WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/630 E.  ,  2024/4185 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1425 E., 2022/1359 K.
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Yeniden esas hakkında hüküm tesis etmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1515 E., 2020/371 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların 1.362.507,02 TL nakit alacağa yönelik itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hesap kat ihtarnamesinde ödenmesini istediği miktardan daha düşük miktar üzerinden icra takibi başlattığını, bu durumun alacağın likit olmadığını ortaya koyduğunu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi doğrultusunda müvekkilinin davacıya borca mahsuben bazı taşınmazları üzerinde ipotek tesis ettiğini, bazı müşteri çeklerini ciro edip, davacı lehine tahsil edildiğinde borçtan düşülmek üzere davacıya verildiğini, davacının ipotek ve çeklere dayalı olarak icra takipleri başlattığını bildirerek davanın reddini ve davalı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, alacağı temlik eden banka ile davalılar arasında kredi sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişki bulunduğu, davalı şirketin asıl borçlu olduğu, davalı ... ve dava dışı ...ile alacağı temlik eden banka arasında müteselsil kefalet ve hesap rehin sözleşmesinin bulunduğu, alacaklı bankanın alacağını Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiği, bankanın takip talebinde uygulanmasını istediği %12,48 oranındaki mahrum kalınan kâr payı oranının sözleşmede belirlenen ve benzer krediler için uygulanan oranın altında kaldığı, bu sebeple yapılacak hesaplamada uygulanmasının yerinde olduğu, hesap kat ihtarının asıl borçlu şirket ve davalı kefile 14.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 2 günlük ödeme süresinin gözetilmesi halinde davalıların 17.05.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, asıl borçlu şirket tarafından kredi sözleşmesinin teminatı olarak gösterilen iki ayrı taşınmaz üzerinde toplam 500.000,00 TL üzerinden ipotek tesis edildiği, asıl borçlu yönünden yapılan davaya konu takipte ipotek bedelinin düşülerek takibin yapılması gerektiği, bankacı bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve sözleşmeye uygun olduğu, davalı ...'nin sorumluluğunun kefalet limitinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin davalı asıl borçlu yönünden 773.640,95 TL, davalı kefil yönünden 918.514,25 TL asıl alacak, 21.334,02 TL kâr payı olmak üzere 939.848,27 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %12,48 oranında kâr payı uygulanmasına, 187.969,65 TL icra inkâr tazminatının (davalı ... Ltd Şti. 154.728,19 TL'si ile sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılara verilen çeklerden bir kısmının takip tarihinden sonra lehtarlar tarafından bankaya ibraz edildiğini, çeklerin karşılığının olmaması nedeniyle 1.120,00 TL çek tazmin bedeli ödendiğini, bu nedenle nakdi borç miktarı olan 1.362.507,02 TL üzerinden dava açıldığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme içerdiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesi hükmünün yanlış yorumlandığını, rehinle temin edilmiş olan 500.000,00 TL'lik kısmın takip tarihindeki borçtan düşüldüğünü, bu borç düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, rehin tutarının borcu ödemeye yetmediği hallerde alacağın tamamının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iflas veya haciz yollarıyla takip edilebileceğini, ipotek tutarının alacak miktarından düşülerek takip yapılması yönünde değerlendirme yapılmasının kanun hükmüne aykırı sonuçlar doğmasına sebebiyet verdiğini, tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla alacağın tamamının rehin ile karşılanamadığı hallerde alacağın tamamı için, rehinli kısım dahil olmak üzere genel haciz yoluyla takip yapılabileceğini, alacağın rehin ile tahsil edilemeyeceği belirginken tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeden tüm alacak için yapılmakta olan icra takibinde rehinle temin edilen kısmın düşülmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin birinci fıkrasından anlaşılacağı üzere davacı bankanın, tamamı rehinle temin edilmiş olan alacağı var ise sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaparak alacağının tahsilini talep edebileceği, rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde ise, rehin tutarını aşan alacak kısmı yönünden iflas veya haciz yoluyla takip yapabileceği, bir başka anlatımla alacak rehinle temin edilmiş ise, davacı bankanın davalı borçlu aleyhine rehin ile teminat altına alınan alacak miktarı yönünden ilamsız icra takibi yapamayacağı, davacı banka lehine, davalı şirketin taşınmazları üzerinde toplam 500.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten 1.252.360,95 TL alacağı bulunduğunun hesaplandığı, buna göre davalı şirketin ipotek limiti olan toplam 500.000,00 TL'nin takip tarihi itibarıyla 1.252.360,95 TL olan borcu ödemeye yetmediği, davacı yanın 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ancak rehin tutarını aşan borç miktarı üzerinden davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla takip yapabileceği, Mahkemece takip tarihi itibarıyla hesaplanan davacı alacağının ipotek limitini aşan miktarı yönünden davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla takip yapabileceği, ipotek limiti ile teminat altına alınan alacak yönünden ise davacının davalı şirket aleyhine icra takibi başlatmasının anılan madde hükmüne aykırı olduğu, bu husustaki Mahkeme kararının yerinde olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce toplam 358.567,40 TL borcun ödendiğinin tespit edildiği, bu miktar yönünden bankanın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının olmadığı, Mahkemece dava tarihi itibarıyla davacının davalı ...'den 918.514,25 TL asıl alacak, 21.334,02 TL mahrum kalınan kar olmak üzere toplam 939.848,27 TL nakit alacağı bulunduğu hesaplanmışsa da davalı ...'nin hakkında kurulan hükümdeki hesaplamaya yönelik açık bir istinaf itirazı olmadığı, davalı ... yönünden dava tarihinden önce ödenen 358.567,40 TL mahsup edilerek dava tarihi itibarıyla davacının anılan davalıdan alacaklı olduğu miktar hesaplanmış ise de, davalı asıl borçlu şirket yönünden takip tarihi itibarıyla alacak miktarı hesaplanıp, ipotek limiti mahsup edilmekle yetinildiği, eş anlatımla Mahkemece davalı şirket hakkında davacının, dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra ödenen 358.567,40 TL yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeyerek yapılan ödeme mahsup edilmek suretiyle dava tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten alacaklı olduğu miktarın hesaplanmadığı, anılan hesaplama basit hesaplama niteliğinde olup, uzmanlık gerektirmediğinden re'sen hesaplandığı, buna göre hükme esas alınan üçüncü bilirkişi heyeti raporu ile takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten 1.252.360,95 TL alacağı bulunduğunun hesaplandığı, davacı vekilinin ipotek limiti mahsup edilmeden önce tespit edilen alacak miktarına yönelik herhangi bir istinaf itirazı bulunmadığı, davacının davalı şirketten takip tarihi itibarıyla 1.252.360,95 TL alacaklı olduğu, bundan 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca ipotek limiti olan toplam 500.000,00 TL mahsup edildiğinde takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten 773.640,95 TL alacağını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce olacak şekilde, davacının toplam 358.567,40 TL tahsilat yaptığı, yapılan tahsilatların davacının davalı şirketten takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktardan, tahsilat tarihine kadar işleyecek olan kar payları da hesaplanıp, öncelikle kâr paylarından, fazlaya ilişkin kısmın ise asıl alacak miktarından mahsup edilerek davacının davalı şirketten dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın hesaplanması gerektiği, davalılar vekilince yılı 360 gün alan hesaplama yöntemine yönelik açık bir istinaf itirazı bulunmadığı, takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce ödenen 358.567,40 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Mahkemece dava tarihinden önce ödenen miktarların davacının davalı şirketten alacaklı olduğu miktarlardan mahsup edilerek dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın hesaplanması gerekirken, bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, öte yandan davacı vekilinin istinaf başvurusunda davalı şirket hakkında kurulan hükme yönelik açık istinaf itirazlarını ileri sürdükten sonra, Mahkeme kararının davalı şirket ile sınırlı olmaksızın kaldırılmasını talep ettiği, davalı ... yönünden takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödemeler mahsup edilmiş ise de, ödenen miktar yönünden açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddi yerine esastan reddine karar verilmesinin de isabetsiz olduğu, davalı ... yönünden de kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu hususun re'sen gözetilerek hükmün kaldırılmasının gerektiği, dava tarihinden sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacının 191.200,00 TL tahsilat yaptığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği, Mahkemece davalı ... hakkında dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra yapılan ödemeler mahsup edilerek davacının anılan davalıdan dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar tespit edildiği halde hükümde hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yeniden kâr payı işletilmesine karar verilmesi de mükerrer kâr payı işletilmesine yol açacağından usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulünün gerektiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüyle davalıların Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2014/11417 sayılı dosyasına yönelik itirazlarının davalı asıl borçlu şirket yönünden 429.631,63 TL asıl alacak, 9.978,91 TL kâr payı olmak üzere toplam 439.610,54 TL, davalı kefil yönünden 918.514,25 TL asıl alacak, 21.334,02 TL kâr payı olmak üzere 939.848,27 TL yönünden iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden ve davalı şirket yönünden hüküm altına alınan 429.631,63 TL asıl alacağa, davalı kefil yönünden hüküm altına alınan 918.514,25 TL asıl alacağa dava tarihi olan 24.10.2014 tarihinden itibaren yıllık %12,48 oranında kâr payı işletilmek suretiyle, tahsilde tekerrür olmamak üzere devamına, fazlaya ilişkin 358.567,40 TL yönünden davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bu hususlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, itirazın talep edilen bedelin tamamı için iptalinin gerektiğini, istinaf sebepleri irdelenmeden kamu düzeni gerekçesiyle anılan kararın verilmesinin soyut bir kavram olan kamu düzenini maksadını aşan bir hale getirdiğini ve istinaf sebepleriyle bağlılığı ortadan kaldırdığını, ayrıca aleyhe bozma yasağına da aykırılık teşkil ettiğini, zira kararı istinaf etmeyen davalıların İlk Derece Mahkemesince verilen kararı zımnen kabul ettiklerini ve usuli bir kazanılmış hak oluştuğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin asıl borçlusu diğer davalının kefili olduğu ticari genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmediği iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 45 ve 67 nci maddeleri.

Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı (temlik alan) Gelecek Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ... Yönetim A.Ş.'ye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.