WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5811 E.  ,  2024/3755 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/664 Esas, 2022/817 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ile davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı ... vekili ile davalı ... tarafından Mahkemece taraflar aleyhine verilen ilk kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekili ile davalı ...'ın temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkiline 120.000,00 TL borç verildiğini, müvekkilinin de 75.000,00 TL ve 45.000,00 TL bedelli iki adet çeki hamiline keşide edip davalı ...’a teminat olarak verdiğini, davacının toplam 125.000,00 TL ödeyerek borcunu kapattığını, ancak davalı ...’in çek bedelini haricen tahsil ettiği halde çeki ciroladığını, ardından davalı ...’ın da cirosu ile çekin davalı ...’e geçtiğini, bu kişinin de müvekkili hakkında takip başlattığını, davalı ...’in diğer davalılarla çıkar ve işbirliği içinde hareket ettiğini ileri sürerek müvekkilinin takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini, takip konusu çeklerin diğer davalılar yönünden de bedelsiz olması sebebiyle iptalini, takip alacaklısının kötüniyeti sebebiyle %40’tan aşağı olmamak üzere tazminatın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile diğer davalılar arasındaki ilişkinin iyiniyetli olup davalı ...’tan alacağına karşılık çekleri alan müvekkilini ilgilendirmeyeceğini, davacının takip ve şikayete kadar bir işlem yapmadığını savunarak davanın reddini, icra inkâr tazminatının tahsilini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2009 yılından itibaren davacıya 290.000,00 TL borç verdiğini, davalının ise bunların karşılığında 6 adet çek keşide ettiğini, bunlardan ilk dördünün ödenip iade edildiğini, ancak davaya konu edilen 45.000,00 TL ve 75.000,00 TL çeklerin ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 02.12.2019 tarih, 2019/420 E., 2019/1009 K. sayılı kararı ile ceza mahkemesince davalı ...’ın bedelsiz senedi kullanma suçundan mahkumiyetine dair verilen kararın kesinleştiği, çekte son hamil olan ...’in senedin bedelsiz olduğunu bile bile, bir başka deyişle kötü niyetle temlik aldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davalılar ... ve ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalı...mirasçıları ... ... ve ... yönünden davanın reddine, kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili ile davalı ... mirasçıları ... ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.03.2022 tarih, 2020/4002 E., 2021/3859 K. sayılı kararı ile“..1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2- Mümeyyiz davalılar ... ve ... ...vekilinin temiz itirazlarının incelenmesine gelince, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurulması (İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış- infaz edilmiş olması gerekir (İİK m.72,IV c.2).

Somut olayda, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 04.08.2011 tarihinde icra kasasına giren paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmiştir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalıların tazminat talebi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu hususta gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davalılar ... ve ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerektiği.. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2013 tarih 2012/335 E., 2013/184 K. sayılı kararıyla, davalı ...’ın bedelsiz senedi kullanma suçundan mahkumiyetine karar verdiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davalılardan ...'a davaya konu iki adet çekin daha önce alınan 120.000,00 TL borç karşılığında teminat amacıyla verildiği, borcun fazlasıyla ödendiği halde iade edilmeyerek, davalı ...'a ciro edilerek takibe konu edildiği, çekte son hamil olan...yönünden senedin bedelsiz olduğunu bile bile, bir başka deyişle kötüniyetle temlik aldığının ispatlanmadığı kanaatine varılarak davacının davalılar ... ve ...'a Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2011/6099 Esas sayılı takip dosyası dayanağı Yapı Kredi Bankası ......, Şubesine ait 29.06.2011 tarih ve 75.000,00 TL bedelli ve 01.07.2011 tarih, 45.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve davalı...mirasçıları ... ... ve ... yönünden reddi gerektiği, ayrıca davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 04.08.2011 tarihinde icra kasasına giren paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verildiği, bu durumda davalı muris...mirasçıları olan davalı ... ve Sibel'in alacaklı oldukları bedeli davacı nedeniyle ulaşamadıkları için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği takibin yapıldığı 02.07.2012 tarihindeki yürürlükte bulunan mevzuat dikkate alınarak %40 oranında kötü niyet tazminatına hak kazandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının davalılar ... ve ...'a Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2011/6099 E. sayılı takip dosyası dayanağı Yapı Kredi Bankası Sıhhiye Şubesine ait 29.06.2011 tarih ve 75.000,00 TL bedelli ve 01.07.2011 tarih, 45.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı...mirasçıları ... ... ve ... yönünden reddine, kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile 48.000,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı...mirasçıları ... ... ve ...'a verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında bilirkişi raporu alınmaksızın ve müvekkili aleyhine somut delil teşkil edecek herhangi bir belge olmaksızın ve başka mahkeme kararına dayanılarak karar verildiğini, müvekkilinin ticaret ile uğraşmakta olan bir tacir olup davacının geçmişte zaman zaman paraya sıkışarak müvekkilinden borç para aldığını, davacının iddia ettiği gibi aralarında herhangi bir ortaklık girişiminin bulunmadığını, 2009 yılından dava tarihine kadar 290.000,00 TL borç para almış olup davacınnın bu borçların bir kısmı için çek vediğini, bir kısmı için de senetsiz olarak borçlandığını, ödenmeyen borçlar için icra takibi yapıldığını, davacının tekrardan 75.000,00 TL ve 45.000,00 TL olmak üzere borç istediğini, müvekkili tarafından davacıya söz konusu miktarlarda nakit para verildiğini ve bu borç paraların karşılığı olarakta uyuşmazlık konusu olan toplam 120.000,00 TL bedelli çek aldığını, Mahkemeye sunulmuş olan dekontların dava konusu çekler için yapılan ödemeler olmayıp; aralarında geçen önceki tarihli borç ilişkilerinin sonlanması ile müvekkili tarafından iade edilen çeklere ait ödeme dekontları olduğunu, dava konusu çeklerin dosya kapsamında bulunan ödeme ve dekont tarihlerinden sonra alınan borç paralar için olduğunu, bankadan gelen cevaplarda da yapılan ödemelerin uyuşmazlık konusu çeklerden önce yapılan ödemeler olduğu hususları belirtilmişse de Mahkemece bu husus araştırılmayarak eksik incelemeye dayalı olarak karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında bilirkişi raporu alınmaksızın ve salt başka mahkeme kararına dayanılarak karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme nedeniyle 2 adet çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme
Yerel mahkemece verilen bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulmuş ve Yargıtay’ın bu bozma kararına uyulmuş olması halinde, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Mahkeme, bozmaya uyulması kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muzda anılan müesseseye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “usuli müktesep hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Bu kurala yerel mahkemece uyulması gerektiği gibi Yargıtay tarafından da uyulması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.09.2005 gün ve 2005/8-512 E. 2005/535 K.) Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa gelindiğinde, mahkemece verilen ilk kararda davalı ... ile davalı ... yönünden verilen ilk karar, taraflarca temyiz edilmediğine göre kesinleşmiştir. Bu halde mahkemece davalı ... ile davalı ... yönünden önceki kararın kesinleşmiş olduğu nazara alındığında karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığından davalı ... ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ... ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.