11. Hukuk Dairesi 2023/6484 E. , 2024/3613 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/649 Esas, 2023/533 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki şirket müdürünün sorumluluğu davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nun, ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından olup, aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, müvekkili şirketin banka borçlarının tasfiyesi için şirket ortaklarının ve şirkette sigortalı olarak çalışan ...’in kayden üzerinde görünen taşınmazların vefa hakkı şirkette kalmak kaydıyla protokolle alacaklı bankalara verildiğini, daha sonra bankaların onayı ile 3 üncü kişilere 10.000.000 USD bedelle satıldığını, satış bedelinden bir kısmı ile banka kredilerinin ödendiğini, bakiyesinin davalının ve diğer ortağın uhdesinde kaldığını, şirketin demirbaşlarının satışından gelen paranın da davalı uhdesinde kaldığını, Silivri’deki kum ocağının satışından alınan bedelin de müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL’nin 15.04.2004 tarihinden itibaren ticarî faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 28.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini toplamda 4.139.270,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yetki ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, müvekkilinin 2004 yılında yapmış olduğu tek işlemin, kendisine ve şirkete ait toplam 14 adet bağımsız bölümü satmak olduğunu, davacı şirkete ait 7 adet bağımsız bölümün tapuda devir işlemi müvekkili tarafından yapılmışsa da satış bedelinin alıcılar tarafından şirketin banka hesabına gönderildiğini, müvekkiline ait 7 adet taşınmaz satış bedelinin davacı şirketin borçları için ödendiğini, bu sebeple müvekkilinin alacaklı olduğunu, bankalara ait taşınmazların satış ve bedelinin tahsilinin müvekkili dışında gerçekleştiğini; satış bedelinin 10.000.000 USD olduğuna dair iddianın gerçek dışı olduğunu, olup, Silivri'deki kum ocağının tüm ortakların bilgisi ve onayı dâhilinde satıldığını, davacı şirketin fatura keserek bedelini tahsil ettiğini, alıcının kum ocağına ilişkin şirket borçlarını da ödediğini, müvekkilinin davacıdan alacaklarının olup, takas ve mahsubunu talep etiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 14.06.2016 tarih, 2014/416 E. ve 2016/386 K. sayılı karar ile talebin ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin borçlarının kapatılması için devredilen taşınmaz satışlarından arta kalan (uhdede tutulan) bedele ilişkin olduğu, tasfiyeyi takiben artan bedelin şirkete iadesinin gerektiği, dolayısıyla iddia konusu zararın (davacı ...) açısından dolaylı zarar olduğu, böyle bir davada, davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerektiği, ancak davacının alacağın kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın reddine; üç ortaklı olan şirket ortaklarından ...'nun müdür, ...'nun davalı konumunda olması nedeniyle davanın diğer yönetici olmayan ortak tarafından açılması veya davaya icazet veya vekâletname verilmesi gerektiği halde bu eksikliğin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 08.11.2018 tarih, 2016/13631 E. ve 2018/6885 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin davacı ...'nun kendisine asaleten açılan davada verilen red hükmüne yönelik temyiz itirazları reddedilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. Ancak, ... tarafından ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye vekâleten açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 556 ncı maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Kanun'un 341 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı, 6762 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinde sorumluluk davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğinin açıkça belirtildiği, limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen 