11. Hukuk Dairesi 2023/569 E. , 2024/5172 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1232 Esas, 2022/1556 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
( Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1494 E., 2018/914 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne ve davanın kabulü sebebiyle davalı vekilinin başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki Faktoring Sözleşmesi kapsamında davalının İspanya'da mukim Top İnternet Busıness S.L. adlı alıcısına, 13.07.2013 tarihli iki adet faturaya konu ihracat mallarının davalı şirketin garantisi kapsamında gönderildiğini, davalı ile davacı şirket arasında ihracat faktoring sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre faktoring şirketinin İspanya'da mukim alıcısı ile davacı şirket arasında irtibat sağlayarak mal satışını gerçekleştireceğini ve fatura bedellerinin tahsilini faktoring garantisine alarak fatura alacağı tahsil edilemez ise garanti kapsamındaki miktar oranında fatura bedelini faktoring şirketinin davacı şirkete ödeyeceğini, faktoring sözlemesi kapsamında fatura bedelinin tahsil edilememe riskine karşın davalı tarafın 100.000,00 euro garanti verdiğini, sözleşmeye göre tarafların aralarında 31.000.00 kg iplik emtiasının davalının İspanyada mukim Top Internet Busıness S.L adlı alıcısına teslimi ve bedelinin ödenmesi hususlarında anlaşmaya vardıklarını, davacının sözleşme ile birlikte iki adet faturayı tanzim ettiğini, faturada taraflar arasında emtia bedeli olarak kararlaştırılan bedeli, teslim edilecek emtianın cinsi, miktarı ve teslim edilme tarihinin düzenlendiğini, sözleşmede ve faturada belirlenen tarihte davacının 31.000.00 kg etmiayı davalının gösterdiği yere teslim ettiğini, durumu gösterir sevk irsaliyesinin davacı tarafından düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davacı tarafından edim ifa edilmiş olmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalıya ihtarname çekilerek fatura bedellerinin ödenmesinin istendiğini, davalı tarafın ihtarnameye cevap olarak ödeme yapmayacaklarını bildirdiğini ileri sürerek 02.07.2013 tarihli alım-satım sözleşmesinden doğan ve 13.07.2013 tarihli faturalarda gösterilen emtia bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ihracat faktoring sözleşmesi değil faktoring sözleşmesi imzalandığını, ihracat faktoring sözleşmesi imzalanmış olsa bile koşulları oluşturulmadan yani limit onay bildirimi yapılmadan ve garanti sertifikası verilmeden her ihracat işleminin garanti altında olduğunu bu sebeple fatura bedellerini ödemeleri gerektiğini iddia etmenin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı şirketin davacı tarafından koşulları sağlanmak kaydı ile yurt içi ve yurt dışı tüm faktoring hizmetlerini görmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmede açıkça hangi işlemlerin şirketleri garantisinde bulunduğunun sıralandığını, davacının başvuruda bulunarak ilk kez İspanya'da mukim bir firma ile 31.000.00 kg iplik satışıyla ilgili olarak sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında ihracat faktoring işlemi yapmak istediğini bildirdiğini, başvuru üzerine yurdışında mukim muhabir ile irtibata geçildiğini, incelemesini tamamlayan muhabirin davacıya maksimum 60 gün vadeli faturalar için 100.000,00 euro tutarlı ön limit vermeyi taahhüt ettiğini bildirmesi üzerine 01.07.2013 tarihinde davacıya email çekilerek muhabir faktoring ön limit verdiğinin bildirildiğini, vadesi 74 gün olan