WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5836 E.  ,  2024/3228 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/ 1760 Esas, 2023/1903 Karar
KARAR :Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ..., ...,..., ve .....’in müvekkili şirketin 02.02.2012 tarihli yönetim kurulu kararına kadar ortakları olduklarını,..... dışındaki ortakların hisselerini dava dışı ......’ya devrederek ortaklıktan ayrıldıklarını, 2007 yılında müvekkili şirkete ait olan ve dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların aynı yıl içerisinde o dönem şirket temsilcisi olan ... tarafından davalıya satıldığını, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu, davalının ...’in damadı olduğunu, taşınmazların satışından dolayı şirkete ödeme yapılmadığını, şirket kasasına para aktarılmayıp bilançoda bu satışlardan kaynaklı aktif bir artışın bulunmadığını, halen şirket ortağı olan .....’ten mal kaçırma kastı ile satış görünümlü bedelsiz devirlerin yapıldığını, davalının muvazaadan haberdar olduğunu, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak muvazaanın bulunmadığını, anılan iddiaya dair yazılı delil sunulmadığını, tanık dinlenmesine muvafakat edilmediğini, devir işlemleri ortaklar arasında yapıldığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, satış bedelinin şirket kayıtlarına girmemesinin müvekkilini ilgilendirmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2015/24 E., 2017/375 K. sayılı kararıyla davalı ile şirket ortağı arasındaki yakın akrabalığın tek başına muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, tanık beyanlarının ise tanıkların bizzat şahit olduğu hususlara dayanmadığı, taşınmazların satış bedellerinin şirket kasasına girip girmediğine dair hususun davacı şirket ile satışı yapan şirket ortağı arasındaki hukuki ihtilaf olup davalı ile bağlantılı olmadığından muvazaa olarak değerlendirilmediği, dava konusu taşınmazların satış bedelleri ile keşifte belirlenen bedeller arasındaki farklılıkların tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaz satışlarının 2007 yılında yapıldığı, davanın 2015 yılında açıldığı, satışı gerçekleştiren ortağın payını 2012 yılında devrettiği, bu süreç nazara alındığında davacının anılan satıştan haberdar olmadığına dair iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yakın akrabalık ve bedel farkının başkaca delillerle desteklenmediğinden muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalının tapu kaydına güvenerek davacı şirketin yetkili temsilcisinin yaptığı satış ile dava konusu taşınmazların alımında iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/1154 E., 2017/1166 K. sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili temyiz etmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairenin 26.09.2019 tarihli ve 2019/2707 E., 2019/5896 K. sayılı kararı ile; "Bölge Adliye Mahkemesince, satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışı taraflarının yakın hısım oluşu nedeniyle satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılarak dava kabul edilmiş ise de bu hususlar tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir.Davacı, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, muvazaalı olduğu iddia eden satış işlemi işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup bu nedenle yazılı delille ispatı gerekir. Davacı, bu yönde yazılı delil ibraz etmemiştir. Satış bedelinin, şirket müdürü tarafından kasaya konulmaması satışın muvazaalı olduğunu göstermeye yeterli olmayıp, bu husus ancak müdürün sorumluluğunu gerektirir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." şeklindeki gerekçeyle karar bozularak dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2020 tarih ve 2019/2851 E., 2020/186 K. sayılı kararı ile bu tür davalarda objektif ve subjektif delillerin birbirleri ile bağlantısı kesilmeden değerlendirilmesi gerektiği, hayatın olağan akışı gereği şirket eski müdürü ile damadı olan davalının iş ve irade birliği içerisinde hareket ettiklerinin belli olduğu, bu sebeple davalının iyi niyet savunmasının dinlenemeyeceği, muvazaa iddialarının zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tâbi olmadığı, aradan zaman geçmesinin, sebebin ortadan kalkmasının ve sonradan icazet verilmesinin muvazaalı işlemlere geçerlilik sağlamayacağı, davacının muvazaa iddiasıyla alakalı kapsamlı ifadeler kullandığı, genel muvazaa nedenlerine dayandığı, eski şirket müdürünün şahsi sorumluluğunun bulunmamasının davacının ayın isteme hakkını ortadan kaldırmadığı, davacının haksız fiil mağduru olarak talepte bulunduğu, kendi muvazaasından bahsedilemeyeceği, somut olayda vekil ile davalının damadı arasındaki iş birliğinin kanıtlandığı, davacı şirket eski müdürünün davacıyı zarara uğrattığı, davacı şirketin dava konusu taşınmazları devir ihtiyacı içerisinde olmadığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, böyle bir ihtiyacın da davalı tarafça savunularak ispat edilmediği, davaya konu taşınmazların satışına ilişkin bedellerin davacı şirket envanterine girdiğinin kanıtlanmadığı, taşınmazların gerçek değerleri ile satış bedelleri arasında aşırı farklılıklar bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 tarih, 2023/11-214 E., 2023/246 K. sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların davalıya devrine ilişkin yapılan sözleşmelerde davacı şirketin taraf konumunda olması ve anılan sözleşmelerin resmî şekilde akdedilmiş olmaları sebebiyle bu sözleşmelerin muvazaalı olduklarına dair iddia ancak yazılı delille ispatlanabilecek olup davacı şirket tarafından bu hususta dosyaya herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların sözleşmede gösterilen devir bedelleri ile keşif ile belirlenen değerleri arasındaki fark, taşınmazların satış sözleşmelerini şirket adına imzalayan şirket müdürü ile davalının akrabalık bağı ve taşınmazların devir bedellerinin şirket kasasına girmemiş olması anılan sözleşmelerin muvazaalı olduklarına dair iddiayı ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satışa konu taşınmazların keşifte belirlenen değerin satış bedeli ile kıyaslandığında aralarında fark oluşu ve satışın taraflarının yakın hısım olmasının, satışın muvazaalı olduğunun ispatına tek başına yeterli olmadığı, davacının, dava dilekçesinde satış bedelinin kasaya girmemesi nedeniyle satışın muvazaalı olduğunu iddia etmiş ise de, muvazaalı olduğu iddia edilen satış işleminin işbu davanın tarafları arasında yapılmış olup, bu nedenle yazılı delille ispatının gerektiği, davacının, bu yönde yazılı delil ibraz etmediği, satış bedelinin, şirket müdürü tarafından kasaya konulmamasının satışın muvazaalı olduğunu göstermeye yeterli olmayıp, bu hususun ancak müdürün sorumluluğunu gerektirdiği, bu hali ile davacının davasının yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilgi belge ve tanık beyanları doğrultusunda; satış bedelinin taşınmazın o dönemki bedelinden çok çok düşük olması, şirket kasasına para girmemiş olması, davalı ile satışı yapan şirket müdürü arasındaki akrabalık ilişkisi, sözleşmenin tarafı olan davalının şirket müdürü konumundaki kayınpederinin kötü niyetinden haberdar olması, dava dışı şirket müdürü ve davalının el birliği ile zararlandırıcı işlem yaptıkları hususunda şüphe olmaması hususları dikkate alındığında davanın haklılığı ve istinaf mahkemesinin önceki direnme gerekçesinin yerindeliğinin ortada olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davanın sadece yazılı delille değil her türlü delile ispat edilebilir nitelikte olduğunu, yargılama sürecinde muvazaanın ispat edildiğini, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararının başka kararları ile çeliştiğini, muvazaa ispatındaki dar yorumunun yerinde olmadığını ve hukuka ve adalete uygun düşmediğini, şirketi, şirket temsilcisinin özen ve sorumluluk duygusuyla yönetmesi gerektiği halde buna uymadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.