11. Hukuk Dairesi 2023/6319 E. , 2024/4137 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/841 Esas, 2023/527 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı hakkında 6 adet kambiyo senedine dayalı olarak davalı tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6677 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takibe dayanak senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle bedelsiz olduğunu, davacının bu senetlerden dolayı borçlu bulunmadığını, senetlerin gerçeğe aykırı doldurulduğunu, davalının elinde takibe konulan senetlerle birlikte davacıya ait toplam 13 adet senet bulunduğunu ileri sürerek davacının davalıya takip konusu senetler ile borçlu olmadığının tespitine ve % 40 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddi ile % 40 oranında tazminat istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 08.12.2014 tarih, 2011/578 E., 2014/370 K. sayılı kararı ile davalının İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/96 E. sayılı dosyasında 25.06.2003 tarihinde verdiği beyanında, dava konusu icra takibine konulmuş olan senetleri teminat amaçlı aldığını ifade ettiği, davalının bu beyanına istinaden teminat olarak aldığı senetlerle ilgili alacağının varlığına ilişkin delil sunamadığı, bu sebeple davacının davalı tarafından takibe konulmuş senetler nedeniyle borçlu olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde icraya konulmamış bir kısım senetlerin varlığından da bahsettiği, ancak nerede olduğu belli olmayan bu senetlerle ilgili herhangi bir işlem yapılamadığından davacının takip konusu yapılmayan bu senetlere yönelik taleplerinin yerinde görülmediği, davalının teminat senedi olduğunu bildiği senetleri takibe koyduğu ve takip başlatmakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6677 E. sayılı dosyası ile ilgili borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, takip dışındaki senetlerle ilgili talebin reddine, esas alacak üzerinden % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekilleri tarafından karar temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2016/14252 E., 2018/1873 K. sayılı kararı ile“...Davacı dava dilekçesinde İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6677 E. sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş, ancak peşin harcı takip çıkışı olan 127.724,76 TL üzerinden yatırmamış, 80.400,00 TL üzerinden yatırmıştır. Mahkemece eksik harcın tamamlanmasına yönelik usuli işlemler yerine getirilmeden, eksik harç ile yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı malen kayıtlı bonoları davalıdan borç para almak için verdiğini belirterek, bono metnini talil etmiştir. Davalı da, malen kayıtlı bonoların teminat olarak alındığını belirterek bono metnini talil etmiş olup, çift taraflı talil bulunması halinde ispat yükü yer değiştirmemektedir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin, davalının teminat olarak aldığını beyan ettiği senetlerle ilgili alacağının varlığına ilişkin delil sunamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, dava menfi tespit davası olup, davaya konu bonolarla ilgili İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/96 E. sayılı dosyasında tefecilik ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından davalı ... hakkında ceza davası açıldığı, açılan bu davanın derdest olduğu dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Ceza davası sonucunda verilecek olan maddi vakıayı saptayan bir kararın hukuk hakimini bağlayacağı (818 sayılı BK’nun 53., 6098 sayılı TBK’nun 74 üncü maddeleri) düşünülerek, öncelikle bu ceza davasının sonucu beklenilip, sonucuna bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsizdir.
Davacı dava konusu olayları anlatıp, 13 adet bonodan bahsettikten sonra, yalnızca 6 adet bonoyu ve bu 6 adet bonoya dayalı olarak başlatılan takibi dava konusu yaptığı halde, mahkemece dava konusu yapılmayan senetler hakkında da hüküm kurulması HMK.’nun 26 ncı maddesine aykırı olduğu ... ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında vurgulandığı üzere, davacı malen kayıtlı bonoları davalıdan borç para almak için verdiğini belirterek, bono metnini talil ettiği, davalının da, malen kayıtlı bonoların teminat olarak alındığını belirterek bono metnini talil etmiş olup, çift taraflı talilin söz konusu olduğu, çift taraflı talil bulunması halinde ispat yükünün yer değiştirmediği, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının senetlerin gerçeğe aykırı doldurulduğu, bedelsiz olduğu hususlarını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği, yazılı delille ispatlamak zorunda olduğu, davacının soyut iddiaları dışında böyle bir ispatının bulunmadığı, ceza dosyasında da, davalı hakkında tefecilik