faturalar sebebiyle garanti koşulları oluşmadığından kesin limit onay bildirimi ( LOB) yapılmadığını, davacıya herhangi bir garanti sertifikası da verilmediğini, bu suretle söz konusu satışın kendilerince garanti altına alınmadığını, nitekim taraflar arasındaki sözleşmede faktörün açıkça LOB vermesi halinde garanti hükümlerinin yürürlük bulacağının belirtildiğini, fakat bu yönde davacıya herhangi bir LOB verilmediğini, garanti işleminin gerçekleşmemesi üzerine davacının tahsilatla sınırlı olarak işlem yapılması talebiyle davalı şirkete başvurduğunu, 10.07.2013 tarihinde genel faktoring sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında yapılan ihracatın tahsilat kısmının kendilerince takibinin talep olunduğunu, ilk kez ihracat yapan yurtdışı alıcı firmanın iflası üzerine alacağın tahsil edilemediğini, kendilerince her türlü olanak zorlanarak muhabir faktörden ödemeler talep edilmiş ise de muhabir bankanın 60 günü aşan vadeli işlemlerin garanti kapsamında bulunmaması sebebiyle ödemeyi yapmadığını, bu sebeple de davacının mal bedeli tahsil edilemediğinden davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça davalı ... şirketinin faktoring sözleşmesi kapsamında İspanyada mukim alıcının 31.000 kg iplik emtiasının bedelinin ödenmesini garanti ettiği iddiasıyla ödenmeyen iki adet fatura bedelinin 1.000,00 TL'lik kısmının davalıdan tahsili talebiyle iş bu davayı açılmış ise de; hükme esas alınan 14.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere faktoring sözleşmesinin garanti ile ilgili hükümlerinde, faktoring şirketinin garanti sorumluluğunun Limit Onay Bildirimi'ni yazılı olarak müşteriye bildirmesi ile başladığı, dava dosyası ve davalı şirket kayıtlarında yapılan incelemelerde Limit Onay Bildirimine rastlanılmadığı, bunun dışında dava konusu işlemde muhabir faktor tarafında verilen kesin limit onayının 60 günlük süre şartına bağlandığı, 60 günlük vadenin verilecek olan garantinin de temel şartı olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalarda ise vadenin 74 gün olarak kararlaştırıldığı bu sebeple teslim olunan mal bedeli yönünden faktoring garanti şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firma ile müvekkil şirket arasında ihracat faktoring sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre Faktoring şirketinin İspanyada mukim alıcısı ile müvekkili şirket arasında irtibat sağlayarak mal satışını gerçekleştireceğini ve fatura bedellerinin tahsilini faktoring garantisine alarak fatura alacağı tahsil edilemez ise garanti kapsamındaki miktar oranında fatura bedelini faktoring şirketinin satıcı müvekkili şirkete ödeyeceğini, Faktoring Sözleşmesi kapsamında fatura bedelinin tahsil edilememe riskine karşın davalı tarafın 100.000,00 euro garanti verdiğini, sözleşmeye göre taraflar aralarında 31.000,00 kg iplik emtiasının davalının ispanyada Mukim Top Internet Busıness S.L. adlı alıcısına teslimi ve bedelinin ödenmesi hususlarında anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin sözleşme ile birlikte iki adet faturayı tanzim ettiğini, mezkur sözleşmede ve faturada belirlenen tarihte müvekkilinin 31.000,00 kg davalının gösterdiği yere teslim ettiğini ancak davalı tarafın ödemeyi yapmayarak müvekkilini mağdur ettiğini, açmış oldukları davanın hukuka aykırı olarak alınmış 14.05.2018 tarihli Bilirkişi raporuna dayanarak reddine karar verildiğini, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporu olan 10.02.2017 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişilerin “Limit Onay Bildirimi” belgesinin bulunması durumunda muhabir faktörün ve davalı ...’in alacakların ödenmemesinden dolayı sorumlu olacağının ve geçici ve kesin limit onay bildirimi belgelerinin müvekkili şirket ile davalı ... Faktöring A.