11. Hukuk Dairesi 2023/756 E. , 2024/4439 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/816 Esas,2022/1795 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceylanpınar Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/246 E., 2019/85 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğünün 18.07.2017 tarihinde yapılan 2017 yılı dalında fıstık ile dalında badem ihalesine girdiğini, ihale konusu bilgilerinin Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğünce belirlendiğini, müvekkilinin geçmişten bu yana fıstık işiyle ilgilendiği için Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğünün tahmini verim ve ağaç sayısını gözönünde bulundurarak ihaleyi 811.110,00 TL teklif vererek aldığını, işletme merkezinin makbuzlarından da anlaşılacağı üzere 34.980 kg yaş salkımlı cumbalı fıstık hasat ettiğini, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğünün verim tahmininin yarısından bile az ürün elde edildiğini, davalı işletmenin gerek yaklaşık ton hesabıyla gerekse ağaç hesabındaki fahiş dereceye varacak şekilde yanılttığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı işletmenin hatalı olarak belirttiği ihale bilgileri nedeniyle müvekkilinin 40 ton eksik fıstık toplaması nedeniyle uğramış olduğu zarar için şimdilik 5.000,00 TL'nin 16.10.2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yoksun kaldığı kar dolayısıyla uğramış olduğu zarar için şimdilik 5.000,00 TL'nin 16.10.2017 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini sürdüren bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, müvekkili idare tarafından hazırlanan ve davacı tarafın kabul etmiş olduğu TİGEM Ceylanpınar İşletmesi Müdürlüğü Dalında Fıstık ve Badem Satış İhale Şartnamenin 10/a fıkrası ile davacı tarafla imzalanan Ceylanpınar Noterliği’nin .... yevmiye numaralı 10.08.2017 tarihli 2017 yılı Dalında Yaş Fıstık satış sözleşmesinin 7/a fıkrasının bir sorumsuzluk kaydı anlaşması içerdiğini, müvekkili idarenin ağaç adedi ve ürün mahsulü yönünden bir taahhüdünün bulunmadığını, şartname ve sözleşmedeki verilerin tahmini olduğunun açıkça belirtildiğini, teslim tarihinden dava tarihine kadar geçen süre zarfında mahsulün akıbetini bilmenin mümkün olmadığını, davacı tarafça süresinde yapılmış bir ihbarın bulunmadığını, mevcut haliyle araziye ve mahsulü kabullenmenin söz konusu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında yapılmış 2007 yılı dalında siirt fıstığı satımına ilişkin sözleşme gereğince tarafların sözleşme serbestisi ve sözleşmelerin bağlayıcılığı prensibi uyarınca kararlaştırılan hükümlere uymak durumunda oldukları, bu bağlamda, anılan düzenlemeler karşısında ahde vefa ilkesi gereğince davacı tarafın sözleşmenin 7/a maddesi gereğince; mahsule ait parseli sözleşmeyi imzalamadan önce gezip görebileceği, ağaç sayılarının tahmini olarak belirtildiği ve toplanacak mahsulün miktarının da tahmini olarak belirtildiği, sözleşmenin bu maddesi gereğince parseldeki ağaç sayısı ve bunun gibi hususlarda yapılacak itirazın kabul edilmeyeceği, yine sözleşmenin 7/c maddesi gereğince tartımda çıkan miktar ile tahmin edilen miktar arasında fark çıkması durumunda işletme ve müşterinin birbirlerinden herhangi bir hak talebinde olmayacağı düzenlemeleri ile davacı tarafın bağlı olacağının açık olduğu, bu düzenlemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 115 inci maddesinde düzenlenen sorumsuzluk kaydı olduğu, sorumsuzluk kaydının hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olduğu, hafif kusur halinde geçerli olduğu, somut olayda, sözleşme hükümlerinde ağaç miktarı ve mahsül miktarının tahmini olarak belirtildiği ve de taraflar arasındaki sözleşmenin 7 nci maddesine göre davacının tesisleri gezip görme imkanı olduğu gözetildiğinde, davacının hile ve ağır kusurunun bulunmadığı bu sebeple sözleşmede belirtilen sorumsuzluk kaydının geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece keşif yapılması taleplerinin reddedildiğini, keşif yapıldığında iddialarının gerçekliğinin ortaya çıkacağını, gerekçeli kararda 2007 yılı dalında Siirt Fıstığı satımına ilişkin sözleşmesi şeklinde belirtilmiş ise de sözleşmenin 2017 yılı olduğunu, yerel Mahkemece sorumsuzluk kaydı nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tahsilini talep edemeyeceğinin belirtildiğini, yapılan sözleşmede sorumsuzluk kaydı mevcut ise de İlk Derece Mahkemesinin yanlış değerlendirdiğini, hukukumuzda sözleşme özgürlüğü ilkesinin geçerli olduğunu, sözleşme özgürlüğü ilkesinin taraflar arasında yapılacak sözleşmenin gerek içerik gerekse şekil yönünden, kanunda yer alan emredici hükümlerin haricinde, serbestçe kararlaştırılabileceği sonucunu doğuracağını, dolayısıyla sözleşme özgürlüğü ilkesinden faydalanarak tarafların borç ilişkisinde, borçlunun edimlerini yerine getirmemesinden doğacak olan zararlardan sorumluluğun şartlarını ve miktarını veya sorumluluğun kısmen veya tamamen kaldırılmasını veya ağırlaştırılmasını aralarında kararlaştırabileceklerini, bir borç ilişkisinde