suçundan zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, bedelsiz senedi kullanma suçundan beraat kararı verildiği, davacının iddiasını ispatlar mahiyette mahkeme kararına etkisi olacak bir maddi vaka tespitinin bulunmadığı, ayrıca davalı tarafça sunulan uzman mütalaasında da dosyaya etkisi olacak bir tespit ve açıklamanın olmadığı, bu durumda davacı tarafça dava ve takip konusu senetlerin gerçeğe aykırı doldurulduğu, bedelsiz olduğu hususlarının ispatlanamadığı, senet bedellerinin ödendiğine dair bir iddia ve ispatın bulunmadığından davanın reddi gerektiği, davalı tarafça %40 oranında tazminat isteminde bulunulmuş ise de, davalı alacaklının icra dosyası kapsamında alacağına kavuşmasını engelleyen uygulanan bir tedbir bulunmadığından, davacı tarafın tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafça açılan davanın reddine, davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın tamamen eksik incelemeye dayalı olarak yazıldığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığı yönündeki davasının ceza kovuşturmasındaki varılan nihai sonuçtan bağımsız olduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/578 E., 2014/370 K. sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğunu, taraflar arasında bir mal alım satım ilişkisinin kurulmuş olmasının mümkün olmadığı, senetlerin davalı tarafından kendi çıkarları doğrultusunda doldurulduğunu, sadece imzalayan tarafın müvekkil olduğunu, imzaladığı tarih ile kayden yazılan tarihlerin aynı olmadığını, davalının sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek şekilde senetleri icra tehdidi ile kullanmaya çalıştığının tüm dosya kapsamı delil durumu ve taraflarınca sunulan dava, cevaba cevap ve beyan dilekçeleriyle sabit olduğunu, senetlerin teminat amacıyla alındığı, mahkeme içi ikrar ile sabit olduğunu, Mahkeme içi ikrar sebebiyle, ortada tartışılacak bir çift taraflı talil kalmadığını, dava dilekçeleri ekindeki senedin ilk hallerine ilişkin fotokopilerinden ve yine son halindeki el yazılarının farklı olmasından da karşılaştırılabileceği gibi, MALEN kaydının da davalı tarafından yazıldığını, davalı, kendi yazdığı malen kaydını kendisi talil etmekten de öte, kendi yazdığı kaydı aslında inkar etmekte ve senetlerin teminat amaçlı olduğunu da belirttiğini, İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/96 E. sayılı dosyasının 25.06.2013 tarihli celsesinde icra takibine konu olan senelerin teminat amaçlı olduğuna ve mal alım satımı bulunmadığına dair beyanı mahkeme içi ikrar olması nedeniyle, ait olduğu vakıanın çekişmeli hale gelmekten çıktığını, Mahkemenin takdiri delil olarak ibraz ettikleri bilimsel uzman görüşü hakkında değerlendirme yapmadığını, uzman görüşü doğrultusunda dosyaya bilirkişi raporu dahi kazandırmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, kendisinin doldurduğunu beyan ettiği senedin içeriğini bizzat kendisi inkar ettiğini, dava konusu edilen 6 adet senedin düzenlenme tarihi olarak 15.05.2008 olduğunu, davalının ceza dosyasında ifade ettiği 7. Senedin düzenlenme tarihi ise 11.10.2006 olduğunu, bu senetlerin tamamının aynı anda verildiğini beyan etmiş olmasına karşın, düzenleme tarihlerinin neden farklı olduğunu açıklayamadığını, davalı, verdiğini iddia ettiği borca karşılık senetleri aldığını iddia etmesine karşın, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber olay tarihindeki kur hesabına göre (40.000 USD * 1,25 TL) en fazla 50.000,00 TL alacağı olabilecek iken, davacıya imzalattırılan senetlerdeki toplam bedelin 93.900,00 TL olduğunu, verdiğini iddia ettiği borcu da ispatlayamadığını, davalının müvekkilden hiçbir alacağı bulunmadığını, ceza dosyasına 20.000 USD havale makbuzu sunulmuşsa da, ilgili meblağın müvekkilin davalıdan alacağının davalı tarafından ödenmesine ilişkin olduğunu, eğer bu miktar herhangi bir şekilde kapora ya da bir başka borcun ön ödemesi ise, borç verildiği ya da bir hukuki ilişkinin kapora bedeli olduğu da havaleyi gönderen davalı yan tarafından ispatlanması gerektiğini, teminat senetlerinin gerçekte geçerli bir alacak hakkı içerdiğinin senedin alacaklısı olduğunu iddia eden davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, davalının, bizzat kendisi tarafından doldurduğu senetlere kendisi tarafından malen kaydı yazılmış olması karşısında, daha sonra bu kaydın inkar edilmesi ve sebebin ise borç olduğunu ifade etmesi, gerçekte taraflar arasında hiçbir ticari ilişki kurulmadığını gösterdiğini ve senet bedellerinin bir karşılığı bulunmadığını ortaya koyduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğu nedeniyle borçlu olunmadığının istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3-Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!