WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5879 E.  ,  2024/3152 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/782 Esas, 2023/302 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında LPG gaz alımı konusunda bayilik anlaşması olduğunu, davalıdan müvekkilinin gaz alımı yaptığını, anlaşma süresince müvekkilinin aldığı gaz bedelini ödediğini ve borcu bulunmadığını, müvekkilinin Yapı Kredi Bankası'na ait boş çeki davalı şirkete yaklaşık beş yıl önce teminat olarak verdiğini, sözleşme süresi 20 gün önce bittiğinden müvekkilinin başka bir firma ile anlaşma imzaladığını, bu anlaşma akabinde herhangi bir zarar olmamasına rağmen, sırf müvekkilini yeni anlaşmadan caydırmak için davalının çeki anlaşmaya aykırı doldurarak bankaya ibraz ettiğini ileri sürerek davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline kararı verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 23.01.2013 tarihli ve 2011/6 E., 2013/40 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, davacı şirketin ticari ilişkiden dolayı davalı şirkete 8.000,00 TL borçlu olduğunun tespitine, davacı şirketin Yapı Kredi Bankası .... Şubesi 000011....3.....691 nolu 312.440,00 TL bedelli 28.12.2010 keşide tarihli çekin iptali isteminin reddine karar verilmiş, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.06.2014 tarihli ve 2013/14967 E., 2014/11344 K. sayılı kararı ile davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine dayalı açılan menfi tespit davası olduğu, yargılama sonunda kurulacak hükmün, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olması gerektiği halde mahkemece hükmün ikinci fıkrasında borç miktarı belirlenerek olumlu tespit davası şeklinde hüküm kurulduğu, bu hususun, yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 27.05.20216 tarihli ve 2014/466 E., 2016/438 K. sayılı kararda, davalının, cari hesap ekstresine göre davacıdan 312.440,00 TL alacaklı olduğu görülse de davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olmadığı ve taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığından cari hesap sözleşmesinin bulunmadığının kabul edildiği, dava konusu çekin teminat çeki olarak verildiğinin davacı tarafından ispat edilemediğinden çek iptali isteminin reddi gerektiği, bilirkişi raporunda davalının 8.000,00 TL alacaklı olduğu belirtildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 8.000,00 TL dışında borçlu olmadığının tespiti ile çek iptali talebinin reddine, karar verilmiş davalı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.09.2017 tarihli ve 2016/19886 E. ve 2017/6041 K. sayılı kararında; mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve menfi tespit davasında hüküm altına alınması gereken miktarın hükümde açıkça gösterilmediği, menfi tespit davalarında borçlu olunmayan miktarın açıkça saptanıp hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine elverişli olmadığı, mahkemece konusunda uzman bir bilirkişiye ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak özellikle, davacıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği mallarla ilgili deliller teslim belgeleri, cari hesap ekstreleri gibi tüm kayıt ve belgeler ve varsa davacının ödeme iddiasına konu ödeme belgeleri eksiksiz olarak incelenip iddia ve savunma çerçevesinde uyuşmazlık incelenip, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek menfi tespit davasının özelliği de gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirkete ait 2010 yılı yevmiye defterinin kapanış yevmiye kaydında 28.12.2010 çek keşide tarihi itibari ile 312.440,00 TL tutarlı bir çek kaydında rastlanmadığı, dolayısıyla dava konusu çekin birbirini teyit edecek şekilde her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, çek keşide tarihi itibari ile ve yıl sonu kapanış tarih itibari ile 312.440,00 TL borç kaydının davacının ticari defterlerinde olmadığı, davalı şirketin dava konusu çek bedeli kadar alacağı yevmiye defterine kayıt ettiği ancak çeki alınan çekler hesabına kaydetmediği, dayanak belge olmaksızın 31.12.2010 tarihinde davacıya 312.440,00 TL'lik mal satıldığı, buna karşılık davacının bu bedel kadar borçlandırıldığına dair davalı defterindeki kayıttan dolayı davalının satış kaydından KDV hesap kaydı yapmadığı, davalı şirket tarafından kendi defterlerine çek bedeli kadar davacı şirket hesabına alacak kaydı yapılmış olmakla birlikte bu miktar mal satıldığının, teslim edildiğinin, fatura kesildiğinin ortaya konulamadığı ve tespit edilemediği, böylece borçlandırmaya esas teşkil eden satışın gerçek bir işleme dayanmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının da birbirini doğrulamadığı, davanın taraflarının aynı zamanda davaya konu senedin keşidecisi ve lehtarı oldukları bu nedenle temel ilişkinin tarafları arasında gerek biçimsel soyutluk gerekse temel ilişkiden kaynaklanan kişisel def'ilerin senedi iyiniyetle devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ile ilgili olan maddi soyutluktan söz edilemeyeceğinden ve davacı şirketin taraflar arasındaki alışverişten dolayı borçlu olmadığı tespit edildiğinden davacı şirketin borçlu olmadığına ve senedin bedelsiz olduğuna dair kişisel def'ileri öne sürmesi mümkün olduğundan davacı şirketin dava konusu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının anlaşıldığı, çek iptali davasını açma yetkisinin çekin hamiline ait olduğu, davacının keşideci olduğu, hamil sıfatının olmadığı, çekin keşidecisinin çekin iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne davacının Yapı Kredi Bankası .... Şubesi 000011.....55... no.lu 312.440,00 TL bedelli 28.12.2010 keşide tarihli çekten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, çek iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dosyada daha evvel iki defa kısmen kabul kararı verildiği halde temyize konu karar ile tümden kabul kararı verilmek sureti ile usulü müktesep hakkın ihlal edildiğini, davanın ödeme iddiasına dayalı olduğunu, ödemeyi ispat yükü davacıda olduğu halde herhangi bir belge sunulmadığını, bu konuda araştırma yapılmadığını, çek bedelinin ödenmediğini, tarafların defterlerinin incelendiğini, müvekkili şirket kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olunduğunun tespit edildiğini, mahkemece cari hesap ekstrelerinin geçerli olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verildiğini, cari kayıtların belgeye dayalı olduğunu, 22.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda bu hususun belirtildiğini, defter kayıtları ile cari hesapların birbirini teyid ettiğini, dolayısıyla cari hesap özetinin geçerli olmadığından bahisle davanın kabulünün doğru olmadığını, 22.11.2012 tarihli bilirkişi raporu ekinde gösterilen taaahhütlü mektup alındısı ile davacı tarafa borç miktarını ihtiva eden yazının gönderildiğini, mutabık olunup olunmadığının sorulduğunu, ancak davacı şirketin tebliğe rağmen itiraz etmediğini, ikinci bozma kararında işaret edilen hususlarda yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerledirilmediğini, davacının kayıtları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, dosya kapsamında daha evvel alınan bilirkişi raporunda 2010 yılına ait 53 adet faturadan 51'inin davacı defterlerine de kaydedildiği ve davacını kendi defterlerinde 170.000,00 TL'lik ödeme kaydı bulunduğunun tespit edildiği, ancak ödeme belgesinin sunulmadığını, davacı tarafça dosyaya başka belge de sunulmadığını, müvekkili şirkete bu miktarda yapılmış bir ödemenin olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususların yer almadığını, her iki tarafın kayıtlarında bulunan ortak faturalar hakkında bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, sadece çekin defterlerde kayıtlı olup olmadığı hususunun irdelendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi sırasında teminat olarak verildiği belirtilen çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile çek iptali taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.