WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5933 E.  ,  2024/3510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2022/511 Esas, 2023/608 Karar
HÜKÜM :Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;davacıların murisi ...’ın 19.11.2012 tarihinde 79 yaşında vefat ettiğini, muris adına keşide edilmiş, 06.05.2011 tanzim tarihli, 10.08.2011 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bono için davalı tarafından davacılar aleyhine icra takibi yapıldığını, bononun tanzim tarihinde murisin 78 yaşında olduğunu, parkinson ve alzheimer hastası olduğunu, 1995 yılından bu yana Bakırköy Devlet Hastanesinde Kontrol altında iken vefat ettiğini, murisin sağlığında bu senetten hiç bahsetmediğini, imzanın murise ait olmadığını, öncelikle imza incelemesi yapılmasını, senet üzerinde malen kaydı bulunduğunu, bu yaştaki bir kişinin bu miktar mal almasının mümkün olmadığını ileri sürerek İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2011/14505 E. sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasını, takip dayanağı senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitini, takibin iptalini, icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğundan, takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, muris ...’ın İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, .....Mah. .... ada, 17 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın uzun yıllar ödenmeyen vergi ilişiklerinin ve intikal vergilerinin belgeli ve belgesiz olarak davalı tarafından ödendiğini, bu işlerin görüşülmesi sırasında davacılardan ... birçok kez babası muris ile davalı şirkete geldiğini ve görüşmelere katıldığını, davalı tarafından yapılan masraflar nedeniyle diğer tüm hissedarlar gibi muris ...'dan senet alındığını ve bu senede ilişkin icra takibi yapıldığını, davacı tarafından sunulan bu belgelerin tamamının tanı bölümünde parkinson hastalığı yazmakta olduğunu, davacı taraf parkinson hastalığının hak ve fiil ehliyetini kaldıran bir hastalık olmadığını bildiğinden iddialarını inandırıcı hale getirmek için Alzheimer ibaresini eklediğini savunarak davanın reddini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2017 tarih ve 2013/234 E., 2017/612 K. sayılı kararıyla; Zeytinburnu Belediye kayıtlarında yer alan ve dava dışı ... adına yapılan toplam 150.375,08 TL ödemenin 100.251,00 TL'lik kısmının davalı şirketin Halkbank hesaplarından ödendiği, 50.125,02 TL kısmının Şüleyda Şentürk tarafından kredi kartı ile ödendiği tespit edilmiş ise de, davalının senedi talil etmesi nedeniyle ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalının, ispat yükü değişen davada ödemelerin senet karşılığı yapıldığını yazılı olarak ispatlayamadığı, davalının açıkça yemine de dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 13. İcra Dairesi'nin 2011/14505 takip sayılı dosyasında ve 06.05.2011 tanzim 10.08.2011 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olmak üzere davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/60 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararıyla; davacıların murisinin düzenlediği senette malen kaydı olduğu, mal karşılığı verildiği iddiasının aksine borç karşılığı teminat amacıyla alındığının davalı tarafından beyan edildiğinden ispat yükünün senedin talil edilmesi nedeniyle davalı tarafta olduğu, davalının talil nedeniyle bağlı olarak davalı tarafından 150.000,00 TL ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiği ancak dekontlarda davacı murisine yapılan ödeme bulunmadığı, mirasçılardan ...'a yapılan ödemenin muris adına yapıldığı kabul edilse bile ödemenin senet bedelini karşılamadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 03.03.2017 Tarih 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı gereğince açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmeyeceği, davalının cevap dilekçesinin deliller bölümünde açıkça yemin deliline dayanılmadığı ve “ilgili tüm deliller” denildiğinden yemin deliline dayandığının kabul edilemeyeceğin anlaşıldığı, taraflar arasında bir ticari ilişkide mevcut olduğu, davacıların