WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/61 E.  ,  2024/1780 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1013 Esas, 2022/1232 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/332 E.

Taraflar arasındaki asıl dava menfi tespit ve birleşen dava menfi tespit ile ipoteğin terkini talebine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin re'sen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davada yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından ve duruşmasız olarak asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı borçlu arasında iki ayrı sözleşme imzalandığını, müvekkilinin 2010 tarihli ilk sözleşmede gayrimenkul ipoteği vererek yer aldığını, ikinci sözleşmede ise müvekkilinin taraf olmadığını, müvekkilinin tarafı olmadığı ikinci sözleşmeye dayanarak davalının müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, posta yolu ile yapılan itiraz kabul edilmediğinden icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilinin ipotek verdiği kredi borcunun da ödendiğini, ipoteğin de fekkinin gerektiğini, davalının dava konusu ilamsız icra takibinin ardından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla da icra takibi başlattığını belirterek müvekkilinin ilamsız icra takibi nedeniyle 421.610,68 TL borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davalı bankanın müvekkilinin tarafı olmadığı sözleşmeden kaynaklanan borç nedeniyle ilk sözleşme için tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını belirterek müvekkilinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi nedeniyle 436.692,28 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekkine, %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ile takip borçlusu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, ayrıca ipotek verdiğini, hesap kat ihtarının davacıya gönderildiğini, davacının hesap kat ihtarına herhangi bir itirazda bulunmadığını, ilamsız icra takibinde süresinde borca itiraz etmediğini, borcun kesinleştiğini, kefil hakkında ilamsız icra takibi ile birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz ipoteğinin kefaletten tamamen bağımsız olduğunu, davacının taşınmazı üzerinde asıl borçlu şirketin bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olmak üzere ipotek tesis edildiğini, asıl borçlu şirketin müvekkiline olan borçlarının devam ettiğini, ipoteğin fekkine yönelik davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hesap kat ihtarnamelerine yönelik herhangi bir itirazı bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı asıl borçlu ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, davacının aynı borç için ipotek veren olarak 120.000,00 TL'lik ayni, kefil olarak da 3.000.000,00 TL'lik şahsi sorumluluk üstlendiği, ipoteğin kefaletinden doğan şahsi sorumluluğunun teminatını oluşturmadığı, yargılama aşamasında bilirkişi raporları alındığı, asıl dava yönünden ilamsız icra takip dosyasında davacının 77.383,00 TL'yi aşan asıl alacaktan, 4.807,00 TL'yi aşan faizden, 240,35 TL'yi aşan BSMV'den sorumlu olmadığı, birleşen davada davacının 120.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı sorumlu olduğu halde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin 230.000,00 TL üzerinden başlatıldığı, davacının 110.000,00 TL yönünden borçlu olmadığı, davalının kötüniyetli olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının ilamsız icra takip dosyasında, 300.601,91 TL asıl alacak, 36.741,35 TL işlemiş faiz ve 1.837,07 TL BSMV olmak üzere toplam 339.180,03 TL yönünden borçlu olmadığının ve kalan 77.380,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %40,16 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanması gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine, davacının tazminat talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takip dosyasında, 110.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen dosya davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından 03.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacının bu tarihten sonraki kredilerden sorumlu olmayacağına yönelik yapılan hesaplamanın kabul edilemeyeceğini, davacının kefaletten cayma iradesinin söz konusu olmadığını, davacının sorumlu olduğu borç tespitinin hatalı olduğunu, faiz oranının hatalı hesaplandığını, birleşen davada dava konusu icra takibinde alacak tutarının maddi hata sonucu 230.000,00 TL olarak yazıldığını, takip talebinde taşınmazın ipotek limitinin 120.000,00 TL olduğunun açıkça yazılı olduğunu, diğer borçluların alacak kalemindeki sorumlulukları ve ipotek limiti aynı yazılmışken yalnız davacıda farklılık olmasının maddi hatayı açıkça ortaya koyduğunu, ipotek limiti altında yapılan satışta, ihale bedelinin masrafları düşüldükten sonra tahsil edildiğini, davanın konusuz kaldığını, davacının hukuki yararının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Asıl ve birleşen dosya davacısı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; kötüniyet tazminatları yönünden taleplerinin reddine karar verildiğini, asıl ve birleşen davada fazla miktar üzerinden icra takibi yaparak müvekkilinin tüm mal varlığının haczedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötü niyet tazminat talepleri yönünden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davada kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın menfi tespit davası olduğu, hükmün olumsuz tespit şeklinde kurulması gerektiği, Mahkemece ise asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık olarak uygulanacak temerrüt faiz oranı olumlu tespit şeklinde hüküm kurulduğu, bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin asıl davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, İlk Derece Mahkemesinin birleşen davanın kısmen kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazının esastan reddine, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın aleyhe husular yönünden bozulmasını istemiştir.

2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet borcu bulunup bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla borç yok ise miktarı, davalı bankanın iki adet genel kredi sözleşmesi nedeniyle dava dışı asıl borçludan alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davacının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin kredi borcunun ne kadarının teminatı olduğu, davacının ipotekli takip nedeniyle dava tarihi itibarıyla borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, ipoteğin fekki koşullarının oluşup oluşmadığı, dava tarihi itibarıyla davacının takipler nedeniyle borçlu olmadığı miktar var ise bu miktarlar yönünden davalı bankanın icra takibi yapmakta kötü niyetli olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 , 150 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbiryandan alınarak yekdiğerine verilmesine.

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.