11. Hukuk Dairesi 2023/820 E. , 2024/3014 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1548 Esas, 2022/1740 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul, ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/38 E., 2019/163 K.
Taraflar arasındaki asıl markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i, maddi ve manevi tazminat, birleşen markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkin davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı, birleşen davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı, birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı, birleşen davalı vekili, duruşmasız olarak davalı, birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.04.2024 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Danimarka merkezli havacılık endüstrisinde 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğini, dünya çapında tanınmış şirketlerin uçaklarına hizmet veren ve uluslararası faaliyetlerinin doğal sonucu olarak "..." markasının dünya çapında havacılık hizmetleri konusunda tercih edilen bir "tanınmış marka” hâline geldiğini, "...” markasının 06.12.2013 tarihinde CTM 011312337 numarası ile Avrupa Birliği üye ülkelerinde ve 06.12.2013 tarihinde 2014/11253 numara ile 12. sınıfta Türkiye'de müvekkilleri adına tescil edildiğini, bu sebeplerle markasının tanınmış marka kriterleri çerçevesinde hukuki koruma altında olduğunu, ibarenin müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanı olduğunu, ancak hal böyle iken davalının, müvekkilinin 1989'dan bu yana yasalarla koruma altına alınmış şekilde kullanmakta olduğu marka ve ibaresini, iltibas yaratacak şekilde haksız ve yanıltıcı biçimde kendi işletmesinde kullandığını, davalının ürün ve hizmetlerin reklamını yapmak amacıyla üzerinde müvekkilleri şirketin faaliyetleriyle karıştırılacak şekilde “...” yazan katalog ve broşürleri kullanmakta olduğunu, www....-aviation.com alan adı altında bir internet sitesi kurduğunu, davalının açıklanan haksız ve izinsiz kullanımlarının üçüncü kişiler nezdinde iki firma arasında ciddi şekilde iltibas yaratıp karışıklığa yol açtığını, müvekkilinin ticari itibar ve markasının zedelendiğini, davalının geçmişte müvekkili ile ticari ilişkilerde bulunduğunu, ticari faaliyetlerin ardından davalının müvekkiline ait markayı neredeyse aynen ve olduğu gibi marka, işletme ve alan adı olarak kullanımının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini iddia ederek müvekkili markasının tanınmış marka olduğunun tespitini, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men ve ref'ini, davalının markayı birlikte, tek başlarına veya başka herhangi bir ibare ile birlikte, her türlü yayın, hizmetler ve mallar, ürünler, ambalajlar, ilân, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinde kullanmasının önlenmesini, davalının "..." markasını kullandığı alan adının kullanılmasının yasaklanmasını ve taraflarına devrini, fazlaya dair haklarını saklı tutarak haksız rekabetten dolayı şimdilik 30.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve marka hakkına tecavüzden dolayı şimdilik 30.000,00 TL yoksun kalınan kârın, ihtarname tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilânını talep etmiştir.
2.Davacı vekili 09.01.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 493.839,16 TL'ye yükseltmiştir.
3.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticaret unvanı olarak 2010 yılından bu yana kullandığı "..." ibaresi üzerinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince öncelikli kullanım hakkı bulunduğunu, davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2014/10253 tescil numarası ile "..." ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin havacılık sektöründe bu isimle tanınmış olup bu ismin tanınırlığı için büyük yatırımlar yaptığını, davalı firmanın ise havacılık sektöründe tanınmayan Danimarka'da yerleşik bir firma olduğunu, Türkiye ile bir bağlantısının bulunmadığını iddia ederek davalı adına 2014/11253 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin havacılık sektöründe uçak motor ve yedek parçaları ve ekipmanları alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 20.08.2003 tarihinde SAS Havacılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti unvanı ile kurulduğunu, 31.12.2010 tarihinde de unvanını ... Havacılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti olarak değiştirdiğini, davacının "..." ibaresinin markası olarak tescil edildiğini ileri sürdüğünü ve bu marka hakkına dayanarak dava açtığını, ancak davacı tarafından sunulan belgelerde söz konusu ibarenin marka olarak tescil edilip edilmediğinin belli olmadığını, sunulan internet sayfası çıktısında da sadece bir başvuru kaydı görüldüğünü, davacının dünyada çok tanınan bir firma olduğu ve markasının da dünyada tanınmış marka olduğu beyanının gerçeği yansıtmadığını, davacının kendi ülkesi dışında havacılık sektöründe tanınan bir firma olmadığını, "..." isminin dünyanın bir çok ülkesinde birbirinden ve davacıdan tamamen bağımsız kişilerce kullanılmakta olduğunu, davacının bu ibareyi marka olarak tescil ettirmiş olmasının da bu markanın davacıya ait tanınmış marka olduğunu göstermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı, birleşen davalı şirketin 1989 yılından beri "..." ibareli ticaret unvanını kullandığı, yine 2004 yılından beri "totalaviation" adlı internet sitesini de kullandığı, bu markanın 1190914 numara ile uluslararası marka olarak tescilinin yapıldığı, bilahare 06.12.2013 tarihinde yapılan başvuru sonucu TÜRKPATENT nezdinde de 2014/11253 numara ile tescilinin yapıldığı, davalı, birleşen davacı şirketin ise 2003 yılında Sas Havacılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti olarak kurulup 24.12.2010 tarihinde unvan değişikliği yaparak ... Havacılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti unvanını kullandığı, davacı, birleşen davalı şirketin Türkiye'de de havacılık sektöründe ticari faaliyetinin bulunduğu ve öncesinde de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı, birleşen davacı şirketin, davacı, birleşen davalı şirketin unvan ve markasından haberdar olduğu hâlde, yine havacılık sektöründe faaliyette bulunarak unvanını "..." olarak değiştirdiği, ticari faaliyetlerinde "..." ibaresini kullandığı, yine internet sitesinde de bu ismi kullandığının anlaşıldığı, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu markanın,"..." ibaresi olduğu, 12. emtia sınıfında havacılık sektörü ile ilgili olarak tescil edildiği, Türkçe'de toplam havacılık olarak tercüme edilen ibare bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ortalama tüketici ve/veya ilgili taraflar açısından tek tek tanımlayıcı anlamlarından uzaklaştığında, bir bütün olarak ayırt edici niteliğinin bulunduğunun kabulü gerektiği, bu itibarla birleşen davada markanın hükümsüzlüğüne dair talebin reddine karar vermek gerektiği, asıl dava yönünden ise, yukarıda değinildiği üzere, tarafların aynı alanda (havacılık) faaliyet gösterdikleri, davalının davacının ticaret unvanından, markasından ve internet site adından haberdar olduğu halde ve herhangi bir zorunluluğu olmadığı halde, ticaret unvanını dahi ... olarak değiştirip ticari faaliyetinde "..." ibaresini kullandığı, yine internet alan adı olarak kullandığı anlaşılmakla, davalının bu kullanımının davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinden davacının tecavüz ve haksız rekabete ilişkin davasının kabulüne karar vermek gerektiği, davacının kullandığı seçimlik hakkına göre isteyebileceği maddi tazminat tutarının 493.839,16 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği, davalının yukarıda değinilen eylemi aynı zamanda davacının manevi haklarını da ihlâl ettiğinden tarafların sosyal ekonomik durumu, markanın kullanım biçimi, manevi tazminatın amacı ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek takdiren davacının manevi tazminat talebinin de kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı, birleşen davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı, birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların havacılık sektöründe faaliyet gösterdiklerini, ancak her iki firmanın farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin tamamen uçak parça tamiri alanında faaliyet gösterirken