beyanına rağmen murisinin senedin imza tarihinde hukuki ehliyetinin varlığı ve imzanın da kendisinin eli ürünü olduğunun sabit olduğu, davalının alacağı takibe koyduğu için kötü niyetli olduğu kanıtlamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2021/248 E., ve 2022/3899 K. sayılı kararıyla yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalının elden ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine karar verilmiş ancak davacılar, murislerinin keşidecisi olduğu bono nedeniyle borçlu olmadıklarını, murislerinin bono verilmesini gerektirecek mal alımı yapmadığını ileri sürmüş, davalı ise; bononun, davacıların murisinin de maliki olduğu gayrimenkuldeki inşaat işi için taşınmaz malikleriyle yapılan protokoller gereği ilgili taşınmazın vergi ve intikal borçlarının davalı tarafından ödenmesi karşılığında teminat amacıyla alındığını beyan etmiş, davalının dosyaya sunmuş olduğu Kat Karşılığı İnşaat Yapım Protokolü’nde ‘’Arsa hissedarlarından ...’dan yapılacak masraflar karşılığında 150.000,00 TL’lik teminat senedi aldığı, bu sözleşme gereği yerine gelmediği takdirde yapılan harcamalar karşılığında bu 150.000,00 TL’lik senet hak sahibi olarak ... Ltd. Şti. tarafından işleme konulabilir. Kat karşılığı sözleşme imzalandığı takdirde teminat senetleri geri iade edilecektir.’’ denildiği, protokolde açıkça belirtildiği üzere, bu protokol gereği yerine getirilmediğinde davalının yaptığı ödemelerin teminatını oluşturmak üzere bonoyu aldığı, cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde taraf beyanlarından sözleşme konusu kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin ifa edilmediği ve sözleşme gereğinin yerine gelmediği anlaşıldığı, esasen İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda da, davalının protokol kapsamında bir takım ödemeler yaptığı tespit edilmiş ise de, davalı tarafından protokol kapsamında yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir tartışma ve değerlendirme yapılmadığı, bu durumda davalının protokolde zikredilen taşınmaz için protokol kapsamında yaptığı ödemelerin ispatı amacıyla dosyaya sunmuş olduğu ödeme belgeleri ve ilgili diğer evrakların incelenerek, davalının protokol kapsamında mezkur taşınmaz için ödeme yapıp yapmadığının tespiti ile ödeme yapılmış ise davacıların murisinin adına yapılan ödeme miktarında davalının alacaklı bulunduğu değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisi ve davalı arasındaki protokol ile amaçlanan taşınmazın masraf ve sair vergi bağlantısının sona erdirilerek kat karşılığı inşaat sözleşmesine ifa olanağı kazandırdığı, dava konusu bononun da bu amaç ile teminat olarak alındığı, yapılacak vergi ödemelerinin hissedar adına yapılacağı protokolden açıkça anlaşıldığı, sözleşmeye konu taşınmaz için Halkbankası veznesi ve web tahsilatı olarak 150.375,08 TL ödeme yapıldığı, ödemelerin bir kısmı taşınmaz hissedarlarından ... adına görünse de taşınmaz el birliği mülkiyetinde olduğundan vergi bağlantısının kaldırılması amacıyla tüm mirasçıların borcunu sona erdirmek amacıyla yapıldığı, 100.251,00 TL'lik Web tahsilatının davalı yanca yapıldığının kayıtlarla sabit olduğu, 50.125,02 TL'lik kısmın ise davalı şirket sahibi ile akrabalığı bulunan ... tarafından yapıldığı, bu ödemenin davacılar murisi adına ve hissesi yararına yapıldığı kabul edilmesi gerektiği aksi halde şirket ile yakınlığı bulunan Şüyeda'nın farklı bir amaçla hareket ettiğinin kabulü hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, davacılar murisi adına taşınmaz için yapılan davalı ödemesinin 150.375,08 TLx%14,2857'lik miras payına göre 21.482,13 TL olduğu, bu miktar dışında davacılar murisi adına yapılan ve teminatın kapsamına giren bir ödeme ispat olunmadığından bakiye 128.517,87 TL'lik bono miktarı yönünden davacıların borçsuzluğunun tespitine, davacı vekilince emlak beyannameleri kapsamında kimin yararına vergi borcu ödendiğinin belirli olmadığı ileri sürülmüş ise de mirasçıların kök muris adına kayıtlı taşınmazından doğan hak ve borçlar yönünden müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, taşınmaz