Ş. yetkilileri arasında yapılan mail yazışmalarından anlaşıldığının açıkça tespit edildiğini, söz konusu ihracatla ilgili geçici ve kesin limit onay bildirimlerinin verildiğini, davalı şirket tarafından muhabir faktör nezdinde garanti limitinin iptal edildiğinin müvekkili şirkete bildirildiğini ancak; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) madde 18 gereğince limit iptalinin daha sonraki sevkıyatlar için geçerli olduğunu, iptalden önce yapılan sevkıyatların bu iptalden etkilenmeyeceğini, dava konusu alacağın; Uluslararası Faktoring Kuralları (GRIF) madde 24 gereğince muhabir faktör tarafından, ihracat faktörü konumunda olan davalı şirkete ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin, müvekkilinden temlik alıp muhabir temlik ettiği bu alacakların ödemelerini Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) gereğince muhabir faktörden talep etmediğini, dava konusu alacağın, davalı şirketin kusuru sebebiyle muhabir faktörden tahsil edilemediğini, yapılan ihracatların bedelinin davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) madde 19 (iv)'da yer alan "İthalat faktörünün bir kredi limitini iptal etmeye karar vermesi halinde, İhracat faktörünün sorumluluğu tüm alacak hesaplarının ödenmesi ya da başka bir yolla ortadan kalkmasına, yani İthalat faktörünün riskinin sona ermesine kadar devam edecektir. Ancak İhracat faktörü ile tedarikçi arasındaki sözleşmenin iptali sonrasında İthalat faktörüne herhangi bir devir yapılması beklenemez." hükmü uyarınca da müvekkilin alacaklarının davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) madde 31'de ithalat faktörünün tedarikçilere karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı ve ithalat faktörünün bu eylemleri sebebiyle tedarikçi aleyhine oluşacak zararların ihracat faktörü tarafından karşılanacağının belirtildiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi muhabir faktörün gerçekleşen bu ihracatın tutarını ödemesi gerektiğini ancak; davalı tarafça bu tutarın muhabir faktörün ihracat bedelini kendilerine ödemediğini belirtildiğini, bu sebeple Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) madde 31 gereğince bu ihracat bedellerinin davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, Uluslararası Faktoring Genel Kuralları (GRIF) dikkate alınmadan Yerel Mahkemenin davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, davalı şirket yetkilileri ile yapılan mail yazışmaları tekrar sunularak 17.10.2017 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı doğrultusunda “davacı tarafça sunulan e mail çıktıları dikkate alındığında geçici limit onayının yapılıp yapılmadığı yazışmalar dikkate alındığında bu onay işleminin yapılmış kabul edilip edilemeyeceği onay işlemi yapılmaksızın davaya konu işlemlerin yapılmasının mümkün olup olmadığı sorumluluğun doğup doğmadığı hususları irdelenmek sureti ile ek rapor istenilmesine” karar verildiğini, davalı şirket çalışanı ...... tarafından müvekkili şirket çalışanı ....’a gönderilen 08 Temmuz 2013 emailde muhabir firmadan kesin limit cevabının geldiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından 16 Temmuz 2013 tarihinde gümrük beyannameleri düzenlenerek emtianın alıcıya gönderildiğini, email yazışması ile kesin limit onayının alındığının müvekkiline bildirildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Çeşitli Hükümler Başlıklı kısmının 1.maddesinde, taraflar arasındaki elektronik ortam haberleşme kayıtlarının teyit edilmiş olsun olmasın, kesin münhasır yegane geçerli delil teşkil edeceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, 14.