asıl davanın davacısının ise parça satışı yaptığını, yani tarafların faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, bir şirketin Türkiye'de uçak parça bakımı yapabilmesi için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden bu konuda yetki alması gerektiğini, asıl dosya davacısı firmanın bugüne kadar Türkiye'de uçak bakımı yaptığını gösteren herhangi bir delilin dosyada bulunmadığını, Mahkemece karıştırma ihtimali kabul edilirken hatalı olarak ortalama düzeydeki tüketicinin esas alındığını, zira karara dayanak olan bilirkişi heyeti raporunda da, ortalama düzeydeki tüketicinin esas alındığını, bu sektörde faaliyet gösteren örneğin... şirketinin Türkiye ve Danimarka'da faaliyet gösteren iki ayrı şirketi birbirine karıştırma ihtimali olamayacağını, bu şirketlerden birisinin sadece uçak parçası satmakta iken diğerinin ise parça bakımı yaptığını, 19.04.2018 tarihli dilekçede, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden bir takım hususların sorulmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin kabul edilmediğini ve nihayetinde hatalı sonuçlara varıldığını, 2011 ve 2012 yıllarında davacı ile müvekkili arasında bir kaç defa ticari ilişki kurulduğunu, müvekkilinin bu ticari ilişkilerin tamamında "..." ibaresini kullandığını, davanın ise 2015 yılında açıldığını, yani aradan geçen yıllar içerisinde davacının markasının kullanımına itiraz etmediğini, sessiz kaldığını, alınan bilirkişi raporlarında, bu ibarenin Türkiye'de ilk defa müvekkili tarafından kullanıldığının kabul edildiğini, ilk defa müvekkili tarafından 2010 yılında kullanıldığını, davacının markası 1989 yılında tescil edilmiş dahi olsa dahi bu tescil ve kullanımın Danimarka'da olduğunu, havacılık sektörünün özel ihtisas gerektiren bir alan olduğunu, iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketicinin esas alınamayacağını, dosyaya sunulan ilk raporun tedbirle ilgili değerlendirmeler içerdiğini, diğer raporlar arasında çelişkiler bulunduğunu, davacının iddialarına karşı öne sürülen davacının markasının tanınmış marka olmadığı, marka başvurusu ve tescilinden önceki kullanım, bu kullanımdan davacının haberinin olduğu ve sessiz kaldığı, davacının Türkiye’de hiçbir faaliyetinin olmadığı, davacının markasını oluşturan ibarelerin marka olarak tescilinin mümkün olmadığı, tarafların havacılık sektöründe çalışsalar bile tamamen farklı alanlarda faaliyet gösterdiği yönündeki savunma ve itirazlarla ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını, ilk raporun davanın asıl dava ile birleşmesinden dahi evvel alınmış bir rapor olduğunu, bu haliyle davaların esası hakkında değerlendirme içermesinin mümkün olmadığını, ikinci bilirkişi heyetinin ise birleşen dava yönünden yeterli inceleme yapmadığını, alınan ilk bilirkişi raporunda, davaların esası ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, ilk raporda tedbir kararına muhalefet edilip edilmediği üzerinde durulduğunu, bu sebeple aslında davaların esası ile ilgili ayrıntılı değerlendirme içeren tek rapor bulunduğunu ve bu raporun da 19.04.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu olduğunu, ancak Mahkemece iki rapor arasında çelişki olduğu gerekçesiyle üçüncü bir heyet teşkili ile yeni bir rapor alınması yoluna gidildiğini, bilirkişi heyetinin verdiği 15.01.2018 tarihli raporun, daha evvel alınan ikinci bilirkişi heyeti tarafından verilen rapora tamamen çelişkiler içeren tespit ve sonuçlar içerdiğini, raporda müvekkilinin kullanımının davacının markasını ihlal ettiği sonucuna varıldığını, ancak bu raporlar arasında var olan çelişkinin temel sebebinin, heyette yer alan sektör bilirkişisinin kendisine tevdi edilen görevi yerine getirmemesi, dosyada kendi bilgi alanı ile ilgili olarak yapması gereken incelemeyi ve değerlendirmeyi yapmaması olduğunu, bilirkişi heyetinde görevli olan sektör bilirkişisinin raporda kendi alanı ile ilgili tek satır bir inceleme ve değerlendirme yapmadığını, müvekkilinin ... Havacılık unvanını 2010 yılında kullanmaya başladığını, “...” ibaresini de bu tarihten beri kullandığını, müvekkilinin davacı ile evrak tarihi olan 23.11.2011 tarihinden