WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/831 E.  ,  2024/4128 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1374 Esas, 2022/1763 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/48 E., 2018/1110 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ...'in kardeşi olduğunu, ...'in ise davalı ... ...'e yüklü miktarda borcu bulunduğunu, borçların vadesi geldiğinde ve ödeyemediğinde ...'ün maddi olarak zorlanması sebebiyle, davalı ... ... ve davacının ...'in müvekkiline gelerek kredi çekerek bu borcu ödemesini, bu ödeme karşılığında kendisine teminat olarak bir daire vereceklerini, bu dairenin değerinin borçtan fazla olan kısmı için ise kendisinden bir senet alacaklarını beyan ettiklerini, sözleşmeye göre davalı ... ...'ün bu gayrimenkulü üçüncü bir kişiye satmak istediğinde davacı ...'in çektiği kredinin alıcı veya davalı ... ... tarafından ödeneceğini ve senedin de davacı ...'e iade edileceğini, davacı ...'in de ek bir bedel talep etmeden daireyi bu alacıya devredeceğini, bu hususların sözleşme ile taraflar arasında hükme bağlandığını, bu işlemlerin amacının davacının kardeşi ...'in borcu için davacının kardeşi ...'e vade yaratmak olduğunu ancak aradan geçen süre içinde müvekkilinin davalı ... ...'e daireyi verip senedi almayı ve kredisini kapatmalarını teklif ettiğinde davalı ... ... tarafından buna yanaşılmadığını aksine davacı ...'in teminat olarak verdiği senedin takibe konulduğunu, teminat senedinin taraflarca kararlaştırılan şartlar gerçekleşmeden takibe konu edildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkiline usulüne uygun olarak senet verildiğini ve sözkonusu senedin vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, müvekkili tarafından alacağın tahsili için sözkonusu icra takibine başlanıldığını, davacı tarafça icra takibine itiraz edilmediğini, davacı tarafından dava konusu senedin taraflar arasındaki bir kısım ticari ilişkilerden kaynaklı olarak müvekkiline verildiğinin aynen ikrar edildiğini, davacı tarafça borçlu olunmadığının yazılı deliller ile ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile dava dışı olup davacının kardeşi olan ... arasında borç para alıp verme yönünde bir ilişki bulunduğu, 3.kişinin davalıya olan borcunu ödeyememiş olması sebebiyle davacının devreye girerek kendi adına bankadan kredi çektiği, kredi karşılığında kendisine bir taşınmaz devredildiği, kullandırılan kredinin bir kısmının davalıya kardeşinin borcu karşılığı verildiği, yetmeyen bedel yönünden ise davaya konu senedin düzenlendiği, senet bedeli ödendiğinde taşınmaz değerinin üçüncü bir kişiye yada davalıya yapılacağı ve senedin iade edileceği yada taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması halinde kredinin kalan kısmı ile senet bedelinin üçüncü kişi tarafından ödeneceği hususunda anlaştıkları sabit olmakla, uyuşmazlıkta davacının halen adına devredilen taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu , taşınmazın üçüncü bir kişiye yada davalıya iade edilmediği anlaşılmakla, davaya konu senedin davacıya iadesinin henüz koşullarının oluşmadığı, senet bedelinin ödenmesi halinde davalının sebepsiz zenginleşmeyeceği, sadece davacının adına kayıtlı taşınmazı davalıya yada üçüncü bir kişiye devretme zorunluluğunun kalmayacağı, davacı ile üçüncü kişi olan kardeşi arasındaki iç ilişkide haklarını kullanmakta özgür olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede dava dışı davacının kardeşi ...'in davalıya borcu için davacının kredi çekeceğinin, bu kredi bedelinin davalıya ödeneceğinin, buna karşılık olarak davacıya bir daire devredileceğinin, daire değerinin borç bedelini aşan kısmı için davacının davalıya bir senet verdiğinin/ düzenlendiğinin taraflar arasında çekişmesiz olduğunu, çekişmenin ise bu dairenin satışının kim tarafından sağlanacağı, teminat için verilen senedin takibe konulabilmesinin şartlarının neler olduğu ve satışın gerçekleşmemesi durumunda tarafların yükümlülüklerinin neler olduğuna ilişkin olduğunu, sözleşmenin mahkeme tarafından hatalı bir biçimde yorumlandığını, teminat hukukunun prensiplerine aykırı bir biçimde davanın reddine karar verildiğini, daireye alıcı bulmak yükümlülüğünün davalıda olduğunu, davacın tek borcunun davalının belirlediği alıcıya dairenin devrini sağlamak olduğunu, dava konusu senedin teminat senedi olduğunun taraf beyanları ve mahkeme kararı ile sabit olduğunu, teminat bonolarına dayalı olarak kambiyo takibi yapılamayacağını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, sunulan sözleşme ile dava konusu bononun kayıtsız şartsız bedel ödeme vaadini içermediği sabit olduğundan menfi tespit isteminde haklı olduğunu, mahkemenin sözleşme yorumunun tarafların amacına menfaatlerine ve aralarındaki ilişkiye aykırı olduğunu, davalı ... ...'