WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/575 E.  ,  2024/4117 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1049 Esas, 2022/1128 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/738 E., 2019/587 K.

Taraflar arasındaki genel kurul ve genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 50.000 hissenin 15.000 adedinin sahibi ve davalı şirketin %30 oranında hissedarı olduğunu, hamiline hisse senetlerinin halen müvekkilinin elinde olup ibraz edileceğini, müvekkili şirketin 01.08.2008 tarihindeki olağanüstü olmak üzere 21.06.2016, 24.07.2015, 02.03.2012 ve 24.06.2008 tarihli genel kurul toplantılarına pay sahibi olmasına rağmen davet edilmediğini, toplantılara hiçbir şekilde asaleten ve/veya vekaleten katılmadığını, müvekkilinin genel kurula katılma hakkının bu şekilde ortadan kaldırıldığını, genel kurul toplantılarına çağrılmayarak, oy kullanma, karar alma, bilgi alma, inceleme, denetim yapma, hukuki yollara başvurma ve kanunen vazgeçilmez nitelikte olan diğer haklarının da sınırlandırıldığını/kaldırıldığını, 24.06.2008 tarihinde ve sonrasında yapılan genel kurullarda müvekkili pay sahibi değilmiş gibi karar alınarak işlem yapıldığını, müvekkili haklarını açıkça ihlal eden genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, her bir pay sahibinin genel kurul toplantısından haberdar olabilmesinin ve anılan temel pay sahipliği haklarını kullanabilmesinin asgari koşullarını düzenlemekte olup bu niteliği itibariyle mutlak emredici bir hüküm olduğunu, 24.06.2008 tarihli genel kurula davetin yetkili organ veya kişilerce yapılmadığını, 24.01.2006 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkilinin üç yıllığına yönetim kurulu başkanı seçildiğini, dolayısıyla şirket ana sözleşmesindeki hüküm gereğince; 24.06.2008 tarihli genel kurula davet kararının ancak müvekkili ve müvekkili ile birlikte bir yönetim kurulu üyesinin müşterek kararı ile alınabileceğini, ancak müvekkilinin olağan genel kuruluna ilişkin davet kararı vermediğini, 24.06.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı yok hükmünde olduğundan; bu genel kurulda seçilen yönetim kurulu ve yönetim kurulunun aldığı tüm kararlar ile 24.06.2008 tarihinden sonra yapılan tüm genel kurulların da yok hükmünde olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 21.06.2016, 24.07.2015, 02.03.2012 ve 24.06.2008 tarihli olağan genel kurulları ve genel kurulda alınan kararları ile 01.08.2008 tarihli olağanüstü genel kurulun ve genel kurulda alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı şirketin tek hissedarı olan ... ile kardeş olduğunu ve 01.02.2006 tarihine kadar yıllardır devam eden ortaklıkları süresinde edinilmiş şirketleri, eşleri ve kendileri adına olan menkul ve gayrimenkul mallarının tamamının taksimi için 06.01.2006 tarihinde hakem tayin sözleşmesi yaparak hakem heyetine başvurduğunu, bunun üzerine yapılan yargılama sonucunda 20.10.2007 tarihli hakem heyeti kararı verildiğini, kararın taraf asillerine 24.10.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, tarafların itirazı veya mahkemeye iptal başvurusu olmaması üzerine kararın kesinleştiğini, hakem heyeti yargılamasının 25.11.2006 tarihli, 2006/20 sayılı toplantısında tarafların kendi iradeleri ve rızai taksimleriyle taşınmazların tamamının ...’a devredildiğini, buna karşılık davacıya ... Ltd. Şirketinin taksim edildiğini, işbu tutanağın davacı tarafından hakem heyeti huzurunda imza altına alındığını, davalı şirketin tüm hisselerinin tarafların ortak mutabakatları ve rızai taksimleri doğrultusunda ...’a verilmesinin kararlaştırıldığını, ayrıca yine hakem heyeti kararının ardından davacı yedinde bulunan davaya konu hamiline hisse senetlerinin ...'a teslim edilmesinin talep edildiğini, buna karşın davacının hisse senetlerini kaybettiğini, bulamadığını inandığı bütün değerlerin üzerine yemin ederek beyan ettiğini, hakem heyeti kararında yer alan davalı şirketin hisselerinin tamamının devri ve davacının hisse senetlerini kaybettiğini, hakem heyeti kararının tarafların itiraz etmemesi üzerine kesinleşmesinin ardından davalı şirketin 24.06.2008 tarihinde yönetim kurulu kararında davacının başkanlığında ... ve ....’