WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/636 E.  ,  2024/4638 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1134 Esas, 2022/1180 Karar
HÜKÜM :Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ :Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/251 E., 2020/306 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı kredi borçlusu ...'un doğmuş doğacak borçlarının teminatı olarak 19.10.2017 tarihinde kendi taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiğini, ayrıca genel kredi ve teminat sözleşmesine kefil olarak imza verdiğini, müvekkilinin, ipotekli taşınmazı, dava dışı ...'a ipotekle yükümlü olarak sattığını, müvekkilinin satıştan sonra ipotekle ilgili sıfatı kalmadığı halde, davalı bankanın, müvekkili ve asıl kredi borçlusu ... hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını ileri sürerek müvekkilinin dava ve takip konusu ipotekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... arasında 19.10.2017 tarihli 750.000,00 TL bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'in de bu sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını, ayrıca davacının taşınmazını 150.000,00 TL limit ile 1. dereceden ipotek verdiğini, davacıya gönderilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine Bilecik İcra Müdürlüğü'nün 2020/471 E. sayılı dosyasıyla ilamsız, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1858 E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler başlatıldığını, davacı ipotekli taşınmazı 05.12.2017 tarihinde ... isimli kişiye satmış ise de bu durumdan bankayı haberdar etmediğini, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1858 E. sayılı dosyasından başlatılan ipotek takibinde, ipotek maliki olarak davacının ismine yer verildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte davacının şahsen sorumlu olmadığını, alacağın taşınmaz satışından karşılanması nedeniyle takibe yeni malikin sonradan dahil edilmesinin mümkün olması nedeniyle davacının ipotek takibi nedeniyle herhangi bir zararının olmadığını, ipotekli takibin muhatabının yeni malik olduğunu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ipotekli taşınmazı 05.12.2017 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye sattığı, davacı hakkında dava konusu takibin ise 04.03.2020 tarihinde satıştan sonra başlatıldığı, davalı, ipotekli taşınmazın devrinin yapıldığı hususunun davacı ipotek borçlusu tarafından kendilerine bildirilmesi gerektiğini savunmuş ise de, tapu kayıtlarının aleniliği karşısında, davalı bankanın basit bir inceleme ile ipotek borçlusu taşınmazın kime ait olduğunu takip tarihi öncesinde öğrenmesi mümkün iken bu yönde bir araştırma yapmaksızın ipotekle yükümlü taşınmazın maliki olmayan davacı hakkında takip başlatmasının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1858 E. sayılı takip dosyasına konu ipotek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, davalı kötüniyetli kabul edilmekle dava konusu yapılan asıl alacağın %20'sine karşılık gelen 2.000,00 TL haksız takip tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlıkta alacağın tamamının ihtilaflı olduğunu, davacının bedelin fazla hesaplandığını iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL üzerinden davasını ikame ettiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla talep konusunun miktarının belirli olmayıp taraflar arasında tartışmalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince takip değerinin dikkate alınıp eksik harcın tamamlatılması için davacıya kesin süre verilip sonuca göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmaksızın yargılamaya devam olunmasının davacının hak kaybına sebebiyet verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hem kefil hem de ipotek borçlusu olarak ...'a kullandırılan krediden dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte taşınmaz malikinin şahsen sorumlu olmadığını, dosya alacağı, icra masrafı, tüm harçlar ve icra vekalet ücreti taşınmaz satışından karşılandığından, davacının maddi bir kaybı olmasının mümkün olmadığını, malik değişikliği satış işlemleri sırasında her halükarda tespit edileceğinden davacı açısından ipotek takibine devam edilmesinin mümkün olmayacağını, davacı da sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığından bankaya kefalet nedeniyle borçlu olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının ipotek takibi nedeniyle herhangi bir zararının söz konusu olmadığını bu nedenle kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... ile davalı banka arasında 19.10.2017 tarihinde 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, ayrıca sözleşme tarihinde maliki taşınmazı dava dışı ...'un doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak 150.000,00 TL limitle 1. dereceden davalı banka lehine ipotek verdiği, dava konusu taşınmazın icra takibi başlatılmadan önce davacı tarafından ...'a 05.12.2017 tarihinde ipotek yüklü olarak satılarak tapuda devrinin gerçekleştirildiği, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dayanak taşınmazın icra takip tarihinde tapuda maliki olmadığı, başlatılan icra takibinde davacının pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğu, ancak takip konusu ipotek bedeli 150.000,00 TL olmasına rağmen dava dilekçesinde harca esas değer olarak 10.000,00 TL gösterildiği, mahkemece yargılama sırasında ipotek bedeli üzerinden eksik harç ikmal edilmeksizin yargılamaya devam olunarak karar verildiği anlaşıldığından, istinaf aşamasında dava değeri olan 150.000,00 TL üzerinden nispi harcın ikmal ettirildiği, davacı yararına dava değeri olan 150.000,00 TL üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesi gerekli olduğundan davacının istinaf başvurusu kamu düzeni gözetilerek yerinde görüldüğü, davacının takip tarihinden önce ipotekli taşınmazı üçüncü kişiye satarak devretmiş olmasına rağmen aynı zamanda takibin dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinin de müteselsil kefili olması nedeniyle davalı takipte haksız ise de kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı banka takipte kötüniyetli olduğundan müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu ipotek takibi nedeniyle davacının bir zararı doğmayacağından, davacının dava açmakta hukuki yararının da bulunmadığını, davacı davasını 10.000,00 TL üzerinden açtığından fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutmadığından, 17.07.2020 tarihli duruşmada ıslah için süre talep etmeyip mevcut haliyle karar verilmesini talep ettiğinden müvekkili aleyhine 150.000,00 TL dava değeri üzerinden yapılan hesaplama sonucuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.