11. Hukuk Dairesi 2023/6222 E. , 2024/3331 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1168 Esas, 2023/882 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/8 E., 2017/137 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin faaliyet alanının, üniversiteler, okullar ve sosyal merkezler için spor salonu zemini kaplama işleri olduğunu, müvekkilinin "OMNİSPORTS" markası ile global olarak satış yaptığını, "OMNİSPORTS" markasının müvekkili şirket adına 14.09.2007 tarihinden itibaren Çin'de, 16.08.2007 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'nde, 23.07.2009 tarihinden itibaren Kanada'da, 30.03.2010 tarihinden itibaren Amerika Birleşik Devletlerinde tescilli olduğunu, müvekkili şirketin içinde bulunduğu şirketler grubunun bugüne kadar Türkiye çapında birçok kurumsal ve tanınmışlığı bulunan kurumların spor salonlarına "OMNİSPORTS" markası ile zemin kaplama işleri yaptığını, müvekkilinin "OMNİSPORTS" markasını, davalı şirketin marka tescilinden çok daha önce kullandığını, davalının markanın müvekkili şirkete aidiyetini bildiği hâlde açıkça kötü niyetli davranarak markayı 2014 yılında tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/44374 no’lu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1992 yılında “MİNEFLO Yer Döşemeleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.” adıyla PVC yer döşemeleri alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu ve daha sonra “MİNEFLO” markasını devrederek 2005 yılında şu anki şirket adını aldığını, davacının Türkiye’de tanındığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını ayrıca davacının markasını Türkiye’de ciddi ticari etki doğuracak şekilde kullanmadığını, davacı firmanın faaliyet alanının “spor salonu zemin kaplaması” olduğunu, bunun kendi dilekçelerinde sundukları belgelerle de açıkça ortaya konulduğunu, müvekkillerinin dava konusu 2014/44371 no’lu markası 27 inci ve 35 inci sınıflarda tescilli iken, davacı markasının yurtdışında 19 uncu sınıfla tescilli olduğunu, dava konusu markaların gerek sınıflarının gerekse bizatihi kendilerinin karıştırmaya mahal vermediğini, tescilli olduğunu belirttikleri ülkelerde anılan tescillerin başka şirketler adına olduğunu, kendi ülkelerinde dahi aynı adla farklı sınıflarda tescillerin olmasının tanınmışlık iddiasını çürüttüğünü, markayı devir yoluyla aldıklarını bu nedenle kötü niyet atfının mümkün olmadığını, gerçek hak sahipliği iddiasının ve kötü niyetin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2017 tarihli ve 2016/8 E., 2017/137 K. sayılı kararıyla; davacı tarafın 2007 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'nde 29 ülkede “OMNISPORTS” markasının tescilli olduğu, ayrıca 2010 yılından itibaren de markayı Türkiye'de kullandığı, davacı tarafın marka üzerindeki üstün hakkının 19 uncu sınıfta yer alan spor salonu zemin kaplama ürünleri ile sınırlı olduğu; ancak spor salonu zemin kaplama ürünleri ile alakalı olan davalı markasının 27 inci sınıfta tescilli olduğu, "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar, döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları bakımından davacının gerçek hak sahibi olduğu, davalının 2014/44371 sayılı “OMNISPORTS” markasının davacının hak sahibi olduğu marka ile birebir aynı olduğu, davalı markasının tescilli olduğu bir kısım emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatiyle markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğine dair dosya kapsamında kanaat verici delil bulunmadığı da belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu'nun (TÜRKPATENT) 2014/44371 sayı ile tescilli “OMNİSPORTS” markasının 27 nci sınıfta tescilli olduğu "muşambalar, döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları " emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar, döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/418 E., 2021/728 K. sayılı kararıyla; davacının hem uluslararası alanda faaliyette bulunduğu, hem de dosyaya sunulan fatura örneklerine göre ilk olarak 2010 yılında Türkiye'de faaliyette bulunduğu, davacının ''OMNISPORTS'' markasını ''spor salonu zemin kaplama ürünleri'' bakımından ilk kullanan kişi olduğu, markayı bu anlamda bilinir hale getirdiği, dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğu, yukarıda belirtilen mal ve hizmet sınıflarına göre aynı sektörde faaliyet gösteren ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, davalının marka olarak pek çok seçim hakkı varken davacı markası ile aynı markayı tescil ettirmesinin dürüstlük kuralı ile örtüşmediği, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, dolayısıyla Mahkemece, davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, dava konusu markanın tescil ettirildiği tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yalnızca bazı mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 08.02.2023 tarih, 2021/6071 E. ve 2023/686 K. sayılı kararıyla ''...1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda isabetli olarak tartışılmış ve değerlendirilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dairemiz uygulamalarında genel olarak, markanın kullanmak değil, para koparmak, şantaj veya daha önce açılmış davalarda verilmiş ya da verilecek mahkeme kararlarını etkisiz kılmak, son derece özgün bir örnek markanın aynısının tescili başvurusunda bulunmak ya da markayı kullanmak amacıyla değil sırf başkalarının ticaretine engel olmak için başvuru konusu edilmesi gibi hallerde kötü niyetli başvurunun varlığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte markaların kötüniyetle tescil ettirilip ettirilmediği hususunun tarafların iddia ve savunmaları yanında, her bir somut olayda dosyadaki mevcut deliller ile o somut olayın özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında (Yargıtay 11. H.D. 2020/1837 E., 2021/1722 K.) da belirtildiği gibi mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca önceye dayalı hakların ihlali, tanınmış markanın aynı veya benzeri ibarelerin marka olarak tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez.