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı tarafından geçici ve kesin limit onaylarının verildiği tespit edilmekle birlikte 15.07.2013 tarihinde .... tarafından müvekkili şirket çalışanı .....’a vade tarihi hk. gönderilen mailde “… vade tarihini ınvoice date üzerinden 60 gün hesaplayarak koyabiliriz” şeklinde tespitte bulunduklarını, daha sonra ise vade tarihini ınvoice üzerinden hesaplamayarak hukuki ve bilimsel olarak hataya düştüklerini, dosyada bulunan “COMMERCIAL INCOICE” incelendiğinde tarihinin 24.07.2013 ve vadesinin 60 gün, vade tarihinin 25.09.2013 olduğunun aşikar olduğunu, davalı tarafın, muhabir firmadan kesin limit onayı alınmadan malların gönderildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığının dosya kapsamında alınan her iki bilirkişi raporu ile kesinlik kazandığını, email yazışması ile kesin limit onayının alındığının müvekkiline bildirildiğini, Mahkemenin faturaların vadesinin 74 gün olması sebebiyle garanti şartının gerçekleşmediğine ve kesin limit onayının alınmadığına karar verdiğini ancak dava konusu mallara ait COMMERCIAL INCOICE’da ödeme vadesi 60 günlük olarak açıkça belirtildiğini, hatta müvekkili şirket tarafından davalı şirkete verilen (Notification & Transfer Of Receivables) Alacak Devir Belgesinde de fatura tarihinin 24.07.2013, ödeme tarihinin de 25.09.2013 olarak geçtiğini, bilirkişilerin bu durumu göz ardı ederek rapor hazırladıklarını, davalı şirketce, müvekkiline garanti verilmesine rağmen, muhabir firmadan tahsilat yapılamaması sebebiyle müvekkiline ödeme yapılmadığını, davalı şirketin kendi kusurunu müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını, uluslararası ticaret hukukunda esas önemli olanın konşimento olduğunu, proforma faturanın satış şartlarını belirten bir sözleşme niteliğinde olduğunu, vade tarihinin konşimento tarihi itibari ile başladığını, konşimento tarihinin de dosyadan anlaşılacağı üzere 29.07.2013 olduğunu. Bu tarihten itibaren dahi hesaplansa açıkça vade tarihinin 25.09.2013 olduğundan 60 gün vade süresinden az olduğunu, dosya incelendiğinde Türkçe fatura olan 13.07.2013 tarihli fatura da vade tarihi yazmadığı gibi “ödeme” başlığında “60 gün mal mukabili” terimi geçtiğini, bilirkişilerin sanki bu faturada vade tarihi 25.09.2013 tarihi belirtilmiş gibi rapor tanzim ettiklerini, İngilizce olarak düzenlenen asıl fatura olan “COMMERCIAL INVOICE” da ise fatura tarihi “DATE 24.07.2013”, vade “PAYMENT: 60 DAYS BY FACTORING” ve vade tarihi “PAYMENT DATE: 25.09.2013” olarak açıkça belirtildiğini, her iki rapor değerlendirildiğinde davalı şirket tarafından 01.07.2013 tarihinde ön limit tahsisinin gerçekleştiğini ve 08.07.2013 tarihinde kesin limit onayının verildiğinin sabit olduğunu, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunun 17. sayfasında da faturanın tarihinin (invoice date) 24.07.2013 olduğunun tespit edilmiş ve bu durumun kesinlik kazanmış olduğunu, davalı tarafından kesin limit onayı alındıktan sonra malların sevk ve faturalandırma işlemlerinin hepsinin davalının