edemediği, tarafların iddia ve itirazlarının değerlendirilmesi sonucu yapılan değerlendirme sonrasında davacının senetleri vermesindeki amacın ön alım olduğu yönündeki beyan ve iddialarının yerinde olmadığı, dolayısıyla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalıya 109.842,58 TL dışında bir borcu bulunmadığını, söz konusu borcun cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını, senetlerden dolayı davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, 10.12.2009 tanzim tarihli 29.04.2011 vade tarihli 42.298,00 USD miktarlı ve aynı tanzim ve vade tarihli 53.770,00 USD miktarlı bonoların ticari defterlerde kayıtlı olmadığını ve her iki tarafın ticari defterlerinin de kapanış tasdiki olmadığından ancak takdiri delil sayılabileceğini, bilirkişi ek raporunda senetlerin tanzim tarihleri ile davalı tarafından davacıya iade edilen çeklerin iade tarihlerinin 10.12.2009 olduğunun, tarafların ticari defter ve kayıtlarında senetlerin veriliş tarihlerinin 10.12.2009 tarihi itibarı ile herhangi bir kayıt bulunmadığının, takip tarihinde davalı kayıtlarında bu sentlerle ilgili alacağın kaynağını belirten bir kayıt yapılmadığının, sadece faiz komisyonla birlikte şüpheli alacaklar hesabında davacı adına borç olarak kaydedildiğinin, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalının beyanları ile ilgili herhangi bir kayıt görülmediğinin, taraflar cari hesaplara göre mutabık olduklarından davacının davalıya takibe konu senet toplamı kadar değil cari hesap bakiye borcu olan 64.188,00 USD kadar borçlu olduğunun belirtildiğini, bilirkişi tarafından davacı ve davalı şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, ticari defter kayıtlarının örtüştüğünün, davacı müvekkili şirketin davalıya 109.842,58 TL borçlu olduğunun, dava konusu bonolara dair kayıtlara ticari defterlerde rastlanmadığının tespit edildiğini, dava dilekçelerinde de belirttikleri üzere müvekkili şirketin davalıya 109.842,58 TL dışında bir borcu bulunmadığını, söz konusu borcun da cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını, davaya konu senetlerin davalının 2009 yılında tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, 2011 yılında takipten sonra kaydedildiğini ve bunun davalının kötüniyetinin göstergesi olduğunu, tanzim tarihine ait defter kayıtlarında senetlerin kaydına rastlanmadığını, icra takibine konu olan bonoların davalıya ticari iş ilişkisi gereği ön alım amacı ile verildiğini, 29.04.2011 vade, 10.12.2009 tanzim tarihli 42.298,00 USD bedelli bononun düzenleyeni Yelkenciler Makine San. ve Tic. Ltd. Şti., lehtarı ... olduğunu, ...'nin bahsi geçen bonoyu aralarındaki iş ilişkisi gereği ...'a ciro ettiğini, söz konusu bono ile birlikte takibe konulan aynı tanzim ve vade tarihli 53.770,00 USD değerindeki bononun da tanzim ve vade tarihlerinin aynı olmasının bonoların mal karşılığı verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtlarında kayda rastlanılmadığını, dolayısıyla müvekkilin 109.842,58 TL’lik cari hesap kaynaklı borcu dışında borcu bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takipte gelinen aşamada müvekkilinin alacağına kavuşmasının önüne geçmek amacıyla dava açıldığını davacılar aleyhine tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta; davaya konu bonolarda nakden kaydı olduğu, davacıların senetlerin mal alım satım ilişkisi içinde önalım amacı ile verildiğini, avans çeki olduğunu ileri sürdükleri, bu durumda davacıların senedin sebebini talil ettiğikleri ve bu yöndeki iddialarını kesin delille ispatla yükümlü oldukları, ancak bunun ispatlanamadığı, davacılar senetlerin ticari defterlerde kayıtlı olmadığını, davalıya 109.842,58 TL dışında şirketin borcu olmadığını, raporda bunun tespit edildiğini ileri sürmüşseler de; senedin ticari defterlerde kayıtlı olmamasının senedi hükümden düşürmeyeceği gibi davacı senedin ihdas sebebine ilişkin iddiasını da ispatlayamadığı, bu nedenlerle davacıların istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf istemine gelince; dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine dayalı olarak açıldığı, dosyaya yansıyan belgelere göre yargılama sırasında uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince tazminat koşullarının oluşmadığı ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin de reddinin gerektiği gerekçesiyle her iki taraf vekilinin de başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların aleyhlerindeki icra takibine dayanak bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti isteminin yerindeliğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 687 ve 702 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. ...'nin lehtarı olduğu senedin, anılan lehtarın cirosuyla ...'a, daha sonra da ...'ın cirosuyla davalı şirkete geçtiği görülmekle muntazam ciro silsilesine göre senedi devralan davalı şirketin yetkili hamil olduğu sabit olup, davalı hamilin 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesine göre avans olarak verildiğini bile bile borçlu zararına hareketle senedi devralmış olduğu da ispat edilemediğine göre anılan senet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi, ...'nin davaya konu diğer bononun da aval vereni olup, 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre sadece şekle ait noksanlıkları ileri sürebilecek olmasına göre davanın reddi kararı doğrudur.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.