evvel de ticari ilişki kurduğunu, bu kapsamda sipariş formu düzenlendiğini, dorm üzerinde yer alan el yazısı ile 2825954062 numarasının konşimento numarası olduğunu ve bu durumun aynı zamanda belgenin davacıya ulaştığının en önemli kanıtı olduğunu, ilişkilerin varlığını davacının da kabul ettiğini, söz konusu alanın havacılık sektörü olduğunu ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası şirketler olduğunu, bu sebeple ortak dil olan İngilizcenin geçerli olduğunu, müvekkilinin de unvanının karşılığı olan bu ibareleri kullandığını, kullanımın gerekçesinin bu olduğunu, yoksa davacının markası ile iltibas yaratma amacı bulunmadığını, üç bilirkişi heyetinin de, davacının markasının tanınmış marka olduğu yönündeki iddiası ile ilgili bir değerlendirme yapmadığını, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dosyaya yansıyan bir delil de olmadığını, bir markanın tanınmış marka olmasının belirli kriterlere bağlandığını, davacının tanınmış marka iddiasının TÜRKPATENT tarafından belirlenen ve yine Yargıtay uygulamaları ile belirlenen kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini, tazminat talebi yönünden yapılan bilirkişi incelemesinin de eksik ve hatalı olduğunu, öncelikle markasal kullanımın, markanın bu gelire etkisinin olup olmadığının ve var ise ne oranda olduğunun tespiti gerektiğini, bu sebeple tazminat hesabını yapan heyet içerisine bir marka uzmanı tayin edilmesi gerektiğini, davacı markasının tescil tarihinin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, bu raporda en önemli hususun, sektör bilirkişisinin yaptığı değerlendirmeler olduğunu, sektör bilirkişisinin davanın taraflarının farklı alanda faaliyet gösterdiğini, davacının makine ve ekipmanların toptan satışı alanında, müvekkilinin ise aldığı yetkiler kapsamında komponent bakımı yaptığını ifade ettiğini, davacının ıslah tarihi itibariyle ıslah ettiği rakam açısından tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, zira davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'ya göre tazminat taleplerinin 2 yıllık zamanaşımına bağlı olduğunu, ıslah dilekçesinin 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dosyaya sunulduğunu, davacı firmanın faal olup olmadığı yönünde gerekli araştırmanın yapılmadığını, 30.05.2017 tarihli duruşmada, davacı vekiline bilirkişi ücretlerini yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verildiğini ve bu süre içerisinde bu ücretin yatırılmaması durumunda bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılacağı hususunda ihtarat yapıldığını, ancak davacı tarafın bu ücreti verilen kesin süreden çok daha sonraki bir tarihte yatırdığını, Mahkemece bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesinin usule aykırı olduğunu, birleşen dava açısından ise markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ... kelimesinin bütün, toplam anlamına geldiğini, “...” ibaresinin bir meslek adı için kullanılan genel ibare olduğunu, bu ibarelerin aynı zamanda faaliyet gösterilen ve tescili yapılan sınıflardaki ürünlerde cins, çeşit, vasıf ifade ettiğini, hükümsüzlük davasında, önceye dayalı kullanım iddiasında bulunduklarını ve asıl davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürdüklerini, müvekkilinin ticaret unvanında bu ibareyi asıl davacının marka tescilinden çok daha önce kullandığını, müvekkilinin söz konusu unvanını 2010 yılından bu yana kullandığı halde davalı şirketin söz konusu “...” ibaresini 10.02.2015 tarihinde TPMK nezdinde marka olarak tescil ettirdiğini, yani müvekkilinin söz konusu ibareyi çok daha önceki bir tarihten bu yana kullandığını, bu sebeple müvekkilinin ibare üzerinde korunması gereken öncelik hakkı bulunduğunu, zira burada gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, belirtilen sebeplerle müvekkili firmanın Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ettirdiği unvanı olan “... Havacılık” kelimesinin İngilizcesi olan yani ... ibaresini kendisine marka olarak seçip yıllardır kullandığını, hükümsüzlük talebinin asıl dava açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini, Mahkemece bu taleple ilgili karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının ''...'' ibaresini ticari belgelerinde 2011 yılında kullandığı, davacı, birleşen davalının söz konusu markasal kullanımı daha önceki bir tarihte bildiği veya bilmesi gerektiğine dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, tarafların birbiriyle ticari ilişkide bulunduğu hususunda bir çekişme bulunmuyor ise de, davalı, birleşen davacı tarafından davacı, birleşen davalıya gönderildiği iddia edilen ticari belgenin tebliğine ilişkin yine dosyaya yansıyan bir belgenin bulunmadığı, eldeki davanın ise 2015 yılında ikame edildiği, arada geçen süre bakımından davacı, birleşen davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığına yönelik iddianın yerinde olmadığı anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacı, birleşen davalının "..." ibareli markasının aynı zamanda ticaret unvanını oluşturduğu, firmanın 1989 yılından beri aynı unvanla faaliyette bulunduğu, aynı ibareyi taşıyan internet sitesini 2004 yılından beri kullandığı, davacı, birleşen davalı markasının 1989 yılında tescil edilmiş olmasına rağmen Danimarka'da faaliyet göstermiş olması ileri sürülmüş ise de, Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip gerçek veya tüzelkişilerin de 556 sayılı KHK'nın sağladığı korumadan faydalanacağı, somut olayda bu koşulun gerçekleşmiş olduğu, davalı, birleşen davacının dava konusu markayı daha önce tescilsiz olarak kullandığını, markayı ihdas eden ve istimal eden, kullanım yoluyla bilinir hale getiren kişi olarak gerçek hak sahibi olduğunu mevcut delillere göre ispatlayamadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, iltibas değerlendirmesinin Dairece re'sen yapıldığı, ''...'' kelimesinin markanın esaslı unsurunu oluşturmasına ve tanımlayıcı olmamasına göre, markaya ayırtedicilik kazandırdığının anlaşıldığı, davacı, birleşen davalı markasının 12. emtia sınıfında "her çeşit uçak, uçak parçaları ve bu sınıfta bulunan uçak ekipmanları, havacılık ekipmanları yedek parçaları'' alt başlıklarında tescil edildiği, davalı, birleşen davacının 37. hizmet sınıfında ''hava taşıtlarının bakım ve tamir hizmetleri'' faaliyet gösterdiği, her iki tarafın da havacılık sektöründe benzer alanlarda faaliyet gösterdiği, her ne kadar hizmetin verildiği alanların niteliği göz önünde bulundurulduğunda, hedef kitlenin, ortalama bilgi ve dikkat düzeyine sahip tüketici kitlesinden daha dikkatli ve bilgili tüketici kitlesi olduğu görülse de, davalı, birleşen davacının, tanımlayıcı nitelikte olmayan ve ayırtediciliği bulunan ve davacı, birleşen davalı adına tescilli olup uzun süredir kullanılan ''...'' markasını faaliyetlerinde ayniyet derecesinde benzer şekilde kullandığı, önceye dayalı kullanım iddiasını ise ispatlayamadığı, bu sebeplerle davalı, birleşen davacı kullanımının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, kullanımlarının davacı, birleşen davalı markasıyla iltibas tehlikesi doğurduğu, hedef tüketici kitle nezdinde işletmeler arasında bir bağ bulunduğu algısı oluşturabileceği hususları dikkate alınarak Mahkemece marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, haksız fiilin ne zaman sona erdiği tespit edilemediği gibi zararın öğrenildiği tarihin de tam olarak tespit edilemediği, dolayısıyla ıslah ile artırılan miktar bakımından alacağın zamanaşımına uğramadığı, bu sebeple zamanaşımı iddiasının da yerinde olmadığı, somut olayda 30.05.2017 tarihli duruşmada, delil avansı niteliğinde olan bilirkişi ücreti için kesin süre tayin edilmiş ve avansın kesin süre geçtikten sonra yatırıldığı görülmüş ise de, son celseden önce bilirkişi ücreti yatırıldığına göre davanın da uzamasına sebebiyet verilmediği dikkate alınarak ''bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağına'' karar verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, Mahkemece davalı, birleşen davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre 493.839,16 TL tazminata hükmedilmiş ise de raporda, firmanın iki yıllık kayıtları üzerinde yapılan incelemede 5.608.514,52 TL ciro elde ettiği ve net kârının 493.839,16 TL olduğunun belirtildiği, yapılan hesaplamada davalı, birleşen davacının markasal