WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/615 E.  ,  2024/4920 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/472 Esas, 2022/1449 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/75 E., 2019/905 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile takip borçlusu dava dışı "...Petrol.. Tic. Ltd. Şti" arasında 19.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin yanında, bayiye yapılacak gayrimaddi hak bedeli, borç para ödemesi, ariyet gibi sağlanacak menfaatler konulu taahhütnamelerin de akdedildiğini, ancak bayinin, müvekkilden aldığı akaryakıt bedellerini ödemediğini, bu tutumu nedeniyle bayilik sözleşmesinin, 17.10.2014 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini, bu sözleşmenin feshi ile birlikte 989.815.12 TL ödenmemiş ürün bedeli, 750.000,00 TL ödemenin zamanında yapılmaması nedeniyle vade farkı, 400.000,00 TL ödenen gayrimaddi hak bedeli ve ayrıca 300.000,00 TL borç olarak verilen paranın tahsili amacıyla ipoteğin para çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, takibin, davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerin ikametgahınının K.K.T.C olduğunu hesap kat ihtarnamesinin müvekkilllere tebliğ edilmediğini, mütemerrit duruma düşmeyen müvekkiller aleyhine, limit ipoteği haricinde başkaca borç ilaveleri yapıldığını, müvekkillerinin borçlu olmadığını davacı tarafından başlatılan takibin dayanağının bulunmadığını, kaldı ki müvekkillerinin takip konusu kredi sözleşmesinden doğan borca şahsen kefalet vermemelerine rağmen aleyhlerine icra takibi başlatılmasının haksızlık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu banka dekontlarına göre ve defter kayıtlarına göre... şirketine 472.000,00 TL gayrimaddi hak bedelini ödediği bu tutarı geri isteyebilmesi için... şirketinin sözleşmeye aykırı davranması gerektiği, her ne kadar sözleşmenin 9. ve 14. maddesindeki yükümlülükler ile davacı ihtarnamesi ve davacı ticari defterleri nazara alındığında davalının zamanında ödeme yapmaması nedeniyle sözleşmenin davacı tarafından feshi haklı bulunmakta ise de; sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davacı şirketin intifa hakkından faydalandığı, ürünlerini bayisine sattığı, tabelaları kullandığı dolayısıyla bunlardan istifa eden davacının kendi mal varlığına olumlu katkı sağladığı, bu nedenle faydalarını elde ettiği hakların bedellerinin iadesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı düşeceği kanaatine varıldığından gayrimaddi hak bedeli yönünden talebin reddine, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan banka dekontlarına göre davacının 300.000,00 TL karz bedelini... şirketine ödediği ve bu nedenle geri isteme hakkı olduğu, sözleşmede vade farkı alacağı hususunun düzenlendiği, yapılan ödemelere göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının 558.426,53 TL vade farkı alacağı bulunduğu, bayilik sözleşmesinde garantör sıfatıyla ...'ün imzası bulunduğu, ...'ün aynı sözleşmenin 16.maddesine göre sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirileceğini garanti ettiğini, ...'ün 1/3 hissesine sahip olduğu 2 gayrimenkul üzerinde davacı ...Ş. lehine toplam 1.500.000,00 TL üst sınır ipoteği olduğu, bu ipotek belgesi ile yukarıda açıklanan işlemlerden dolayı davacının doğmuş ve doğacak mal bedeli, tazminat ve cezai şart ile bütün alacaklarının teminat altına alındığının anlaşıldığı, ... mirasçısı olan her iki davalının bu ipotekler nedeniyle sorumlu olduğu, davalıların ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takip bakımından sorumlu olacakları azami tutar 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına ve ayrıca her ne kadar karz ücreti kısa kararda maddi hata neticesi 3.000.00 TL. olarak yazıldığı, toplamdaki miktar üzerinden de anlaşılacağı üzere bu tutarın gerçekte 300.000,00 TL olduğu anlaşıldığından bu hususun tashihen düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin "989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, ancak ipotek limiti 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gayri maddi hak bedeline ilişkin talebin mahkemece "hakkaniyete aykırılık" gerekçesi ile reddedilmesinin mahkeme kararını "hakkaniyetsizlikle" malul hale getirdiğini, bayilik sözleşmesinin kapsadığı akaryakıt istasyonunda beş yıl süre ile müvekkil Aytemiz’in bayiliğinin yapılmasının ve Sözleşme ile taahhütnamelerden doğan sorumlulukların beş yıllık sözleşme süresi içerisinde eksiksiz ve zamanında yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, davalı bayi tarafından imzalanan 19.10.2010 tarihli taahhütnameye göre kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmadan ...’e iade edileceği ve avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek faizinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalı Bayi’nin borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle bayilik sözleşmesi feshedildiğinden kendisine ödenen 400.000,00 TL. + KDV tutarı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini, gayrimaddi hak bedeli alacağından feragat anlamını taşımamak üzere bir an için mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinin haklı olduğu kabul edilse dahi, sözleşmenin süresinin dolmasından yaklaşık 1 yıl önce feshi nedeniyle geriye kalan 1 yıllık süre için ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, vade