talimatları ile yapıldığını, bu durumun açıkça mail yazışmalarının tarih sıralamasından anlaşıldığını, Finansal Kurumlar Birliğinin davalının da üyesi olduğu bir kuruluş olduğunu, Finansal Kurumlar Birliği’nin bildirdiği bilirkişilerin dosya kapsamında rapor hazırlamasının da hakkaniyete ve adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 1.000,00 TL belirsiz alacak davası olarak açıldığını ancak itiraz neticesinde Sayın Mahkemenin dava değerinin 100.000,00 euro olduğunu tespit etmek suretiyle davacıya eksik harcın tamamlanması için iki haftalık kesin süre verdiğini ve eksik harcın davalı tarafından tamamlandığını, vekalet ücretinin ve harçların harcı yatırılan dava değerine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Taraflar arasında faktoring ilişkisi süreci incelendiğinde, Davalı şirketin çalışanı ...... tarafından davacı şirket çalışanı ...'a hitaben düzenlenen 04.06.2013 tarihli mailde; İspanyadaki alıcı ile ilgili başvurunun alındığı, limit tahsis edebilecek tüm muhabirlere bilginin gönderildiği ifadesine yer verildiği, davalı ... şirketinin talebi üzerine, ithalat faktör Banco Sabadell tarafından 26.06.2013 tarihinde gönderilen MSG03-Preliminary Credit Assessment Response başlıklı mesajında; ön limitin tahsis edildiği, tahsis edilen limitin 100.000,00 euro olarak belirlendiği, vade tarihinin ise 60 gün olarak öngörüldüğü bilgisine yer verildiği, ön kredi değerlendirme mesajında, satıcı olarak davacı şirket, alıcı olarak da Top İnternet Business S.L. olarak belirlendiği, 01.07.2013 tarihinde Strateji Faktoring Pazarlama Yönetmeni ...... tarafında ...'a gönderilen emailde; Top İnternet Business S.L. alıcınızla ilgili İspanya'daki muhabir faktörden 100.000,00 euro tutarında ön limit tahsis edildiği bilgisine yer verildiği, alınan ön limitin kesin limite çevrileceği hususuna da yer verildiği buna göre limit onay bildiriminin alındığının kabul edilmesi gerektiği, maillerin delil niteliğinde bulunduğu ve tarafların kabulünde bulunduğu, asıl uyuşmazlığın, taraflar arasında belirlenen 60 gün vade süresine uyulup uyulmadığı ve bu sebeple davalının sorumlu olup olmadığı konusunda olduğu, 01.07.2013 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen yazıda, alıcısının Top İnternet Business SL, Ön limit tutarının 100.000,00 euro olduğu ihracat faktoring esasları kapsamında %0,55 oranında komisyon oranının uygulanacağı hususunda bilgi verildiği, yazışmaların edifactoring.com üzerinden yapıldığı, ithalat faktörü olan Banco Sabadell tarafından davalı ... şirketine gönderilen 05.07.2013 tarihinde MSG06 Credit Cover başlıklı mesajda, satıcının davacı şirket, alıcısının ise Top İnternet Business S.L. olduğu faktoring işlemi ile ilgili olarak azami 60 gün vadeli olmak olmak üzere 100.000,00 euro tutarında limitin tahsis edildiğine dair bilgi gönderildiği, limitin 100.000,00 euro ve vadenin ise 60 gün olarak belirlendiği, 08.07.2013 tarihinde Strateji Faktoring Pazarlama Yönetmeni ...... tarafındani ...' a gönderilen e mailde ise, alıcı firma ile ilgili olarak kesin limit cevabının geldiği bilgisine yer verildiği, ayrıca 15.07.2013 tarihinde dava dışı... tarafından ...' a vade tarihi hk. gönderilen e mailde,"...Vade tarihini Invoice date üzerinden 60 gün hesaplayarak koyabiliriz. Çünkü B/I tarihi henüz belli değil. ...Hanım izindeymiş, dolayısıyla ... Flanım bize yardımcı olacak. E mail adresi Cc de mevcut. Adresle ilgili haber bekliyorum, gelir gelmez