kullanımından dolayı ne kadar sipariş alındığı, ne kadar hizmet verdirildiği, markasal kullanımın gelire etkisinin ne olduğunun tespit edilmediği, mevcut delillere göre bu durumun tespitinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla Mahkemece rapordaki gibi 493.839,16 TL maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış olup davalı, birleşen davacının istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde olduğu, ancak 6098 sayılı Türk Borçla Kanunu'nun 50 nci maddesi kapsamında hakkaniyete uygun, makul bir miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve yapılış şekli dikkate alındığında, davacı, birleşen davalının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, takdiren 100.000,00 TL tazminatın davalı, birleşen davacıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalı, birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada, davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına kayıtlı "..." ibareli markasında doğan haklarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve kaldırılmasına, davalının "..." markasını birlikte, tek başına veya başkaca her hangi bir ibare ile birlikte her türlü yayın, hizmetler ve mallar, ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, büroşür, afiş vs. her türlü tanıtım malzemesi basılı kağıtlar, faturalar vs. tüm ticari evrak ve görsel araçlarda ve internet alan adları dahil olmak üzere internet üzerinde kullanmasının önlenmesine, bu şekildeki ürünlerin toplatılarak imhasına, davalının "..." markasını kullandığı alan adının kullanmasının önlenmesine ve men'ine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan karşılarak ülke çapında yayınlanan traji en yüksek bir gazete ile yayınlanmasına, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, toplam 100.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı, birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 2011 yılından beri müvekkilinin marka hakkını ihlal ederek haksız kazanç sağladığını, Bölge Adliye Mahkemesince tazminat miktarının indirilmesinin yerinde olmadığını, 400.000,00 TL gibi bir indirime gidilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, tazminat miktarında indirim yapılmasını gerektiren bir durumun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucu yalnızca maddi tazminatın indirilmesi yönündeki kısım bakımından bozulmasına, diğer hususlar bakımından onanmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı, birleşen davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sessiz kalma konusunda 5 yılın esas alınamayacağını, somut olayın özelliğine göre süre belirlenmesi gerektiğini, tarafların faaliyet alanları farklı olduğundan birbirleri ile rekabet etmelerinin söz konusu olmadığını, tanınmış marka iddiası konusunda değerlendirme yapılmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacının tanıtım için bütçe ayırmadığını, Paris Sözleşmesinin mükerrer 6. maddesinde, bir markanın tanınmış olması halinde üye ülkelerde de korunacağının düzenlendiğini, bu nedenle öncelikle davacının tanınmış marka iddiasının TÜRKPATENT tarafından belirlenen ve yine Yargıtay uygulamaları ile belirlenen kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini, istinaf Mahkemesinin, bilirkişilerin yaptığı tazminat hesaplama yönteminin yanlış olduğunu belirttiği, fakat kendisinin de aynı hataya düşerek bu konuda rapor almadan tazminat rakamı belirlediğini, tazminat hesabında davacının markasının tescil tarihinin esas alınması gerektiğini, davacının Türkiye'de marka tescil tarihinin dava tarihinden sonra olduğunu, kullanılan ibarenin ticari faaliyete bir etkisinin olmadığını, tedbir kararı üzerine kullanıma son verildiğini, bu nedenle ıslah ile talep edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin faal olup olmadığı konusunda araştırma yapılmadığını, tüzel kişiliğin devam edip etmediğinin belirlenmediğini, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle davanın uzadığını belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi, manevi tazminatın ve kâr kaybının tahsiline yönelik olup birleşen dava ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!