taraflardan biri için bir hak ortaya çıkarken diğer taraf için ise bir yükümlülüğün veya ödevin ortaya çıktığını, burada borçlunun borcunu ifa sırasında uyması gereken yükümlülüklerin birçok ayrıma tabi tutulduğunu, dava konusu olayda tali edim açısından sorumsuzluk kaydının konulduğunu, oysa ki burada asıl edimden kaynaklı bir durumun mevcut olduğunu, satın alınan malın miktarının fahiş derece de bir yanıltmanın mevcut olduğunu, sorumsuzluk anlaşmaları tali edimler açısından yapılabilen anlaşmalar olup, asıl edim açısından sorumsuzluk anlaşmasının yapılamayacağını, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğünün belirlemiş olduğu 75.000 kg ve 8.604 adet ağaç üzerinden anlaşmanın yapıldığını, sözleşmede ağaç miktarlarından sorumsuz olacağına ilişkin kaydın bulunmuş olmasının davalının ağır kusur ihmalini ortadan kaldırmadığını, davalının sorumsuzluk kaydı var diyerek sorumluluktan kurtulmasının hukuki ve hakkaniyetli olmadığını, sorumsuzluk anlaşmalarının genel amacının borçlunun borcunu ifa etmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararın tazmin sorumluluğunun borçlu lehine ortadan kaldırılması olduğunu, idarenin ihaleye çıkardığı fıstıklara ilişkin ağaçlardan sorumsuzluk olmasının kanuna aykırı olduğunu, çünkü idarenin öncelikli olarak ağaç miktarını belirlemesinin gerektiğini, bu konuda idarenin keşif yaparak mevcut ağaçların tespitini yapmasının gerektiğini, bunun kanunun amir hükmü olduğunu, idarenin fahiş derecede yüksek ağaç miktarı göstererek ağır ihmalinin olduğunu, müvekkilinin fıstık ticareti ile uğraşan bir kişi olduğunu, Kanun'un aradığı özelliklere sahip biri olduğunu, sözleşmelerde serbestçe düzenlenen sorumsuzluk anlaşmalarının daha çok genel işlem koşullarının içinde yer aldığını, genel işlem koşullarının sözleşmede taraflardan birinin ileride kurulacak olan sözleşmelerde kullanılmak üzere karşı tarafa değiştirilmeden kabul ettirmek amacıyla tek yanlı olarak hazırladığı sözleşme koşulları olduğunu, satış ihale şartnamesinden anlaşılacağı üzere bu alanlar halinde partiler halinde tek bir satış ihale şartnamesiyle yapıldığını, müvekkili ile yapılan sözleşme tip sözleşmesi olup diğer ihale alıcıları tarafından da aynı sözleşmenin yapıldığını, ihale sözleşmesinde sorumsuzluk kaydı olmamasına rağmen ihaleden sonra yapılan sözleşmelerde sorumsuzluk kaydının konulduğunu, idarenin kötü niyetli hareket ederek sözleşmenin imzalattırıldığını, ihale sözleşmesinde sorumsuzluk kaydının olmamasına rağmen ihaleden sonra yapılan sözleşmelerde sorumsuzluk kaydının konulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararında hükmün (4) numaralı bendinde müvekkili idare lehine 2.725,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından zarar ve yoksun kalınan kâr şeklinde iki ayrı ve birbirinden bağımsız talepte bulunulduğunu, taleplerin toplam tutarı üzerinden tek bir vekalet ücreti cihetine gidilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafından her bir talebi birbirinden bağımsız ve ayrı bir istem konusu oluşturduğunu, talep edilen iki ayrı talep yönünden iki ayrı ve Avukatlık Asgari Ücret tarifesinde belirtilen miktarlar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan "2017 Yılı Dalında Yaş Fıstık Sözleşmesi'nin" Teslim Tesellüm Yeri ve Şartlarını düzenleyen 7 nci maddesine göre; müşterilerin satın almak istedikleri mahsule ait parselleri yerinde görebilecekleri, ağaç sayılarının tahmini olarak belirtildiği, müşterinin teklif vermeden önce tesisleri gezip görmesi gerektiği, ihale yapıldıktan sonra elde edilen ürün, kalitesi, miktarı, parseldeki ağaç sayısı ve bunun gibi hususlarda yapılacak itirazların kabul edilmeyeceği, ihalenin kesinleşmesinden itibaren her türlü zararın alıcıya ait olacağı kararlaştırıldığı, tarafların tacir statüsünde olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre "her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." düzenlemesi gereğince davacının ihaleye katılmadan ve sözleşmeyi imzalamadan önce sözleşme hükümlerini incelemesi, gerekirse ihaleye katılacağı tesisi gezip görmesi, ağaç sayısını belirlemesi gerekirken, mahsulün toplanmasından sonra ağaç sayısının azlığından dolayı uğradığı zararı talep etmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının uğradığını iddia ettiği zararların aynı sözleşmeden kaynaklanan, çıkış noktası fıstığın eksik toplanması nedenine dayalı esasen aynı zararın iki ayrı dalı olduğu, bu taleplerin ayrı ayrı asli iki talep olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar etmiş, davalı kurumun dava konusu yer ile ilgili 14.07.2020 yılındaki ihalesinde yaş salkım cumbalı tahmini miktarının 50.000 kg ve ağaç tahmininin ise 5000 adet olarak belirtilerek rakamlarda ciddi düşüş yaşandığını, bu durumun sebebinin ise mevcut dava olduğunu, dava açıldıktan sonra idarenin düzenlemeler yaptığını bu hususun da davada haklı olduklarını gösterdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 115 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!