üzerinde farklı mirasçılarla kullanılan ev bulunsa dahi pay edilmemiş taşınmazın arzına tabi olduğu, bu aşamadan sonra verginin hangi ev için ne kadar ödendiğinin mirasçılar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirip davalıyı etkilemeyeceği, davacılar lehine hükmedilen tazminat bakımından davalı yararına kazanılmış hak ortaya çıktığı gerekçesiyle hüküm bu yönüyle korunarak davacılar yararına tazminata hükmedilmediği, ancak reddine karar verilen kısım yönünden bu suretle oluşmuş bir kazanılmış hak bulunmadığından ve takibin durması nedeniyle davalı yararına tazminata karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kök muris ...’ın mirasçılarından biri olan Y.G. nin murisin birikmiş emlak vergi borçlarından üçüncü kişi konumunda olan Zeytinburnu Belediye Başkanlığı’na müteselsilen sorumlu olunduğu ve müteselsil sorumluluk hükümleri gereği tek başına tüm vergi borcu için yapılandırmaya gitmesinin yasal olduğunu, borcu ödeyen mirasçının rücu hakkı olduğunu, davalı şirketin ödeyen mirasçı yerine geçerek bu bedelleri sair mirasçılardan tahsil etme hakkı veya takas mahsup talebinde bulunma hakkı olmadığını,davalı şirketin Y. G.'nin tek başına ödemeyi taahhüt ettiği emlak vergi borcuna finansör olarak ödeme yapmışsa ve bunu, karşılıklı anlaşma ile geri alamamışsa elinde zaten tam da emlak vergi borcunun tamamı tutarında yani 150.000,00 TL meblağlı (keşide tarihi 05.05.2011,vade tarihi 10.09.2011) senet olduğundan ve bu senedi de zaten İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2011/16631 E.sayılı dosyası ile icraya koyduğundan her halükarda tahsil etme imkanı mevcutken bu icra dosyası üzerinden zararını karşılamak yerine anılan mirasçı yerine geçerek derdest dosyada takas mahsup talebinde bulunması tamamen kötüniyetinin göstergesi olduğunu, davacıların murisi ile yapılan ön protokolün tarihsiz ve adi yazılı olduğundan geçersiz olduğunu, dava dışı üçüncü kişinin kredi kartından yapılan ödemenin dava konusu ilişkilendirilemeyeceğini, bonoda bulunan malen kaydının emlak vergisi borçları için alındığını ispatlamadığını, bononun çifte vade oluşturduğundan kambiyo senedi özelliğini yitirdiğini, teminat senedi olmasının da kambiyo vasfını yitirdiğini,davalı şirketin alacaklı olduğu ve bir kısım tapu hissedarlarının da borçlu olduğu ve tarihsiz Kat karşılığı İnşaat Yapım Ön Protokolleri kapsamında alınan senetlere ilişkin davalı şirketçe açılan 6 adet icra dosyası daha bulunduğunu, dava konusu taşınmazın metro istasyonu düzenleme alanı olduğundan projeye başlanmadığını, davalının kötü niyetli icra takipleriyle taşınmazı cebri icra yoluyla satışa konu etmek istediğini,davacılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalı şirket lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin kısmın bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca dosyaya sunulan cevap dilekçesi ve tüm yazılı beyanlarında taraflar arasındaki ilişkinin ne olduğu ayrıntılı olarak anlatıldığını ve davacı tarafın ödemlerin aksini ispat edemediğini, davalı şirket tarafından yapılan harcamaların belgeleri ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki tek hukuki ilişkinin de bu olduğunda müvekkil şirket tarafından davacıların murisi ve diğer hissedarlar lehine yapılan tüm kazandırmaların veraset ve intikal işlemlerinin yapılması, birikmiş emlak vergi borçları ve cezalarının ödenmesi ile davacılardan ...'a Halk Bankası ... Şubesinden gelen çek bedelinin ödenmesine dair cevabi yazı kapsamında ödemenin davacıların murisi ile yapılan protokol çerçevesinde ödendiğini, taraflar arasında çek alış verişini gerektirecek herhangi bir ticari ilişki olmadığı gibi yargılamanın başından bu yana davacıların böyle bir iddiasının bulunmadığını, Zeytinburnu Belediyesinden gelen cevabi yazılarda belirtilen ödemeler ile ilgili olarak davalının banka hesabı ile davalı şirket ortağının eşinin kredi kartı ile yapıldığı değerlendirildiğinde davanın reddi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, takip dayanağı bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.