farkı alacağı yönünden ise; eksik tesbit yapıldığını, bilirkişiler tarafından faturası olmadığı için dikkate alınmayan vade farklı alacaklarının, daha önceki tarihlere ait faturalardan kaynaklı bakiye alacak miktarlarına, bakiye bedel üzerinden işletilen vade farkı alacakları olduğunu müvekkil şirket tarafından dosyaya sunulan faturalar ve bu faturalar için yapılan kısmi ödemeler dikkate alınarak yapılan hesaplama çizelgesinden de anlaşılacağı üzere KDV hariç 691.660,92 TL’lik vade farkı alacağının varlığının tespit edileceğini, mahkeme tarafından vade farkı alacağının 558.426,53 TL olarak hesaplanmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı ...Petrol şirketi arasında 19.10.2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin, garantör olarak ..., .... ve ....ın imzaladıkları, yine davacı ... lehine malikleri ..., ....olan iki adet taşınmaz üzerine bayilik ilişkisinden doğmuş ve doğacak borçlara teminat olmak üzere toplam 1.500.00,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, davacı tarafından istinafa sadece reddedilen alacak kalemleri yönünden başvurulduğu; Mahkemece, vade farkı alacağının kısmen kabulüne, gayri maddi hak bedelinin ise reddine karar verildiği anlaşıldığından istinaf incelemesi bu reddedilen kısım olan vade farkı alacağı ve gayrimaddi hak bedeli yönünden yapıldığı, davacının davalılardan 1.848.241,65 TL toplam alacağı bulunduğunun tespit edildiği, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmediğinden bu miktar alacağın varlığınının taraflar bakımından kesinleştiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 851 inci ila 881 inci maddeleri arasında düzenlenen ve muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceğinin ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırıldığı, aynı Kanun'un 875 inci maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borcun, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşmasının mümkün olmadığı, davacının üst sınır (limit) ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklının ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabileceği, taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olmasının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmeyeceği, zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğunun limitle sınırlı olduğu, somut olayda alacaklı tarafından borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde, borcun ürün alımından kaynaklı borç, gayri maddi hak bedeli, karz ücreti ve vade farkı alacakların toplamı 2.439.812,12 TL olduğunun belirtildiği, ipotek bedeli toplamının 1.500.000,00 TL olduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği kararda 989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.848.241,65 TL alacağın varlığı tesbit edilerek bu miktar üzerinden takibin devamına ancak ipotek limitinin 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına karar verildiği, davacının limit ipoteklerine dayalı takibinde 1.500.000,00 TL'yi borcun tüm eklentileri icra masrafı ve vekalet ücreti dahil olmak üzere talep edebileceği, limit ipotek tutarını aşan miktarda alacaklarını bu takip ve davada talep etmesi mümkün olmadığı, davacı vekili hükmü reddedilen alacakları nedeniyle istinaf etmekte ise de ipoteği aşan miktarda bir alacağın varlığının tesbit edildiği bu miktar kadar alacağın kesinleştiğinin görüldüğü, davacı vekili red edilen alacakları yönünden kararı istinaf etmekte ise de zaten toplam ipotek tutarı 1.500.000,00 TL olup takibin şekli "ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla "olduğundan ipotek limitini aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamayacağı ancak ipotek limiti kadar paraya çevirme işlemi yapılacağından limiti aşan kısım için bu gerekçeyle itirazın iptali isteminin reddi gerekirken gayri maddi hak talebinin ve fazlaya ilişkin vade farkı olmadığına ilişkin bir gerekçeye yer verilmesinin doğru görülmediği, davacının, ipotek limitini aşan kısım için diğer takip ve dava yollarını kullanmasını engellememek için kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılması gerektiği, ayrıca hüküm fıkrasındaki kısım tereddüde neden olacak şekilde verildiğinden bu hususun resen incelenerek hüküm fıkarısının düzeltilmesi gerektiği, takibin ipotek takibi olması nedeni ile ipotek miktarı toplam 1.500.000,00 TL'yi geçemeyeceğinden, limit ipoteğinin üzerinde takip yaplıması kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenerek hüküm fıkrasının düzeltilmesi gerektiği, aşan miktar yönünden davacının dava açma hakkı bulunduğundan mahkeme kararının gerekçesi bağlayıcılık kazanmaması kaydı ile mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazlarının kısmen iptali ile (davacının 989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65 TL alacağının bulunduğunun tesbiti ile) takibin icra masrafı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti 1.500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline, ipotek limitini aşan kısım bakımından itirazın iptali isteminin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, bunun yanında Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf itirazları değerlendirilmemesinin ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un 875 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.