WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/6542 E.  ,  2024/3694 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/107 Esas, 2023/27 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin bir bilişim şirketi olduğunu ve ...gibi teknoloji şirketlerine hizmet sağladığını, müvekkilinin logosunun kendine mahsus olup müvekkili tarafından tasarlandığını, daha önce kullanılan ve bilinen bir tasarım olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 08.04.2014 tarihinde yapılan başvuru neticesinde bu logonun sicil markası olarak 2014/29005 sayı ile tescil edildiğini, davalı şirketin “baydöner” markası ile hizmet sunan bir restoran zinciri olduğunu, davalıya ait 2014/42182 sayılı markada müvekkili logosuna aynen yer verildiğini, bu nedenle müvekkiline ait marka ile davalı markası arasında benzerlik oluştuğunu, tüketici nezdinde markalar arasında ilişki olduğu hissinin oluştuğunu, bu durumun müvekkili şirketin itibarına saldırı olduğunu iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğüne ve markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markası ile davacı markası arasında iltibasa neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin gıda sektöründe, davacının ise bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2016 tarih, 2016/100 E. ve 2016/141 K. sayılı kararı ile davalı adına kayıtlı "Baydöner + şekil" markasının sadece 35. sınıf bakımından davacının markasıyla örtüştüğü, ancak iki tarafın ticari faaliyet alanının farklılığına bağlı olarak 35. sınıf ürün tipi bakımından farklı olduğu, davalı markasının esas unsur itibariyle "şekil + Baydöner" den ibaret olduğu, akılda kalıcı olan ayırt edici kısmın "Baydöner" sözcüğü olduğu, şekil unsurunun bir parçası olan daire içindeki ünlem işaretinin ise davacının markasında yer alan ve davacı markasının esas unsuru oluşturan logoya benzediği, fakat şekil unsurunun davalı markasında tali unsur olması karşısında işaretlerin benzer olmadığı, ayrıca emtia bakımından da farklılık olduğu, davacının ileri sürdüğü tanınmış marka iddialarının ise dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2017 tarih, 2017/18 E. ve 2017/16 K. sayılı kararı ile davacı markasındaki logo ile davalı markasındaki tali unsur olan şekil unsurunun benzerliğinin markaların bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve faaliyet alanları değerlendirildiğinde hükümsüzlüğü gerektirmeyeceği, tanınmışlık konusunda da davacının soyut beyanı dışında herhangi bir delil ve belge bulunmadığı, taraf markalarının kullanıldığı hizmet alanı ve emtianın birbiriyle karıştırılmayacak kadar uzak ve ilgisiz olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 20.11.2018 tarih, 2017/1567 E. ve 2018/7194 K. sayılı kararı ile "...1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve temyiz sebeplerine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Dava, mülga 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 8/4 maddeleri uyarınca markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, istinaf istemi de İzmir Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir. KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca, önceki markanın ayırt edici unsurları arasında yer alan şekil unsurunun, bir başkası tarafından başka asli unsurla birlikte ayrı bir marka olarak tescil ettirilmesi mümkün değildir. Somut olayda, davacı tarafın itiraza mesnet 2014/29005 sayılı “ŞEKİL” markasına konu görsel unsurun, davalı taraf adına tescil olunan 2014/42182 sayılı “ŞEKİL + BAYDÖNER” unsurlu markada da aynen yer aldığı, 35. sınıf 01-05 alt grup hizmetlerin her iki marka kapsamında da bulunduğu anlaşıldığına göre, Mahkemece markalar arasında benzerlik bulunduğunun kabulü ile tescil kapsamının ortak olduğu 35/01-05 alt grup hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün davacı yararına bozulmasına, (1) numaralı bentte yer alan gerekçelerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

B. Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarih, 2019/13 E. ve 2019/50 K. sayılı kararı ile Mahkemenin 2016/100 E. ve 2016/141 K. sayılı, 13.10.2016 tarihli kararında direnilmesine, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarih, 2019/11-735 E. ve 2022/434 K. sayılı kararı ile "...26. Yukarıda da belirtildiği üzere taraf markaları 35. sınıfın mağazacılık hizmeti alt grubunda farklı malların mağazacılık hizmetleri için tescil edildiklerinden bu alt grupta markaların 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi gereğince benzer olmadıkları dosya kapsamıyla sabittir. Marka başvurularının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ gereğince mağazacılık hizmetleri 35. sınıfın 05 alt grubunda yer almaktadır. Ancak 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe giren 2014/2 sayılı Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ gereğince mağazacılık hizmetleri 35. sınıfın 06 alt grubuna alınmıştır. Bu itibarla Özel Dairece taraf markalarının 35. sınıfın 01-05 alt grup hizmetler yönünden tescil kapsamlarının aynı olduğu yönündeki belirleme tereddüte yol açacak niteliktedir. Bu itibarla taraf markalarının mağazacılık hizmetleri olarak anılan 35. sınıfın 06 alt grubunda benzer olmadıklarının özellikle belirtilmesi gerekir. 27.O hâlde mahkemece, davacının şekil markasının davalıya ait “baydöner+Şekil” ibareli markada şekil unsuru olarak aynen yer aldığı, her iki markanın da 35. sınıfın “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” alt gruplarında tescilli olduğu, bu alt gruplar yönünden markaların 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu gözetilerek 35. sınıfın anılan alt grupları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.28.Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulu Bozma Kararı Üzerine Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait şekil markasının, şekil unsurunun davalıya ait markada aynen bulunduğu, davacıya ait markanın asli ve ayırt edici unsurunun bu şekil unsuru olduğu, davalı markasında bulunan "Baydöner" ibaresinin markaya yeterli düzeyde ayırt edicilik vasfı kazandırmadığı, her iki markada tescilli sınıflar ve hizmetler yönünden ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimallerinin yüksek olduğu, tüketiciler nezdinde markalar arasında ticari, mali ve idari bir bağlantı bulunduğu algısının oluşabileceği, her iki markanın da 35. sınıfın "reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile hizmetler, Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro Hizmetleri, Sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri, iş yönetimi idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık arttırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." alt gruplarında tescilli olduğu, bu alt gruplar yönünden markaların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, taraf markalarının tescilli oldukları 35. sınıfın 06 alt grubu yönünden benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı taraf adına tescilli 2014/42182 sayılı "şekil+BAYDÖNER" unsurlu markanın 35. sınıfın 01-05 alt grup hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin ret kararına yönelik temyiz talebinde bulunduklarını, Mahkemece 35. sınıf ve alt grupları için davalının markasının hükümsüzlüğe dair karar oluşturulmuşsa da, davalının salt 43. sınıfta olması, yani yiyecek ve içecek sınıfına dahil olduğundan markaların karıştırılmayacağı düşüncesinin doğru olmadığını, davalının yiyecek ve içecek sınıfında olması gerekçesiyle tüketiciler tarafından karıştırılmayacağı hususunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, farklı bir sınıfta dahi olsa başka bir ürünün aynı marka ile tescil edilemeyeceğini, salt 35. sınıf ve alt grupları yönünden değil, davalı yanca tescil edilen markanın yiyecek ve içecek sınıfına dahil 43. sınıf yönünden de hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ret kararı yönünden bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, davalı markasının tanınmış marka olduğunu, her iki markanın genel izlenim itibariyle farklı olduğunu belirterek davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun temyiz gerekçelerinin ve haksız ve yersiz nitelikteki temyiz isteminin reddine, katılma yoluyla temyiz başvurularının kabulü ile yerel Mahkeme kararının kabul edilen kısım yönünden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının şekil markasının, davalının “baydöner+Şekil” ibareli markasındaki şekil unsuruna benzer olması karşısında markaların her ikisinin de kapsamında yer alan 35. sınıf 01-05 alt grup hizmetlerde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve buradan varılacak sonuca göre davalı markasının anılan hizmetlerde hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.