11. Hukuk Dairesi 2023/731 E. , 2024/4511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/784 Esas, 2022/1837 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2017/301 E., 2021/131 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, sınavlara hazırlık amacıyla telif hakkı kendisine ait olan sorular hazırladığını, müvekkilinin, davalı yayınevi tarafından yayınlanan kitaplarda ve deneme sınavlarında öğrencilerin hizmetine kendi izni ve bilgisi dahilinde sunulması için içeriği tamamen kendisine ait olan coğrafya sorularını hazırladığını, ancak izni ve bilgisi dışında bu soruların değişik isimler altında yayımlanmış olan bir çok kitapta ve deneme sınavı kitaplarında yer aldığını, bu şekilde müvekkilinin emek ve çalışmasıyla meydana getirdiği soruların izinsiz kullanılarak haksız kazanç elde edildiğini ve müvekkiline ait telif haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin hazırlamış oldugu soruları içeren ve yazar olarak adının yer aldığı sınava hazırlık kitaplarının davalı tarafından yayınlandığını, ancak müvekkilinin izniyle yayınlanan kitapların baskı sayısının eksik bildirildiğini, davalının müvekkilinin izni ve bilgisi olmadan kendi yayınevi adını kullanarak değişik isimler altında yayınladığı kursa hazırlık kitaplarında müvekkilinin sorularını kullandığını, ancak adını belirtmediğini, davalının kendi yayınevi adını kullanarak yayınladığı kitaplarda müvekkiline ait soruları farklı kitaplara ait barkodlarla yayınladığını, davalının dershane öğrencilerine doğrudan verilen ve müvekkiline ait soruların yer aldığı kitap ve deneme sınavı dergilerini bandrolsüz kullandığını ileri sürerek telif hakkına tecavüzün men'ini, kararın Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilan edilmesini ve ilan ücretinin davalıdan tahsilini, izinsiz çoğaltılan ve yayınlanan nüshaların baskı sayısının tespiti ile taraflar arasında sözleşme olsaydı elde edilecek gelirin 3 katının maddi tazminat olarak davalıdan tahsilini, soruların bulunduğu eserlerin yayınlanması halinde müvekkili adının yazılmasını, telif hakkı olarak şimdilik 20.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini, telif hakkının ihlali nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 05.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 348.647,96 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, yanlar arasındaki anlaşma gereğince davacıya deneme sınavı soruları süre, yer, muhteva sınırlaması olmaksızın her bir soru için her türlü mali hakları davacıya ödenmek üzere müvekkili tarafından iktisap edildiğini, müvekkilinin kendisine ait olan yayınlarda davacıya ait sınav sorularını her türlü mali hakları ödenmek sureti ile kullanıldığını, bu hususta davacının da rızasının olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, dava dilekçesinde, her ne kadar 04.04.2011 tarihli müvekkil şirketin eski Genel Yayın Yönetmeni ... tarafından izinsiz baskı yapılamayacağına dair verildiği belirtilen bir taahhütnameden bahsedilmekteyse de, eski Genel Yayın Yönetmeni ...'ın müvekkili şirketin sahip olduğu mali hakları sınırlayıcı nitelikte bir taahhütte bulunma yetkisinin olmadığını, ayrıca manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, deneme sınavlarında yalnızca davacıya ait soruların bulunmadığını, dolayısıyla maddi tazminat tutarının abartılı olduğunu, müvekkilinin, davacının her türlü mali haklarını tam ve eksiz ödeyerek soruları kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının aralarında davacının da bulunduğu diğer eser sahiplerini, bir plan dahilinde bir araya getirdiği, dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sipariş üzerine yayım sözleşmesi olduğu, davalının, aralarında davacının da bulunduğu yazarları bir araya getirdiği aşamada ödemede bulunduğu, davalı yayıncının kanundan dolayı çoğaltma ve yayma haklarına sahip olduğu ve soruların yer aldığı kitapların sonraki baskıları için ayrıca izin alma ve telif ücreti ödeme zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bu kullanımların eser sahiplerinin mali haklarının ihlali niteliğinde olmadığı, ihtilafın sonradan yapılan basıların ücret gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkin olduğu, davacı adına 04.04.2011 tarihli belgeyi imzalayan ...'