11. Hukuk Dairesi 2023/835 E. , 2024/4131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1292 Esas, 2022/1543 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/46 E., 2019/448 K.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" kapsamında davacının, ürünlerin toptan ve perakende satışını ile servis hizmeti sunduğunu ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, davalı tarafından keşide edilen 20.01.2016 tarihli ihtarla, sözleşmenin "aralarında akdedilen sözleşmenin çeşitli hükümlerine, ticari teammüllere, ...'ün gerekli gördüğü ticari ve idare prosedürlere ve çalışma koşullarına uymadığı" nedeniyle feshedildiğini, davalının iddialarının somut bir nedene dayanmaması nedeniyle fesih sonrası, davalı şirketin bir yetkilisinin, başka bir kişi adına bayilik sözleşmesi yapılmasını teklif ettiğini, bunun üzerine davacının yakını olan Mesut Yılmaz adına sözleşme yapıldığını ve bu şekilde bayilik ilişkisinin hayata geçmesi için davacının masraf yaptığını, ancak bu şekilde tesis edilen bayilik sözleşmesinin de bir hafta sonra sonlandırılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 102 nci maddesinde belirtilen acente olduğunu, aynı Kanun'un 121 inci maddesi gereğince belirsiz süreli sözleşmenin ancak üç aylık ihbar süresine uyularak feshedilebileceği halde bu süreye uyulmadığını, ihtarda 15 günlük süre verildiğini, servis hizmeti sunan müvekkilinin aldığı işleri tamamlayamadığını ve satışı yapılarak faturası düzenlenmesine rağmen tahsil edilmeyen bedeller yönünden uğradığı zararların tespiti ile tahsilinin gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı abonelikler nedeniyle davalının menfaat elde etmeye devam etmesi nedeniyle müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğu, bayilik sırasında alınan 10.000,00 TL tazminata haksız şekilde el konulduğunu, fesih sonrası davalı şirket yetkilisinin vadine güvenerek yakını adına aldığı bayilik nedeniyle masraf yapıldığını, haksız ve süreye uyulmadan yapılan fesih nedeniyle davacının zarara uğradığı gibi, sözleşme nedeniyle elde edilecek gelire güvenilerek yapılan harcamaların dahi ödenemediğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 01.10.2013 tarihinde "... Yetkili Teknik Servis ve Satıcılık Sözleşmesi" imzalandığını ve davacının yetkili servis ve bayi olarak yetkilendirildiğini, sözleşme kapsamında davalının, davacıya yönlendirdiği müşterilere davacının hizmet vererek, verdiği hizmet karşılığında prim tahsil etmek suretiyle kazanç elde ettiğini, taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmadığını, davacının ... üyelik satışı yapmasına rağmen bu işlemleri kendisi adına yaptığından riskin de kendisine ait olduğunu, davacının sahte üyelikler yapmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 4.1.1.28 maddesi uyarınca davacının yasal olmayan abonelik tesis etmesinin suç olduğunu, bu durumda davalının sözleşmeyi feshetme hakkı ile birlikte zararını ve cezai şartı talep hakkı bulunduğunu, tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle davacıya ceza faturası düzenlendiğini ve ödenmeyen fatura bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, bu nedenle feshinin haklı olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra başka biri üzerinden bayilik yapılması önerisinde bulunulmadığını, aksine yeni bayi Mesut Şahin'in davacı ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, davacı tarafından yakını olduğu belirtilerek kendisine zarar verdiğini bildirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sürecinde alınan 12.12.2018 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği, bu nedenle davacının maddi zararının tespit edilemediği, bayi kontrol ve denetleme sistemi kapsamında düzenlenen ve davacı ...'nın imzasını havi belgedeki 'üyeliklerin nasıl olduğunu hatırlamıyorum, eminin 2016 yılı tertemiz Mersin için ... Kendi adıma söz veriyorum ...' şeklindeki beyanı ile usulsüzlüğün davacının kabulünde olduğu, bu kapsamda feshin haklı nedene dayandığının tespit edildiği, dosya kapsamı, düzenlenen bilirkişi raporu ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı tanığı ...'ın 'O tarihlerde bölge müdürü ... bazı satışlarımızın usulsüz olduğunu söyledi. Esasen davacı usulsüz satışları kendisi tespit etmişti. Hatta 16.000,00 TL civarında bir ceza kesildi.' şeklindeki beyanından da davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunun tespit edilerek, uyuşmazlığın anılan Kanun'un acentelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, buna rağmen feshin haklılığı veya haksızlığı veya sözleşme hükümlerine uygunluğu konusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçede kısaca “Davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sabit görüldüğünden” denilerek karar verildiğini, kararın eksik incelemeyle verildiğini, sözleşmeye aykırı eylemlerin ne zaman gerçekleştiği, ne zaman tespit edildiği ve fesih hakkının sözleşmede yer alan 15 günlük sürede kullanılıp kullanılmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve tespit bulunmadığını, sözleşmenin, 16.2.5 maddesinde, bayinin işbu sözleşmede yer alan taahhütlerinden birini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde Digitürk’ün yazılı bildirim tarihini takip eden 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle herhangi bir sözleşmeye aykırılığın tespit edildikten sonra, fesih hakkının 15 gün içinde kullanılmaması durumunda, artık bu tespit nedeni ile fesih hakkının kullanılamayacağını, sözlemenin 16.2.3. maddesinin haksız şart olmasına rağmen, Digitürtk’ün 15 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshedebileceğinin düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine göre belirsiz süreli bu tür sözleşmelerin biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, bu kapsamda haklı neden bulunması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, buna rağmen ihtarla 15 günlük süre verilmesi nedeniyle feshin sözleşmenin 16.2.5. maddesine göre yapılmadığını, 16.2.3. maddesine göre yapıldığını gösterdiğini, gerçek dışı üyelik yapılmadığını, müvekkilin gerçekdışı üyelikleri engellemek için çaba sarf ettiğini, gerçek dışı üyelikleri bizzat tespit ederek engellemek için gerekli işlemleri yaptığını, mahkemece itibar edilen tanık beyanında da bu hususun yer aldığını, sorumluluğu yerine getiren, tespitleri kendi yapan davacı olduğu halde bu eylemlerin sözleşmeye aykırı olduğunun kabulü ile karar verilemeyeceğini, akde aykırı işlemi tespit ettiği halde fesih hakkını kullanmayan tarafın, yeni bir akte aykırı eylem olmadıktan sonra eski eyleme dayanarak daha sonra sözleşmeyi feshedemeyeceğini, mahkemece akde aykırılığın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi tarihe gerçekleştiği belirlenmeden karar verildiğini, ayrıca davalının akde aykırılıktan haberdar olduktan sonra fesih hakkını süresinde kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, esasen davalının genel ifadeler yerine akde aykırı işlemlerin ne olduğunu bildirerek sözleşmeyi süresinde feshetmesi gerektiğini, ihtarda somut bir neden bulunmadığını ve genel olarak sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla sözleşmenin feshedildiğini ve bu şekilde bir feshin geçersiz olduğunu, mahkemece davacının 2016 yılı daha temiz bir yıl olacak beyanı ve tanık beyanı dışında bir araştırma yapmaksızın davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 121 ve 122 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!