Öte yandan Daire uygulamalarında her ne kadar aynı Kararnamenin 7 nci maddenin birinci fıkrasının (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de TRIPS madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında Türkiye'de tescilli olmayan ve buna rağmen Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğu somut delillerle ispatlanan markanın; tanınmışlık ileri sürülen ürünlerle sektörel benzerlik halindeki mal ve hizmetlere karşı korunacağı kabul edilmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere tanınmış markayı çağrıştıran benzer ibarelerin tescili talebinin tek başına kötü niyetin varlığına delalet olamayacağı ve başvuruya konu tüm mal ve hizmetlerin kötü niyet sebebiyle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; davacının daha önce gerçek hak sahibi olduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamındaki aynı veya ilişkilendirilebilecek ölçüde benzer mal ve hizmetler yönünden davanın kabulü isabetli olmakla birlikte, davacı markasının birden fazla ülkede ayrı ayrı tescillenmiş olmasının tek başına Türkiye’de o markayı tanınmış yapmayacağı hususu da gözönünde bulundurularak, davacı tarafça dosyaya sunulan deliller itibariyle davacının yurt dışında tescilli markalarının Türkiye’deki ilgili çevrede tanınmışlığın ispatı halinde yalnızca tanınmışlığın ve markanın ayırt edicilik düzeyi de dikkate alınarak tanınmışlık ileri sürülen ilgili sektördeki mal ve hizmetler bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken davalının kötü niyetli olduğundan hareketle hatalı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince tüm başvuru yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış ve kurulan hükmün bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle uyulmasına karar verildiği, bozma ilamı göz önünde bulundurularak, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine, duruşmalı inceleme yapılmakla İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalı adına TÜRKPATENT'in 2014/44371 sayı ile tescilli OMNİSPORTS markasının 27.sınıfta tescilli olduğu "muşambalar, döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum ). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları " emtiaları ile 35. sınıfta tescilli "muşambalar, döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum ). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tüm dünyada tanınan, uluslararası saygınlığı olan, global anlamda sektörünün lideri ve bir çok ülkede faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkil şirketin faaliyet alanı içerisinde üniversiteler, okullar ve sosyal merkezler için spor salonu zemini kaplama işi de bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin zemin kaplama üretimi yapıp “OMNİSPORTS” markası ile üretim yapmakta ve dünya çapında sattığını, “OMNISPORT” markası da global anlamda ilk olarak müvekkil şirket tarafından kullanılmış ve sektöründe tanınmış bir marka haline getirildiğini, “OMNİSPORT” Amerika, Avrupa Birliği, Kanada ve Çin’de müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davalı şirket, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla müvekkili şirketi ve söz konusu markayı tanıdığını, davalı şirketin kötü niyetli olduğu ve müvekkili şirketin tanınmış markasından haksız kazanç sağlama amacında olduğunun açık olduğunu, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yararlanmaya yönelik tescillerin kötü niyetli tescil olduğunu söz konusu markanın kötü niyetle haksız şekilde tescil başvurusunda bulunulmuş olduğu ve TÜRKPATENT sicilinden terkininin gerekeceğini, davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının açtığı hükümsüzlük davasının gerçek ve üstün hak sahipliği, tanınmışlık, kötü niyet gerekçelerine dayandırıldığını, davacının ürün ve hizmetler arasında iltibas bulunması nedeniyle hükümsüzlük talebinin ileri sürülmediğini, davacının marka kullanımı ve yurtdışı tescili 19. sınıfta, davalının marka kullanımı ve TÜRKPATENT tescili 27. ve 35. sınıfta olduğunu, dava konusu 2014/44371 nolu marka, davacının markasına ve kullandığı ürünlere tecavüz oluşturmadığını, bilirkişi raporu ve İlk Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde, davacı kullanımının 19. sınıfta olduğu ve davacının öncelik hakkının 19. sınıf kapsamında kalan "spor salonu zemin kaplaması/tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar" alanlarda olduğunun tespit ve hüküm altına alındığını, raporda, dava konusu 2014/44371 nolu markanın ise 27. ve 35. sınıfta tescilli olduğu yani davacının öncelik hakkının bulunduğu 19. sınıfta tescilli olmadığının belirtildiğini, ilgili tespit ve kararda kötü niyet bulunmadığı ve davacının markasının tanınmış olmadığının da belirtildiğini, fakat 27 ve 35. sınıfın bazı alt kısımlarında kısmi marka hükümsüzlüğü gerektiği ifade edildiğini, davacının ürünler arasından iltibas iddiası ve talebi bulunmadığını, karara esas alınan raporun teknik olarak zayıf ve hatalı olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!