ın o tarihte yayınevinin editörü olduğunun davalı tarafından kabul edildiği ve tanık olarak gösterildiği, tanığın beyanına itibar edilip imzaladığı belgeye itibar edilmemesinin hukuk güvenliği ile çelişeceği, yani davalı tarafın sözleşmenin sipariş usulu yayın sözleşmesi oduğunu ispat edemediği, bu halde davacının soruların davalı tarafından basılmasının davacının telif hakkının ihlali olduğu, davalı yayıncının eseri umuma arz konusunda davacının iznine ihtiyacı olduğu, taraflar arasındaki ilk sözleşme uyarınca basılan kitapta davacının adının yanı sıra diğer yazarların da adına yer verilmesine karşın, davaya konu edilen sonraki baskılarda davacıya ait eser vasfındaki soruların davalı yayınevi tarafından çıkarılan diğer kitaplara davacının ismi belirtilmeksizin aktarılıp kamuya sunulmasının, davacının adın belirtilmesi hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının aralarındaki sözlü sözleşmeye göre belirlenen adetin çok üstünde basım yapmasının sözleşmeye aykırılık niteliğinde olduğu ve bu vakaya dayalı istemlerin 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, bu nedenle ıslah ile artırılan talebe yönelik zamanaşımı def'inin reddedileceği gerekçesiyle davacı tarafından davalı yayınevi aleyhine açılan eser sahipliğinden doğan mali ve manevi hakların ihlalinin engellenmesine yönelik davanın kabulü ile; davalının davacının hazırladığı soruların izinsiz çoğaltılması ve yayımlanması suretiyle yaptığı tecavüzün engellenmesine, tecavüzün engellenmesi kararının Türkiye genelinde yayamı yapan bir gazetede ilan edilmesine, ilan ücretinin davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 03.10.2017'den, 328.647,96 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 05.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile yapılan yayının miktarı dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kısmen reddi ile fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinin çelişkiler barındırdığını, davacının, 05.06.2018 tarihli duruşmada alınan isticvabında, açık bir şekilde müvekkili şirket ile anlaştıklarını, bu anlaşma çerçevesinde 50 adet deneme kitapçığını hazırlayıp müvekkili şirkete verdiğini, bu deneme kitaplarını tek başına hazırlamadığını, Ö. C. ve A. İ. A ile birlikte hazırladıklarını beyan ettiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sipariş üzerine yayım sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu durumun alınan raporlarla da sabit olduğunu, müvekkili şirketi temsil ve adına taahhütte bulunabilecek kişiler arasında bir dönem editör olarak çalışan ... bulunmadığı gibi mevzuatlarında da sermaye şirketlerinde editör olarak görev yapan kişinin şirket adına taahhütte bulunabileceğine dair bir hüküm olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin sipariş üzerine yayım sözleşmesinin unsurlarını hatalı yorumladığını, davacının davasını ıslah ederek işbu davasını 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 70 inci maddesine dayalı olarak haksız fiile dayalı tazminat talebinde bulunmuş olduğundan; davacının davası zamanaşımına uğradığı halde mahkemenin kabul kararı vermesinin hatalı olduğunu, aynı Kanun'un 52 nci maddesinde belirtilen şartları ihtiva etmeyen bir taahhüt olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince 04/04/2011 tarihli taahhütname açısından genel yayın yönetmeninin temsil yetkisi olmadığını ileri sürmüşse de, bandrol işlemlerinin adı geçen genel yayın yönetmeni tarafından yapıldığı, işin mahiyeti gereğince davalıya izafeten telif vb. sözleşme imzalama yetkisinin olduğunun kabulü gerektiği, 5846 sayılı Kanun'un 10 ve 18 nci maddeleri gereğince, aksi anlaşılmadığı sürece meydana getirilen eserler üzerindeki mali haklar, soru hazırlayan öğretmenleri bir araya getiren yayınevi üzerinde olup somut olayda davalının sonraki baskılarda muvafakat almasına gerek bulunmadığı, davalı yayımcının, meydana getirilecek esere ait bir plana göre eser sahiplerini bir araya getirerek soru bankası ve deneme kitabı oluşturduğu, Davacı ...'nün de coğrafya soruları hazırlayarak davalı yayıncı firmaya verdiği, ilk baskısının yapıldığı, aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince mali hakların yazılı bir devir sözleşmesi ile devredileceği ve devir sözleşmesinde devir konusu haklar açıkça tereddüte mahal vermeyecek biçimde düzenleneceği, davaya dayanak teşkil eden Taahhütname başlıklı 04/04/2011 tarihli belgede "Yargı Yayınevi'nce yayımlanan 2011 yılı KPSS Coğrafya 50 Fasikül deneme sınavı kitabında yer alan 40 adet deneme sınavının soruları ..., ...,...,'a ait olup: 2012 ve daha sonraki yıllara ilişkin hiçbir yayında kullanılmayacaktır." biçiminde düzenleme mevcutsa da mali hakların devrinin geçerli ve usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda genel yayın yönetmeni tarafından mali hakların davacıya yeniden devredildiğine ilişkin açık ve tereddütsüz bir protokol söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 04.04.2011 tarihli taahhütnamenin izinsiz baskı yapılamayacağı şartını içeren bir sözleşme olduğunu, davalının işbu sözleşme ile mali 2012 yılı sonrası mali haklarından feragat ettiğini, bu sözleşmenin açıkça çoğaltma ve yayma hakkını koruduğunu, bölge adliye mahkemesinin kanun hükmünü dar yorumladığını, davalı tarafın sözleşmenin şekline dair bir itirazı bulunmadığını, davalı taraf lehine üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, telif hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.5846 sayılı Kanun'un 2, 10,18 ve 52 nci maddeleri.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 501 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi "Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir.
Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.
Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. (Ek: 21/2/2001 - 4630/6 md.) Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır."
Davacı asilin 05.06.2018 tarihli isticvabında dava konusu sınav sorularının yer aldığı deneme kitapçıkları tek başına hazırlamadığını, davacının yanında iki arkadaşının da kitapçıklara katkıda bulunduğunu beyan etmiş, dava dilekçesinde mali ve manevi hak iddia ettiği soruları bildirmiş, delil olarak sunduğu taahhütnamede ise dava konusu edilen soruların yayınlandığı kitapçık içeriğinin davacının da içlerinde yer aldığı üç kişiye ait olduğu hususu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davacının üzerinde hak iddia ettiği soruların anılan eserden ayrıştırılabilmesi için ayrıca değerlendirme yapılması gerekmekte olup; dosya Dairemize gönderildiği esnada dava konusu kitapçıkların dosya ekine eklenmediğinden; mahkemece yapılması gereken iş davacının yayın konusunda izni bulunan eserler üzerinde, yine kendisinin hak iddia ettiği soruların aidiyeti bakımından ayrıca bir belirleme olup olmadığı değerlendirilerek soruların aidiyeti bakımından belirleme yapılabiliyorsa yani davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği sorulara ilişkin tek tek aidiyet belirtilmiş ise davacının mali haklarına dayalı tazminat davasını açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle işin esasına girilmesi; yayınlar üzerinde böyle bir belirleme yapılamıyorsa da yukarıda zikredilen maddenin tatbiki gerekmektedir. İkinci ihtimalin varlığı halinde davacının birlikte eser meydana getirdiği diğer kişilerden işbu davaya muvafakat ettiklerine ilişkin açık beyanları alınarak davaya devam edilmesi gerekirken davacının tek başına eser sahipliği ön kabulü ile işin esasına girilmesi doğru olmamıştır.
2. Kabule göre; davacının delil olarak dayandığı taahhütnamenin geçerli bir mali hak devri sözleşmesi olmadığı tespiti yerinde olmakla birlikte davacının basım ve yayımına izni bulunan ciltlerin taraflar arasındaki anlaşmadan daha fazla basılarak mali haklarının ihlal edildiği hususunu ispatlaması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davalının belirlenen miktarın üzerinde baskı yapıp yapmadığı alınan bandrol sayısı ve davacı delilleri ile birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bir diğer taraftan davacının izni hilafında, tarafların yazılı olmayan anlaşma süreleri dışında (yaklaşık 2012 yılı sonrasında yapılan basımlar) veye anlaşma kapsamında olmayan ciltler bünyesinde davalının soruları bastırdığı iddialarına ilişkin değerlendirmede de davalının dava konusu soruları davacı izni hilafında kullanıp kullanmadığı denetlenerek karar verilmelidir.
3. Davacının aynı Kanun'un 15 inci maddesinde yer alan adın belirtilmesi manevi hakkı kapsamında ihlal iddiasında bulunduğu ancak mahkemece buna ilişkin değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu Durumda manevi hak ihlaline ilişkin olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılması gerekirken anılan hususa hiç değinilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!