11. Hukuk Dairesi 2023/845 E. , 2024/2742 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/932 Esas, 2022/1308 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/44 E., 2019/1050 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/382 E.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile karşılıklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.04.2024 günü hazır bulunan asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davlı/birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 20.06.2013 tarihli işyeri devir sözleşmesi uyarınca davalıya ait ... Pastanesi isimli işyerinin müvekkiline devredildiğini, devir bedeli 1.150.000,00 TL olup ödemenin bir kısmının peşin, kalan kısmının ise bonolar verilmek suretiyle ödenmesi konusunda anlaşıldığını, davacının bu işyerini çalıştırmaya başladığında ilk önce devir tarihinden önceki borçlar davalıya ait olduğu halde davalının işçi ücretleri ve sigortalarını, elektrik, gaz, su bedellerini ödemesi gerektiği halde bunları ödemekten kaçındığını, daha sonra tanımadığı iki kişinin gelip işyerinde bulunan kahve makinesi, kahve değirmeni ve sıcak çikolata makinesinin kendisine ait olduğunu belirtip bu makineleri alıp götürdüğünü, bu makineler için bedel ödedikleri halde yukarıda belirtilen nedenle kullanamadıklarını, yine yapılan araştırma sonucu işyeri ile ilgili ruhsat sorunu olduğunun ortaya çıktığını ve yıkım kararı alındığının öğrenildiğini, bu nedenle ruhsat verilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun kendilerine davalı tarafından bildirilmediğini ileri sürerek işyeri devir sözleşmesinin feshine, davalı tarafa ödenen 220.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, işyeri için yapılan toplam 50.000,00 TL masrafın davalıdan alınmasına, henüz ödeme günü gelmeyen bonoların tahsilinin tedbir kararı ile engellenmesine, davalıya verilen vekaletin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen ek protokol uyarınca tüm vergi, SGK primleri ve diğer bazı masrafların işletmeyi devir alan ... tarafından ödenmesi gerektiği halde işyeri kayıtları ve muhasebe müvekkili üzerinde olduğu için aslında ... tarafından ödenmesi gereken toplam 139.392,49 TL'nin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla birlikte 139.392,49 TL'nin davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ruhsat sorunu ile ilgili bilgi verildiğini, devredilen işyerini halen işleten kişiden davacının vekaletname alıp ruhsat çıkarıncaya kadar işletmeyi bu şekilde sürdürmeyi kabul ettiğini, işyeri için verilmiş yıkım kararı bulunmadığını, işyerinden bir başkası tarafından götürüldüğü söylenilen kahve makinesi, sıcak çikolata makinesi ve kahve değirmeninin demirbaş listesinde yer almadığını, bu nedenle bu eşyanın işyerinden alınmasının sözleşmeye aykırılık oluşturmadığını, davacının işyeri ile ilgili tüm incelemeyi yaparak devir almayı kabul ettiğini, sözleşme öncesi ya da sonrasında davalının iradesini sakatlayan herhangi bir eylem ve işlemlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, gerek işyeri devir sözleşmesinin gerekse ek protokolün imzalanması öncesinde ve sonrasında gerekse davacının işyerini kapattığı 17.11.2014 tarihine kadar işyerinin devrine ve işletilmesine engel hukuki veya fiili engel bulunmadığı, ayrıca ruhsat ile ilgili sorunun davacı tarafından iş yeri kapatılarak ticaret terk edildikten sonra ortaya çıktığı, çok yüksek bir devir bedeli karşılığı iş yerini devir alan davacının basiretli tacir gibi davranarak ruhsat ile ilgili sorun olup olmadığını araştırdıktan sonra devir işlemini yapması gerekir iken bunu ihmal etmiş ise bu ihmalinin sonuçlarına katlanması gerektiği, davacının işyerinin çalıştırılması için gerekli olan ruhsatın alınmasına engel hal bulunduğu şeklindeki iddiasının sözleşmeyi fesih için gerekçe yapılamayacağı, üçüncü kişilerce alınan menkullerin iş yerine ait olduğu sabit olmadığı gibi, sadece üç adet eşyanın alınıp götürülmesinin tek başına sözleşmeyi fesih için gerekçe yapılamayacağı, bu haliyle asıl davada davacı yönünden sözleşmenin feshi koşullarının gerçekleşmediği, işyerinin kapatılmasına kadar buranın davacı tarafından kullanılmış olması nedeniyle yapıldığı ileri sürülen harcamaların davalıdan talep edilmesinin de mümkün olmadığı; birleşen davada, taraflar arasında düzenlenen devir sözleşmesi ve eklerine göre devir tarihinden önceki döneme ait borçlardan devir eden ... sorumlu iken devir tarihinden sonra oluşan borçlardan ise işyerini devir alan ...'