bildireceğim." hususunda bilgi alışverişinde bulunulduğu, buna göre davacı tarafça fatura üzerine asıl fatura olan “COMMERCIAL INVOICE” da ise fatura tarihi “DATE 24.07.2013”, vade “PAYMENT : 60 DAYS BY FACTORING” ve vade tarihi “PAYMENT DATE : 25.09.2013” olarak yazıldığı, taraflar arasındaki 15.07.2013 tarihinde dava dışı... tarafından ...' a vade tarihi hk. gönderilen e mailde,"...Vade tarihini Invoice date üzerinden 60 gün hesaplayarak koyabiliriz. Çünkü B/I tarihi henüz belli değil. ...Hanım izindeymiş, dolayısıyla ... Hanım bize yardımcı olacak. E mail adresi Cc de mevcut. Adresle ilgili haber bekliyorum, gelir gelmez bildireceğim." şeklindeki maile göre vade konusunda davacının sorumluluğuna gidilebilecek bir durum olmadığı, her iki fatura üzerinde vade tarihinin 25.09.2013 olarak belirlendiği, 8282 ve 8283 numaralı her iki faturanın üzerine faturadan kaynaklanacak olan alacağın davacı şirket tarafından ithalat faktörü olan Banco de Sabadell S.A'ye temlik edildiğini gösteren stickerin yapıştırıldığı, Davalı şirket tarafından ithat faktör Banco de Sabadell SA'ye 29.08.2013 tarihinde MSG09 İnvoices & Credit Notes başlıklı mesaj gönderildiği, MSG09 başlıklı mesaj ile ithalat faktörü tarafından temlik alınan faturalara ilişkin bilgiler gönderildiği, mesaj tarihlerine bakıldığında, mesaj tarihlerinin 60 günlük süre içerisinde kaldığı, 15.07.2013 tarihinde dava dışı... tarafından ...'a vade tarihi hk. gönderilen e mailde de, vade tarihinin konulmasına ilişkin davacı tarafa insiyatif tanındığının anlaşıldığı ve davacı tarafın da PAYMENT : 60 DAYS BY FACTORING şeklindeki ibare ile aslında süreye uyduğu, vade tarihinin 25.09.2013 olarak yazılmasının 60 gün olarak belirlenen süreye uyulmadığı şeklinde yorumlanmasının hukuki olarak geçerli olmadığı, taraflar arasındaki ilk yazışmaların ve kesin onay limitine ilişkin yazışmalara bakıldığında tarihlerinin 01.07.2013 tarihinde oluştuğu, sürenin bu tarih itibariyle hesabında ise 60 günlük süreye uyulduğunun görüleceği, Faktoring işleminde limit bildirim formuna (LOB) ilişkin esasların taraflar arasında imzalanan sözleşme ile düzenlendiği, sözleşmenin faktoring garantisi başlıklı 3. bölümünün l. maddesinde, faktoring şirketinin ancak yazılı olarak Limit Onay Bildirimi ile taahhüt edilmesi halinde yükümlülüğünün olacağı hükme bağlandığı, somut olayda, satıcı malı satmak istediği yurt dışındaki alıcı ile ilgili bilgileri davalı şirkete verdiği, alıcı firma ile ilgili bilgileri davalı şirket ithalat faktörüne ilettiği, bunun üzerine ithalat faktörü şartlı olmak üzere geçici ardından da kesin limiti onayladığı, ardından davacı şirket tarafından aracılık fonksiyonunu haiz davalı şirkete ithat faktöre iletilmek üzere; faturaları, gümrük çıkış beyannameleri, dolaşım belgeleri ve konişmentolar ile Alacak Bildirim Formu (NTR) teslim edildiği, davalı şirket tarafından kendisine teslim edilen belgelerin bilgisinin ithalat faktörüne iletildiği, kesin olarak hangi tarihten başlatılmasına ilişkin bilgi bulunmayan 60 günlük süreye ilişkin 15.07.2013 tarihinde dava dışı... tarafından ...'a gönderilen maile göre hareket edildiği, bu mailde de tarihin belirlenme süresinin davacıya bırakıldığı ve davacı tarafın da vade tarihini yazmakla birlikte PAYMENT: 60 DAYS BY FACTORING notunu da düştüğü, bu sebeple vade tarihine uyulmadığı şeklindeki Mahkeme kararının hukuki olmadığı, vade tarihinin belirlenenden kısa değil uzun olarak belirlendiği, 60 günlük yasal süre içerisinde kaldığı, vade tarihinin kısaltılmadığı, tarafların 60 gün içerisinde ödeme yükümlülüklerinin olduğu, davacının teslimi sabit olan 97.939,18 euro emtia bedelini davalıdan talep etmekte haklı olduğu, ancak davacının davasını ıslah etmediği, belirli alacak yönünden dilekçe sunarak, 293.424,76 TL üzerinden harç yatırdığı, davayı açarken 1.000,00 TL istemli dava açtığı, bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, 1.000,00 TL'nin dava tarihinden, 293.424,76 TL'nin ise 25.