6762 sayılı Kanun'un 539 uncu maddesinin yedinci fıkrasına göre şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu, 548 inci maddesinde ise ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları, somut olayda, limited şirketin ortak sayısı 20’den az olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere dava tarihi itibariyle tüm ortaklar (davacı Selahattin, davalı ... ve dava dışı Zülfikar) şirketi münferiden şirketi temsile yetkili müdür olup, 6762 sayılı Kanun'un 548 inci maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi hükümlerinin uygulama alanı bulunmasına rağmen, davanın dava şartı yokluğundan reddinin doğru görülmediği gerekçesiyle, hükmün temyiz eden davacı şirket yararına bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, dava tarihi itibariyle adı geçen üç ortağın, şirket müdürü olarak şirketi münferiden temsile yetkili oldukları, davacı vekilince 16.07.2021 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesine konu 200.000,00 TL'nin, 1.000,00 TL'lik bölümünün demirbaş satışından doğan bedele, 1.000,00 TL'sinin ise kum ocağı satışından doğan bedele, 198.000,00 TL'nin ise davanın uhdesinde kalan taşınmaz satış bedeline ilişkin olduğu yönünde açıklama yapıldığı, 28.04.2014 tarihli ıslah dilekçesindeki tutarın ise 189.000,00 TL'sinin demirbaş bedeline, 83.745,76 TL'sinin kum ocağından satışından doğan bedele, bakiye meblağın ise taşınmaz satışına ilişkin olduğu yönünde açıklayıcı beyanda bulunduğu, ... tarafından kendi adına açılan davada verilen red kararının onanarak kesinleştiği, 27.12.2018 tarihli ve 9733 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre Ferhan Şerifoğlu'nun 17.10.2005 tarihinden itibaren davacı şirketin %25,5 oranında hissedarı olduğu, Ferhan Şerifoğlu tarafından Ankara 39. Noterliğinin 31.03.2021 tarihli ve 5036 yevmiye no.lu "Muvafakatname" başlıklı belge ile mevcut davaya icazet ve onay verildiği, dava konusu taşınmazların değerinin satış tarihi itibarı ile 11.927,017 TL olarak belirlendiği, serbest piyasa rayiçlerine uygun olduğu, satış bedelinin 8.480.620,21 TL'sinin banka borçları için ödendiği, 490.000,00 TL bedelin şirket kayıtlarına geçtiği, davacı şirketin bu satıştan zararının 2.956.396,79 TL olduğu, bu satış nedeni ile zararı doğuran eylem tarihinin 17.05.2004 olduğu, kum ocağının devir işleminin 10.000,00 TL olduğu, kum/ çakıl ocağı demirbaş malzemelerinin en az satış ve devir bedelinin 84.745,76 TL olduğu, ocak işletilmemesinden kaynaklanan 871.024,00 TL kâr kaybı zararı ile birlikte kum ocağından dolayı toplam zararın 955.769,76 TL olduğu, 871.024,00 TL tutarındaki kar kaybından deftere yansıyan 10.000,00 TL tutarındaki devir bedelinin düşülmesi ile 861.024,00 TL zararın oluştuğu, bu satış nedeni ile zararı doğuran eylem tarihinin 03.10.2002 olduğu, davacı şirketin demirbaşlarının satış tutarı defter kayıtlarına yansıtıldığından bu kalemde bir zarar tespit edilmediği, davalının şirketten, şirket ticari defter ve kayıtlarına göre 31.12.2004 tarihi itibariyle 116.550,35 TL alacaklı olduğu ancak 2004 yılına ait ticari defterlerin açılış onayı zamanında ve usulünce yapılmış olmasına karşın, kapanış onayının yapılmadığı, bu tarih itibariyle davalının yönetici olduğu, geçerli olmayan ticari defter ve kayıtlarına dayalı olarak davalının alacaklı olduğu iddiasını ispatlayamadığı, davalının takas mahsup savunmasının haklı görülmediği, davalı tarafça, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, 6762 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesi uyarınca, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı, davalı hakkında, dava konusu eylemlere ilişkin yapılmış bir şikâyet ya da açılmış bir ceza soruşturması bulunmadığı, taşınmazların satışına ilişkin kararın 17.05.2004 tarihinde alındığı, satış işleminin