WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5709 E.  ,  2024/2867 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/242 Esas, 2017/468 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Mahkemece hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 1.068,27 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 2.270,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kocaköy İlçe Tarım Müdürlüğü'nde çalışan personelin 2002 yılı Haziran ayına ait SSK Primi ve işsizlik sigortası primlerinin toplamı olan 2.261,28 TL'nin Kocaköy Mal Müdürülüğü tarafından 19.7.2002 tarih ve 413345 sayılı gönderme emri ile davalı bankanın Diyarbakır ... Şubesi'ne gönderildiğini, davalı bankanın parayı yanlışlıkla İŞKUR'un İşsizlik Sigortası hesabına yatırdığını, daha sonra fark edilen hata nedeniyle 21.04.2003 tarihinde paranın doğru hesaba aktarıldığını, primlerin zamanında yatırılmaması nedeniyle SSK Diyarbakır Sigorta Müdürlüğü tarafından 1.424,61 TL gecikme zammı tahakkuk ettirilip müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, müvekkilince icra takibinin iptali için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle 15.12.2009 tarihinde 4.550,00 TL, 23.12.2009 tarihinde 710,00 TL olmak üzere toplam 5.260,00 TL ödenmek zorunda kalındığını, Diyarbakır İş Mahkemesi'nin 2003/715 esas sayılı takibin iptali istemli dava sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı bankanın % 50 oranında kusuru bulunduğunun belirtildiğini, konuya ilişkin bakanlık iç denetçisi tarafından düzenlenen raporda da davalı bankanın yapılan 5.260,00 TL ödeme nedeniyle kusurlu olduğu belirtilerek kamu zararının davalı tarafından üstlenilmesinin gerektiğine değinildiğini, davalı bankanın söz konusu zararı ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek 5.260,00 TL'nin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın dayanağını oluşturan talimatın tarihi itibariyle yazılı olarak iletildiğini, söz konusu talimatta paranın yatırılacağı hesap numarasının verilmemesi nedeniyle ilgili paranın İŞKUR'a ait olduğu düşünülerek işsizlik sigortası hesabına aktarıldığını, 21.4.2003 tarihinde işlemin hatalı olduğu anlaşılarak paranın doğru hesaba yatırıldığını, davacı kurumun iç denetçisi tarafından hazırlanan raporda davacının pirim borçlarının zamanında yatırılıp yatırılmadığını kontrol etmemesi, sigorta müdürlüğünün ödenmeyen prim borçları nedeniyle uyarıda bulunmaması nedeniyle kusurlu olduklarına da değinildiğini, davacının talep ettiği bedel ile müvekkilinin eylemi arasında nedensellik bağının bulunmadığını, davalının aleyhine yapılan icra takibine itiraz etmesi ve takibin iptaline dair dava açması nedeniyle aradan geçen sürede işleyen faiz ve yargılama giderlerinin eklenmesi nedeniyle ödenecek meblağın arttığını, bu hususta müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkilinin ancak paranın doğru hesaba aktarıldığı tarihe kadar doğan yasal faizden sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 26.02.2013 tarih, 2010/2748 E. ve 2013/352 K. sayılı kararı ile Kocaköy Mal Müdürlüğü'nce Haziran 2002 dönemine ait davacı kurumun işsizlik sigortası ve SSK primlerinin ilgili hesaba aktarılması için davalı banka şubesine gönderildiği, davalı banka şubesinin ödeme emrinde hesap numarası yerine sehven iş yerinin SSK sicil nosunun belirtilmesine karşın bu yanlışlığı davacı kuruma bildirip doğru hesap numarasını öğrenmek yerine paranın İŞKUR'a olduğuna ilişkin tahminle parayı İŞKUR hesabına aktardığı, bu nedenle davacı kurumun uğradığı tüm zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle 4.550,00 TL'nin 15.12.2009 tarihinden, 710,00 TL'nin 23.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz etmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 16.11.2015 tarih, 2015/4841 E. ve 2015/12022 K. sayılı kararıyla ''...Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan davacı kurum iç denetçisi tarafından düzenlenen raporda; gönderme emri üzerinde ödenecek miktar yanında "Tarımın SSK-İşşizlik Primi olup bankanız nezdindeki 110100001215752101 nolu hesaba mal" şeklinde bir ibarenin yazılı olduğu, bu emrin mutad olarak elden bankaya getirilerek bankadaki ödenekten ilgili hesaba aktarma yapıldığı, ödeme emri üzerine işlemin yapıldığı fişin incelenmesinde Kocaköy Mal Müdürlüğü hesabına 2.261,28 TL borç ve bunun karşılığında İŞKUR Diyarbakır İl Müdürlüğü hesabına aynı miktarda alacak kaydının yapıldığı, bu işlem sonrası bütün ilgililerin paranın doğru hesaba yatırıldığı kabulüyle Sigorta İl Müdürlüğü'nün 13.6.2003 yazısına değin herhangi bir araştırma yapmaya gerek görmedikleri, bu yazıyı müteakip Bakanlık İlçe Müdürlüğü'nce paranın ilgili hesaba aktarıldığı cevabı yanında, Ziraat Bankası ... Şubesi'ne yazılan 20.6.2003 tarihli yazı ile yatırılan paranın akıbetinin sorulduğu, banka tarafından verilen 27.6.2003 tarihli cevapta Mal Müdürlüğünden gelen gönderme emrinde yer alan hesap numarasının bulunamadığı, yazıda yer alan işsizlik primi ibaresi ve iş yoğunluğu nedeniyle paranın sehven İŞKUR hesabına yatırıldığı, İŞKUR tarafından bu hatanın 8 ay sonra farkedilip 21.4.2003 tarihinde bankaya bildirilmesi ile paranın doğru hesaba yatırıldığı bilgisinin verildiği, Sigorta İl Müdürlüğü'nce paranın doğru hesaba yatırıldığı 21.4.2003 tarihine kadar geçen süreye ilişkin gecikme faizinin tahsili amacıyla 1.424,60 TL tutarındaki ödeme emrinin 17.9.2003 tarihinde tebliği ile Bakanlık İlçe Müdürlüğü'nce dava açıldığı, davanın reddi nedeniyle toplamda 5.260,00 TL ödendiği, bu olay nedeniyle Ziraat Bankası Diyarbakır Şubesi'nin yanında yatırılan paranın akıbetini araştırmayan Bakanlık İlçe Müdürüğü'nün, gönderme emrine paranın yatırılacağı hesabı doğru şekilde yazmayan Mal Müdürlüğü'nün, hesabına fazladan para yatırılmasına karşın bunu ancak 8 ay sonra fark eden İŞKUR'un, yatırılması gereken primlerin zamanında yatırılmaması nedeniyle prim borçlusunu vaktinde uyarmayan Sigorta İl Müdürlüğü'nün de kusurlu olduğu bilgisine yer verilmiştir. Bu bilgiler ışığında Sigorta İl Müdürlüğü yazısı ve bu yazıya istinaden davacı bankaya yazılan yazı ve buna verilen cevap dolayısıyla ödeme emriyle talep edilen gecikme faizinin sebep ve miktarının davacı tarafından bilindiği sonucuna varılmaktadır. Davacı; ödeme emri uyarınca borçlu olduğunu açıkça bildiği meblağı ödeyip rücu yoluna başvurmak yerine dava açmış, dava surecinde borca faiz işlemesine ve yargılama giderlerinin de borca eklenmesine neden olmuştur. Bu durum karşısında davalı bankanın eylemi nedeniyle sorumlu tutulabileceği miktar en fazla paranın doğru hesaba yatırıldığı tarihe kadar geçen süre zarfında ödenmesi gereken gecikme faizi tutarı olacaktır. Bununla birlikte bu tutarın tamamından da davalının sorumlu tutulması beklenemez. Yukarıda davacı kurumun iç denetçisi tarafından düzenlendiği belirtilen denetim raporu içeriğinden de anlaşıldığı üzere zararın doğmasında davalı bankanın kusuru yanında davacının da kusuru bulunmaktadır. O halde mahkemece davalının kusur durumunun ve bu kusur nedeniyle sorumlu olacağı meblağın tespitine yönelik inceleme yapmak üzere bankacılık işlemlerinde uzman kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile prim borcunun hatalı hesaba yatırılmış olmasından davacının %25, davalının %75 oranında kusurlu oldukları, bu kusur nedeniyle davalının 1.068,27 TL'den sorumlu olacağı, davacının bu tutarı zararın oluştuğu tarih olan 21.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.068,27 TL nin 21.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gönderme emrinde hesap numarası hatalı gönderilmiş olsa da davalının hesap numarasındaki yanlışlığı davacıya bildirerek giderilmesini ve doğru hesaba aktarım yapılmasını sağlamasının özen yükümlülüğünün bir gereği iken bu gereği karşılamayan eylemde doğrudan davalının kusurlu olup davacının kusuru ile zarar arasındaki illiyet bağını da kesmiş bulunmakla davalının yanlış hesaba aktarım yapmakla asli kusurlu olduğunu, davalı banka tacir sıfatına haiz olup basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğunu, sigorta priminin yanlış hesaba aktarılması ve SSK Diyarbakır Sigorta Müdürlüğü'nün başlatmış olduğu takip arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğundan davalının, açılan icra takibi, icra takibinin iptali davası ile ödenmek zorunda olduğu tüm kalemlerden sorumlu tutulması gerektiği gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.