ın katılımıyla; "sayın ... 15,000 hisseye isabet eden 15.000,00 YTL tutarındaki hisselerini ...'a satmasına ve diğer hissedarların hisselerinin....,...,...,ve ...’e satılmasına karar verilerek işbu kararın mevcut başkan davacı tarafından imza altına alındığını, bu karar doğrultusunda davacı ...'un şirkette bir hissesi kalmadığını, taraflar arasında yaşanan tüm bu gelişmelerden sonra davacının huzurdaki davada, davalı şirketin halen hissedarı olduğuna ilişkin bu beyanları karşısında başta davalı şirket yetkilileri olmak üzere tarafların on yıllara dayanan uyuşmazlıklarının çözüme kavuşturulmasında etkin rol oynayan doğrudan görgüye dayalı şahitlikleri olan hakem heyetinin büyük bir şaşkınlık yaşandığını, hakem heyeti kararı ve davalı şirketin 24.06.2008 tarihli yönetim kurulunda alınan kararlar mevcutken davacının huzurdaki beyanlarına başkaca bir itiraz sunulmasına ihtiyaç olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketteki payını devreden davacının, davalı şirketin yönetim kurulunca dahi bu yönde karar alındıktan yaklaşık dokuz (9) yıl geçmesi sonrası davalı şirket ile olan ortaklık ilişkisinin son bulduğu noktasında davalıda güven uyandırdığı, oluşan bu güven çerçevesinde davacının, azınlığa kanunun tanıdığı hakları da kullanmayacağını bir anlamda izhar ettiği, bu güvene dayalı olarak tarafların hukuki konumlarını belirledikleri, taraflar arasında karşılıklı olarak bir güven ilişkisinin dokuz yıllık sürede oluştuğu, bu sürenin oluşumuna bizzat davacının düzenlediği protokol ile bizzat davacının imzaladığı yönetim kurulunun kararının da referans niteliği taşıdığı, bu nedenle davacı kendi kusuru ile davalı şirkette, dokuz (9) yılı aşan süre ile oluşan güvene aykırı hak talep etmesinin hukuken korunamayacağı, bir başka deyişle davacının çelişkili davranış yasağını açıkca ihlal ettiği, yapılan açıklamalar karşısında davacının dava açıldığı tarih itibariyle hukuken kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; pay sahibi olan müvekkilinin usulüne uygun olarak genel kurullara davet edilmemesi, genel kurula katılma, oy kullanma, karar alma ve bunun gibi kanundan doğan haklarının ortadan kaldırılması ve genel kurul toplantılarına davetin yetkili kişi veya organlarca yapılmamış olması nedeniyle; davalı şirketin 21.06.2016, 24.07.2015, 02.03.2012 ve 24.06.2008 tarihli olağan genel kurulları ve genel kurulda alınan kararları ile 01.08.2008 tarihli olağanüstü genel kurulun ve genel kurulda alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların aralarında uzun süre devam eden uyuşmazlık ve ortaklıklarının tasfiyesi konusunda anlaşarak bu konuda tahkime başvurdukları, hakemlerce verilen 22.10.2017 tarihli kararın 13 üncü maddesi ile davacıya ait dava konusu şirket hisselerinin dava dışı şirket ortağı ...'a devredileceğinin hüküm altına alındığı, hakem kararına yönelik iptal davası açılmadığı, bilahare davalı şirketin davacının da hazır bulunup başkanlık ettiği 24.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı hisselerinin dava dışı ...'a satışına ilişkin karar alındığı ve yeni ortaklık yapısının davacı olmadan oluştuğuna dair yönetim kurulu kararı alındığı, ancak hamiline yazılı şirket hisselerinin dava dışı ortağa fiilen zilyetliğinin teslim edilmediği, davacının hakem kararının ve yönetim kurulu kararının kendisine yüklediği hisse senetlerinin teslimi borcunu yerine getirmeyerek iyi niyetli davranmadığı, bilahare bu işlemlerden 9 yıl sonra genel kurul kararlarının yokluğuna ilişkin eldeki davayı açmış olmasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447 inci maddesi.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.