aynı yıl içerisinde gerçekleştirildiği, kum ocağına ilişkin satış ve devir işleminin 03.10.2002 tarihinde gerçekleştirildiği, davanın 03.06.2008 tarihinde açıldığı, dava değerinin ıslah dilekçesi ile 28.04.2014 tarihinde artırıldığı, 560 ncı madde dikkate alındığında, ıslah tarihi itibariyle, zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olmakla, artırılan kısma ilişkin davada zaman aşımının gerçekleştiği, davalının yapmış olduğu işlemler nedeni ile şirketi zarara uğrattığı, davacı vekilinin 16.07.2021 tarihli dilekçesinde başlangıçta 200.000,00 TL olarak talep edilen zararın oluşum şekline ilişkin açıklamasının dikkate alındığı gerekçesiyle (taşınmaz satışlarından kaynaklı oluştuğu öne sürülen 198.000,00 TL ile kum ocağı satışından kaynaklı 1.000,00 TL) davanın kısmen kabulüne, 199.000,00 TL'nin 03.06.2008 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'lik kısmın esastan, ıslah dilekçesi ile arttırılan 3.939.270,50 TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece tahkikatın bittiği tefhim edilmeden ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği belirtilmeden karar verildiğini, davalının dava konusu eylemleri suç teşkil ettiğinden şikayet ya da ceza soruşturmasının bulunmamasının uzamış ceza zaman aşımı uygulanmasına engel olmadığını, dava konusu zarar kalemlerinin gündemde olduğu herhangi bir olağan ya da oalağanüstü genel kurul toplantısı yapılmadığından, davacının en yetkili organı olan genel kurulun bu durumu öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini, buna göre dava tarihinden önce zararın öğrenildiği kabulünün hatalı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 149 uncu maddesi uyarınca zaman aşımının alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı, müvekkilinin dava konusu zarara tüm yönleri ile ancak ıslah tarihi ile muttali olduğunu, ıslah tarihine de kadar da dava konusu eylemleri konu alan bir toplantı yapılmamış olduğunu, davanın belirsiz alacak davasına dönüşüp dönüşmediğinin kararda tartışılmadığını, davalının suç eşkil eden eylemlerine yönelik zaman aşımı def'inin hukuken korunamayacağını, dava konusu zarar kalemlerinin giderilmesi ile ilgili olarak davalıya gönderilen 20.0.72.004 ve 01.0.6.2006 tarihli ihtarnamelerin muacceliyet açısından gerekçeli kararda değerledirilmediğini, hükümde yargılama giderlerine ilişkin olarak ilgili mevzuata aykırı davranıldığını kabul ve ret oranlarının hatalı belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya muvafakat veren...'nun dava tarihi itibarı ile de şimdi de şirket hissedarı olmadığını, dava tarihi itibarı ile davacı şirketin tek müdürünün olduğunu, onun da ... olduğunu, bozma ilamında adı geçen ... ve ... azledildikleri için dava tarihi itibarı ile müdürlük sıfatlarının olmadığını, davayı açabilecek tek ortağın ... olduğunu, onun da işbu davayı açan kişi olmadığı gibi davaya icazet de vermediğini, bu sebeplerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 818 sayılı Kanun'un 531 inci maddesine göre de bu davanın açılamayacağını, eksik bilirkişi raporuna dayanılarak itirazları dikkate alınmaksızın karar verildiğini, müvekkilinin kendine ait 7, şirkete ait 7 taşınmazı sattığını, davacı şirketin bu satışlara ilişkin fatura düzenleyerek bedelini aldığını, bilirkişi raporunda taşınmazların kime ait olduğ kim tarafından ne kadarının satışının yapıldığı, bedelinin kime ait olduğu hususlarında araştırma yapılmadığını, taşınmazlara ilişkin belirlenen bedelin herhangi bir araştırma yapılmaksızın önceki bilirkişi raporlarından alındığını, tüm taşınmazları müvekkilinin sattığının ve bankalara ödenen paradan arta kalan bedelin müvekkilinde kaldığının kabulü ile karar verilmesinin doğru olmadığını, satış rakamının doğru belirlenmediğini, bankalara ödenen bedellerin ilgili bankalardan sorulması