WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5698 E.  ,  2024/3378 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/778 Esas, 2023/1107 Karar
HÜKÜM : Kabul
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine 26.06.2009 tanzim, 15.08.2013 vade tarihli ve 195.000,00 TL bedelli bono nedeniyle takip başlatıldığını, müvekkili imzası yanında müşterek borçlu müteselsil kefil açıklaması olduğunu, müvekkilinin aslen dava dışı ... Ambalaj isimli firmanın kullanacağı 750.000,00 TL limitli krediye ilişkin imzalamış olduğu 26.06.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde yalnızca 100.000,00 TL tutarında meblağa kefil olduğunu, sözleşme içine yerleştirilen açık bonoyu da boş olarak imzalayarak bankaya teslim ettiğini, davalı banka tarafından yapılan takibin dayanağı senedin teminat senedi olduğunu, müvekkilinin 26.06.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi ile kefil olduğu kredinin ödenerek kapatıldığını, müvekkilinin maliki olduğu taşınmaz üzerindeki 31.10.2006 tarihli ipoteğin de davalı banka tarafından 25.02.2011 tarihinde fek edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin 26.06.2009 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin sona erdiğini, dava konusu bononun gerçek bir borç ilişkisinin ödenmesi için düzenlenmediğini, kredi sözleşmesi ile kullandırılacak krediye ek teminat olarak verildiğini belirterek, müvekkilinin davalı bankaya icra dosyasından ve kredi sözleşmesinden borçlu olmadığının tespitine ve sözleşme gereği verilen takip konusu senedin iptaline ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının avalist sıfatıyla takip konusu alacaktan sorumlu olduğunu, davacı tarafından İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/78 E. sayılı dosyası ile açılan dava da müvekkili banka lehine red kararı verildiğini, davaya konu kambiyo senedinin kıymetli evrak niteliğinde olup tüm koşulları taşıdığını, söz konusu evrakın teminat senedi olmadığını, evrak üzerinde teminat ibaresi ve teminat kaydı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2019 tarihli ve 2015/409 E., 2019/25 K. sayılı kararı ile 26.06.2009 tarihinde düzenlenen bononun o tarihte açılan 150.000,00 TL’lik taksitli krediyi kapsadığı, söz konusu kredinin vadesinde tasfiye edildiği, davacının davalı banka ile ticari ilişkisinin 26.02.2011 tarihinde ipoteğin fekki tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra açılan kredilerle ilgisinin olmadığı, dolayısıyla senedin düzenlenme gerekçesi olan borcun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyeti ve ağır kusuru tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/1154 E., 2021/505 K. sayılı kararıyla davacının, dava konusu senedin sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu, senedin sadece 26.06.2009 tarihli kredi sözleşmesine istinaden verildiği ve teminat senedi olduğu yönündeki iddialarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 ve 201 inci maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, dosya kapsamı ile davacı tarafça belirtilen hususlarda yazılı delil ibraz edilmediği gibi yemin deliline de dayanılmadığı, ispatlanamayan davanın reddine, icra takibi durdurulmadığından koşulları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, kabule göre de yargılama sırasında icra takip dosyasına ödeme yapılmakla davanın istirdat davasına dönüştüğü dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken sadece menfi tespit yönünden hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz 19.12.2022 tarih, 2021/5176 E. ve 2022/9170 K. sayılı kararıyla davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak dava konusu bononun davalı bankadaki muhasebe kayıtları ile dava dışı şirketin kredi dosyaları ve kredi onay belgeleri incelenerek söz konusu bononun davalı bankaya verildiği tarih itibariyle dava dışı şirketin muaccel hale gelmiş bir borcunun olup olmadığının ve dava dışı şirketin kredi borcuna teminat olarak verilip verilmediğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda senedin davacının kefil olduğu 26.06.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinin anlaşıldığı, söz konusu kredi borcunun ödendiği, davalı tarafından verilen ipoteğin de terkin edildiği, dolayısıyla davacının senedin konu edildiği takip nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün 2013/30296 E. sayılı icra dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespiti ile 301.666,76 TL'nin davalıdan istirdadına, davalının kötü niyeti tespit edilemediğinden şartları oluşmayan davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların takibe konu borçtan gerek kefaleten gerekse asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduklarını ve asıl borçlu olarak sorumluluklarını ortadan kaldıracak hiçbir itiraz ve delil bulunmadığını, davacının takip konusu bononun teminat senedi olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarını ispat edemediğini, davacının dava dışı ... Ambalaj San. Tic. Ltd. Şti.'nin müteselsil kefili ve kullandığı kredi nedeniyle müvekkili şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, senet metninde senetin teminat olarak verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığını, davacının davasını ispat edemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacı aleyhine bono nedeniyle başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat talebine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 200 ve 201 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.