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davanın kabulü sebebiyle davalı vekilinin başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesince verilen kararda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmünün yok sayıldığını, Faktoring Sözleşmesi kapsamında müvekkiline temlik edilen ve müvekkili tarafından da yurt dışında yerleşik muhabir bankaya temlik edilen ekte tekrar sundukları faturalardan ve NTR (Alacak Bildirim Formu)'den anlaşılacağı gibi temlike konu faturaların düzenlenme tarihinin 13.07.2013 olduğunu, Mahkemenin fatura tarihinin 24.07.2013 olduğu sonucuna nasıl vardığını anlamanın mümkün olmadığını, nitekim davacı yanca dahi dava dilekçesinde faturaların düzenleme tarihinin 13.07.2013 olduğunun belirtildiğini, sayın Dairenin gereçesine dayanak yaptığı diğer bir iddianın ise...'ın vade konusunda davacıya insiyatif tanıdığı olduğu, H.Mustafa Sağ'ın davacının ihracat işlemlerinde danışmanlık aldığı bir müşavir olduğu, müvekkili şirket ve yurt dışı muhabir banka ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, sayın Dairenin gerekçesine dayanak yaptığı diğer bir çarpıcı iddianın ise "mesaj tarihlerine bakıldığında, mesaj tarihlerinin 60 günlük süre içerisinde kaldığı" ifadesi olduğunu, temlike dayanak olan belgenin müvekkil şirket ile muhabir banka arasındaki mesajlar olmadığının açık olduğunu,
huzurdaki davada; yerel mahkeme tarafından alanında uzman beş bilirkişiye hazırlatılan 14.05.2018 tarihli raporda, belgeler ve mevzuat hükümleri ile "faktoring garantisi" nin oluşmadığının sayın dairenin aksine somut gerekçelerle ortaya konulduğunu, faktoring garantisinin oluşabilmesi Limit Onay Bildirimi'nin yetkili kişilerce imzalanıp müşteriye verilmesi gerektiğini, Muhabir tarafından kesin limit belirlenmiş olsa dahi, faktoring şirketi müşterisine faktoring garantisi hizmeti vermeyebileceğini, nitekim huzurdaki olayda da müvekkil şirketin bir Limit Onay Bildirimi düzenleyerek davacıya vermediğini, garantinin oluşabilmesi için müşteriye geçerli bir Limit Onay Bildirimi gönderilmiş bulunması yeterli olmadığını, ayrıca fatura konusu alacağın vadesinde, borçlunun iflas etmiş ya da aczinin İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde sabit olmasının gerektğini, somut olayda alcının iflas ya da acz halinde olduğuna dair bir veri bulunmadığını, ayrıca, faktoring işlemine konu edilen faturalara konu alacaklar Notification&Transfer Of Reccivable (NTR-alacak bildirim formu) ile müvekkil şirkete devredildiğini, ekte tekrar sundukları bu devir belgeleri ve eki faturalar incelendiğinde, faturaların tanzim tarihlerinin 13.07.2013, vadelerinin ise 25.09.2013 olduğu vade süresinin 74 gün olduğu, bu hali ile muhabir tarafından belirlenen 60 gün vadeli satışların faktoring garantisi kapsamında olacağı şartına uymadığı, sırf bu durumun dahi alacakların muhabirin şartlarını belirlediği faktoring garantisi dışında kaldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!