WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/593 E.  ,  2024/4086 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1095 Esas, 2022/1293 Karar
DAVA TARİHİ : 20.07.2018
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/722 E., 2019/1050 K.

Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu ... Yapı İnş. San. Ltd Şti'nin %40 ortağı olduğunu, şirketin %60 oranında hissedarı olan davalı ...'in aynı zamanda şirketi temsile münferit yetkili yöneticisi olduğunu, davalının usulsüz ve haksız işlemler ile şirketi borçlandırıp zarara uğrattığını, söz konusu zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine açılan davanın yargılamasının devam ettiğini ileri sürerek, davalının, şirketi daha fazla zarara uğratmaması adına temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, şirketin herhangi bir faaliyetinin de bulunmadığını, davacının da aynı zamanda şirketi temsile yetkili kişi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ortakları olduğu dava konusu şirketin temsil ve ilzam yetkisinin davalı tarafa ait olduğu, davalının, kardeşleri olan ... ve ...'i alacaklı göstermek suretiyle şirketi borçlandırıcı eylemlerde bulunduğu, şirketin ticari defter ve kayıtlarının davalının uhdesinde bulunmasına rağmen söz konusu kayıtları mahkemeye sunmadığı, bu bağlamda davanın kabulü ile davalının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça iddia edilen hususların tamamen şirketin iç işleyişi ile ilgili olduğu, bankalardan yapılan ödemelerin bir kısmının şirket adına alınan taşınmazlara, bir bölümünün şirkete dışarıdan üçüncü kişilerden gelen paraların geri ödemesine, diğer kısmının ise şirket müdürü olarak ...' in şahsen yapmış olduğu harcamaların şirket tarafından ödenmesine ilişkin olup tüm bu hususlarda zaten davacının bilgisinin ve kontrolünün olduğunu, zira; şirketin sermayesi ile yaptığı iş hacmi karşılaştırıldığında ciddi bir oransızlık ortaya çıktığını ve bu noktada gerekli finansman da genellikle davalının şirket müdürü ...'in akrabalarından sağlandığını, dosyada mübrez bilirkişi raporu ile de sabit hale gelmiş olduğu üzere davacının dava konusu iddialarını ortaya koyar herhangi bir tespit yapılamadığı, davalının herhangi bir usulsüz işlemine rastlanılamadığını, ... ve ...'in davalı ... 'in kardeşleri olup şirketin nakit paraya ihtiyaç duyması nedeniyle ricası üzerine dosyaya sunmuş olduğu konuya ilişkin kayıt ve dekontlardan da görülüp anlaşılacağı üzere doğrudan şirket hesabına ödünç para gönderdiklerini bu nedenle de şirketten alacaklı duruma geldiklerini, bahse konu senetlerin adı geçen kişilere verildiğini, kaldı ki; huzurdaki davayı açan davacının da yetkili olduğu sırada davayı açmasının anlamsız olduğunu, dolayısıyla hukuki menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken esasına girilerek karar verilmesinin de doğru olmadığını, davacının, davalının şirketin hakim ortağı olması ve müdür seçilmesine engel olamaması, zira davalı müvekkilinin davacının kötüniyetli tavır ve tutumu nedeniyle sirküler tipi karar neticesinde müdür seçilmesi nedeni ile iş bu davayı kötüniyetli olarak açtığını, davacının iddia ettiği gibi şirketi sadece davalı müvekkilin yönettiği davacının hesaplardan hiç haberi olmadığı iddiasının da bu açıdan doğru olmadığını, hatta şirketin muhasebe işlerini yürüten kişinin bile davacının yakın arkadaşı olduğunu, bu açıdan şirketin kayıt ve defterlerinin davalının uhdesinde olma olasılığının bile bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi incelemesine göre, davalının şahsi kredi kartı ödemelerinin şirket hesaplarından gerçekleştirildiği, aynı şekilde davalıya banka aracılığı ile gönderilen tutarlar karşılığında hesabının borçlandırıldığı, 09.03.2016 tarihinde ..... plakalı .... Benz ve 10 06.2017 tarihinde ..... plakalı .....marka araç satış bedellerinden bir kısmının davalı tarafından tahsil edildiğinşn tespit edilmesine rağmen bunlara ilişkin şirkete ödeme yapıldığına dair bir kaydın ve iddianın söz konusu olmadığı, bunun gibi, ... ve ...'in şirket hesabına ödünç para gönderdikleri ileri sürülmüş ise de incelenebilen şirket hesaplarında böyle bir kaydın bulunmadığı, ayrıca, davalının iddiasına göre, 280.000,00 TL tutarlı senetlerin şirkete gönderilen ödünç karşılığında olması halinde, bu senetler için davalının şirkete borçlandırılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı ortağın bu işlemlerden haberdar olduğu ve kontrolünde gerçekleştiği iddiasının ise ispatlanamadığını, şirketin sermayesi ve iş hacmi karşılaştırıldığında ciddi bir oransızlık ortaya çıktığı ileri sürülmekle birlikte, şirketin ticari defterlerinin sunulmamış olması karşısında bunun tespitinin mümkün olmadığı, ticari defter ve kayıtlarının yönetici sorumluluğunda olduğu, davalı yanca ticari defterlerin kendisine teslim edildiğine ilişkin herhangi bir ihtarın ya da şikayetin dosyaya bildirilmediği, buna göre davalının kredi kartı harcamalarının şirketten ödenmesi, şirkete yapılan ödemelerin ve araçların satış bedellerinin bir kısmının şirket hesabına aktarılmaması ayrıca herhangi bir ticari ilişki olamamasına rağmen kardeşleri lehine senet düzenlemiş olması karşısında davalının müdürlük görevini gereken özeni göstererek yerine getirmediğinin ve şirketin menfaatlerini ihlal ettiğinin kabulünün gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.