gerektiğini, tespit edilen ödeme rakamlarının hatalı olduğunu, davacı şirketin diğer ortaklarına ait taşınmazların 2003 yılında satışının yapıldığını, bu satış ile müvekkilinin ilgisinin olmadığını, 2004 yılında ise müvekkilinin kendine ait 7 taşınmazı ve şirkete ait 7 taşınmazı satarak şirket taşınmazlarının bedelinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğini, müvekkilinin kendine ait taşınmazlarının satışı ile de şirket borçlarının ödendiğini, bı sebeple müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilinin müdürlükten azledildiği tarihe kadar 2003 ve 2004 yılında yapılan tüm taşınmaz satışlarının tüm ortak/müdürlerin onayı ve bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, bilirkişi raporunda %10 olarak belirtilen pazarlık payının azımsanmayacak bir miktar olduğunu, atıl halde bulunan ve devirden sonra alıcıları tarafından ödenen borçları bulunan kum ocağı ile ilgili olarak kâr kaybı zarar hesabının yapılmasının doğru olmadığını, kum ocağı satışının da yine tüm ortakların bilgisi dahilinde yapıldığını ve şirketin fatura keserek alacağını aldığını, bilirkişi raporunda kum ocağının atıl olduğuna, devirden önce çalışır vaziyette olmadığı hususlarına değinilmediğini, usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerin davacı şirket aleyhine olduğunun dikkate alınmadığını, mahsup taleplerinin reddinin doğru olmadığını, gerek müvekkiline ait 7 adet taşınmazın satışı ile şirket borçlarının ödenmesi gerekse müvekkilinin kefaleti sebebi ile davacı şirketin borçları için satışı yapılan müvekkiline tam ya da kısmı ait 9 adet taşınmazın satışı sebebi ile şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilinin şirketten alacağının düşük hesaplandığını, tapu kayıtları ve bankalarla yapılan protokoller ve davacı lehine delil olamayacak defter kayıtlarına dayanıldığını, müvekkilinin gerçek alacağının tespitinin yapılmadığını, gerekçedeki tespitin aksine müvekkilinin 2005 yılında müdürlükten azledilmiş olduğunu, dolayısıyla 2004 kapanış tasdikinin yapıldığı 2005 yılında müdür olmadığını, dava dilekçesi ile talep edilip hüküm altına alınan miktarın da zaman aşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürü aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6762 sayılı Kanun'un 341, 342, 531, 539, 548, 556, 560 ıncı maddeleri.
2.818 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı vekili, dava dilekçesinde, satış tarihinden itibaren talep edilen paranın davalı uhdesinde olduğunu belirterek faiz talebinin başlangıcını taşınmazların devir tarihi olarak talep etmiştir. Temyize konu kararda dava tarihinden itibaren faize hükmedilmişse de, gerekçede de belirtildiği üzere zararlandırıcı işlem tarihleri satış tarihleri olarak değerlendirildiğinden, faiz başlangıcı ile ilgili olarak satış tarihleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
3.Davalı vekilinin temyizine gelince; bilirkişi tarafından 85 adet taşınmaza ilişkin toptan belirlenen değer üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmişse de, 85 adet taşınmazın her birinin kim tarafından hangi tarihte satışının yapıldığı, ne kadar bedelle satıldığı ve bankalara ne kadar ödeme yapıldığı konusunda bilirkişi raporu alınarak, davalının satışını yaptığı taşınmazlardan elde edilen miktardan davacı şirkete ödenmeyen kısım belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm taşınmazların satışının davalı tarafından yapıldığının kabulüne göre karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava dilekçesinde, kum ocağının satışı ile ilgili olarak, kum ocağının satışından alınan bedelin davacıya ödenmesi talep edildiği halde, talep aşımı yapılmak suretiyle kum ocağının satış bedeli dışında bilirkişi tarafından belirlen yoksun kalınan kâr ve zarar toplamına göre karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!