ın sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, sözleşme hükümleri uyarınca davalı ... tarafından ödenmesi gerektiği halde davacı ... tarafından yatırılan ve bu nedenle davalıdan iadesi istenilebilecek SGK prim ödeme miktarının 34.526,11 TL olduğu, çalıştırılan işçiler nedeniyle SGK'ya yapılan ödemelerin ise 2014 yılı için 16.791,23 TL ve 13.231,29 TL olmak üzere bu alacaktan kaynaklanan davacı ödemesinin toplam 64.548,63 TL olduğu, davalıdan talep edilebilecek toplam kira ödemesinin 70.328,00 TL olduğu, dava dilekçesinde şimdilik 51.250,00 TL talep edildiği için bu taleple bağlı kalınması gerektiği, yine devir sözleşmesi hükümleri gereği davacı tarafından ödenen 13.304,00 TL idari para cezasının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle asıl davada davacının tüm taleplerinin reddine, birleşen davada 64.548,63 TL SGK'ya yapılan ödeme, 51.250,00 TL kira ödemesi, 13.304,00 TL idari para cezası ödemesi olmak üzere toplam 129.102,63 TL'nin 11.07.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faiziyle birlikte davalı ...'dan alınıp davacı ...'e ödenmesine, SGK'ya yapıldığı ileri sürülen 9.289,86 TL'ye yönelik talebin reddine, dava açıldıktan sonra ödenmesi olası idari para cezası için talep edilen 1.000,00 TL'nin reddine, kira ödemesine ilişkin fazla istemin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı/birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında dava konusu işyerinin devri sözleşmesi imzalandıktan sonra müvekkili tarafından işletmenin mevcut haliyle ruhsat problemi olduğunu öğrendiğini, sözleşmeden cayılmaması için müvekkiline vaadlerde bulunulduğunu, böylelikle müvekkilinin 25.06.2019 tarihinde yine ve tekraren hataya, hileyle düşürülerek bir ek protokol imzalamak zorunda bırakıldığını, protokolün 1. maddesinde de "devir alanın, kendi adına ruhsat çıkarmasında bir süreliğine sorun çıkabileceği anlaşılmakla...." denilmek suretiyle mevcut durumun açık şekilde ortaya konduğunu, ilk protokolün imzalanmasından sonra müvekkilinin davalı yanca oyalanması üzerine eldeki davanın açıldığını, dava konusu sözleşmenin müvekkilinin sözleşmenin imzalanması esnasında esaslı hataya maruz kalması sebebiyle imzalandığını bu nedenle geçersiz olduğunu, işyerinin ruhsat problemi olduğunu bilseydi müvekkilinin sözleşmeyi hiç imzalamayacağını, müvekkilinin sözleşmenin kurulmasından önce ve devamında sürekli aldatıldığını, birleşen dava yönünden ise, devir tarihine kadar olan tüm sorumlulukların davalı yana ait olup davalı yanca işyeri müvekkiline hiç devir edilmediğinden birleşen dava konusu masrafların müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılmasını asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmelerin imzalandığı tarihten başlayıp davacı ...'ın işyerini kendiliğinden kapatıp gittiği 17.11.2014 tarihine kadar işyerinin faaliyetine engel oluşturabilecek bir ruhsat sorununun bulunmadığı ve davalı tarafından alınmış ruhsatın geçerli olduğu, söz konusu ruhsatın herhangi bir Mahkeme kararı nedeniyle değil de davacının faaliyeti sonlandırması nedeniyle iptal edildiği, 17.11.2014 tarihine kadar davacının işyerini ek protokolde düzenlendiği gibi kendi nam ve hesabına işlettiği, davacı yanca, davalının sözleşmelerin kurulmasından önce hata ve hile ile iradesinin sakatlanması üzerine sözleşmelerin imzalandığı iddia edilmiş ise de devir sözleşmesinde işletmeyi görerek ve beğenerek, ileride kusur ve noksan iddiasında bulunmamak kaydı ve şartı ile olduğu gibi kabul ederek devir aldığının yazılı olduğu, davacı yanca sözleşmenin kurulmasından önce hile ile hataya düşürüldüğüne dair başkaca delil sunulmadığı, dava dilekçesinde belirtilen üç adet makinenin devir sözleşmesi ekinde yer alan demirbaş listesinde bulunmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra yaptığını beyan ettiği araştırmayı sözleşme tarihinden önceki bir tarihte yapacağı bir araştırma ile tespit edilebileceği, birleşen dava yönünden ise, taraflar arasındaki sözleşmelerde açıkça 25.06.2013 tarihli ek protokolde sözleşme tarihinden itibaren işletmenin işletilmesinden dolayı oluşacak tüm yasal ve mali sorumlulukların, üçüncü kişilere ve satıcılara karşı sorumlulukların davalı ...'a ait olacağı, davalının aylık kira bedellerini ödeyeceği kararlaştırılmış olup Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında sözleşme hükümleri uyarınca davalı ... tarafından ödenmesi gerektiği halde davacı ... tarafından yapılan ödemelerin hangi dönemlere ait olduğuna ilişkin ayrıntılı döküm yapıldıktan sonra, davalı ... tarafından ödeme yapılması gereken döneme ilişkin davalı ... yerine davacı ... tarafından yapılan toplam ödeme miktarının belirlendiği ve Mahkemece bu miktarlar esas alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle asıl davada davacı/birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında imzalanan 20.06.2013 tarihli işyeri devir sözleşmesi ve 25.06.2013 tarihli ek protokolün hata, hile ve yanılma nedeniyle feshi ve devir için ödenen bedel ile yapılan masrafların tahsili; birleşen dava, devir sözleşmesi kapsamında davacıya ait olduğu halde davalı tarafından ödenen giderlerin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak, asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!