ün 152.000,00 TL krediden gelen para+123.000,00 TL senet bedeli=275.000,00 TL aldığını, davalı ... ...'ün 275.000,00 TL değerinde ev+100.000,00 TL küsür ...'e verdiğini, ...'ün 100.000,00 TL'den fazla zarara ticarete girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkilinin iradesinin inançlı temlik sözleşmesi olduğunu, daire satın alma amacı gütmediğini, kiralama yapsa da zarar etmeyeceğini, sözleşmenin yok sayılarak müvekkilinin burayı kiraladığının iddia edilemeyeceği gibi sözleşme yok sayılarak müvekkilinin burayı satın aldığının da söylenemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmenin şartları sağlandığı taktirde daireyi iadeye veya ...'e getirdiği müşteriye devre hazır olduğunun her zaman söylendiğini, buna ilişkin ihtarnamenin bulunduğunu, davalının krediyi ödeyip davacıya ödediği kredi taksitlerini ödeyip ve senedi iade etmeyip daireyi her zaman iade alabileceğini ancak sözleşmeyi ihlal ile senedi takibe koyduğunu, bunun kötü niyetten yararlanma olduğunu, hukuk düzeninin bunu korumaması gerektiğini, gerekçeli kararda tanık dinletilmeme sebebinin açıklanmadığını sadece bu hususun bile kararın bozulması için yeterli bir sebep olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Taraflar arasında akdedilen ve bir sayfadan ibaret olan bila tarihli protokolün üst kısmında davaya konu bononun bir fotokopisinin yer aldığı, alt kısımda yer alan protokol metninde ise, " Yukarıda Bulunan Senet, Akpınar Mahallesi.... 2 numaralı daire için Akbank'tan ... adına kullanılan tamamı tarafından ödenecek olan kredinin daire satışı başka kişi adına yapılıp satış olunca bankada olan borç kapanacak (daireyi alan) olup sonrasında ... üst bedel istemeden tapu devrini yapacak borç kısmı ... ile hesaplanacak ...'e ödeme yapılacak senet ...'e iade edilecektir." ifadelerinin yer aldığı görülmekte olup taraflar arasında davaya konu bononun zikredilen protokolün teminatı olarak düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

2.Davalı, davaya konu bonoya dayalı olarak davacı ve dava dışı ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapmış ise de takipten önce gerek davalı gerekse de davacı tarafından protokolde bahsedilen taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması hususunda herhangi bir girişimde bulunulmadığı, başka bir deyişle senedin teminat fonksiyonun halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Zira protokolden açıkça anlaşıldığı üzere senedin teminat fonksiyonun ortadan kalkması için davacının taşınmaza bir müşteri bulunduğunda devre yanaşmaması veyahut devir için üst bir bedel istemesi gerekmektedir. Davalı her ne kadar protokole göre taşınmaza müşteri bulma yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, davacının senedin vadesine kadar müşteri bulmaması sebebiyle senedi takibe koyduğunu savunmuş ise de protokolde sadece taşınmazın satılacağından bahsedilmiş olup müşteriyi kimin bulacağı hususunda herhangi bir ibare yer almamakta, protokolden yorum yoluyla dahi davacının senedin vade tarihine kadar taşınmaza bir müşteri bulmakla yükümlü olduğuna dair bir anlam çıkmamaktadır. Ancak bir an için davalının savunmasının doğru olduğu, taşınmazın sahibi davacı olduğu için taşınmaza müşteri bulma yükümlülüğünün de davacıya ait olduğu kabul edilse dahi protokolde senedin vade tarihine veyahut muayyen başka bir tarihe kadar müşteri bulunacağı açıkça kararlaştırılmadığından senedin teminat fonksiyonun ortadan kalktığının kabulü için davalının en azından taşınmaza bir müşteri bulması için davacıya başvurması gerekmektedir. Ne var ki davalı davacıya bu amaçla bir başvuru yaptığını iddia etmediği gibi dosya kapsamında böyle bir başvuru yapıldığına dair herhangi bir delil de bulunmamaktadır.

3.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davaya konu senedin teminat senedi olduğu, teminat senedi verilmesi durumunda teminat altına alınan hususun gerçekleşmesi halinde senedin takip konusu yapılabileceği, somut olayda, senedin teminat fonksiyonu gerçekleşmeden mevsimsiz olarak takibe konulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.